şükela:  tümü | bugün
  • "dünya emekçi kadınlar günü bu yıl da 8 martta yurdun dört bir yerinde çoşkuyla kutlandı. eylemler ve yürüyüşler bir gün değil her gün görmek istediğimiz insanın içini ısıtan, dostluk, barış, sevgi, ve "saygı" kareleriyle doldu taştı!"

    gönül isterdi ki gerçekten böyle klişe ama pozitif bir girişle bu yazı başlasın, gönül isterdi ki verilen mücadelede
    tüm azınlıkların eşit şekilde, kendine has üslubu ve tavrı ile sesi çıksın! lakin ne yazık ki böyle olmadı!

    toplumsal cinsiyet rollerini, kalıplarını, dayatmalarını, bu rollerin insanların kafasına kazıdığı "cinsiyete özgü
    davranış örüntülerini" reddeden, bu gibi kalıplaşmış hatalı düşünceleri hayatının her alanından çıkarmak için çaba
    gösteren biri olarak, bu yıl 8 mart kapsamında yapılan "feminist gece yürüyüşü" kortejine "sizinleyim" demek için ben de
    katılmak istedim. sabahtan itibaren arkadaşlarımla kontak halindeydim, afişlerimizi hazırladık, sloganlarımızı yazdık ve
    saatlerimiz 19:30'u gösterdiğinde çıktık istiklal'e!

    bir yerde feminist kolektif, bir yerde lezbifem, diğer bir tarafta antiseksist aksiyon, bir tarafta çeşitli lgbti+ inisiyatifleri!
    ortalık rengarenk, herkes müthiş bir birlik ve bir uyum içinde haykırıyor "inadına isyan, inadına devrim, inadına özgürlük!" diye...
    mosmora boyanmış bir istiklal caddesi düşünün, kadının, emeğin, erk zorbalığına maruz kalmış tüm kimliklerin onurlu mücadelesinin rengi!
    herkes ellerinde ışıl ışıl rengarenk dövizleri, pankartları, afişleri ile bir ağızdan bağırıyor; kimisi kocadan usanmış "dolapta
    zıkkımın kökü, sokakta isyan var!" diyor, kimisi bıkmış uydurma ahlak zorbalığından "tam iffetli olacağım bi' gülme geliyor!" diyor. çeşit
    çeşit ama kırmadan, orantısız zekanın ürünü, mizahın en zirvesi, kimseyi aşağılamadan hakkını arayan insanların direnişi, yazılardan sokaklara,
    caddelere, mahallelere ve evlere fışkırıyor! kucağında bebeğiyle anneler, sevdiğiyle el ele tüm bireyler bir arada eril diktaya karşı bir
    başkaldırının resmini hep birlikte çiziyor!

    erkek zulmüne, ataerkil kültürün dayatmalarına, hastalıklı, zorba ve ilkel "erk" dürtüsünden çıkma tüm engellemelere, katliama, türcülüğe
    omuz omuza hayır demek için, hep bir ağızdan ses çıkarmak gayesiyle herkes tek yumruk olmuş haykırıyor! ama o da ne! kortej içerisinden "feminist"
    olduğu iddiasıyla yürüyüşe katılan bir eylemci yanıma yaklaştı ve sert bir tavırla bana "erkekler dışarı", "hemen hemen hemen kortej dışına!"
    şeklinde cümleler savuşturdu. ilk önce anlayamadım ne demek istediğini, ister istemez etrafıma bakındım ve sonrasında tekrardan ben ve yanımdaki iki
    arkadaşıma tehditler savurmaya başladı. eğer korteji terk etmezsek 50 kişilik grubuna bizi söyleyeceğini ve zorla attıracağını ima eden cümleler kurdu
    sözlü taciz ve psikolojik şiddetin tamamını bir marifetmiş gibi uyguladı.

    ismini hiç bilmediğim üç "feministti" bunu yapan! feminizmin heteronormatizmden fersah fersah uzak bir felsefesi olduğundan yoksunluğuna mı üzüleyim,
    her gördüğü sakallıya "erkek" etiketini istediği gibi yapıştırabilmesi vizyonsuzluğuna mı, yoksa yanındaki kalabalığı arkasına alarak üzerimde kurduğunu
    zannettiği baskı ile kendimi açıklamama izin bile vermemesine mi? bilemedim!

    bisikletçi kaskı takan, adını hiç bilmediğim, beni hayatında ilk kez gören sevgili eylemci, beni fiziksel görüntüm ile bedenim üzerinden ötekileştirip
    taciz edemezsin! arkana aldığın çoğunlukla sayıca azım diye benim üzerimde baskı kuramazsın! queer kimlikleri görmezden gelerek, yalnızca dış görünüşü
    ile bir insana cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim atayamazsın! benim "cinsiyet ifadesi özgürlüğümü" cehaletin ile kısıtlayamazsın! yaptığın şey senin
    o an içinde bulunduğun eylemin, direnişin gerçekleşmesine sebep olan şey! yaptığın şey bana, benim bedenime, benim cinsiyet ifademe saygısızlık! hadsizlik!
    içinde bulunduğum ya da bulunmadığım, kendimi tanımladığım ya da tanımlamadığım, örtüştüğüm ya da örtüşmediğim, toplumsal rolüne uygun davrandığım ya da
    davranmadığım, cinsiyet kimliğim, cinsel yönelimim, cinsiyet ifademin kararı senin iki dudak aranda kısıtlı vizyonunda değildir! ve bu yürüyüş aslında
    tam da bunun içindir!

    türcü, karşı olduğu eril baskıyı bire bir uygulayan, queer kimlikleri görmezden gelme gafletini marifet sayan, natrans, heteronormatif "kadın"
    bireylerin erk zorbalığına örnek teşkil edecek davranışlarını üzgünüm görmezden gelemeyeceğim! karşı olduğun zulmün aynısını, dış görünüşü kafanda oluşturduğun
    toplumsal erkek formuna uygun diye bir başka bireye yöneltemezsin! yani senin yaptığın şudur: "mini etek giydi tecavüz ettim" diyen kişi ile "sakallı ve natrans
    erkekti kortejden kovdum" diyerek aynı paydada olmaktır! aynı vizyonsuzluk ve cehaleti kusmaktır! biliniz ki sizler de verilen kimlik mücadelesindeki savaşların
    çoğunun muhatabısınız ve bu bilinçsizlikle de hiçbir zaman karşı durduğunuz saftakilerden bir farkınız olmayacak! unuttunuz mu biz erk zorbalığına maruz kalmış
    sınıflarız! biz dayanışma içerisinde olmazsak özgürlük hiçbirimiz için gelemez! erkekler dışarıymış! çok afedersin ama asıl senin üslubun eril ve beynin erkek!

    şimdi rica etsem dar vizyonunuz genişleyene, hastalıklı düşünceleriniz iyileşene kadar, hayatımızın kortejinden çıkar mısınız lütfen?!
  • "kimisi kocadan usanmış "dolapta zıkkımın kökü, sokakta isyan var!" diyor, kimisi bıkmış uydurma ahlak zorbalığından "tam iffetli olacağım bi' gülme geliyor!" diyor. çeşit çeşit ama kırmadan, orantısız zekanın ürünü, mizahın en zirvesi"
    (bkz: mizahın zirvesi)
    (bkz: gül gül öldük)