şükela:  tümü | bugün
307 entry daha
  • anaokulunda uğraştığım bir kız vardı sürekli saçını falan çekerdim. bir gün sanırım baya sinirlendirdim öğle yemeğinde sandalyemi tutup arkaya doğru ittiğini hatırlıyorum. kafayı vurdum tabii yere damak patladı falan kan kusuyorum resmen sonra göz göze geldik... hani ben yaptım bakışı vardı kızda*. sonrasında travma değil ama ders oldu, bir kıza dalaşırken sonrasında kan kusmak istemiyorsanız iyi düşünün sevgili arkadaşlarım...
  • -bir reklam vardı, muhtemelen bir sabun reklamı. siyah eller ekrana vuruyordu, önce yavaş sonra hızlı şekilde ve bu sayede tüm ekran kararıyordu. reklam değil de kamu spotu da olabilir, bilemiyorum. o video çıktığında televizyondan olabildiğince uzaklaşmaya çalışırdım.

    -trafik canavarına dönüşen dikkatsiz sürücü kamu spotu

    - bir de seyyal taner'in televizyonda çıkan alladı pulladı şarkısı ve klibi
  • 7 yaşımdayken babamın hali hazırda 2 tane dükkanının olduğu havalı siteye taşınmıştık. insanlar babamı pek sever, sayar. o da bu sevgi ve saygıya uygun biri olarak itibarına son derece dikkat ederekten yaşamını sürdürür.

    neyse efendim biz bu siteye taşındık. taşındığımızın ilk günü de sitenin çocukları (çete), başlarında akın'la birlikte beni sıkıştırdı. "sen kimsin, neye geldin?" cart, curt. alay ediyorlar, etrafımı sarıyorlar, dövmeye bahane uydurmaya çalışıyorlar vs. sonra baktım bunlar bana sıçacak yerdeki ince bi dalı aldım elime. gerisingeri çekilip sözde kendimi korumaya çalışıyorum cılız dalla. sağa sola savuruyorum öyle mal gibi. kimseye de değmiyor tabi : ı çocuklar iyice parlayınca babamı gördüm. bize doğru geliyordu. aha dedim kurtuldum.

    babam gelir gelmez ağzımın ortasına bi tane vurdu. feleğimi şaşırdım. dal elimden düştü, çocuklar dağıldı. beni kolumdan tutup eve götürdü. akşam da anneme "eline almış bi tane dal, sağa sola savuruyor salak gibi. bu benim oğlum mu dedim." gibi bir şeyler söyledi.

    böyle tırt görüntü vermem kanına dokunmuş özetle. şimdi baba böyle saçmalayınca insan anneye sığınıyor. anne bundan da dominant. ortaokuldayken biri beni dövmüştü. eve gittim hırpalanmış halde. bu sefer de annem içeri almadı. "git o seni döveni pişman etmeden eve geri gelme."

    oğlum ben 10-11 yaşında nasıl baş edeyim böyle bir şeyle?

    neyse pekala, istedikleri oldu sonra. düşündüklerinden daha fazlası gerçi. "senin oğlan bizimkinin yüzünü yırtmaya çalıştı.", "çocuğunuz öğrencimizi boğmaya kalkıştı." vs.

    o ara sürekli öfkeliyim, neye öfkeliyim onu da bilmiyorum. ortalıkta mayın gibi dolaşıyorum. sonra, 25 yaşındayken bir şey oldu, ardından olaya uyandım. aileyi ziyarete gittiğimde babamla bir şey yüzünden kavga etmeye başladık. kapının eşiğindeyim, sakin gözüküyorum fakat asit yemişim gibi içim harlanıyordu. babam beni iyice sinirlendirince kapının iki yanındaki pervazları çatırdatmaya başladım yerinden sökmek için. babam baktı ben terör estireceğim, sakince "oğlum sen neden bu kadar öfkelisin?" dedi. ağzımdan "sizin yüzünüzden." diye bir cümle çıktı. çınzz diye uyandım o an olaya.

    çocuğun ağzına küçük yaşta böyle ruh hastası gibi sıçarsanız o da böyle olur anasını satayım, ne bekliyordun? mevlana mı?

    bu kapı işinden 1-2 yıl sonra da çocukluk travmasının beni şekillendirmiş olduğunu tam anlamıyla anladım. o sıra varoluşçulukla ilgiliydim. beni şekillendiren şeyin başkaları olması işi egomu zedeledi. babamla konuyu ilk ve son kez konuşup olayı kapattım, kendim oldum. onların yarattığı şey değil;

    "çocuk yetiştirme işinde çok kötüsün baba. annem de öyle senin gibi. baya... baya, çok kötüsünüz. ne yaptıysan işe de yaramadı. bende devam da etmeyecek. öylece senin oğlun değil, kendim ne istiyorsam onu olacağım. öğrettiğin şeyler, doktrinin, paradigman bende devam etmeyecek. seninle bitecek. öfkelenince senin yüzünden değil, kendim neyi seçtiysem o yüzden öfkeleneceğim. sen dedemin kopyası olmayı seviyorsun, ben sen olmayacağım. seninle alakalı hiçbir şey olmayacağım."

    gözleri doldu. bir şey yapmadan öyle önüne bakıp kafasını salladı birkaç kez kendine bir şeyler söyler gibi.

    bazı babalar erkek çocuklarını avatarları gibi görür. kendilerini, yaptıklarını ya da yapamadıklarını çocuklarında gerçekleştirmek isterler. bu bir tür ölümsüzlük özünde. yaptıklarından ötürü bunu elinden aldım.