*

şükela:  tümü | bugün
  • tayfun pirselimoglunun om yayinevinden cikan kitabi.
  • ik baskısı 1996'da yky'dan, sonraki baskıları om yayınevi'nden çıkmış harikalar ötesi bir tayfun pirselimoğlu kitabı; kapak ve iç sayfalardaki çizimler de tayfun pirselimoğlu'na ait... epeyce uzun olan önsözü okurken 'bu adam hiçbir şey yazamaz...' demiştim ama sonrasında aldığım lezzet kelimelerle ifade edilemez... imla hataları düzeltilmiş olsaydı çok daha iyi olacaktı... tayfun pirselimoğlu filmini çekse de izlesek yakın zamanda; ihsan oktay anar tadı var öykülerinde...

    hatırlamak, bir boşluğa el sallamaktan başka nedir ki? siz ona bağırdığınızda sesiniz o boş ülkede kaybolup gider. size döndüğünü sandığınızda artık kendi sesiniz değildir. orası insanların cehennem kardeşliğini paylaştığı bir yerdir. lanetli anların biriktikleri bir yer. sınırlarından geçtiğiniz anda hemen pişman olduğunuz karanlık bir ülke.
    ---
    aşk tüm olumsuzlukların üzerine bir örtü örten bir yanılsamadan ibarettir. bunu bilmek de büyüden kaçmanıza yetmez. o büyünün iliklerinize işlemesinden haz alırsınız, karşı koyma düşüncesi aklınızdan bile geçmez. sonu belli bir kadere gönüllü bir tutsaklıkla bağlanırsınız ve bu esaret sizi mutlu eder.
    ---
    allah'ım hayat niçin hep iki seçenek ve onlardan birini rahatça seçememe güçsüzlüğü ile sınırlı? kaderimin her gitmek istediğim yönün tersine beni çekmeye, o yöne dönünce de gerisin geriye itiştirmesi neden? kaderimiz konusunda bunca güçsüz olmamızın hikmeti ne?
  • kesinlikle büyülü bir roman. iç içe geçmiş öykülerin labirent gibi okuyucuyu çevrelediği, küçük prens’e göndermelerle yüklü bir “seyahat” romanı. çıkılan yolun ardındaki şehirler, çöller ve denizler arasında insanın kendisini tanımaya başladığını hayretle farkettiği, puslu kıtalar atlası tadı veren güzel kitap.
  • "evet okuyucu, çöl tuhaf bir yerdir ve her şey uzun bir hikayeden ibarettir.
    nereden bakılırsa bakılsın hoş bir hikayedir bu."*

    okunmaya değer bir kitap; bir solukta okunacak büyülü bir yolculuk romanı.
  • bir garip masallar silsilesi, arkası yarını olmayan. yarınları da birbirine bağlayan aynı zamanda. dünü bugün yapan ve yarını da dün yapan..sonra "bugün neydi ki acaba" diye sorduran. işte o derece karman çorman eden.

    mutevazı olmadan yazılmış belli, oturmuş ve yazmış bir adam. adam kendini anlatmış.. kendini birileri yapmış ve yazmış. onlarca sayfalık önsöz tamamen bir kandırmaca, o kısmı sabırla bitirebildikten sonra gerisi harika harika geliveriyor ardından.

    "masal" kısmına kanıp, uyumadan önce ufaklıklara okunmaması gerekenlerden ayrıca. zira ufaklıkların uykuları kaçabilir, kabuslar görebilirler.. geceyi yanlarında geçirmek zorunda bırakabilirler.
  • garip(sediğim) bir kitap.
    masallar masumdur oysa, hiçbiri bu kadar fazla cinsellik içermez..

    ya da benim imge denen şeyden haberim yok.
  • daha öncesinde garip(sediğim) bir kitap olduğunu söylemiş,
    nedenini de hiçbir masalın bunca cinsellik içermeyeceğine bağlamıştım.
    nitekim, "masallar masumdur" ..

    cinselliğin masumiyetle olan ilişkisini irdelemek burada bana düşmeyeceğinden ben ilk izlenimimden sonraki yoğurmalarım sonucu ortaya çıkan diğer bir sonucu aktarayım.

    romanın aslı bu olsa da, kurgu ve bütünlük ile çok da ilgilenen bir okur değilim. bu nedenle bazı cümleler benim için fazlasıyla önem kazanır. bunlar öyle aforizmik şeyler de değildir mesela.
    cümledeki ahenge, aslında çok basit bir söyleyişle yakalanan endama fazlaca takılırım.

    velhasıl duru bir bikr i mazmunu sayfalarca yazıya değişmem..

    mesela, çöl masalları'nın en keyifli cümlelerinden biri; "hayalimdeki aşk daha az tehlikeli ve sıradan bir şeydi." syf, 149.

    ben yine, keşke yazar bu kitapta cinsel anlatımlarını bu derece gözümüze sokmasaydı diyorum.

    gözüne sokmak; yaklaşık yirmi bölümden oluşan bir romanda, yaklaşık kırk kere "bacak arası" demektir.
  • insanlara verip de geri alamadığım kitaplarımın hepsi aklımda. zaten pek de sevmem kitaplarımı başkalarına vermeyi; ama bir hata edip epeski sevgiliye vermişim işte çöl masalları'nı. hani herhangi bir kitabımı da vermemişim, tutup bunu vermişim. yazık ki ne yazık. okuduğunu bile sanmıyorum. şaka maka ondan (sayıyla 10) fazla yıl olmuş, düşündükçe hala içim sızlıyor "nasıl da gitti kitabım" diye.

    işte öyle, arada tekrar masallara dalmak istediğinizde elinizi atıp bulamayınca hüzünlendiren bir kitap.