şükela:  tümü | bugün
  • en basit şekliyle, ustalar paydos ettikten sonra inşaatın birinci katına çıkıp aşağıdaki kum tepeciğine atlamak suretiyle oyuncak edilip madara olan kumdur.

    sonra inşaat sahibi görür, kumları dağıttınız diye azarlar falan. biz dinlemeyiz. ertesi günü gene yaparız. bu kez kumları bize toplatırlar. kumlara atlama aktivitesi, inşaatta amele olma aktivitesine dönüşür. "bunlar kız çocuğu" falan demezler bayağı amelelik yaptırırlar adama.
    bunu da oyun haline getiririz. bi de utanmadan yevmiye isteriz, şaka yaptığımız sanılır. ha ha ha diye karşılık verirler.
    biz de "inşaatta bizi çalıştırdı ama paramızı vermedi" lafını yayarak inşaat sahibinin mahalledeki itibarını sarsma hayalleri kurarız. potkamız* yemez; sadece kendi aramızda konuşuruz, lafı mahalleye yayamayız.

    sonra nispeten sahipsiz (?) kumlar belediye tarafından sokakta muhtelif yerlere küçük tepecikler halinde dökülür. belediye toprak yollarımızı asfalt yapmaya karar vermiştir. kumu döker giderler.

    evdeki plastik çamaşır suyu * şişelerini (şişe ve plastik ters oldu biz şişe derdik işte) alır ortadan* ikiye böler, ayakkabılarımızın altına bağlarız. iki elimize iki de sopa alırız. (bunlar kayak sopası oluyor) kum tepeciğinin tepesine çıkarız. (insan beyni kuş misali , o yıllara dönünce kum tepeciği lafı golgi cisimciğini hatırlattı, nerdeeeen nereye..)
    kum tepecikleri olur sana uludağın karlı tepeleri... kumda * kaymaya çalışırız.
    kumlar gene dağılır. bir iki kişi bağırır çağırır ama umursamayız. kumlar iyice sokağa yayılır.

    -kız çocuğu değil bunlar tahripli bomba.. der biri.
    tahripli bomba ne demek acaba, diye evlere kapanır sözlük karıştırır, olmadı ilçedeki kütüphaneye * gideriz.
    kütüphaneye gitmişken orda kalırız. kitaplar daha bir ilgimizi çeker.
    sokaklar nefes alır.
    kumlar rahatlar.
    kütüphaneden çıkmaz oluruz. kütüphanedeki kitaplar yetmez, dışa açılırız.
    okuduklarımızla dünyayı değiştirmelere kalkarız. bir kaç yıl geçer.
    kendimizce bilinçleniriz.
    siyasi* oluruz, gene sokaklara dökülürüz...
    yav, gene aynı adamlardan azar işitiriz... sadece içerik değişmiştir; gene bi araba laf işitiriz.
    laf ne ki; bir sürü bela gelir başımıza..
    neler neler olur, nerelere nerelere savruluruz...
    sokaklar hep, ama hep ilgi alanımızdır
    sokakları çok severiz.
    bir inşaat kumu nelere kadirmiş görürüz, gösteririz.

    sözün özü:
    inşaat kumu deyip de geçmeyeceksin!
    adamı yoldan çıkartma ve yola getirme kaabiliyeti olan kum çeşididir. *