şükela:  tümü | bugün
  • serdar kellecinin çoğumuzun hislerini yansıttığı yazısı.

    bu gerçek dün ispatlanmis oldugu kadar bu haftanin en renkli tartışmasıydi yeni kuşak spor yazarları arasında.

    --- spoiler ---

    1993 yılında san marino’nun önünde grubu 5. tamamlayan milli takımı devralıp elemlerde çok kolay! bir gruba düşüp, türk milli takımını tarihinde ilk defa avrupa şampiyonasına götürdün. yine şansının yardımıyla portekiz, hırvatistan ve danimarka’nın olduğu kolay bir gruba düştün ve sıfır çektin. evimize futbolcumuzun aldığı fair play ödülüyle dönmüş olduk! acaba o ödülü almak yerine…

    1996-2000 yılları arasında türkiye ligini domine edip uefa kupa’sını kazandın. o kadroyla milan, bologna, borussia dortmund, mallorca, leeds united gibi kolay kuralar çekerek tesadüfen arsenal’le final oynayıp uefa kupasını kazandın.

    bu tesadüfü başarı sayan futbol fakiri fiorentina, seni takımının başında görmeyi istedi. o kadar şanslıydın ki tarihinde sadece 5 kez bu kupayı kazanan fiorentina 6. şampiyonluğunu senin sayende kazanmış oldu. nedense; 2001 yılından bu yana 15 senedir bu kupayı bir daha da kazanamadılar.

    bir başka futbol cahili ac milan bu şansını başarı sanıp seni takımın başına geçirme cesaretini gösterdi. neyse ki futbol şansın yanında değildi. macera kısa sürdü.

    2002-2004 yılları arasında yine galatasaray’a geri döndün. yine o olmazsa olmaz şansın yanından ayrılmamıştı. takımın ilk 10 maçta 8 galibiyet 2 beraberlik almıştı. neyse ki; 11. hafta şükrü saraçoğlu’nda 6-0 lık fenerbahçe mağlubiyeti bu seriyi kırmış oldu ve ligi ancak 2. tamamlamıştın.

    2003-2004 yıllarında ise dünyanın futbol oynamaya en elverişli stadyumu atatürk olimpiyat stadyumunda bile çok başarısız maçlar çıkarıp ligi 6. tamamlamıştın. oysa ki sezon başında müthiş bir transfer bütçesi ayrılmıştı. o müthiş transfer bütçesi olan takımda cesar prates, frank de boer, tamas, petre, bratu gibi yıldızlarla başarılı olamadın.

    2005 yılında, grup elemelerinin son 3 maçına girilirken yine göreve çağrılan fatih terim olmuştu. son 3 maçta 2 galibiyet 1 beraberlik alınmış ve milli takım isviçre’yle play off oynama hakkını kazanmıştı. isviçre’de alınan 2-0 yenilgiye rağmen şükrü saraçoğlu’nda 4-2 galip gelinmiş. milli takım bir gol daha bulsa az kalsın o muhteşem şans yine fatih terim’in yanında olacaktı.

    2008 avrupa şampiyonasında ise grup elemelerinde yine şanslı bir kura çekmiştik. son 2 maçta, önce norveç’i deplasmanda 2-1 yenip ardından içeride bosna hersek’i 1-0 yenip elemelere katıldık. fatih terim ve şansı tabii ki yanımızdaydı. hemen hemen her maç geriye düşüp maçı son dakikalarda kazanıyorduk. neyse ki almanya maçında işler terse dönmüştü. ilk golü bulan biz, son dakikalarda lahm’ın golüne engel olamayıp yarı finalde şampiyonaya veda ediyorduk. bu şampiyonada futbol cahili avrupalılar fatih terim’i turnuvanın en iyi antrenörü seçmişti.

    bu kadar ironi sanırım yeterlidir. fatih terim gerçeğini anlamak için unuttuğum onlarca maçı da dahil edebilirim bu serüvene. fransa yolunda; dışarıdaki izlanda maçı hariç kaybettiğimiz puanlara bakarsak fatih terim’in ne kadar şanssız bir dönem geçirdiğini de görmüş oluruz. içeride kaybettiğimiz çek maçı, içeride ve deplasmandaki letonya maçları, dışarıdaki hollanda maçında sneijder’in attığı son dakika golü, tam anlamıyla futbol kısmetsizlikleridir.

    hayatım boyunca, şansa inanamadım. insanların şans diye addettikleri şeyi; açılan kapıları görmek olarak yorumladım.

    şans, hazırlıkla fırsatın karşılaştığı köşe başıdır.
    nietzsche’nin dediği gibi ‘’fatihler şansa inanmaz’’
    --- spoiler ---
  • haluk ulusoy, mehmet ağar ve recop tazyik gazdoğan'dan bahsetmediği için eksik kalmış yazıdır.
  • 6-0 lık fenerbahce maglubiyetinden bahsedildigi icin tarafsiz buldugum yazi.
  • bugünlerde pek inanılmayan mevzu..

    belki gerçek..

    belki de şişirilmiş ego'ları ortaya çıkardı.
  • insanlarda iş ahlakı, disiplin ve yetenek aranmayan yegane ülkede doğduğu ve büyüdüğü için şanslı, evet. başka bir ülkede üçüncü lig takımını bile emanet etmezlerdi bu adama.