şükela:  tümü | bugün
  • yalnızlık rıhtımına terk edilen tahtaları çürümüş bir sandalı anımsatır.
    kıyıya çarpan dalgalarla çatlakları kabaran. kalbindeki yaraları onarılamaz hâle gelen.
    velhasıl sonunu öylece bekleyen...
    ama umut yok mu işte, umut o sandalın batmasına engel olan şey. öylece beklerken "acaba?" diye sorgulamayı sağlayan umut...
    ne güzel şey! onsuz yaşamak imkansız.

    çok şey olmak istedim. hayallerim zihnimin çeperlerine sirayet etmişti.
    hepsi bir bir yıkıldı. kırıklar aklımdan kalbime aktı, geçtiği yerleri kesti, hayallerin enkazı kaldı geriye.
    bazen bir film bazen bir fotoğraf bazen bir obje bazen ise bir ağaç gölgesi o hayalleri anımsatıyor.

    çocukken hayal kurmanın sınırları yoktu.
    bu iyi mi kötü mü bilemem. galiba kötü.
    hayaller gerçeklik perdesine takılınca insanın gözünün feri kaçıyor.
    hayat denen garip bir oyun.
    çok şey vaadedip hiçbir şey vermiyor. ya da ben alamadım, kim bilir.

    1'ler 0 olacak elbet.
    yaşamdan keyif almalı diye aklımdan geçiyor.
    fakat bize gösterilen yaşama biçimi özünde bize hizmet etmiyor maalesef.
    dönen çarkın bir parçası olmamız salık veriliyor.
    alttan alttan öğretiliyor. aslında kimse bizi düşünmüyor.
    herkes kendisine öğretileni aktarmaya çalışıyor. koskoca bir çark. minik ve büyük dişliler. bir de çarkın işine yaramayanlar var. kendi etrafında dönen, hatta bazen dönmekten aciz dişliler.
    o benim.
    öyle hissettiriyorlar.
    varsın dönsün dünya. bana ne.