şükela:  tümü | bugün
  • herşeyin üstünde tutmak, delirmek.
  • .. ve hemen akabinde pişman olmak
  • patolojik rahatsızlıklara yol acarmış sevmenin bin fazlası olan çok sevmek
    kulağımda yabancı bir şarkının sözleri gidip geliyor, ingilizce bilmediğin için bana sorardın ya hep ''-öylesine aşıktık ki, sanki artık kendimiz değildik''
    severken değişmek nasıl tasvir edilir; yeşil yapraklı sıradan bir agacın suya, taze toprağa, gübreye ve yeterli güneş ışığına kavuşması bir ölçüde anlatır sevgiyi...
    belki de o salt o yüzden beni ne kadar seviyorsun sorularımı ''yeterince'' diye yanıtlardın...
    yeterince, bu yeterincenin bi ölçüsü olsa, kuralı, matematiksel olarak yordamaya gidilebilse bu yeterinceyle...
    başlarda yeterince ile yetiniyorduk soora su kaynatmaya başladı sevgi arabası...
    fazla güneş, fazla su, fazla gübre ve fazla toprakla boğduk birbirimizi, çok severken bencilleştik, bencilliği sevgi saydık...
    hatta bu sevginin öznesi küçüldü zamanla sadece kim seviyor yarışı başladı ve o da tükendi...
    yeterince sevemeyenler kaybediyormuş; tıpki fazlaca yenilen dondurmanın boğazları şişirmesi gibi; tıpkı aşırı tuzlu ve salçalı yemeklerin mideyi bozması gibi, tıpki sevgiyi egosal tatminlere karıştırmak gibi...
    yeterince ile yetinmeyi ögretmemişlerdi bana ve baktın ki ben sana uyamıyorum sen bana uydun; oyunun sonunu bilerek üstelik de...
    çok sevmek bir başka deyişle bile bile kaybetmek...
  • genellikle sevmekten daha kolaydır.
  • çok özlemek,çok ağlamak.
  • faaliyet olarak nitelendirirsek eğer, karşılıksızlık vakasını hediye eder insana
  • sıkıntı ve paranoyayla yamulmak.