şükela:  tümü | bugün
  • the communardsın jimmy somervilleinin melodik ve neşeli fransızca şarkısı. "nasıl hoşçakal diyebilirim sana" demektedir ve zaten yakın anlamlı başka bi şarkıları daha vardır: never can say goodbye
  • sadece birkin'in değil neredeyse tüm yorumcuların ex kelimesini vurguladığı, telaffuz ettikten sonra bir müddet duraksadığı,
    ve sanırım kadın sesine daha çok yakışan gainsbourg güftesi.
  • baslarken, jane berkin hakkinda, fesatcana "a-ha! cingenler zamaninindan, goran bregovicden araklamis" diye dusunmemi saglamistir. ama degil tabii. gerci, bilmiyorum, devami suresinde de hep, hatirlatmadi degil hani.
  • öyle güzel ama bir o kadar da tipik frnasız şarkısıdır ki her dinlenişinde insana kendini amerikan filmlerinin paris sokaklarında geçen sahnelerindeymiş gibi hissettirir.
  • bleufonceçevirisiyle:

    hiç bir bahaneye sığınmak istemiyorum
    bu hüzünlü tepkiyi verebilmek için
    bana biraz olsun açıklaman lazım
    sana nasıl elveda denebilir

    benim taş kalbim ateşlerde yanacak birazdan
    ama senin kalbin ateşe dayanıklı
    ve ben çok karışığım
    bu karışıklığımı sana elveda diyerek çözmek istemiyorum

    biliyorum ki bir eski sevgilinin
    ya hiç şansı yoktur ya da çok çok azdır
    ama benim,
    benim bir açıklamaya ihtiyacım var

    hiç bir şekilde karşına geçip gözyaşlarına boğulmak istemiyorum
    ama belki de kağıt mendillerin ardında
    sana nasıl elveda diyebileceğimi
    bilebilirdim

    beyaz gecelerimizi
    gri mavi sabahlarımızı
    sen geçmişe göndün
    benimse
    bir açıklamaya ihtiyacım var.
  • aglak bir sarki olsa da ex hakimiyetindeki hecelere baski yapa yapa sarkiya eslik etmek cok eglenceli,
    soyle ki:
    ün ex… pretexexpilikasyon… pirex… klinex… reflex… perplex*
  • aglamak icin bahane aramak durumuna duşenlerin dinlemesi gereken şarkı, birkin versiyonu tabii. hicbir şeye aglayamasanız da jamel'in kemanları aglatır insanı.
  • sevgiliyle buluşulan güzek bir yaz akşamında usul usul çalmaya başlar bu uzaktan. "ne güzel şarkı" denir önce, sonra yakalanan sözleri bir kağıda not edilir, evde indirilcek ya...
    akşamın sonuna doğru sevgili artık sevgili değildir, bir ayrılık kararı alınmıştır. eve dönülür ama uyku tutmaz. zaman geçsin diye bilgisayar açılır, google'a akşamki şarkıdan yakalanabilen o tek tük kelimeleri yazılır. sonucun böyle sözlere sahip bir şarkı olması ironiktir.
    tanım: yüzde buruk bir gülümseme bırakan şarkı.
  • bir insan bu kadar mı güzel teşekkür eder arkadaş.
    şarkıyı ne zaman dinlesem aklıma ilk gelen şey bu. şarkıda jane ablanın şahsıma da bir teşekkür etmesi için her şeyimden vazgeçebilirim inanın. misal; bir kıtada 'merci selim alai' deseydi ya da ben de o sahnedeki müzisyenlerden biri olsaydım da 'merci tous nos musiciens qui sont ici ce soir' kıtasında beni gösterse mesela ne olurdu san ki. çok mu şey istiyorum yani...
  • jane birkin'in canli performansini gecenin 4'ünde milyorlarca cin satsuma ictikten sonra 4 frankofon dinlerse merci a tous les musiciens kismini merci cumlemize! olarak algilayabilir.

    sonra sabah kalkip 'ya dun dinledigimiz sarkiyi ben cok severim, hani merci cumlemize diyordu, ya kimdi lan o' diye 3 gun sarkinin sonundaki tesekkur bolumu -cumlemizesiz tabii ki- google'da yazılır -hangi akla hizmetse- bulunamaz.. sonra gece bir anda akliniza gelir: 'hah comment te dire adieu'ydü lan ooooo!' diye..

    neyse bu da boyle bir ani.. lakin sarki pek guzeldir, françoise hardy versiyonundan sonra pek bir dingin gelir, jane teyze tam bir simone de beauvoir havasi yaratir.. nedense..

    edit: frankafon değil frankofon o. hay kafana..