şükela:  tümü | bugün
  • kişinin işlerinin çok fazla olduğunu, çok yorulduğunu anlatır cümledir.

    sanki insanlık adına çok önemli işler yapıyor da, sanki gelir dağılımındaki eşitsizliği ortadan kaldıracak bir proje üzerinde çalışıyor da çok meşgul. sanki dünyadaki savaşları nasıl durduracağının yolunu arıyor. birileri daha varlıklı bir hayat sürsün, daha fazla kazansın diye yoğunsun. aslında gerçek bir yoğunluk değil yani... modern hayatın bir kölesisin şekerim, mesai saatleri dışında yaşamaya çalışan; hiç girme havalara.
  • kanat atkaya zamanında kendisine böyle diyen bir arkadaşına "daha seyreltik olduğun zaman arayayım seni" demiştir.
  • kadınların ortak deyişi.

    bu çok yoğunum tribi yaşlısı genci yerlisi yabancısı öğrencisi çalışanı kadınların hemen hepsinde var arkadaş. görsen hepsi başbakan. hepsi çok yoğun. hiç boş vakitleri yok. bunu söyleyenlerin ancak %0,0001 kadarı bu durumdadır. ha unutmadan, bu tripler erkeklerde yok mu, onlarda da var ama onlarda hobi olarak var en azından.
  • kuyruklu bir yalan çeşidi. dünyanın en büyük yalanı da olabilir. bunu diyenlerin genelde önemsiz işlerde çalıştıkları, yahut önemli sıfatlarla önemsiz işler yaptıkları rahatlıkla söylenebilir.
  • nefret ettiğim ve kullanmaktan imtina ettiğim bir kalıp.

    abi bunu bana devlet memurları bile söylüyor. "çok yoğunuz" ulan sen tepeden tırnağa yoğun olsan yine de suda batmazsın ve hatta azıcık bir rüzgar esintisinde uçar gidersin.
  • işler güçler sebebiyle kullandığımız bir tabir. cümle içinde kullanacak olursak:

    -çok yoğunum ama akşam beş oldu mu çıkarım. hatta bir on dakika önce çıkarım, zıgara içerim.
    -abi çok yoğunum ya, he bu arada twitter da kopuyor olaylar olaylar, çok gomik yea.
  • istanbul'da insanların sevmedikleri, görüşmek istemedikleri ve bunu kibarlıktan yüzlerine karşı söyleyemedikleri insanlara karşı kullandıkları bahanenin adına "çok yoğunum" denir.

    oysa söyleyebilsek keşke, evde boş boş oturuyorum, arada yalnızlıktan kaşlarımı bile dans ettiriyorum ama seninle görüşmek zulüm gibi geliyor, istemiyorum, isteyemiyorum diye. onun yerine "çok yogunum" diyoruz. bir görsen cehennem diyoruz.

    sonrasında sanırım yoğun olduğumuza biz bile inanıyoruz. hayatımız yalan olmuş, devam edip giderken bir sekilde kendimizi de kandırıyoruz.