1. bir çeşit saplantı.

    öyle bir hale geldi ki hatta "koleje gitmeyenin, ya da malum anadolu liselerine ingilizcesi iyi olamaz".

    daha da acısı bu uğurda dökülen paralar..

    çok komik geliyor.

    ben taşrada büyümek zorunda kaldım. ilkokulda öyle şanslıydım ki ilkokul müdürümüz bir devlet okulu olduğu halde ingiltere'den gelmiş bir ingilizce öğretmeni getirtti okula. sabahcılar öğleden sonra, öğleden sonracılar sabahtan her gün 2 saat ingilizce dersi aldılar.

    akabinde ben ve arkadaşlarımın hepsi kolej kazandık. ben galatasaray lisesini, diğer arkadaşlarım da ted, üsküdar amerikan, robert vsvs gibi liseleri kazandı.

    hepimizin ailesi izin vermediği için paşa paşa, ağlaya zırlaya şehrimizde bulunan anadolu lisesine gittik.

    lise mezuniyeti sonrası fen bölümleri genel olarak hacettepe, ankara, gazi, çapa tıp, diş hekimliği ve eczacılık fakültelerine yerleşirken, matematik bölümleri de odtü, boğaziçi, bilkente yerleşti. şüphesiz başka bölüme yerleşenler de oldu. ama kaba bir istatistikle % 98 üniversiteyi kazandı ve bunların %60 'ı da türkiye'nin sayılı fakültelerine girdi.

    hepimiz de hazırlık sınıfını rahatça atladık. şimdi 30'lu yaşların ortasındayız. ya yabancı şirketlerde üst düzey konumunda ya akademisyen ya da y.dışında yaşıyoruz. ingilizce gerektiren meslekler yapanlar zerre kadar ingilizce problemi yaşamadı, kolej mezunları ile yarışmamız da gerekmedi.

    şu şüphesiz ki bir gerçek: kolej ruhu farklı ve kolejin ingilizceden başka kazandırdıkları da var. ancak bunu köklü kolejler için söylemek mümkün.

    önemli olan kişidir. hayatım boyunca pek çok robertli, galatasaraylı, tedli vvsvsvs bir baltaya sap olamamış onlarcasını gördüm, tanıştım. hatta öyle ki bu kişilerle tanışmanızın akabinde sorarsınız "nereden mezunsunuz?" aldığınız cevap "gs, robert, vsvs..."dir. bu sefer yeniden sorma ihtiyacı duyarsınız "üniversite?" ve arkasından gelen kocaman bir boşluk. zengin olanları ailelerinin parası ile amerikada uyduruk ötesi bir okul okumuştur ki o grup zaten "robert + ...." der hemen, diğerleri de "robertli olmanın yeterli olduğunu vsvsvsvs " anlatmaya başlar.

    aslında bu hikayenin bir benzeri dershaneye gitmeden üniversite kazanmak öyküsünde de yatar.

    bazı zihinlere olayın "kişide" bittiğini asla anlatamazsınız. onlar "koleje" gitmeden "ingilizce" öğrenemezler, "dershaneye gitmeden üniversite kazanamaz"lar...
  2. mezun olduktan çoook sonra yabancı dilin sadece bir yan getiri olduğunu, hangi gömlekle hangi kravat ats2'ne kelebek konmuş gibi olmaz, bir dilekçe nasıl yazılır, nasıl oturulur/kalkılır'ı öğrendiğimi farketmiştim. ha bunlar başka hiç bir yerde öğrenilmez demiyorum ama kolej eğitiminin hepsi yerine bir sene güney afrika'ya dil kursuna gitmek daha mantıklı. hem ingiliz aksanı, hem ingiltere'nin yarı fiyatına. maksat dil öğrenmekse boşa masraf
  3. ilköğretimde haftada 20 saate yakın ingilizce gören cocukla devlet okulunda 8 saat ingilizce gören çocuğu istisnalara bakıp kıyaslayamayız . lise hazırlık sınıflarında hele durum daha bir uçurumdur . sadece ingilizce değil , 1.yıl ingilizce 2.yıl başka bir dil veren birsürü kolej vardı zamanında* şimdi bu çocuklar boşuna zamanlarını harcadılar o okullarda diyemeyiz. yani anadolu lisesine gitmek yerine kolejde almanca hazırlık okuyan adamdan bahsediyorum. her zaman olay kişide biter evet , bu mantaliteyle de kişi eğer bilgiyi almak istiyorsa kolejde daha fazlasını alır hele ki mevzubahis ingilizceyse bu çok basit bir tez .

    misal cambridge mezunu birinden daha donanımlı olabilirsiniz hatta kralını cebinden çıkartırsınız azmederseniz ama başardığınız noktada arkanıza bakıp ''cambridge 'e gitmeye ne gerek var lan aha hepsini ipe dizdim ben'' derseniz bu durum tertemiz bir aşağılık kompleksi örneği olur .

    özetle bilgiyi almak isteyen aç adama 50 kitaplık bir kütüphane yerine 200 kitaplık bir kütüphane verirsen coşturursun ama 200 kitaplık kütüphane de gidipte 13 tane kitap okuyup çıkıyorsa o adam hıyardır , yapıcak birşey yok* .

    son olarak , hadi lise olayını geçtim bu göreceli bir kavrama dönüşebilir her açıdan tartışıldığında ama üniversite konusu çok başka birşey . amerika'daki en kıytırık üniversitenin bile sahip olduğu akreditasyon sistemine sahip herhangi bir üniversite yok benim ülkemde . çok net bir şekilde söyleyebilirim , paran varsa ve çocuğunu o en kıytırık üniversiteye gönderebiliyorsan hayatını kurtarmışsın demektir . misal ; ''sınavdan önceki gece çalışayım ezberleyeyim %40 vize %60 final oh mis'' diye bir kafa yok oradaki okullarda . merak eden arasın tarasın webde abd'den bir üniversite bulsun adını kıytırık koyabileceği cinsten , sonrada yayınladıkları uluslararası makalelere , bilimsel araştırmalara ayırdıkları imkanlara , hangi şartlarda öğrencileri kabul ettiklerine bir baksın internet sitelerinden.

    tarif edilen paralı kolejli çocuklardan değilim ama bilmeden de bu insanlara saldırmamak lazım . evet aralarında gerçekten s.ke sürülecek akıl sahibi olmayanları var doğrudur ama okumak isteyen adam için bu tarz okullar biçilmiş kaftan , buralarda burslu okuyup ya da parasıyla yardırıp başarı manyağı olan çocuklar çoktur .

    edit : biraz uzun cevaplamışım , ama bunu bir argumentative essay olarak düşünelim tatlansın mevzu *
  4. kesinlikle doğru bir eylem.

    8 yıl izmir türk koleji'nde okudum. hem türk hem yabancı öğretmenlerden ingilizce öğrendim.

    sonrasında ne mi oldu?

    - anadolu lisesi'nde hazırlık atladım. öyle uyduruk bir anadolu lisesi değil ha. izmir'in 1 numaralı anadolu lisesi 60.yıl'da.
    - üniversitede hazırlık atladım. ingilizce bölüm bitirdim. boru değil, istanbul bilgi üniversitesi bilgisayar bilimleri bölümü.
    - belçika'da vrije universiteit brussel'de bilgisayar bilimleri yüksek lisansı yapıyorum şuan. o da bitmek üzere. yabancı bir kız arkadaşım var. ingilizce konuşuyoruz.

    ortaokuldan sonra hiçbir zaman ingilizce'de sıkıntı yaşamadım. tabiki lise ve üniversitede de gelişti. ama arkadaşlarım üniversitede adeta yalvarıyordu hocalara türkçe anlatın diye. bense gayet rahattım hep. bu yüzden babama baskı yaparak kardeşimi de lisede türk kolejine yazdırttım. 8 yılda sökemediği ingilizceyi 2 yılda söktü desem yeridir. kısacası, çok doğru bir hamle.
  5. kolej mezunu olan ve kızını özel okulda okutan biri olarak etrafımda kimsede görmediğim durum. ben daha kimsenin çocuğunu güzel ingilizce konuşsun diye koleje gönderdiğini görmedim. özel okullar 20.000-35.000 arasında. o paraya ne ders aldırılır çocuğa, ingilizcenin kitabı yazdırılır (bkz: hesaplayan adam)

    koleje göndermenin dinamikleri çok daha farklı. denk geldiği için kendini kurtarmış olanlar, maalesef bu dinamikleri değiştirecek kadar çok değiller..

çok iyi ingilizce için koleje gitmek hakkında bilgi verin