şükela:  tümü | bugün
  • "bana cocuklugunu anlat" cümlesinin sorulma sebebi.
    insan karakterinin, hamur gibi yumuşacık şekillenmeye başladığı yıllar olan çocukluk yıllarında ister kasıtlı, ister kazayla da olsa çocuğun yaşadığı normal dışı olayların yaşamında izler bırakarak farklı tahribatlar yapması durumu.bu travmalar zaman zaman ömür boyu sürecek fobileri ardında bırakır.

    örnek vermek gerekirse :
    jetgiller ve milliyet çocuğun* yaşamımın merkezi olduğu yıllarda sadece siyah beyaz tek kanallı televizyonumuzdan gördüğüm ve bağımlısı olduğum sirk ortamı şehrimize de gelmişti.uzun uğraşlar sonucu yakın arkadaşlarımla en öndeki yerimizi almıştık.klasikleşmiş gösteriler ilerledi ve şovun bir bölümünde sahnedeki palyaçolar yanlarında şempanzeler olduğu halde seyicilerin arasına karışmaya başladı tabi biz de en önde olduğumuz için ve garip bir çekim enerjim olup kalabalık içinde göze battığım için garip makyajlı korkunç bir palyaço ve şempanzesi göz açıp kapayıncaya kadar yanımda belirdi.ne olduğunu anlamadan şempanzeyi kucağıma verdi ve flaşlar patlamaya başladı.palyaçodan mı korksam ,şempanzeden mi korksam yada flaşları mı anlamaya çalışsam karar veremeden gözüne far tutulmuş tavşan gibi kaskatı kaldım .o gün bugündür iki korkuyu birleştirerek kendime özenle bir fobi yaptım.nerede garip, palyaço kıyafetleri giydirilmiş şempanze görsem elektrik çarpmış gibi olurum.superman in kriptoniti varsa benim de çarli tipli şempanzelerim var.
  • çocukluk döneminde yaşanmış hala hatırlanan derin izler bırakmış olaylar...

    misal: okula bile gitmezken yazlığın bahçesinde büyük bir akasya ağacı vardı, annem veya babam tarafından elime tutuşturulmuş çapa ile toprağı çapalarken nedendir bilinmez birden o akasya ağacına vurdum, vurduğum yer çizgi filmlerdeki gibi kesik olmadı, açtığım ufak yarıktan öz suyu sızmaya başladı ağacın, önce afalladım sonra kendimden yola çıkarak ağaç ağlıyor zannettim,çok pişman oldum, elimden çapayı attım gözlerim yaşlardan görmez olmuştu elciklerimle yarasına bastırdım "ağlama ağlama"... kısa bir süre sonra kesildi tabi... pişmanlığım ve utancımdan feci hissediyordum, bir yandan o çizgi filmlere lanet ediyordum... büyüp eşşek kadar olduktan sonra her o ağacın önünden geçerken içim acıdı... bahçeyi sularken hep o ağaca daha fazla su verdim...
  • 6 yaslarinda pelerin, asa vs. komple sunnet kiyafeti giydirilmis vaziyette eyup sultan'a goturulurken yolda coluk cocuk herkesin isaret parmaklariyla gostererek orospu cocugu dercesine "aaa sunnet cocugu" demeleri ve bu maymun kisinin henuz "ananizin ami" kabilinde kufurler bilmemesi sonucu kazik kadar olup da unutamadigi, halen bazi hareketlerine sebep gosterdigi olaylarin yol actigi hasarlar.
  • genelde bilinçaltına itilen, unutulan travmalar.
    (bkz: seksenler cocuklarinin travmatik gecmisi)
    (bkz: travmatik cocukluk oykuleri)
  • tam olarak travma derecesinde degil ama,
    aile ile cenaze icin gidilen bir koyde, bir tanidigin evine birakilip bizim gibi disaridan gelmis kardesler (ablalar) gosterilip kaynasin denmesi.

    buyukler aksam cenaze evine gittikten sonra ablalar ve benden bes yas kucuk birader ile saklambac tadinda oyunlar oynamamiz, ilerleyen saatlerde birdenbire ablalardan birinin beni zorla bahcedeki tahta kanepe benzeri nesneye oturtup kucagima oturmasi, zorla opup seni seviyorum demesi.

    travmam bundan sonraki kisimdir:
    diger ablanin henuz 4 yasindaki biradere ayni seyi yapiyor olmasi, tek farkin biraderin ablanin kucaginda oturuyor olmasi. "bunlar bizim kocamizmis" cumlesini duymamiz.
  • degisik bir bakis acisi ile yaklasmak gerekirse, cocukken yapilmis fakat o zamanlar garip gelmemis, anlamli gelmis bir mevzunun yillar sonra -15 yil iyidir- akla geldiginde yasattigi titreme, seyirme, aglama ve benzeri taddaki travmatik olaylaridir. kendimden ornek vermem gerekirse -ki ben bu ornekleri vermek icin yaziyorum bunu- direk taze taze, 90 lar pop zirvesi'nden sonra aklima gelen "o zamanlar" anlam teskil etmis, lakin simdi titreme getiren olaylari cok net bir sekilde siralayabilirim...

    efendim yillardan 199x; 4 < x < 8. mirkelan yeni cikmis. bir her gece sarkisi var ki eyvah eyvah... klibinde iskender paydas bir solo atmis (ne solosu, 5 saniye atak yapmis) , mirkelam baslamis kosmaya ve o ara herkeslerin diline dolanmis. iste o asamada artik polifonik osuruk kisisi nasil etkilenmis ise bu mevzudan; eski calisma masasinin cekmecesinin uzerine (gorunmesin diye muhtmelen) su anlamli dizeleri yazmis 2b kursun kalem ile ;

    mirkelam = her gece = 1 numara = number one

    bu esitligi hemen inceleyelim ;

    mirkelam = her gece ; meali : abi valla baska sarkisini billmiyorum ama cok guzel bu sarki. o uzun sacli baterist de ne guzel solo atmis (bkz: solo atmak). ben de `mirkelam olucam !

    mirkelam = her gece = 1 numara ; meali : cok guzel sarki cok ! 1 numara !!!

    mirkelam = her gece = 1 numara = number one ; meali : orta okula yeni basladigimi ve yeni yeni ingilizce ogrendigimi belirtme ihtiyaci hissettim ! number one , number two , numbber three ... one hundred ! thank you !

    hatirlamak istemedigini hatirlamayan bunye, yillar sonra eski calisma masasini atmak icin sökerken bu yazi gozune carptiginda uzerine bir titreme gelir. yetmez gozu seyirmeye baslar. akabinde masayi cope atmaz, yakar.

    ve hemen akabinde akla 70 yillarindan kalma bir kaset calar ve amfi ile bangir bangir tarkan, serdar ortac, burak kut, mustafa sandal dinlenen yillar gelir. evet evet. gelir. akabinde pepsi mega 5 li canlanir gozde. burak kut'un ikinci albumunu cikarttigi yillara denk gelen yunus faciasi, pepsi mega 5 li'de, buyuk paralar ile cekilip, buyuk sukse yyapan yasandi bitti'nin klibinin bir numara oldugu gunlerde yasanan mutluluk gelir, carpar, gider. hemen hemen akabinde orta 2'deki turkce dersi gelir akla. turkce ogretmeninin kompozisyon konusu olarak "bir sarkinin hikayesini anlatin" vermesii ile baslayan, konu olarak yasandi bitti'nin secilmesi ile devam eden ve "... acaba bu sarki niye yazildi , ben burak kut bu sarkiyi niye yazdim..." diye baslayan bir kompozisyonla biten, cok buyuk karizma yapilacagini dusunurken butun sinifa tasak konusu olmaktan gecen bir yol... ühühühühüh !!! sikerim lan !!!!

    hemen akabinde goz onune gelen, ilkokulda tolgahan ve dans grubu tadinda yonca mercimek, koya bora sarkilari soyleyip danslarini etmemiz... hayir hayiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiğğğğğğğğğğğğğğrrrrr !!!!!
  • aslanlarla timsahlar arasinda paylasilamayan manda yavrusunun basina gelendir:

    http://www.youtube.com/watch?v=lu8ddyz68km

    mandalarin mucadelesi de zebralara kapak olsun!
  • hemcinsimin bana "dudakların çok lezzetli,ımmmm" demesi. (gerçi tam olarak çocukluk değil, 12 yaşındaydım)
    sonradan gelen önemli not: yakın temas yoktu.
  • kimisi kalıcı hasarlar bırakabiliriyor ne yazık ki;
    "çükümü kurbağa ısırması anısı" diye bir travmam var aslında, burada onu anlatabilirim ama bunu bile gölgede bırakabilecek çok daha ciddi bir bunalımımdan bahsedeceğim size. üzerinize afiyet ben hayatımın tamamında olduğu gibi ilkokulda da temiz yüzlü, ön sırılarda oturan, masum bir çocuk yüzüydüm. nerde bir numune öğrenci lazım olsa beni götürürlerdi. hatta bir sene kızamık olmama rağmen okula müfettiş geleceği için öğretmenimiz bizzat kapıya gelerek beni okula götürmüştür. (hey maşallah) (sözlükçülerin en tırt başarıları)

    neyse yine böyle numune öğrenci ihtiyacı hissedilen bir dönemde öğretmenler günü münasebetiyle bir koro kurulmuş idi. beni de sırf bebek yüzlü olduğum için korunun solo kısmına seçtiler. ben de inanmazsın o zaman ali rıza binboğa'yı tanımıyorum. allah benim belamı versin. hocam gelip ali rıza beyin öğretmen isimli şarkısını söyleyeceğiz çocuklar dedğinde ben ali amcayı normal bir insan sanıyorum. meğer ali bey öğretmen şarkısında yeni bir tür keşfetmiş. yep yeni mimiklerle bezemiş eserini.

    şimdi ben entrynin sonuna linkini koyacağım bu güzide eserin. ve sizden allah rızası için minicik bir çocuğun videoda 1:59 a denk gelen yeri tek başına arkadaşlarının önüne çıkarak söylediğini hayal etmenizi istiyorum. nasıl gaza geldiysem ali rıza efendiyi bile ağlatacak kadar duygu yüküyle fırlamıştım ileriyle o el hareketleri, o plastik yüz mimikleri. allahım hala içim ürperiyor hatırladıkça. orta sona kadar kızlar yüzüme bakmadı bir daha.

    http://www.youtube.com/…go30ivc&amp;feature=related

    eheuah ya o parmak nedir. oturduğum yerde utandım şu yaşımda.

    ps: youtube nazlı bir yardir her zaman açılmaz. devletim sağolsun