şükela:  tümü | bugün
  • bir kafa karisikligi anında üretilmiş kuram.
    (bkz: bunlarin hepsi kompledir)
  • 1 dilsel zeka
    dilsel zeka, anadil veya başka bir dili kullanma kapasitesi ve düşüncelerini başkalarının anlayabileceği şekilde ifade edebilme yeteneğidir. gardner’e göre, dilsel zekanın dört ana elemanı vardır. bunlar ses bilgisi, söz dizimi, anlam ve pragmatiktir.
    ses bilgisi (fonoloji) : kelimelerin seslerini bilmektir
    söz dizimi (sentaks) : dilin yapısı yani dilbilgisi ve kelimelerin sıralanmasıyla ilgilidir.
    anlam bilgisi (semantik) : kelimelerin anlamlarını bilme ve bu anlamlar çerçevesinde insanlarla etkileşime girme ile ilgilidir.
    pragmatik: dilin kullanımıyla ilgilidir. ancak dil kullanılırken dilin yapısı, kelimelerin doğruluğundan bağımsız olarak amaç, başarılı bir şekilde iletişim kurmak ya da kendini bir şekilde ifade etmektir.
    çağdaş zeka araştırmacılarına göre üç binden fazla farklı dili konuşabilme yeteneğiyle doğarız. ama doğduğumuzda bunlardan herhangi birini bile konuşabilir durumda değilizdir. çevremizde kullanılan dille etkileşime girmeye başladığımızda beyin dilin tüm seslerini tanıyabilir duruma gelir. kültürel motiflerle, duyma sıklığıyla, bu sesleri taklit etme girişimleriyle ve çok büyük olasılıkla kendi ayakta kalma içgüdülerimizle dil beynimize iyice yerleşir. genellikle bu potansiyel dillerden yalnızca birini ya da ikisini tam olarak hakim olabildiğimiz, karmaşık dil sistemleri halinde geliştirebiliriz. sözel zeka dille yaptığımız her türlü çalışmayla ilgilidir: gazete, kitap ya da satın aldığımız çeşitli ürünlerin üzerindeki etiketleri okuyabilme yeteneği, düz yazı, şiir, rapor ve mektup yazabilme yeteneği, dinleyiciler önünde konuşma yapabilme ya da bir arkadaşınızla sohbet edebilme yeteneği gibi. başka birinin konuşmasını dinleyebilme ve hem ne söylediğini hem de ne gibi bir mesaj vermek istediğini anlayabilme de sözel zekanın ilgili olduğu alanlardandır.
    2. mantıksal-matematiksel zeka
    neden-sonuç ilişkisi kurabilme, bir şeyin çalışma ilkelerini ortaya ve numaralarla oynama yeteneğini ifade eder. bir problem hakkında düşünme, problem çözme, durumları ve nesneleri analiz etme, soyut semboller kullanma, mantıksal ardışıklıkları keşfetme ve kullanma, “eğer........o zaman..........” tipi ilişkileri kavrama bu zeka işlevinin başlıca işlevleri arasındadır. mantıksal ve matematiksel zeka, somut nesne olmaksızın kavramsal biçimde düşünme yeteneğidir. bu yetenek son derece karmaşık kuramsal bilgilerin üretilmesinde ya da markette verdiğimiz 10 milyon liranın üzerinin hesaplanmasında kullanılabilir. tahminde bulunma, eleştirel düşünme, zıtlıkları keşfetme, mantıksal gerekçeler üretme, sınıflama, sıralama, kategorize etme mantıksal-matematiksel zekanın rutin işleri arasında yer alır.
    matematiği kullanmaya (böylece benzer nesne arayışımıza) gelişimimiz içinde çok erken zamanlarda başlarız. mantıksal-matematiksel zekanın ilk gelişim aşaması çevremizdeki gerçek fiziksel dünyada bulunan somut nesneleri kullanmamız ve onlarla oynamamızdır. mantıksal-matematiksel zeka geliştikce daha da soyutlaşır. lisedeki ya da üniversitedeki ileri matematik ve mantık dersleri çoğunlukla somut dünyadan tamamen uzaklaşırlar.

    3. görsel-uzaysal zeka
    gardner, görsel-uzaysal zeka alanının ana elemanları olarak üç yetenek ileri sürer. bu yetenekler, 1) nesneleri doğru bir şekilde algılamak, 2) bir nesneyi uzayda hareket ediyor gibi hayal ederek ya da başka birinin perspektifindenresimleyerek yönlendirmek, 3) birinin algılarını iki ya da üç boyutlu somut örnekler halinde transfer etmek.
    bu zeka alanı sadece sanatçıların sahip olduğu bir zeka alanı değildir. bu zeka alanı harita okumaya, bir odayı düzenlemeye, bir eşyayı nereye koyduğunu hatırlamaya, bir adresi bulmaya, bir başkasının beden dilini yorumlamaya, bir taslak çıkarmaya, ya da sözel olmayan bir şekilde ifade etmeye yarar.
    bu zeka alanı sadece nesneleri görsel-uzamsal olarak kavrama yeteneğiyle sınırlı değildir.kör bir insan da bu zekaya sahip olabilir. bu zeka alanının ana elemanı zihinsel imajlar yaratma yeteneğidir. imajlar şeklinde düşünme yeteneğine sahip olma, diğer zeka alanlarını da geliştirir.
    bazı açılardan görsel zekanın insan beyninin ilk dili olduğu söylenebilir. beyin doğuştan itibaren görüntülerle ve resimlerle düşünür, hatta onları sözcüklerle ilişkilendirmeden bile önce. görsel zeka gördüğümüz her şeyle ilgilenir: hayal edebildiğimiz her türlü şekil, desen ve tasarımlar (düzenli ya da düzensiz), somut ya da soyut görüntüler ve renklerin ve dokuların tüm yelpazesi. bunlar sadece gerçek, somut dış dünyamızda (fiziksel gözlerimizle izlediğimiz) değil aynı zamanda zihin gözümüzle görebildiğimiz hayal dünyamızın derinliklerindedir uzamsal tarafında bu zeka uzay-zaman sürekliliğindeki nesnelerin yerleşimi ve aralarındaki ilişkiyle ilgilenir. böylece, bir nesnenin diğeriyle ilişkili olması öğrenmenin görsel-uzamsal şeklinin uzamsal tarafını oluşturan çekirdeğidir. bunun içine yön duygusu da girer.
    4. müziksel-ritmik zeka
    müziksel zekanın üç öğesi bulunmaktadır. bunlar, 1) ses perdesi, 2) ritim, 3) sesin ayırıcı tonuna karşı duyarlı olmaktır. perde, müziğin melodisini yansıtır. ritim, tempoyu ve akışı işaret eder. üçüncü öğe, ses tonunun kalitesiyle ilgilidir. gardner, müziksel-ritmik zekanın dille ilişkili olduğunu belirtmektedir. çünkü bu zeka alanı anlamı belirtmede kullandığımız işaret sistemlerine dayanmaktadır.
    nörolojik bakış açısından müzik zekası (ritmik zeka), zeka türlerimizin ilk önce gelişenidir. anne karnındayken bile çevremizi saran ses. ritim ve titreşim dünyasını bir an düşünün. bazılarına göre bu zeka sadece müzik ve ritimden ibaret olmadığından aslında "işitsel/titreşimsel zeka' olarak adlandırılmalıdır. ses ve titreşimler, ister doğal olsun isterse insanların yarattığı ortamlardan gelenler, makineler, enstrümanlar ya da korolar olsun bu zeka tüm ses ve titreşim dünyasıyla ilgilidir. aynı zamanda müziğin, ritmin,sesin ve titreşimin "bilinci etkileme" efektleri de diğer zeka türlerinin hepsinden daha güçlüdür. müzik, ses, ritim ve titreşimin ruh halimizi değiştirme, dinsel duyguları coşturma, ulusal sevinçleri uyandırma, başka birine sevgi, derin üzüntü veya acıyı ifade edebilme gücüne sahiptir.
    5. bedensel-kinestetik zeka
    bedeni son derece duyarlı ve etkili şekilde kullanma yeteneğidir. gardner, kinestezin altıncı duyumuz olduğunu söyler. kinestezi, nazikçe hareket edebilme, diğer insanların ve nesnelerin hareketlerini doğrudan kavrayabilmekle ilgilidir. bu zeka alanının üç ana boyutu vardır. bunlar: 1) beden hareketlerini denetleyebilme, 2) nesneleri yetkin bir şekilde yönlendirebilme, 3) beden ve akıl arasında bir ahenk oluşturmaktır.
    tüm zeka modellerinin içinde bedensel-kinestetik zeka, hayatımızın, büyük ihtimalle değerini en az sorguladığımız parçasıdır. her gün hiç farkında olmadan çok çeşitli ve kompleks bedensel-kinestetik hareketler yaparız. bu zeka modeli bedensel olarak gerçekleştirebileceğimiz hareketlerin tümüyle ilgilidir. bunların içine sadece insanlık tarihinde bedensel olarak gerçekleştirilmiş başarılar değil bunun yanında şimdiye kadar farkedilmemiş doğuştan gelen kinetik potansiyeller de dahildir: çocukların yürüme potansiyelleri, gelişmemizin herhangi bir evresinde büyük ve küçük motor davranışları edinebilme, geliştirebilme ve yüz ifadeleriyle, duruşla ve diğer bir deyişle 'beden dili' ile ifade edebildiğimiz incelikler buna örnek teşkil eder.
    6. sosyal (dışa dönük) zeka
    diğer insanları anlama yeteneğidir. karakter ve kişilikleri anlama ve değerlendirmede oldukça yetenekli insanların bu tür zekaya sahip oldukları kabul edilir. kişiler arası zeka olarak da adlandırılan bu zeka türünün özellikleri, insanlarla ilgili olmak, birlikte çalışmak, birlikte öğrenmek gibi hususlardır. bu zeka tür yüksek olan kimselerin liderlik, arkadaşlık ve empatik olabilme gibi becerileri gelişmiştir.
    sosyal zekanın ilgi alanı insan ilişkileri, başka kişilerle ortak çalışma, diğer insanları tanıma ve onlardan bir şeyler öğrenme konularıdır. zamanımızın çoğunu diğer insanlarla çalışarak ve iletişim kurarak geçirdiğimizden bazı açılardan bu zeka türlerinin içinde en anlaşılabilir olanı olarak düşünülmektedir.
    7. içsel (benlik) zeka
    bir kişinin kendini tanıması ve kendisi hakkında bilgi ve anlayış ile çevresi ile uyumlu davranışlar sergilemesi yeteneğidir.
    gardner’a göre, içsel zekanın üç temel öğesi vardır. bunlar: 1) kişinin kendi iç dünyasının ve sahip olduğu kaynakların farkında olmak, 2) düşünce ve duyguları ayırt etmek, 3) bütün bunları davranışları anlama ve yönlendirme amacıyla kullanmak.
    içsel zeka, kişinin hedeflerini belirleme, bağımsız çalışma, motive etme, sağlıklı seçimler yapabilme, duygusal sağlığa sahip olma, olaylar karşısında yıkılmama, geri çekilebilme ve tepki verebilme yeteneklerini etkiler. büyük yapıtların ve buluşların temelinde yatan sezgi yeteneği içsel zekanın eseridir. içsel zeka kendisinin karşıtı ve tamamlayıcısı olan sosyal zekanın bir bütün olarak gelişmesi için çok önemlidir. bir kişi, diğer kişilerin duygularını, kişiliklerini, yalnızca onları tanıyabildiği ölçüde bilebilir ve değerlendirebilir.
    8. doğacı zeka
    gardner’ın kuramına daha sonradan eklenmiş olan bu zeka türü, bir biyolog yaklaşımıyla, hayvanlar ve bitkiler gibi yaşayan canlıları tanıma, onları belli karakteristik özelliklerine bağlı olarak sınıflandırma ve diğerlerinden ayırt edebilme yeteneği; bir jeolog yaklaşımıyla, doğaya (ormanl, deniz, dağ v.s.) karşı aşırı duyarlı ve ilgili olmaktır.
    doğa zekası her türlü doğal olgu üzerinde hissetmeyi, düşünmeyi ve eylem yapmayı içerir.bitkilere, hayvanlara, çevreye karşı ilgi, araştırma isteği bu zekanın en belirgin özellikleridir. bu zeka tür mantıksal-matematiksel ve içsel zeka ile bağlantılıdır. matematikte nesneleri, durumları kategorize etmekle doğal olayları kategorize etmek arasında benzerlik vardır. içsel zekadaki, toplumsal uyarıcılardan uzak olma, yalnız ve bağımsız olma isteği doğa zekası baskın bireylerde de görülebilmektedir.
  • milli egitim mufredatinda da (sozde) varolan, sus olarak yerlestirildigine inandigim bir kuram. mamafih, israrla super lise, anadolu lisesi, fen lisesine yaris ati gibi hazirlanmaya mecbur kilinan; sinirlari onceden belirlenmis bir platformda kosturulan milyonlarca tektip genc.

    oysa, coklu zeka kuramina gore bedensel, dogaya donuk, muzik, sosyal gibilerinden zekasi gelismis bir ogrenci de, alisilagelmis bir basari potansiyeli kabul edilen sozel veya sayisal zekasi geliskin bir ogrenci ile ayni seviyede basarilidir; ki son yillarda ilkogretimden liseye dek bu konu milli egitimin basari krtiterleri ve metotlarinda kabul goren bir anlayis olmasina ragmen cesitliligi nihayete erdirecek duzenlemeler yapilmadigi asikardir.

    en basitinden 3 saatlik oss sinavi bile bunun kanitidir. herkes ya sozel ya da sayisal/ mantiksal yonden basari saglamakla yukumludur dusuncesi ile, ogrenciler karaduzen secme sinavlari icinde sisteme bogdurulmakta ve geleceklerine yon vermek durumunda birakilmaktadir. ilkogretimden sonraki surec icin kursana muzik liseni, spor lisesini, sosyal bilimler liseni... ey egitim baba! lakin, suyun basindakilerin isine gelmez bu durum; zira, isin ucunda egitim / ogretimden nemalanmak vardir; muazzam bir rant carkidir bu sistem. kimsenin de bu konuda itirazlari yukselmemektedir. gelecek nesiller, "gelin kendimizi kandiralim" piyesinin figuranlarini oynamaya tesvik edilmektedir.

    bu da fimamizin ikramidir:

    http://okulpdr.sitemynet.com/zeka.htm

    taziye editi:

    * vakti zamaninda coklu zekaya iliskin verdigimiz link hakkin rahmetine kavusmus olup, kendisine tanridan rahmet, sevenlerine sabir ve piyaz diliyorum.

    bundan boyle anilarini asagidaki torunu yasatacaktir.

    http://www.cokluzeka.com/…asp?bolum=kaynaklar&id=56
  • izmir'de ilkokul 7. sınıf öğrencileri üzerinde yapılan araştırmada, düz anlatım yöntemiyle ders verilen öğrencilerin başarı ortalamasının 30.53, çoklu zeka teorisi yöntemiyle öğretim yapılan öğrencilerin ise 35.25 olarak belirlendiği kuram.
  • milli egitim bakanligi talim ve terbiye kurulu ba$kani prof. dr. ziya selcuk'un uzmanlik alani ve bir kitabinin ismidir.
  • ayrica egitim bilimleri enstitusunde yuksek lisans sinav sorusudur
  • ing. multiple intelligence. doğruluğuna(en azından iq'nun belirleyici ölçüt olmadığına) yürekten/beyinden inandığım kuram. yukarıda çok güzel sayıp dökülmüş, ben de ingilizce karşılıklarını verip hangi alanlarda çalışır bu zeka tipleri onu yazayım *

    1. linguistic intelligence: yazar, şair, gazeteci, konuşmacı vs.
    2. logical-mathematical intelligence: bilimadamı, mühendis, muhasebeci, programlamacı vs.
    3. spatial-visual intelligence: denizci, pilot, heykeltıraş, mimar, ressam vs.
    4. bodily-kinesthetic intelligence: atlet, dansçı, zanaatkar, cerrah vs.
    5. musical intelligence: besteci, müzisyen, şarkıcı, orkestra şefi, müzik aleti yapımcısı vs.
    6. interpersonal intelligence: öğretmen, aktör, sosyolog, politikacı vs.
    7. intrapersonal intelligence: psikolog, teolog, filozof vs.
    8. naturalistic intelligence: çiftçi, botanikçi, biyolog, avcı, bahçıvan, peyzaj mimarı vs.

    bireyde bu zekalardan biri veya bir kaçı öne çıkmış, bir kısmı da belli oranlarda bulunmakta olabilir, herkese sen şusun sen busun, müzikten anlıyorsan matematik problemi çözemezsin gibi yaklaşımlarda bulunmak abestir. her kişide bu zekaların her biri az çok vardır, önemli olan kişinin kendi özelliklerini keşfetmesi ve istediği/başarılı olabileceği(her ikisi de önemli ve ikisi de birbirini etkiler/direct corelation) alanlarda çalışması önemlidir. hayat bir yarış değildir, birey çoğunluğun yaptığı şeyi yapmak zorunda değildir. dolayısıyla herkes mühendis olmak zorunda değildir bilakis herkes üniversite okumak zorunda dahi değildir. insanın kendisini keşfetmesi 3 üniversite bitirmekten yeğdir. unutmayın ki nice akıllı, zeki mühendisler yaptıkları işten dolayı mutsuzdurlar. dolayısıyla ideal meslek, ideal insan tipi ancak toplumsal bilinçaltında varolan düşüncelerdir, ideal meslek kişiye en çok uyan ve yapmaktan en çok zevk aldığı meslketir. tekrar ediyorum, hayat bir yarış değildir, ulaşılması gereken yerler yoktur; önemli olan içsel huzur, mutluluk ve tatmindir(bunu da hedonizmle karıştırmayınız lütfen, hayatla ve kendinizle barışık olmak asıl erdemdir diyorum).
  • iki ana zekadan türemiş kuramdır. çoğaltılır çoğaltılabildiği kadar. şeytani ve rahmani zeka diğer tüm zeka türleri bu iki türün ürünüdür