şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: polifoni)
  • bazı insanların iyi müzikle eş değer görme hatasına düştüğü şey
  • kontrpuan tekniği ile insanın algılarını da aşan bir çokluğa ulaşmıştır. günümüzde dahi olarak kabul edilen bach'ın chaconne formundaki eserleri, mozart'ın yazdığı operalar ve beraberinde gelişen çok seslilik, dinleyicilerin duyumsama, algılama sınırının üst noktasına ulaşmıştır.

    tek bir eser içinde aynı anda 4-5 melodi bulunduğunu düşünün. her birini tek tek duymak ve her birinin aralıklarını (geometrisini) ve birbirleriyle olan etkileşimini duyumsamak ne kadar zor ise, besteciler için de böyle eserler ortaya koymak da dahi olmayı gerektirir.
  • "... bizde çoksesli müzik, cumhuriyet’in kuruluş koşullarının sonucu olarak ilericilik anlamı taşır. oysa, ne batı ülkelerinde, ne de sovyetler birliği ve sosyalist dünyada aynı ölçüde toptancı bir yaklaşım söz konusudur. çoksesli müziğin herhangi bir yerinde bulunan kişi kendiliğinden ilerici değildir. ilericilik, kişilerin siyasal görüşlerinden çok, müzikal estetikleri, içinde bulundukları müzik akımları ile ilgili bir sıfattır. çoksesli müziğin bütünü için kullanılamaz. hepsinin arkasında güçlü siyasal anlamlar vardır: mozart-beethoven farkı, alman-italyan opera çekişmesi, izlenimcilik, dışavurumculuk, atonalite savaşları, nazi döneminde yaşananlar, rus-sovyet mirası… çoksesli müzik tarihinin hiçbir dönemi apolitik değildir. çünkü çoksesli müzik de, tıpkı diğer müzik türleri gibi, tarihsel dönemlerin ürünüdür. müzikal estetik ve akımlar, siyasal dönemlerle organik ilişki içinde olduklarından, birinin bilinmemesi, diğerinin açıklanamaz duruma düşmesine yol açar.

    peki, durum bizde nasıl algılanıyor?

    oldukça toptancı bir yaklaşımla: “çoksesli müzik seçkinci, apolitik, sanat yoğun, ilerici/çağdaştır.” nitekim, şarkının, türkünün, arabeskin siyasal fonları bolca konuşulurken, çoksesli müziğinki konuşulamıyor.

    başlıca nedenleri mi?

    a) çoksesli müziğin yaygın olmaması nedeniyle, ancak seçkin bir azınlığın tüketebileceği ürün olduğu yanılsaması.

    b) çoksesliliğin bir bütün olarak “ilericilik-batılılaşma” anlamı taşıması nedeniyle, müziğin fay hatları ve siyaset-estetik ilişkilerinin algı alanı dışında kalıyor oluşu.

    c) az gelişmiş ülke aydın ve insanlarında bulunan geleneksel entelektüel komplekslerin çoksesli müziği bir blok olarak kutsama refleksi.

    d) ülkemizde çoksesli müzik tarihçiliği, eleştirmenliği ve yazarlığının yok denecek düzeyde oluşu. bu alanı doldurmaya çalışanların ağırlıklı kesiminin de çoksesli müzik dünyası ile akçeli işler içinde bulunmaları. (emprezaryoluk, sanat danışmanlığı, festivalcilik, sipariş yayıncılık vb.)

    e) merkez sağ ve sol siyasetlerin çokseslilik konusunda yaklaşım farkı taşımaması. laik cumhuriyetin nitelikleri arasında kabul edip, meşruiyet tartışmasına girmemiş olmaları.

    sorun ilk kez islamcı iktidar ile gerçek bir gündem maddesi haline geldi. islamcılar merkez sağ ve sol kumaştan olmadıklarından, pandoranın kutusunu açtılar. önceki dönemlerde, çokseslilik tartışmaları gerek eğitim, gerek bestecilik, gerekse sahne düzlemlerinde ulusal bir biçemin nasıl oluşturulabileceği etrafında dönüyordu. oysa, islamcı iktidar ile birlikte, “bu müziğe ne gerek var? bizim değil ki!” noktasına gelindi. islamcıların ana stratejik hedefi laik cumhuriyeti depoya kaldırmaktır. bu müzik de, laik cumhuriyetin en önemli kültür simgelerindendir.

    siyasal güç dengeleri elvermediği için çoksesli müzik kurumlarını doğrudan kapatamadılar. ancak, yasal çerçeve, merkeziyetçilik uygulamaları, sanatsal seyreltme, etik yozlaşma gibi unsurları devreye alarak epey zayıflattılar..."

    melis gönenç
    https://sol.org.tr/…abrika-ayarlarina-dogru-mu-8002