şükela:  tümü | bugün
  • çok korkunç birşeydir.

    düşünsene seni dehşet seven biri var hayatında, çok sevmesi bir yana güzel seven, sevmesini bilen, seni şımartan, ilgiye boğan, pamuklara sarmalayıp uyutan, bebeği gibi seven, senin için hayatı kolaylaştıran, aklından geçeni yüzüne bakınca anlayan, sana hiç kıyamayan, seni daha iyi anlayabilmek için sevdiğin filmleri izleyen, okuduğun kitapları okuyan.. senin üzerine, tepkilerin, kararların, adımların üzerine saatlerce düsünebilen biri.

    böyle biri uzun yıllar hayatınızda yer ederse ve sonra bir şekilde biterse o ilişki, sonrasında neler olur?

    onu söküp attın, alışkanlıklarından kurtuldun diyelim, bu kısım değil yorucu olan.

    yorucu olan kısım bir daha seni onun gibi seven birine denk gelememek. sana yetmemesi. ilerleyen yıllarda kafanı deliyorlar gibi oluyor biliyor musun, tornavidayla yavaş yavaş deliyorlar, her yeni tanıştıgın insanda aslında onun zamanında seni ne kadar çok sevdiğini bir daha anlıyorsun, başkalarının sevişlerini gördükçe etine kazınıyor her seferinde onun sevgisi. her seferinde aynı sorular kemiriyor beyninin içini : ''o olsaydı böyle yapmazdı'', ''öyle demezdi'', ''o olsaydı anlardı''. üstelik onu artık hiç sevmediğin, özlemediğin halde içinde demleniyor onun seni zamanında ne çok sevdiği. ne pis bir duygu bu.
  • sağlıklı ve güzel olanı seni olduğun gibi kabullenip seven, ve onu da olduğu gibi sevmen gerektiği için aslında kendisini senin sevdiğin herşeyi sevmeye ve göstermeye zorlamaya gerek duymayan biri tarafından çok sevilmek, bunu iliklerinde hissetmektir.
  • (bkz: allah korusun)
    (bkz: yandere)
  • yetmez. ama benim gibi guzel, akıllı, kulturlu, eglenceli, degisken, yenilikci, şekerpare biri tarafından sevilirseniz belki.. (öhöm)
    saka bir yana bana yetmedi, yeterdi ama ben yanlıs ata oynadım, o da sevmiyormus beni..
    ben normal sartlarda uzun soluklu iliskilerde sizin de gonlunuz varsa yetebilecegine inanıyorum.

    bir arkadasım anlattı. biz kız varmıs, bir de oglan. oglan 10 kusur sene kızın pesinden kosmus. bacadan kovsa kapıdan, kapıdan kovsa bacadan girmis. kız "yetter uleyn. sen benim kaderimsin" deyip adamla en sonunda nisanlanmıs. artık seviyormusmus da.

    shakespeare diyorum: sevgisiyle onu kendine donduremeyenin sevgisi acizidir, yetersizdir, yalandır, dolandır..
    sesim geliyor mu?
  • yüktür
  • -bu entry yogun nostalji icerir-
    ustune çok da seviyorsanız ballı borektir.

    gunlerden bir gun yazlıkta sabahın korunde her zamanki gibi bakkala gittim. 14 yasında filanım. bsikletli bir cocuk geldi. bakkalın onunde durdu. ben ekmegimi almıs tam yoluma giderken adımı sordu:

    -selam. yıllardır bu yazlıktayım seni ilk defa goruyorum. adın ne?
    -ben tuzbuzz. sen?
    -ben y. nerede yazlıgınız?
    -su tarafta.
    -bizimki de su tarafta.
    sonra bir seyler daha soyledi ama ne soyledigini hatırlamıyorum sadece komik oldugunu hatırlıyorum cunku kikirdedim ben. sonra "ben artık gideyim" dedim, o da "tanıstıgımıza sevindim. gorusuruz artık." dedi.
    benki omru hayatımda hoslandıgım hicbir erkekle o gune kadar iletisim kurmamısım boyle pismis kelle gibi sırıtarak eve dogru yurumeye basladım: -ne sevimli cocuk.
    sonra sık sık gorusmeye basladık. zaten ortak bir dolu arkadasımız varmıs megersem. yuzuyoruz beraber, cumleten onun evine gidiyoruz, sohbet ediyoruz. boyle bir ay filan gecti, bu sevgili olmak istedigini soyledi bana. ben de "ben henuz yeterince buyuk oldugumuzu dusunmuyorum sevgililik icin. ben universitede biriyle cıkıcam" dedim, suratı dustu, gozleri hafif dolu, o anını unutamam. sonra o da o sıra 15 yasındaydı butun yazlıga cocuk kafasıyla rezil etti beni, o yaz beni her goren "sen ilk sevgilisi universitede olacak kız mısın" diye parmakla gosterip dalga geciyorlardı. anlatırken komik olabilir ama yasarken komik degildi.
    sonra o kış beyoglu nda karsılastık. uzerinde fenerbahce atkısı ve bir palto vardı. allahım ne kadar yasıklı gozukuyor. selamlastık, ayak ustu sohbet ettik, ayrıldık.
    eretsi yaz gene pesimde dolanmaya basladı. ben gene tersledim. bu sefer gitti en samimi arkadasımla sevgili oldu piç. cık cık cık. -gulucuk de gulucuk- o kış benim en samimi arkadasımla mektuplasmaya basladılar. bir gun en samimi arkadasım bana mektuplarda yardım et, sen daha romantiksin ve yazı yetenegin iyi dedi. ben bir koca kış boyunca asık oldugum ve muhafazakarlıgımdan kavusamadıgım adama sevgilisi olan en samimi arkadasımın agzından mektup yazdım. boyle bir psikopatlık ancak kore melodramında mumkun. -gulucuk de gulucuk- sevdigim cocugun da allahın tikitoş yazlıktan en samimi arkadasımda ne buldugunu asla anlayamadım zaten. bana "o marka seyler giymiyor." diye dert yanan bir kisiliksizdi zira kız, benim sevdigim cocugun kıymetini bilecek bir incelige sahip degildi. neyse ayrıldılar bunlar. bir sonraki yaz oldu, sevdigim cocuk gene etrafımda dort donuyor ben gene tersledim. bir sonraki sene artık dayanamadım ve sevgili olduk, ama kurallarım vardı, el ele tutusmak harici her sey yasak. hic itiraz etmedi ve gitti bana yuzuk taktı. bir iki sene sonra da evleniriz dedi. canım benim. cok mutluydum o donem. deli mutluydum. ona dair hatırladıgım yegane sey, hep yanında pismis kelle gibi sırıttıgım, beni dehset guuldurdugu ve hep "sen tanıdıgım hicbir kıza benzemiyorsun. dunyanın en sanslı erkegiyimi, en harikasını ben kaptım" demesi. bu cumleyi ki birkac ay sevgili kalabildik, cunku beni aldattı, bir on defa filan duydum kendisinden. allahın normalde pic olan cocugu bende enteresan bir sekilde dururmustu. yasasın!
    neyse ayrıldık beni aldatınca. ama o benden ayrılmadı. durmadan "yaptım bi cocukluk, affet, sen benim hayatımın kadınısın" diye aradı, her dogumgunumdeki fransa da okuyordum o sıra es gecmeden arayıp dogumgunumu kutladı. bu 17 yasından 25 yasına kadar surdu. bir gun istanbul da en sonunda ısrarlarına dayanamadım bulustuk. ciceklerle gelmis, evlenelim dedi. ben de istemedim, kalbim cok kırıktı, affedemiyordum, napim....

    geriye donup bakınca sanırım onun gibi beni seven pek olmadı hayatımda ve kendimi onun yanındaki kadar özel cok az hisssettim omru hayatım boyunca.

    simdi evli ve cok mutlu.
    allah hep mutlu etsin insallah.
    benim de ahımı aldıgını dusunmesin, ona hic ah etmedim.
  • en gerçeği anne tarafından olandır. kim ne derse desin. boşuna dememişler dünyada karşılıksız ve en çok seven tek varlık annedir diye.
  • çok sevilmek güzeldir. tabi sevilmek ile sırnaşıklık arasındaki farkı biliyorsanız.

    bunu aşırı sırnaşıklıkla karıştırmamak lazım. o zaman gerçekten çok itici oluyor.
    çok sevilip de karşınızdaki insandan soğuduğunuz zamanları hatırlayın. belki de vicdanınızı sızlatan bir durum yaşadınız. zaman zaman da suçu kendinizde aradınız. doğrudur.
    ama o kadar fazla aramayın suçu kendinizde.
    çok sevilmemenin rahatsız edici olmasının temel nedeni; karşınızdaki insanın sevgi göstermek ile sırnaşıklık arasındaki farkı anlamamış olmasıdır.

    çok sevilmek başka bir şey
    öyle dünyanın şımarıklığını yaşattırmak değildir aslında
    bir bakışta anlarsınız çok sevildiğinizi
    tek bir cümlede belki
    anlarsınız...
    kesinlikle anlarsınız;
    olgunsanız.

    anlamazsanız da kızmayın kendinize
    tüketim kültüründe yaşayan nesiller olarak
    normaldir aslında
    sevilmenin
    abidik gubidik
    aşırı dozda şımarıklık ve sırnaşıklık gösterisi olduğunu sanmak...
  • seven kişiye göre vermeniz gereken tepkinin, almanız gereken aksiyonun ve kollamanız gereken götün seviyesinin değişeceği durum.
  • kimi bünyede de ben sevgine layık değilim tribi yapar. durduk yere vicdan yaptırır.