şükela:  tümü | bugün
  • fransa'nin alsace yoresindeki kucuk guzel ve hos sehir. cocukluk anilarimin sahnesi.
  • otobusle almanya'ya gecebileceginiz gezilesi sehir.
    ayrica ozgurluk aniti gibi onemli eserlere imza atmis heykeltras frédéric auguste bartholdi'nin de dogdugu kent.
  • minyatür bir şehir merkezine, fütursuzca "küçük venedik" olarak adlandırılmış, içinde 8 kişilik kayıklarla gezinti düzenlenen, çoğunlukla kirli bir kanal bölgesine, 15. yüzyıldan kalma evlerin sıralandığı sakin sokaklara sahip, alsace bölgesinin tipik özelliklerini barındıran bir fransız şehri. ayrıca, haut-rhin departement'ının başşehridir.

    her yeri çiçeklerle kaplı ara sokaklarındaki kahveler ve ilginç küçük dükkanlar sayesinde birkaç saatliğine görülmeye değer. diğer taraftan, özellikle kanal kıyısındaki restoranların tam bir turist kazığı zihniyetiyle işletilmesi dikkat çekicidir.
  • bünyesinde çok güzel bir oyuncak müzesi barındıran, pazar günleri artan turist sayısına rağmen açık dükkan bulmakta zorlanabileceğiniz; yöresel şarabını ve onu yanına çok yakışan alsace spesyali tarte flambée'yi tatmadan ayrılmamak lazım gelen şehir.
  • strasbourg'daki petite france'ın büyüyüp şehir olmuş hali. pek tatlı, pek hoş.. özellikle baharda gezilmeli.
  • çok sevdiğim fransız şehri. ufaktır ama aradığınız her şeyi bulursunuz. hani derler ya fransa güzel memleket ama bir de üzerinde yaşanlar olmasa diye. hah işte burada o güzel fransa havasını çok fazla fransız olmayan fransızlar sayesinde alabilirsiniz. içi dolu fıçıcık.
  • fransız 3.ligi takımlarından biri. ama belki de en kötüsü, en vicdansızı, en halden anlamayanı.

    dün azcıcık kalan paramla bahisler yapıp takip etmek için 9 maç çıkardım. biri de romanya-ukrayna beraberliği.
    kuponlarımı yaptım. colmar, evinde creteil'le oynuyordu. colmar, düne kadar evindeki 10 maçta 3 gol atmış, creteil de deplasmanlarda 10 maçta 7 gol atmıştı. tipik bir alt maçıydı. 1.57'lik orana kanıp alt oynadım; bununla da kalmadım her iki kuponuma da koydum kendisini. o kadar güveniyorum.

    maçlar başladı. colmar'dan emin olduğum için pek önemsemedim bu maçı. derken colmar 26'da 10 kişi kaldı. biraz endişelendim ama nihayetinde ev sahibi takımdı ve 1 kişi eksik oynaması alt umutlarımı daha da arttırdı. 36'da marques deplasman takımı guingamp'ı 1-0 öne geçirdi. ben toplam gol bahisi 2.5 alt/üst oynadığım maçlarda maçı 3 e ayırırım. ilk 30 dk'da 1 gol, 2. 30.dakikada 2. gol, son 30 dakikada ise 1 gol olacağını varsayar, ihtimallerin gerisinde mi önünde mi olduğumu basit bir şekilde hesaplarım.

    colmar'ın yediği gol biraz canımı sıkmadı değil. ilk yarı 1-0 bitti. 2. yarı da gayet sessiz sakin gidiyordu. derken 74. dakikadaki penaltıyı bourgaud gole çevirdi ve guingamp 2-0 öne geçti. diğer maçlarım da oldukça iyi gidiyordu, romanya bile 2-0 dan gelip 2-2 beraberliği sağlamıştı. "2-0 biter bu maç" diye kendimi avuturken tüm fransa 3.ligi maçları bitmesine rağmen bu maçın bitmemesi beni kıllandırdı ve başımdan aşağı kaynar sular dökülmesine sebep olan o gol geldi. dk 90+3. liabeuf. ulan 10 kişisin, 2-0 mağlupsuni artık son dakika, neden gol atıyorsun, ne işe yarıycak. işallah küme düşersiniz.
    ayrıca
    ha neyse, kalan 8 maçın tamamı tuttu, iki kuponum da colmar'dan yattı. 88 liram gitti. yemek yemedim akşam sinirimden.
    eğer bir gün yolum düşerse buraya, yollara tükürmezsem adam değilim.
    bir gün gelirsem antik heykellerinizi kırıcam, süs havuzlarınıza işiyip kaçıcam. aklıma geldikçe sinirleniyorum.
    acımı hafifleten ise sanıyorum italya'dan bir dostumun kurmuş olduğu internet sitesi. sanıyorum o da son maçında colmar'dan darbe yedi.
    "kay"ak kıyafeti üreten markanın internet adresi hislerime tercüman olacak nitelikte.

    www.colmar.it
  • masallardan çıkmış gibi duran, şekerden evlere benzer evleri olan şehir.
  • iz tv'de yayınlanan bir gezi programında tanıtılan şeker gibi yer.
    program arada tekrarlanıyor, adı gezi rehberi.
  • istanbul'dan hareket ettiğimizi varsayacak olursak stuttgart ya da basel'den kolaylıkla ulaşılabilecek sevimli fransız kenti. zaten elin avrupasında en sevdiğim konulardan bir tanesi, sadece o ülkenin büyük şehri değil, diğer küçük şehirlerinde de yaşamın tam kıvamında ve tadında devam ediyor oluşu; mimarisi, yaşam tarzı, lezzeti her şeyiyle büyük bir şehre ihtiyaç duymadan kendi yağıyla kavrulabiliyor o şehrin insanları.

    colmar o sevimli mimarisi, sakin yaşam döngüsü ile mutlaka gezilip görülmesi gereken bir yerdir. hele ki buralara kadar gelmişken yol üstünde riquewihr ve haut koeningsbourg mutlaka ama mutlaka görülmelidir. biz gittiğimizde sarkozy aleyhine bir yürüyüşe denk gelmiştik, sakin sakin tepkilerini dile getiriyordu insancıklar ama genelde çok daha sakin bir yer olduğu su götürmez.

    civarda zaten bir ton başka yer de var, geziniz, keşfediniz...