şükela:  tümü | bugün
  • caesar'in galyayi alişini anlattiği kitaplardir... çoğu asterix macerasi kaynağini buradan alir... ve sezar bu kitaplarda kendisinden "o" diye söz etmiştir...
  • julius caesar'ın eseri, "galya savaşları üzerine". sezar bu kitabında galyalıların örf ve adetlerini, toplumsal yapılarını, druid fenomenini incelemiş ve galyalıları germenlerle kıyaslamıştır, önemli bir kaynaktır.
  • bu kitaplar roma donemi edebiyatinin basyapitlarindan sayilmistir. hatta ole ki, bu kitaptaki anlatim becerisinden oturu, sezar icin zamaninin cicero'dan sonraki en buyuk edebi ismi denilmistir. haa, ben bu kitaplari okumaya calismisimdir ve basarisiz olmusumdur. 30 sayfadan sonra gerek sezar'in edebi becerisi gerekse cevirinin karmasikligi beni bezdirmistir.
    bir dip not olarak, anlatildigina gore sezar kendinden hicbir zaman ben diye bahsetmezmis. gunluk konusmasinda bile ben konusuyorum yerine sezar konusuyo dermis.
  • 7 kitaptır.üstün bir komutanın güçlü askeri yönetim şeklini, yarattığı disiplini, pratik ve çabuk karar verme ve hareket etme yeteneğini anlatır. baska hiçbir roma tarihçisinde göremediğimiz şekilde, roma nın dünyayı fethedişini ve ele geçirdiği yerleri elinde tutmasının nedenlerini ve iç mekanizmasını gözlerimizin önüne serer. i.ö. 49-48 yıllarını kapsar.
  • turkce cevirisi gallia savasi adiyla alfa yayinlari tarafindan ocak 2006'da * yayinlanmis. genelde antik kaynaklarin cogunda oldugu gibi karinca duasi fontu kullanmak yerine, oldukca buyuk puntolarla basmislar kitabi, insanin gozlerini rahatsiz etmiyor, iupiter razi olsun.. en kisa zamanda kendilerinden caesar'in "ic savas"inin da cevirisini bekliyoruz..
  • caesar 'ın siyasi propagandasıdır.

    i.ö. 59 yılında caesar illyricum ve gallia cisalpina eyaletlerinin kontrolünü ele almıştı. asıl amacı eyaletlerinin ulaştığı geniş sınırlardan dolayı ün kazanmak ise de olaylar hiç de öyle gelişmiyor.gallia narbonensis de güney fransa'nın ispanya ile italya'ya bağlanan sınırında,gallialılar geçmiş yüzyıllardan bu yana büyük bir kısmı roma kültürüyle asimile olmuşlardı.bu toprakların ötesinde kuzeye doğru,bugünkü modern fransa olan,uzun-saçlı galler denilen bu kelt kabilelerin dağınık topluluklarını roma ile değişik ilişkiler kurmuşlardı.roma standartlarıyla karşılaştırıldığında bu kabileler ilkel insanlar sayılırdı.kendi aralarında ve romalı tüccarlardan alışveriş yaparlardı.bir çok bölge için roma ve kabileler arasında barış sağlanmıştı fakat german kabilelerinin baskıları var olan dinginliği rahatsız etmeye başlamıştı.romalılar i.ö 4yy da roma'nın yağmalanmasına yol açan gallia saldırılarından dolayı hatıralarında gallialılar'a karşı bir korku besliyorlardı.bir german kabilesi olan cimbri ve teutonisler 2.yy sonlarına doğru bu saldırılara karışmışlardı ve caesar'ın amcası gaius marius tarafından bu saldırılar önlenmişti.eğer romalılar gallerle ilgili potansiyel sorunlarda meşru bir korku duyuyorlarsa, vahşi ve ilkel germanlardan da korkmaları gerekirdi.caesar'a göre keltler dahi daha zayıf kültürleri olduğu için germanlar tarafından küçümseniyorlardı.
    i.ö. 61-60 yılları arasında caesar ispanya eyaletinin proconsullüğünü yaparken gallia sınırlarında hatırı sayılır bir kargaşa,huzursuzluk vardı.german lideri ariovistus, gallia’yı işgal etmiş ve sınır bölgelerini de yağmalamıştı fakat caesar germanlar ile bir görüşme ayarlayarak bu noktada german sorunun kontrol altına almıştı.yönetiminin erken dönemlerinde durumun ciddiyetini anlayamamış, 4 lejyonunun 3 tanesini illyricum eyaletinde bırakmış fakat daha sonradan asıl tehlikenin gallia'da olduğunu farketmiştir.roma halkının bu bölge insanları ile olan duygusal bağını anladıktan sonra,bu gerçeği değiştirmeye çalıştı.
    caesar ayrıca rhodanus (bkz: rhone),rhenus (bkz: rhine) ve sequanus (bkz: saone) nehirlerinin sağladığı büyük ticaret yolunun da farkına varmıştı.bu nehirler roma dünyasının ihtiyacı olan dış ticaret yollarını pekala sağlayabilirlerdi.büyük miktarda ham madde kuzey ve kuzeybatıdan bu nehirler aracılığıyla taşınabilir,gallia ayrıca çok önemli bir altın mağdeni yatağıydı.caesar zaman zaman roma yasalarına karşı ılımlı bir saygı gösterse de, kuzeyi genişletme arzusuna ve roma'da yasal konularda çıkabilecek sorunları bertaraf etmek için uygun nedenler bulmalıydı.roma dönüşünün ardından çok kısa bir süre sonra, ordunun ünü için mükemmel bir fırsat ve roma vatandaşlarıyla bağını güçlendirecek meseleler ortaya çıkacaktı.gallia savaşları her ne kadar memleketin savunulması ve devlete karşı sorun çıkarabilecek ilkel kabilelerin kontrol altına alınması amacında gibi görünüyorsa da aslında, caesar'ın politik nüfuzunu arttırmak ve ona olan büyük inancın daha da fazla artması amacıyla bizzat caesar tarafından yapılmıştır.

    gallia savaşları 3 bölüme ayrılabilir.
    * gallia kışkırtmaları (i.ö. 58-57)
    * romalı olmayan güçlere karşı yapılan cezalandırıcı seferler (i.ö. 56-55 )
    * birleştirme amaçlı seferler (i.ö. 54-51)

    helvetler:bugünkü isviçre’de yaşayan bir kelt kabilesi olan helveti’ler o bölgede bulunan çeşitli german kabilelerinin baskısı altındaydılar.kabile reisleri olan orgetorix'in de kışkırtması ile alplerden,fransa'nın batısına doğru göç etmeyi düşündüler.onları bu göçe sürükleyen nedenlerden biri de arazilerinin uygunsuzluğu idi.helvetiler arazilerinin tabiatı
    dolayısıyla pek dar bir alana sıkışmışlardı.bir tarafta son derece geniş ve derin olan, ve helvetia'yı germania'dan ayıran ren nehri,diğer tarafta son derece yüksek ve sequanlarla helvetler arasında bulunan jura silsilesi,üçüncü tarafta ise leman gölü ve eyaleti helvetlerden ayıran ron nehri vardı.bu sebeplerden dolayı pek geniş bir sahada dolaşamıyorlar,komşularına karşı savaşmakta pek kolay olmuyordu.ayrıca nüfuslarının çokluğundan dolayı bu arazinin kendilerine yeterli olamayacağını düşünüyorlardı.böyle bir hareketi yapabilmeleri için ise yalnızca roma tarafından kontrol edilen topraklardan değil,aynı zamanda roma müttefiki olan aedu kabilesinin topraklarından da geçmek zorunda idiler.diğer gallialı keltler ve gallia narbonensis eyaleti içinde yer alanlar, helvetlerin bu hareketiyle yalnızca topraklarından geçmeyip, geçtikleri yerlerde yağma hareketlerine de girebileceklerini düşünerek, hiç zaman kaybetmeden caesar'a haber verdiler ve caesar da 2 lejyonun hazırlanması için emrini verdi.bu sırada orgetorix öldü fakat helvetler planlarını aynen uygulamaktan vazgeçmediler.birçok yerel kabile az sayılarla helvetlere katıldı fakat böylece büyük bir güç toplanmış oldu.caesar' a göre toplam 370.000 kişi toplanmış ve bunun 260 bini kadın ,çocuk ve savaşamayanlardan oluşuyordu. helvetler yurtlarından ayrılmadan önce bütün köylerini ve mallarını yakmışlar böylece yurtlarına geri dönmek ümidini tümüyle ortadan kaldırmak istemişerdi.caesar ile görüşmeleri sonucu caesar'ın ne olursa olsun onların kendi eyalet topraklarından geçmelerine izin vermeyeceğini söylemesine rağmen helvetler isteklerinde ısrar ettiler.sequanlar’ın ve aedular’ın sınırları içinde akan arar nehri üzerinden geçmeye çalışan helvetler kuvvetlerinin ¾’ünü ancak karşıya geçirmişlerdi ki caesar bunu haber alarak aniden nehrin diğer yanında kalan kantona saldırdı.cesar'ın onlara çok güç bir durumda oldukları zamanda ansızın hücum ederek,büyük bir kısmını kılıçtan geçirdi.geri kalanlar ise kaçtılar,civar ormanlarda gizlendiler.bu muharebeden sonra helvetlerin kalan kuvvetlerini de takip etmek için arar nehri üzerinde bir köprü yaptırdı ve böylece ordusunu bir günde karşıya geçirdi.kendilerinin nehri geçmek için günlerce uğraştığını hatırlayan helvetler bu yüzden caesar'a elçiler gönderdiler fakat caesar'ın rehine isteğine karşın rehine vermeye değil almaya alışkın olduklarını söyleyen helvetler bu sözlerden sonra ayrıldılar.caesar ilerleyen günlerde helvetler'in aedu kabilesinin önde gelen bir ismi olan divikiakus'un kardeşi dunmorix'ten yardım aldıklarını öğrendi.dunmorix ualnızca inkilap istiyordu ve halk üzerinde büyük bir nüfuz kazanmıştı.

    aeduların bütün vergi ve gümrük işlerini üzerine almış,bu şekilde büyük bir servet yapmış
    ve emrinde büyük bir süvari kuvveti besleyecek kadar parası olmuştu.yalnız kendi kabilesi üzerinde değil,komşu kabileler üzerinde de etkisi vardı.annesini biturig kabilesinin en yaşlı üyesiyle evlendirmiş,kendisi de helvetler'den kadın almış,kadın akrabaları ve kızkardeşini de diğer kabilelerdeki adamlarla nikahlamıştı.bu akrabalıktan dolayı helvetlere çok taraftardı ve helvetler sayesinde krallığı ele geçireceğine inanıyordu.roma halkının hakimiyeti onu yalnızca krallıktan değil değil,şimdiki nüfuzunun dahi sarsılmasına neden oluyordu.küçük çatışmalardan sonra,caesar 6 lejyon ile birlikte helvetlere saldırarak onları yenilgiye uğrattı. caesar'a göre 370bin kişiden,savaş sonrasında ancak 130bini sağlam kalmıştı ve savaşın ertesindeki günlerde kaçan düşmanı kovaladıkları sırada da kadın,çocuk ve yaşlılardan oluşan en azından 20bin kişi ölmüştü.
    caesar'ın zaferi onu diğer problemlerle karşı karşıya bıraktı.ilk olarak helvetleri topraklarına dönmeleri için zorladı,böylece sahipsiz kalan helvet topraklarının german istilalalarına karşı savunmasız hale gelmesini istemiyordu.

    gallia'da 2 parti vardır. bunların biri aedular diğeri ise arvernlerdi.bunlar evvelden beri birbirleriyle mücadele ediyorlardı ve şimdi arvernler sequanlar ile birleşerek germanları topraklarına çağırmışlar ve onlara mükafat ümidi vererek yanlarına almışlardı.germanların sayısı neredeyse 120bine ulaşmıştı.hatta gallia topraklarının verimli arazilerinden hoşlanan germanlar çoktan sequanların topraklarına yerleşmişti.caesar bu sorunu germanların lideri ariovistus ile ilk önce diplomatik yollardan çözmeyi denedi.ariovistus caesar'ın konsulluğü zamanında roma devleti tarafından kral ve dost olarak selamlanmıştı,ve ariovistus şimdi kendisine gösterilen bu saygıyı şimdi görüşme isteklerini reddederek gösteriyordu. görüşmelerin sonuçsuz kaldı.çünkü ariovistus haklı olarak bu toprakları şimdiden kendi toprakları olarak görüyor ve bu topraklarda caesar'ın varlığını bir tehlike olarak görüyordu. kendisi sequtanlar ve arvernler tarafından bizzat çağırılmış ve mükafatını da bu yolla almıştı. ariovistus ile yapılan görüşme sonuçsuz kalıyor, caesar onun bu isteklerinden vazgeçmesinin zor olduğunu biliyordu.

    bugünkü besancon yakınlarında iki ordu nihayet karşı karşıya geldi ve çabucak kuvvetlerini hazırladı.savaş iyi hazırlanmış iki kuvvet arasında çok zorlu geçti.

    "bizimkiler,işaret verilir verilmez,düşmana öyle şiddetle saldırdılar,düşmanda o kadar ani ve seri bir şekilde ileri atıldı ki üzerlerine mızrak atmaya zaman kalmadı.bunun için mızrakları bir yana bırakarak göğüs göğse kılıçla dövüşüldü.fakat germanlar adetleri üzere derhal bir kütle teşkil ettiler ve kılıçla hücuma karşı tedbir aldılar.düşman ordusunun sol kanadı püskürtüldü ve en sonunda çekilmeğe başladı.fakat sağ kanatları sayılarının çokluğu dolayısıyla bizim safımızı fena halde sıkıştırıyordu.süvariye komuta etmekte olan genç publius crassus bunu gördü,muharebe safları içinde uğraşan subaylardan daha serbestçe hareket edebilecek bir durumda olduğu için, 3.safı tehlikede olan askerlerimizin imdadına gönderdi.bu suretle savaş kazanıldı”.bu muharebe sonunda ariovistus kaçtı.caesar böylece iki büyük muharebe bitirmiş oluyordu ve mevsiminden önce ordusunu sequanların topraklarındaki kışlağına götürdü ve gallia cisalpina’ya doğru yola çıktı.

    belgae:
    i.ö. 57 baharında caesar gallia cisalpina’da bulunuyordu ve gallia'nın 1/3’ünden fazlasını işgal eden belgaların bir isyan hazırlıklarında olduğu haberleri geliyordu.bu isyanın nedenleri:
    gallia yatıştırıldıktan sonra roma ordusunun kendileri aleyhine dönebileceği korkusu,
    germanların gallia'da kalmasını istememiş olan kabilelerin şimdi de roma ordusunun gallia'da kışlamasından ve buraya yerleşmesinden şüphe duymaları kendi kişisel istekleri yüzünden yönetimin değişmesini istemeleri.nitekim nüfuzlu kabile reisleri kendilerini kral sectirmek için uğrasıyorlar fakat roma idaresi altında bu pek kolay olmuyordu.

    caesar yakın gallia'da 2 lejyon topladı.bir kısım belgalı caesar'a gelerek kendilerinin bu isyanla alakalı olmadıklarını söyleyerek rehineler vermeye hazır olduklarını belirttiler.

    “belgaların çoğu ırk bakımından germandır ve çok eskiden rhen’i geçmişler ,toprağın mahsüldar oluşu nedeniyle oraya yerleşmişlerdi.zamanla orada yaşayan galleri kovmuşlar. bir zamanlar gallia yağmaya uğradığı vakit ise bir tek onlar memleketlerini korumaya muktedir olmuşlardı ve bu sebeple kendilerine güvenleri sonsuzdu.belgaların müttefikleri arasında suessionlar'da vardı.remler ise caesar’ın hızlı gelişinden ürkerek ona dostuklarını vermişlerdi..belgalar misilleme olarak remlere saldırdılar.böylece caesar 2 yeni lejyonla birlikte toplam 8 lejyonla remlerin arazisi üstünde bulunan bribrax kentinde ordugah kurdu.belgalar şiddetli bir muhabere ile dağıldılar.daha sonra remlerin yakın komşuları olan suessionlar üzerine yürüdü.suessionlar teslim oldular. zafer caesar için hem savaş alanında güçlü bir muzaffer hem de politik bir güç demekti.belgalara karşı koruduğu kabileler sayesinde artık daha güvenle hareket edebilir ve arkasını sağlama alabilirdi.noviodunum şehrini ve suessionların topraklarını kontrol altına aldıktan sonra caesar savaş hazırlıkları yapmakta olduklarını öğrendiği nerviler,attrebatlar,viromandular ve aduatuklar üzerine yürüdü.

    nerviler:tacirlerin memleketlerine girmelerine izin vermezler,şarap ve diğer lüks eşyanın ithaline de izin vermezlerdi.böyle şeylerin iradelerini zayıflattığına ve cesaretlerini azalttığına inanıyorlardı.vahşi ve son derece cesur insanlardı.diğer belgaları romalılara teslim olmak ve dedelerinin yiğitliklerini unutmakla suçluyorlar ve kendilerinin hiçbir elçi yollamayacaklarını ve de hiçbir barış şartı kabul etmeyeceklerini söylüyorlardı.savaşta süvari kullanmazlar fakat her ne zaman komşularının süvarileri yağma maksadıyla kendilerine hücum etse, kolayca yollarını kesmek için taze ağaçları biraz kesip bükerler,dallar kalın ve karmaşık olarak büyürdü.aralarını bağlıyan diken ve çalılarla duvar gibi bir çit oluşturan bu doğal savunma yöntemini kullanırlardı.bunun içine girilmediği gibi aralarından da hiç birşey görülmezdi.

    roma ordusunun büyük bir kısmı ordugahı kurmak için uğraşıyordu.caesar süvarileri önceden göndermişti.kendiside hafif silahlı 6 lejyonla başta gidiyordu.süvariler düşman atlılarıyla muharebeye tutuştular.sürpriz bir atak yaptılar ve askerler kolayca geri atılarak karmakarışık bir hale gelince,düşman her taraftan saldırdı.ansızın ortaya çıkan bu güç durum ve roma’nın mutlak yenilgisiyle sonuçlanabilecek bu savaş caesar'ın müdahalesi,ağırlıkların korunması için geride bırakılan lejyonların tam zamanında varmış olması, titus labienus'un süvarileri geri döndürerek savaşa katılması ve düşman ordugahını ele geçirmesi ile birlikte önlenmiş oldu.bu muharebeden sonra nervi milletinin adı hemen hemen yok oldu.caesar' a göre 60.bin savaşçıdan ancak 500 kadarı sağ kalmıştı.

    aynı mevsimde okyanus sahilindeki bütün kabileler üzerine gönderdiği publius krassus bütün kabilelerin hakimiyet altına alındığı haberini getirdi.bu başarılarla tüm gallia yatıştırılmış oluyordu.kendisine karşı olanlara rağmen cicero'nun da içinde bulunduğu senato caesar için 15 gün süren şükran töreni ( supplicatio) düzenledi ve bu şeref daha önce kimseye nasip olmamıştı.supplicatio törenleri sadece 5 gün sürerdi.pompeius bile doğudaki zaferleri için 10 gün süren törenle şereflendirilmişti.caesar adına yapılan 15 günlük tören senatoda ki muhafazakar kesimin tüm sövmelerine maruz kalan bir adama karşı tanınan büyük bir imtiyaza işaret ediyordu.bu meselelerden sonra ordusunu kışlaklarına çeken caesar 3.eyaleti olan ilyricum'a hareket etti.

    kitap 3:

    caesar italya’ya hareket etmek üzereyken servius galba'yı 12.lejyon ve bir süvari müfrezesi ile nantuat,veragr ve sedun kabileleri üzerine yolladı.allobroglar’ın sınırlarından ceneva gölünden, ron nehrinden alp tepelerine kadar uzanan bu topraklardaki amacı alpler arasındaki tacirlerin büyük tehlikelere mağruz kalarak ve büyük miktarda haraç vererek geçebildikleri önemli bir geçidi (bugünkü st.bernard) açabilmekti.bu kabileler ile dostluk antlaşması yapıldı sonra galba iki taburu nantuatların arazisinde bırakarak veragrların arazisindeki kışlakta kışlamaya karar verdi.düşmanın bu tedbirsiz durumunu gören bu kabileler hem düşmanı alt etmek hem de esir alınanları geri alabilmek için harb hazırlıkları yaptılar ve büyük bir ordu hazırladılar.kışlağın inşası henüz bitmemişken ve ordunun büyük kısmı yemek aramak için dağılmış iken,zaten iki taburu da geride bırakılmış olan bir lejyonu kolayca yenebileceklerini ve romalıların yalnızca yol açmak için değil,aynı
    zamanda alpleri sürekli işgal altında tutmak için tepeleri ele geçirmeye çalıştıklarını düşündüklerinden,bu suretle buna engel olmayı düşünüyorlardı.bu halde iken düşman ani bir hareketle saldırdı.romalıların sayılarının azlığından dolayı savaşta durumları zordaydı. çarpışma arasız 6 saat sürdü.aniden yapılan bir huruç hareketiyle düşman geri atıldı ve talih bu efer romalıların tarafınageçti.bütün ordu kılıçtan geçirildi.30binden fazla adamın 10binden fazlası öldürüldü.bu olaydan sonra gallia'nın yatışmış olmasına inanmak için pek çok sebep vardı.

    1.belgalar mağlup edilmiş.
    2.germanlar geri atılmış
    3.alpler bölgesinde sedunlar yenilmişti.

    fakat caesar'ın dediği gibi."tüm gallia ihtilale hazırdır,kabileler düşünmeden ve çabucak ayaklanabilirler.keza bütün insanlar evvelden hür olmaya alışıktırlar ve esirlikten nefret ederler.”
    bunun için isyanları bastırmak kati surette önemliydi.fakat bir türlü yatışmayan gallia'da ansızın bir savaş çıktı.bunun nedenleri:genç crassus publius 7.lejyonla okyanus sahillerinde and'ların memleketinde kışlamaktaydı. o bölgelerde yiyecek kıtlığı olması nedeniyle komutanlarının bir kısmını yiyecek tedariki için civar kabilelere yollamıştı.titus terrasidius esubiler'e,marcus trebius gallus kuriositlere, q.velanius ile titus silius ise venetilere yollanmışlardı.

    venetler:

    venetler o bölgelerin sahilerinde en fazla kudret ve nüfuza sahip kabileydi.çünkü birçok gemileri vardı ,bunlarla britannia'ya kadar gitmeye alışıktılar.gemicilik ve fen sanatında diğer kabilelerden üstündürler.denizin çok fırtınalı ve açık olmasından ve ancak şurada burada birkaç liman bulunmasından dolayı -ki bu limanları da kendileri kullanırlardı- bu sularda dolaşmak isteyen herkes onlara haraç vermek zorundaydılar.venetler ilk olarak silius velanius'u tutuklayarak ilk adımı attılar, böylece crassus'a vermiş oldukları rehineleri geri alabileceklerini umuyorlardı.bunların nüfuzu ile komşularıda tesir altında kalarak aynı maksatla trebius ve terrasidius'u alıkoymak istediler.publius crassus' a da elçiler yollayarak rehineleri iade ettiği takdirde subaylarını geri vereceklerini söylediler.crassus'tan bu bilgileri alan caesar çabucak okyanusa akan liger nehri üzerinde harb gemileri inşa edilmesini, eyaletten kürekçi yazılmasını,gemici ve dümenci toplanmasını emretti ve kendiside mevsim elverişli hale gelir gelmez orduya hareket etti.venetler memleketlerinin arazi tabiatına, romalıların bu konuda bilgisiz olmalarından ve koşulların onlar için pek uygun olmayışından savaşta kendilerine fazlasıyla güveniyorlardı.caesar’a göre roma şövalyelerine yapılan haksızlık,teslim olduktan ve rehineler verdikten sonra isyan,birçok devletlerin birleşmesi ve diğer kabilelerinde bu zaafa kapılarak isyan etme potansiyellerini düşünülünce,ne olursa olsun harbden kaçınılmamalıydı. isyana daha fazla kabile katılmadan önce orduyu bölmeyi ve daha geniş aralıklarla dağıtmayı uygun gördü.bunun için tuğgeneral titus labienus'u süvari ile birlikte ren nehri yakınında yaşayan treverler’e gönderdi ve ona rem'lerin ve diğer belgalar’ın sadık kalmalarını sağlaması ve belga'lar tarafından yardım için çağrılan germanlar’ın nehri geçmesine engel olmasını söyledi.publius krassus'u lejyonlardan 12 taburla ve büyük bir süvari müfrezesi ile aquitania'ya yolladı.q.titurius sabinus'u 3 lejyonla birlikte veneller,krusolitler,lexovilerin memleketine yolladı ve genç decimus brutus'u filo ile piktonlar, santonlar ve diğer yatıştırılan kabilelerden toplanmasını emretmiş olduğu gal gemilerinin komutanlığına tayin etti.caesar'ın kendiside bizzat yaya kuvvetleriyle yola çıktı. venetlerin kaleleri hemen hemen birbirine benzer şekilde kurulmuştu.burun ve dillerin ucunda yer alıyorlar,12 saatte bir gerçekleşen met zamanında yaya olarak kalelere yaklaşılamıyor, cezir esnasında ise sığlıklarda zedeleneceği içinde gemilerle yaklaşmak kolay olmuyordu.aynı zamanda gemileri roma gemilerinden farklı olarak yapılmışlardı.bir hayli düz fakat pruvaları ve kıç tarafları yüksek olup,bu şekilde dalga ve fırtınalara dayanıklı hale getirilmişlerdi.tamamıyla meşeden yapılmışlar,kuşak kirişleri bir kadem kalınlığında direklerden yapılmış,baş parmak kalınlığında demirlerle birbirine tuturulmuşlardı.yelken yerine iyi işlenmiş deri kullanıyorlardı.caesar birçok şehir zaptetmişti fakat düşmanın bu şehirlerden kaçarak kalelere sığınmasına engel olamıyordu bu yüzden donanmayı beklemeye karar verdi.donanma düşman tarafından görülür görülmez, 220 kadar düşman gemisi donanmanın karşısında yer aldı.venet gemilerinin üstünlüğüne karşı savaş romalı askerlerin bir icadı sayesinde romalılar’ın lehine döndü.askerlerin savaşta kullandıkları duvar kancalarına benzeyen kancalar yüksek sırıklar üzerine yerleştirilmişti.bu sırıklar sayesinde düşman yelkenlerini direklere bağlayan halatlar yakalanarak koparılıyor,yelken düştükten sonra da gemiyi idare etme fırsatları büsbütün ortadan kalkıyordu.geri kalan kısım ise yalnızca askerlerin yiğitliğine kalıyordu.bu konuda da romalılar fazlasıyla üstündüler.gemiler birer birer takip edilerek aynı şekilde yelkenleri indirdikleri vakit,romalı askerler düşman gemilerine tırmanıyorlardı.böylelikle venetler’e ve bütün okyanus kıyılarına karşı açılan sefer sona erdi.caesar can ve mallarını teslim eden kabilelerin tüm senatörlerini kılıçtan geçirdikten sonra, geri kalanlarıda esir olarak sattı.

    q.titurius venellerin topraklarına ulaşmıştı.bunların reisi viridovix bütün isyan eden kabilelerin başında bulunuyordu.sabinus'un taktikleri ile düşman kabileler yenilerek derhal boyun eğdiler.crassus da aquitania'ya ulaşmıştı.burası topraklarının genişliği ve nüfuzunun çokluğu bakımından gallia'nın 1/3 ü olarak tahmin edilebilir.ilkin bir süvari muharebesine tutuşuldu.ağır kayıplara uğrayan düşman en sonunda kaçtı.crassus'a elçiler yollayarak teslim oldular.vokatlar ve tarusatlar da roma kuvvetlerinin azlığına ve yiyecek kıtlığına güvenerek giriştikleri muharebede ağır kayıplar verdikten sonra, aqutania'da ki tüm kabileler ona boyun eğdiler.

    caesar gallia’da ki bu sorunlarla uğraşırken roma’da ki durum da onun aleyhine işliyordu.i.ö. 58 yılında caesar bütün nüfuzunu gallia’da ki kavimlerin isyanını bastırmaya harcarken,roma’da pompeius ve senato tarafından ortaya atılan problemleri halletmek,senato ile ilişkisini güçlendirmek için gallia cisalpina’ya geri döndü.pompeius kuzey italya’da bulunuyordu.caesar pompeius ve crassus’u luca’ya çağırarak bir toplantı yapmak istedi.triumvir’ler 200 senator ile birlikte burada toplanarak yeni bir uzlaşmaya vardılar.

    caesar gallia’da ki faaliyetlerine devam edecek ve başkomutanlık süresi 5 yıl daha uzatılacaktı.pompeius ile crassus ise i.ö.55 yılı için consül olacaklardı.antlaşmalar yapıldıkdıktan sonra her iki tirumvir roma’ya döndüler.caesar ise gallia’da ki işlerine devam etti.

    ertesi kış (i.ö.56-55) gnaeus pompeius ve markus crassus'un konsül oldukları yılda germania'dan usipetler ve tenkterler büyük kalabalıklar halinde ren nehrini geçtiler.bunun sebebi birçok sene suebler tarafından taciz edilmeleri ve baskı altında tutulmaları idi.

    suebler:

    bütün german kabileleri arasında en büyük ve en cesur kabileydi.söylendiğine göre 100 kantonları vardı ve her sene sınırları dışında harp etmek için biner silahlı alırlar, ötekileri ise yurtlarında kalarak ziraate devam ederler.bunlar tekrar ertesi yıl silah altına alınır ve böylece ne savaşa nede ziraate ara vermiş olurlardı.memleketlerin de ayrı ayrı tarlalar yoktu. iskan için bir yerde bir yıldan fazla oturmalarına izin verilmez, çok yiyecek tüketmezler, süt ve hayvani gıdalar ile beslenirlerdi.avcılıkla fazla uğraşırlardı.gerek gıdalarının cinsi,muntazam idman yapmaları,gerekse hayatlarının serbest oluşu -çünkü çocukluklarından itibaren vazife ve disiplin duygusu ile yetiştirilmez ve istekleri uğruna hiçbir şey yapmazlardı- kuvvetlerini arttırır ve onları son derece iri insanlar yapardı.bundan başka hiçbir şey giymemeye alışıktılar.en soğuk bölgelerde bile küçük postlardan başka bir şey giymezler ve nehirlerde yıkanırlardı.memleketlerine tacirlerin gelmelerine,her hangi bir şey ithal etmek için değil,daha ziyade yağma ettikleri şeyleri satmak için müsaade ederler, gallerin son derece hoşlandıkları ve yüksek fiyatlar ödeyerek satın aldıkları yük hayvanları kullanmazlar fakat yurtlarında yetişen kötü ve biçimsiz hayvanları alırlar ve onları eğitirlerdi.süvari çarpışmalarında çoğunlukla yaya olarak dövüşürler, atları bulundukları noktada kalmaya ve gerek gördüklerinde süratle çekilmeye alıştırmışlardı.eyer kullanmayı tembellik sayarlar,memleketlerine hiçbir şekilde şarap sokulmasına izin vermezlerdi.bunun erkekleri güçsüzleştirdiğine ve kadınlaştırdığına inanırlardı.genel olarak sınırları dışında mümkün olduğu kadar boş arazi kalmasına dikkat ederlerdi.bunun için suebler’in sınırlarının her bir yanında takriben 600mil kadar arazinin boş olduğu söylenirdi

    ubiler:

    sueblerden sonra gelen bir kavimdi.vaktiyle germanlar’ın kendi ölçülerine göre daha büyük ve varlıklı bir kabileydiler.daha medeniydiler ve sınırları ren kıyısına temas ettiğinden tacirler onları sık sık ziyaret ederdi.bundan başka yakın komşuları olduğu için gal adetlerine alışıktılar ve suebler bu milletle sık sık savaştıkları halde devletin büyüklüğünden ve gücünden dolayı onları topraklarından çıkartamamışlar fakat onları kendileri haraç vermeye mecbur kılmışlardı.usipetler ve tenkterler de sueblerin baskılarına karşı koymuşlar fakat en sonunda topraklarından atılarak germani'nın birçok kısımlarında 3 yıl dolaştıktan sonra ren'e varmışlar ve ren'i geçerek burada oturan menapiler’ saldırmışlardı.
    caesar bu olayları öğrendiğinde galler’e güvenmediği için,zira galler bazı kabilelere elçiler yollamışlar,onları ren'i geçmeye davet ederek bütün isteklerinin kendileri tarafından gerçekleştirileceğini söyleyerek onlara cesaret vermişlerdi.bundan dolayı germanlar geniş bir sahada yayılıyorlardı.bunun üzerine caesar germanlarla savaşa karar verdi.erzak işini
    hallettikten sonra, süvarisini seçerek germanların bulunduğu araziye doğru yürüyüşe geçti.ancak birgünlük mesafe kalmıştı ki germanlardan elçiler geldi.germanlar roma halkıyla harbetmek için ilk adımı atmadıklarını,yurtlarından atıldıklarını ve zorla geldiklerini fakat mecbur kalırlarsa savaş yapmaktan çekinmeyeceklerini, romalılar kendilerini uygun bir
    araziye yerleştirirler veya silah zoruyla elde ettiklerini muhafaza etmelerine izin verirlerse faydalı birer dost olabileceklerini, yalnızca suebler’e boyun eğdiklerini ve bu konuda da çaresiz olduklarını söylediler.bunun üzerine caesar eğer gallia'da kalırlarsa onlara hiçbir şekilde dostluk tahsis edemeyeceklerini söyledi.ona göre kendi topraklarını müdafaadan aciz olanların başkaların topraklarını işgal etmeleri doğru değildi.gallia da hiç kimseyi rahatsız
    etmeden,bu kadar büyük bir kalabalığa verebilecekleri boş arazi yoktu.arzu ederlerse ubi'lerin topraklarına yerleşebilirlerdi.ubi’ler de aynı şekilde sueblerin fenalıklarından dolayı kedisine şikayette bulunuyorlardı.caesar bunların birkaç gün evvel mosa ( meuse) nehrinin ötesine ganimet ve yiyecek getirmeleri için bir süvari grubu yolladıklarını öğrenmişti.bu yüzden de işi geciktirmek istedilerini düşünüyordu.usipetlerin istedikleri 3 günü onlara vermedi ve ilerlemeye devam etti.düşmandan 12 mil uzakta bile değilken biraz daha zaman istemek için elçiler geldi.fakat caesar'ın ilerleyen kuvvetlerini görünce saldırdılar.muharebe bittikten sonra caesar hile ve hainlikle barış dilenen ve sonunda savaşa girişen bu kabilenin elçilerini kabul etmemeye karar verdi.ertesi gün bütün reislerin ve büyüklerin bir arada bulunduğu bir topluluk caesar’a geldi.caesar onları tutuklayarak,bütün kuvvetlerini ordugahtan çıkardı ve süvarilerine de arkadan gelmeleri için emir verdi.8 mil yürüyüşten sonra germanların haberi olmadan düşman ordugahına vardı.romalıların gelişindeki çabukluk,germanların reislerinin tutuklanmış olması düşmana düşünmek ve silah almak için vakit bırakmamıştı.romalılar tek kişi bile kaybetmeden ancak birkaç yaralı ile muazzam bir harbin korkusundan kurtulmuş vaziyette -ki zira düşmanın sayısı 430bin kişiydi-ordugahlarına döndüler.caesar ordugahında alıkoyduğu germanların gitmelerine izin verdi.german seferi bu suretle sona erince caesar bir çok nedenden dolayı ren’i geçmeye karar verdi.amacı germanlar’a roma ordusunun ren'i geçmeye cesareti olduğunu göstermekti.hem ubilerin sueb kabilesinin baskıların dayanamadığı için caesar’dan yardım istemeleri hemde usipet ve tenkterler’den oluşan süvari müfrezesinin ganimet ve buğday almak için reni geçmiş fakat muharebeyi işittikleri vakit sugambrler’in arazisine çekilmiş olmaları ve onlarla birleşmeleri
    nedeniyle ren'i geçmek istiyordu.onlar ise eğer caesar kendilerinin onun rızası olmadan reni geçmelerini uygun bulmuyorsa, kendisinin neden böyle birşey yaptığını soruyorlardı.
    bunun üzerine caesar kayıklarla geçmek yerine ren nehri üzerinde bir köprü yaptırmaya karar verdi.300 ayak genişliğindeki bu nehri geçmek için yaptırdığı bu köprüyü 10 gün içinde bitiren caesar,köprünün her iki tarafında da birer muhafız kıtası bırakarak ubilerin memleketine çekildi.fakat suebler caesar'ın reni geçmek için bir köprü yaptırdığını öğrenir öğrenmez kasabaları boşaltmışlar ve ormana çekilmişlerdi.romalıların yaklaşmasını
    bekliyorlardı.böylece caesar germanları korkutmuş, sugambrlardan öç almış,ubileri savaştan kurtarmıştı.bunun için ren’in öbür tarafında 18 gün geçirdikten sonra,gallia'ya geri çekilerek köprüyü yıktı.bundan sonra ise britannia ya hareket etmek için hazırlandı.

    i.ö 55-56
    caesar ren nehrini ilk geçen kişi olduğu gibi,britannia'ya geçmek ayrıcalığını elde eden ilk kişi olmak istiyordu.britannia antik dünyanın bildiği en uzak noktaydı.britannia’nın demir,gümüş gibi zengin maden yatakları da bu isteği kamçılıyordu.bizzat caesar morinler’in arazisine hareket etti çünkü oradan britannia'ya kısa bir geçit vardı.gaius volusenus'u ve atrebatların başı commius'u da bir harb gemisiyle britannia'ya yolladı.i.ö. 55 yılında 7.ve 10.lejyon ile birlikte portus limanından hareket ederek (bugünkü boulogne) gece yarısı britannia kıyılarına vardı.caesar daha önceden birçok tüccar ve diğer celtler den
    britannia hakkında bilgi toplamıştı ve britonlar da bundan haberdar olarak caesar'ın gelişini bekliyorlardı.askerlerin kara çıkmalarına engel olmak istediler.karaya çıkmak ise şu nedenlerden dolayı zordu.”gemilerin büyüklüğünden dolayı,su derin olmadığı taktirde,sahile yanaşamıyorlardı.askerler araziyi tanımıyorlardı.elleri de serbest değildi.silahlarının büyüklüğü altında eziliyorlar buna rağmen gemilerden atlamak,hem dalgalar arasında tutunmak,hem düşmanla dövüşmek zorundaydılar.halbuki düşmanın eleri ve ayakları serbestti.araziyi iyi tanıyorlardı.ya kuru toprak üzerinde ya da suyun içinde hiç
    korkmadan oklarını atıyorlardı.romalılar ise bundan korkmuşlardı ve her zaman ki atılganlık ve gayretleri gösteremiyorlardı.”
    hertürlü zorluğa rağmen askerlerin cesareti sayesinde düşmanlar savaşta yenildikten sonra elçiler yolladılar,önceden tutuklanmış olan commius'u da getirdiler.caesar avrupa kıtasına barış dilemek üzere elçiler yolladığı halde yok yere savaş açtıkları için onları azarladıktan sonra onları affetti.bu sırada birtannia’ya vardıktan 4 gün sonra okyanusta meydana gelen med-cezir yüzünden caesar'ın orduyu naklettirdiği, kuru toprak üzerine çektirdiği ve demirlemiş olan gemiler ciddi boyutta zarar görmüştü.birçok gemi parçalandı.kalanlarda halatlarının,demirlerinin ve diğer donanımlarının kaybolmasından dolayı işe yaramaz hale geldiler.bu durum britannia reisleri tarafından konuşuldu, gemilerin ve yiyeceğin olmadığını bildiklerinden harbe yeniden başlamak için hazırlıklar yaptılar.eğer onların topraklarına ilk kez gelen konukları yurtlarından kovmayı başarabilirlerse bir daha hiç kimse onları rahatsız edemezdi.caesar ise her gün tarlalardan yiyecek topluyor,fazlasıyla zarar görmüş gemilerin kerestelerini diğerlerini tamir ettirmek için kullanıyor,bunun için gerekli olan şeylerinde avrupa kıtasından getirilmesini emrediyordu.bu suretle 12 geminin kaybolmasına
    rağmen geri kalan gemiler çabucak tamir edildi.10.lejyon tarafından bu işler yapılırken, 7.lejyon yiyecek aramak için ordugahtan ayrılmıştı ve düşman tarafından pusuya düşürüldü.düşman tarafından sıkıştırılan lejyonun imdadına caesar yetişti ve lejyonu düşman askerleri ile sarılmış buldu.düşman hem süvariler hemde harb arabalarıyla saldırmıştı. arabalarda çarpışma usulleri şöyleydi.”her şeyden önce her istikamette arabalarını sürerler ve ok atarlar.bu suretle atların saçtığı dehşet ve tekerlekerin gürültüsü ile dehşet saçarlar ve safları karmakarışık ederler.süvari kıtalarının arasına sokulunca arabalarından atlarlar,yaya olarak dövüşürler.bu arada arabacılar yavaş yavaş muharebeden çekilirler.roma safları bu yeni ve değişik savaş usulü ile karmakarışık olduklarından alışık oldukları dövüş disiplinine uyamıyorlardı.”
    caesar'ın gelişiyle düşmanın bir an duraklamasını fırsat bilen caesar lejyonu geri çekti.birkaç gün sonra sürekli fırtınalar oldu.bu suretle hem orduyu ordugahta tuttu, hem de düşmanın saldırısını önledi.bu sırada yerliler askerlerin azlığına güvenerek her tarafa haberciler yollayarak,kuvvetlerini toplamaya başladılar.caesar yabancı bir ülkenin topraklarında ordusunun önemli bir kısmını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyaydı.yerliler büyük bir kuvvet topladıkları vakit romalıların üzerine yürüdüler.romalılar kendi tarzlarında savaşarak düşmanın gözünü korkuttular ve kaçanları süvarilerin gücünün yettiği kadar kovaladılar. civardaki bütün binaları yakarak ordugaha çekildiler.caesar bu sefer daha önce istediğinin 2 katı rehine istedi ve bunların avrupa’ya getirilmesini istedi.hasara uğramış filosu ile kışın fırtınalarıyla uğraşmak istemediği için,uygun olan ilk rüzgarda gallia'ya doğru yola çıktı.sadece bir kısım rehine yollandı ama caesar'ın donanması hazır olduğunda tekrar britannia'ya doğru hareket edecekti.

    2.britannia seferi
    caesar'ın bu ilk seferi büyük bir zafer olarak görülemez.daha çok britannia kabilelerinin elinde yenilgiye uğraması-hezimeti olarak değerlendirilebilir.neredeyse zarar görmeden oradan ayrılmış olmasına rağmen, caesar'ın onuru ve güvenilirliği sarsılmıştı.ne var ki ren nehrini geçerek germania'ya ayak basması ve denizden britannia'ya kadar ulaşmış olması,onun bu seferlere zayıf hazırlandığı ve askerlerini büyük bir tehlikeye soktuğu gibi
    gerçekleri bertaraf etmeye yetiyordu.i.ö 55 yılında caesar için 20 gün sürecek başka bir şükran töreni daha düzenlendi fakat idare işleri için gallia cisalpina'ya döndüğü vakit aklında hala britannia vardı.

    i.ö 54
    lukkius domitius ile appius claudius'un konsüllükleri sırasında caesar tuğgenerallere kış boyunca mümkün olduğu kadar çok gemi yapmalarını emretti.yük yüklemede çabukluk ve kumsala çekmede kolaylık sağlamak için normalden daha alçak gemiler yaptırdı.bundan başka sık sık med-cezirler yüzünden gallia açıklarında dalgaların daha küçük olduğunu öğrenmişti.bir yandan bu işlerle ilgilenirken diğer bir taraftan, caesar için sorun olabilcek iki durum söz konusuydu.birincisi soylu sınıftan ve politik olarak tam bir caesar karşıtı olan lukius domitius ahenobarbus konsül seçilmişti.ikinci olarak illyricum eyaletindeki pirusta kavmi (bugünkü arnavutluk) eyaletin kendilerine en yakın kısımlarını hücumlarla harap etmekteydiler.caesar’ın gelişiyle sorun çabucak halloldu.pirustalar rehineler verdiler ve verdikleri zararı ödemeye razı oldular.
    caesar gallia'ya döndü.oradan orduya doğru hareket eden caesar bütün kışlakları dolaştı. askerlerin gayretleriyle, (herşeyin son derece kıt olmasına rağmen) caesar'ın önceden emretmiş olduğu tipte 600 kadar geminin ve 28 harp gemisinin inşa edildiğini ve kızaktan indirilmelerine birşey kalmamış olduğunu görünce işin başındaki subayları tek tek tebrik etti.yapılacak işler hakkında tek tek bilgi verdikten sonra gemilerin itius limanında (boulogne)
    toplanmalarını emretti.i.ö. 54 yılının temmuz ayında trevet'ler tarafından ortaya çıkan küçük bir meseleyide hallettikten sonra britannia için hazırdı.

    trevetler
    gallia'nın en kudretli devletiydi ve büyük piyade kuvvetleri vardı.devlette iki kişi
    başbuğluğu ele geçirmek için uğraşıyordu.indutiomarus ile kingetorix. kingetorix caesar'ın gelişiyle elçiler yollarken, indutiomarius ancak saflarının onu yalnız bırakmasıyla amacından vazgeçti)

    britannia
    adanın nüfusu çok yoğundu.çiftlik binaları birbirine yakındı ve gallialılar’ınkilere çok benzerler.büyük miktarda hayvanları vardı ve para olarak bronz,altın veya özel bir ağırlıkta demir çubuklar kullanırlardı.britannia'nın orta kısımlarında kalay,sahillerde demir çıkartılırdı. demirin miktarı azdı ve kullandıkları bronzu hariçten ithal ederlerdi.gallia'da olduğu gibi
    ak gürgen ve çamdan başka her türlü kereste vardı.tavşan,tavuk ve kaz yemeği fena sayarlar. fakat bunları eğlence ve zevk için beslerlerdi.iklim gallia’da olduğundan daha ılımandı, ve soğuklar daha hafif geçerdi. “ada doğal şekliyle 3 köşedir.bir yanın köşesi -ki gallia'dan gelen hemen hemen bütün gemilerin uğradığı kent'te dir- doğuya bakar.aşağı köşe güneye bakar ve tahminen 500mil uzunluğundadır.ikinci yanı ispanyaya ve batıya doğrudur.bu yönde irlanda bulunur ki britannia'nın yarı büyüklüğünde olduğu tahmin edilir.deniz geçidinin genişliği gallia ile britannia arasındaki geçidin genişliğine eşittir.bundan başka karaya yakın birçok küçük adanın olduğu sanılmaktadır.bazılarının söylediğine göre bu adalarda kış ortasında gece 30 gün sürermiş.bu yanın uzunluğu yerlilerin söylediğine göre 700mildir.üçüncü yanın yönü kuzeye doğrudur ve karşısında hiçbir ada yoktur.bununla beraber bu tarafın köşesi tamamıyla germania'ya karşıdır.yanın 800mil uzunluğunda olduğu sanılmaktadır.bu suretle bütün adanın çevresi 2000mildir.” bütün britannia kabileleri içinde denizci bir bölge olan kent'te oturanlar en medenileriydi.adetleri itibariyle gallialılardan pek farklı değillerdi;çoğu ekin ekmez fakat süt ve etle yaşar,postlar giyerlerdi.bütün britannia'lılar vücutlarını çivit ile boyarlar,bu ot mavi bir boya meydana getirir ve savaşta daha korkunç görünmelerini sağlardı.saçları uzundu,başlarından ve üst dudaklarından başka her yerlerini
    tıraş ederler.on veya on iki kişilik erkek grupları,bilhassa biraderler biraderlerle,babalar oğulları ile müşterek zevcelere sahiptiler.fakat bunlardan doğan çocuklar kızın ilk gelin geldiği eve ait sayılırdı.
    gallia'da da başında labienus'un bulunduğu 3 lejyon ve 2000 atlıyı bıraktıktan sonra caesar 800 gemi,5 leyjon ve 2000 süvari ile dünya tarihinde 1944’te ki normandia seferine kadarki en büyük çıkartma harekatını gerçekleştiriyordu.caesar karaya ayak bastıktan sonra, ordugahını kurdu.esirlerden düşman mevzileriyle ilgili bilgileri aldıktan sonra geride 10 tabur ve 300 süvariyi bırakarak düşmana karşı ilerledi.düşmanlar küçük gruplar halinde ormandan çıkıyorlar ve romalı askerleri tahkimat içine girmekten men ediyorlardı.fakat bu küçük gruplar roma ordusunu durduramadı ve ordu sonunda düşmanı ormandan dışarı attı. ordugahın tamamlanması için zaman kazanmak maksadıyla geri döndü.caesar, bir gece önce bir fırtınanın çıktığı ve gemilerin zedelenerek sahile atıldığı,bazı gemilerin ise kaybolduğu haberini aldı.labienus'a elindeki lejyonların yardımıyla mümkün olduğu kadar çok gemi inşa etmesini ve zarar görmüş olanları da tamir ettirmesini emretti.britannialılar’ın saldırılarına karşın süvariler silahlarının ağırlığı çekilmekte olan düşmanı takip etmelerine engel
    olmaktaydı.katiyen toplu halde savaşmıyorlar,fakat küçük gruplar halinde geniş aralıklarla
    dövüşüyorlardı.kassivelaunnus'un emri altında toplanmaya başlayan briton'lar taymis nehrinin karşı yakasında savaş hazırlıkları yapıyorlardı.caesar orduyu buraya sevketti. 2.britannia seferinin en büyük çarpışması burada gerçekleşti.kassivelaunus zaferden ümidini keserek tüm kuvvetlerini dağıttı ve bir kalede sığındı.mühim miktarda adam ve hayvan topladı.kaleye saldıran caesar her iki savaşta da muzaffer olarak ayrılmanın verdiği rahatlıkla orduyu sahile sevk ederek,gallia'ya doğru sefer yapmaya karar verdi.eylül ayı geldiğinde barış müzakereleri yapılmış ve gallia'ya dönmüştü.britannia'ya yapılan 2.sefer daha çok esir,daha çok övgü ve britannia hakkında daha çok bilgi sağlamışsa da aslında caesar adına yürütülen itibar kampanyası için bir araç olmuştu.1 yıl önceki ilk seferden daha akıllı ve teçhizatlı bir sefere kalkışmış olmakla, caesar hiç varolmadığı bile düşünülen topraklar üzerinde kazandığı zaferlerle yerini giderek sağlamlaştırmıştı.
    caesar i.ö. 54 yılında britannia'ya yaptığı 2.seferden dönerken,hem gallia'da hemde özel yaşamında sorunlar vardı.kızı julia'nın ölüm haberiyle sarsılan caesar'ın önünde bir tehlike daha belirmişti.kızının ölümüyle hem onun kocası hem de caesar'ın müttefiki olan pompeus ona karşı tavır almaya başlamıştı.crassus'un da 2 yıl sonra gerçekleşen ölümüyle,iç savaşın sinyalleri yavaş yavaş belirmişti. kızının ölümünden çok kısa bir sonra da annesi aurelia'nın öldüğü haberini alan caesar için yeniden baş gösteren gallia isyanları da i.ö 54 yılının zorlu bir yıl olmasına yol açtı.

    kişisel ve politik kayıplarına rağman caesar german kabilelerinin çıkardığı isyanları bastırmak için uğraşmak zorundaydı.leyjonlar çoktan gallia'nın çeşitli bölgelerindeki kışlaklara yerleşmişlerdi.kotta ve sabinus'un kışlamak için gönderildikleri eburones kavmi, liderleri ambiorix ve katavolkus önderliğinde ayaklandılar.sürpriz bir atakla yiyecek toplamak için dağılmış olan lejyonlara saldıran düşmanların çabaları sonuçsuz görüşme talep ettiler.ambiorix uzunca bir konuşmadan sonra asıl niyetini saklayarak gallerin müşterek bir plan hazırladığını,bu maksatla germanların büyük kuvvetler hazırlayarak ren’i geçtiklerini , kendisinin ise yalnızca devletinin isteği üzerine bu savaşta yer aldığını, bu meseleleri onlara haber vererek roma‘ya karşı olan borcunu ödediğini söyledi.roma tuğgeneralleri bu haberler üzerine telaşa kapıldılar ve meseleyi harp meclisinde tartıştılar.başta kotta olmak üzere tüm diğer tribun ve yüzbaşılar bu habere güvenmemek ve hiçbir şey yapmamayı uygun gördükleri halde, titurius eğer haberler doğruysa bir şey yapılması gerektiğini,aksi takdirde çok geç kalınacağını savunuyordu.gece yarısına kadar süren tartışmalardan sonra kotta fikrinden vazgeçmeye ikna edildi.şafakla beraber ordugahtan çıktılar.iki mil uzakta kendilerine pusu kurmuş olan düşman ansızın onlara saldırdı.gerçekten büyük bir yanılgıya düşmüş olan sabinus, telaşa düşerek bütün kontrolü kaybetmişti.roma ordusu tek tek taburlarını kaybediyordu.bu arada titurius ve kotta öldürüldü.geri kalanlar ordugaha çekildiler ve orada kahramanca savaşarak öldüler.savaştan kaçarak titus labienus'un kışlağına erişenler bu hadiseyi ona haber verdiler.15 tabur, yaklaşık 7.200 asker yani caesar'ın toplam
    kuvvetinin ¼’ü telef oldu.bu savaştan sonra ambiorix derhal aduatuklar’a doğru yola çıktı.onları ayaklandırdıktan sonra quintus cicero'nun (hatip cicero'nun kardeşi) kışladığı nerviler’in topraklarına yürüdü.nerviler’in de kuvvetlerini birleştirmesi üzerine toplam
    güçleri 60.000i buldu ve böylece cicero'nun kampına doğru ilerlediler.toplam 7000 kadar adamla kahramanca karşı koymaya çalıştılar.savaşın 8.gününde cicero caesar'a bir mektup yollayarak,her 10 adamın 9'unun yaralandığını bildirdi.caesar bellovaklar da kışlamakta olan markus cassus ve atrebatlar’ın memeleketinde bulunan gaius fabius'a haber yollayarak çabucak yola çıkmalarını ve kendisiyle birleşmelerini emretti.titus labienus ise treverlerin hareketlerinden rahatsızlık duyduğunu bu nedenle kışlaktan çıkmasının doğuracağı tehlikeyi anlattı.caesar bu nedenle yalnızca krassus ve fabius'un lejyonları ile bu işe girişmeye karar verdi.büyük bir çabuklukla düşmanı alt eden caesar cicero'nun karargahına erişti ve sabinus ile kotta'nın felaketleri hakkında bilgi edindi.

    caesar'ın zaferi labienus'a bildirildi.bununla birlikte labienus'u sıkıştırmakta olan treverlerin lideri indutiomarius'un da ölümüyle i.ö.54-53 yılları arasındaki tüm kış boyunca gallia yatıştırılmış sayılabilirdi.

    i.ö.53 yılının başlarında caesar 2 yeni lejyon için asker toplamaya başladı.aynı zamanda o sırada proconsul olan ve devlet işleri yüzünden komutanlık vasfını taşıdığı halde roma' da kalan pompeius'dan gallia cisalpina’dan kendisine asker yollamasını istedi.pompeius gerek dostluk gerekse devlete hizmet amacıyla bunu yaptı.pompeius ile caesar henüz birbirlerine düşmemişlerdi.caesar şimdi 10 lejyona sahipti ve onları mart ayı gibi kullanmak için bekletiyordu.caesar önce nerviler’i cezalandırmaya karar verdi sonrada senonlar,carnutlar ve menapiler üzerine yürüdü.kazanılan kolay zaferlerden sonra bu kez trevirler ve reni geçmiş olan germanlar tehlikesiyle yüz yüze kalmış olan labienus'a takviye yaptı.labienus bu tehlikeyi çabucak alt etti ve kuzeydoğu gallia'yı tekrar roma hakimiyetine almış oldu. böylece caesar ren'in öte sınırı ile ilgili meseleleri halletmeye koyuldu.i.ö.53 yazında caesar bir kez daha ren nehrinin öte tarafına geçti.

    caesar’ın gelişiyle ormanın içine çekilen suebler caesar’ın sessiz sedasız gelişinden haberleri olmayarak, ansızın tarlalarda bastırıldılar fakat ambiodorix caesar’dan kaçmayı başardı.bir kaç hafta sonra quintus cicero’nun karşılaştığı bazı güçlükler ve daha önceki gibi germanialı kavimler tarafından kuşatılmasıyla yaşadığı sorunlar da atlatıldıktan sonra,ren’in diğer tarafına yapılan bu kısa sefer caesar’ın lehine sonuçlanmış oldu..

    gallialılar:

    gallia'da yalnız her devlette,her köyde her bölgede değil,hemen hemen her ailede bile partiler vardır.parti liderleri taraftarlarının nazarında en yüksek otorite sahibi insanlar olarak görülürler ve bütün meselelerin ve planların kararlaştırılması onların hüküm ve kanaatine bağlıdır.bu kadim zamanlardan kalmış bir adet gibi görünür.maksat halktan hiçbir kimsenin daha kuvvetli bir komşuya karşı yardımdan mahrum kalmamasını temin etmektir.her adam kendine tabi olanların aldatılmasına müsaade etmez çünkü aksi takdirde üzerlerinde hiçbir otoritesi kalmaz.bu aynı prensip gallia'nın her yerinde geçerlidir çünkü bütün devletler iki partiye ayrılmışlardır.caesar gallia'ya geldiğinde bir partinin lideri aedu'lar,ötekinin ise sequanlar idi.bu sonuncular tek başlarına kuvvetlerinin az olmasından dolayı -en büyük otorite eskiden beri aeduların elindeydi ve kendileri tabi olan devlet çoktu- germanialılar ile ittifak yapmışlar,büyük fedakarlık ve vaatlerle onları kendi taraflarına çekmişlerdi.birçok zafer kazandıkları savaşlardan ve bütün aedu asilzadelerinin katlinden sonra üstünlük kazanmışlar ve aedu'ya bağlı olan devletlerin birçoğunu kendi taraflarına çekmişler, ileri gelenlerinin çocuklarını rehine olarak almışlar ve sonra da işgal ettikleri araziye sahip çıkmışlardı.bütün gallia önderliğini ellerinde tutuyorlardı.bu kötü durum karşısında divikiakus yardım istemek için roma'ya senatoya gitmiş fakat hiçbir şey yapamayarak geri dönmüştü.caesar'ın gelişiyle aedu'lara rehineleri geri verildi ve onlara tabii olan devletlerde iade edildi.böylece sequanlar’ın itibarı yok olmuş,baş kabile olma imtiyazını kaybetmişler, yerlerini ise rem'ler almıştı.aedular ise eskisinden daha güçlü bir konuma gelmişlerdi.bütün gallia'da sevilen ve sayılan şahıslar 2 gruba ayrılırdı.halk ise kendiliğinden hiçbir işe girişemediği gibi,herhangi bir meselede kendilerine danışılmaz, çoğunlukla esir gibi muamele görürlerdi.çoğu ya borç yada vergilerin yükü ve kudretli adamların fenalıkları altında ezilerek kendilerini köle olarak derebeylerine satıyorlardı.bahsedilen iki sınıftan birisi druidler, diğeri ise şövalyelerdi.druidler din işleriyle uğraşırlar,resmi ve hususi kurban töreni yapar,ayinlere ait meseleleri yorumlarlar,gençler tarafından oldukça saygı görürlerdi.çünkü umumi ve özel bütün olaylarda kararları onlar verirlerdi.herhangi bir cinayet vakası yahut miras ve sınırlar ile ilgili bir kavga çıktığı zaman verilecek kararlar onlar tarafından alınır,mükafat veya cezayı onlar belirlerdi.herhangi bir şahıs veya kabile kararlarını yerine getirmediği takdirde onu kurban kesmekten men ederlerdi ve bu onların en ağır cezasıydı.men edilenler dinsiz ve cani sayılırlar,herkes onlardan sakınır,konuşmaktan çekinirdi.druidler’in tek bir reisi vardı ve o öldükten sonra mevki itibariyle üstün olanlar reislik için mücadele ederlerdi.senenin özel günlerinde gallia'nın merkezi sayılan bir bölgede, karnutlar’ın arazisi içinde bir yerde toplanırlar ve bütün kavgalı olanların sorunları burada çözülürdü.hayat şekillerinin britannia'da keşfedilerek,oradan gallia'ya geçtiğine inanırlardı.druidler harpten uzak kalırlar, vergi vermezler,askerlikten muaf tutulurlardı.gençlerin birçoğu tahsil için onlara gelirdi. söylendiğine göre druidlerin mektebinde bir yığın mısralar ezberletilir,bu mısraları yazmayı günah sayarlar ve diğer bütün resmi işlerde grek harflerini kullanırlardı.bu ya düşüncelerinin başkaları tarafından bilinmemesini istediklerinden yahut yazarak öğrenenlerin, hafızalarının tembelleşeceğine inanmalarındandı.öğretmek istedikleri belli başlı ders ruhların ölmediği ve ölümden sonra kişiden kişiye geçtiğiydi.bu inancın ölüm korkusunu ortadan kaldırdığına ve kahramanlığa sevk ettiğine inanıyorlardı.bundan başka kainatın büyüklüğü,yıldızlar ve hareketleri,doğanın özü,ölmez tanrılar ve bunların kuvvet ve güçlerine ilişkin bilgilerdi.

    şövalyeler sınıfı her yıl savaşla uğraşır,ya kendileri saldırırlar ya da kendilerini müdafaa etmeye uğraşırlardı.her biri asalet ve zenginliğinin önemine göre ücretli askerler ve köleler bulundururdu.

    bütün gallia ahalisi dini ayinlerine fazlasıyla bağlılık gösterir.bu yüzden ağır hastalıklara yakalanmış olanlar ve harpte tehlikeye maruz kalanlar,ya kurban olarak insan keserler yahut adakta bulunurlardı.bu kurbanlarda druidler rahip olarak bulunurlardı.bir insan hayatı yerine bir insan kefaret olarak ödenmediği takdirde tanrıların gazaplarının dindirilemeyeceğine inanırlardı.bazıları çok büyük heykeller yaparak sazlardan örülmüş olan uzuvlarını diri diri insanlarla doldururlar sonra da bunları yakarlar ve insanlar diri diri can verirlerdi.hırsızlık ve haydutluk veya herhangi bir cinayet işleyenler suç üstü yakalandığı vakit idam edilirlerdi.
    tanrılar içinde en fazla merkur'e ibadet ederler,onu bütün sanatların kaşifi,her yolun ve yolculuğun kılavuzu sayarlar,bütün para kazanma ve ticaret işlerinde büyük kudrete sahip olduğuna inanırlardı.apollo hastalıkları defeder,minerva sanat ve mesleklerin ilk esaslarını öğretmiştir.jupiter göklerin hakimiyetini elinde tutar,mars savaş işlerine bakardı.bir savaşta galip geldikleri vakit ele geçirdikleri bütün canlı varlıkları kurban ederler, kalan bütün eşyayı da mars'a adarlardı.galler kendilerinin tamamen dis denilen bir barbardan doğduklarını iddia ederler ve bu sebepten zamanı,günlerin değil gecelerin sayısıyla ölçerlerdi çünkü dis karanlık ve ahiret tanrısıydı.

    erkekler karıları ve çocukları üzerinde ölüm ve dirim hakkına sahiptiler.yüksek sınıfa mensup bir aileden doğmuş bir baba öldükten sonra akrabaları toplanır,ölümü hakkında bir şüphe duyulduğu takdirde karılarını ve kölelerini sorguya çekerler,bir şey meydana çıkarsa onları ateşe atar,her türlü eziyet ve işkencelerle öldürürlerdi.cenaze törenleri, gallialılar'ın medeniyet seviyelerine göre daha muhteşemdi.her şeyi hatta ölünün hayatta iken sevdiği canlı mahluklar bile ateşe atılır; hatta efendileri tarafından sevildikleri bilinen köleler bile yakılırdı.

    devlet işlerinin iyi idare ettikleri farz olunan sitelerde,her hangi bir kimse komşu memleketten hükümeti ilgilendirecek bir şayia veya dedikodu duyacak olursa,kanunen bu öğrendiği şeyi yüksek bir memura bildirmek ve başka bir kimseye söylemek zorundadır. çünkü çok defa düşüncesiz ve tecrübesiz bir takım adamların yanlış haberlerle paniğe kapılarak önemli konular hakkında yanlış kararlar verdikleri ve ölüme sürüklendiklerinin farkına varmışlardı.yüksek memurlar istedikleri şeyleri gizler ve münasipğ bulduklarını halka bildirirlerdi.meclis dışında devlet işleri hakkında söz söylemek yasaktı.

    germanialılar:

    germanialılarda dini ayinleri düzene koyacak druidler yoktu.kurban kesmeye heves etmezler,tanrılardan ancak görebildiklerini ve kudretlerinden en fazlasıyla faydalandıkları şeyleri tanrı sayarlardı.güneş,ateş,ay...gibi.fakat ötekilerini rivayet olarak bile işitmemişlerdi. bütün ömürleri avcılık ve askeri işlerle geçerdi.çocukluklarından itibaren zahmet ve güçlüğe alışırlar,en uzun süre iffetli ve sağlam kalabilenler akrabaları arasında en fazla takdire layık görülürdü.bunun boyu posu arttırdığına,güç ve sinirleri beslediğine inanırlardı.bundan başka 20 yaşına basmadan bir kadınla münasebette bulunmuş olmayı en utanılacak şey sayarlar. zaten bu meselelerde hibir gizlilik yoktur. çünkü kadınerkek karmakarışık halde ırmaklarda yıkanırlar.postlar ve geyik derisinden küçük mantolar giyerler. bedenlerinin büyük bir kısmı çıplak kalır.

    ziraate pek heves etmezler.yiyeceklerinin büyük bir kısmı süt,peynir ve etten ibarettir.hiçbir kimsenin yeterince tarlası veya kendisine ait arazisi yoktur:majistralar ve reisler her yıl toplanan kabile ve klanlara uygun gördükleri genişlikte ve yerde tarlalar verirler, bir yıl sonra başka başka yerlere göçmeye mecbur ederlerdi çünkü sürekli bir alışkanlığın etkisine kapılarak savaşa karşı heveslerini yitirerek ziraate yönelmelerinden ve arazi elde etmek gayretiyle zayıfları mülklerinden kovmak,soğuk ve sıvaktan korunmak için daha ihtimamla bina inşa etmelerinden ve bütün partilerin ve kavgaların anası olan para hırsının doğmasındankorkarlardı.amaçları her adama kendi servetinin en kudretli adamların serveti ile eşit olduğunu göstermek,aşağı tabaka halkı kanaat içinde yaşamaktadır.

    devletler için sınırları üzerindeki araziyi yakıp yıkarak çevrelerinde mümkün olduğu kadar geniş bir çöl meydana getirerek,komşularının tarlalarından çekilmeye mecbur olmasını,hiç kimsenin civarda yerleşmeye cesaret edememesini sağlarlardı.aynı zamanda, ani hücumlar korkusu ortadan kalktığı için kendilerinin bu suretle daha emniyette olduklarına inanırlardı. bir devlet savaş ilan ettiği zaman harbi idare eden komutanlar ölüm dirim hakkını ellerinde tutatlardı.barış vaktinde ise devletin umumi bir başı yoktu.fakat bölge ve köylerin reisleri kendi adamları arasında adaleti sağlamak ve kavgaları yatıştırmakla yükümlüydüler. devletlerin sınırları dışında yapılan haydutluğu ayıp saymazlar.bilakis bunların gençleri alıştırmak ve tembelliği azaltmak için yapıldığını iddia ederlerdi.

    misafire tecavüzü doğru bulmazlar,herhangi bir sebeple evlerine gelenleri korurlardı. onların evleri herkese açıktı ve yemeklerini onlarla paylaşırlardı.

    bir zamanlar gallialılar kahramanlıkta germanialılardan daha üstünmüşler ve onlara taarruz ederlermiş.nüfuslarının çokluğundan ve arazilerinin azlığından dolayı ren’in öbür tarafına koloniler gönderirlermiş.bu suretle germani’nın hetcynia ormanı civarındaki en verimli araziler volka tektosaglar tarafından işgal edilmiş, orada yerleşmişler.bu milet bugüne kadar bu yerlerde oturmaktadır.adaletleriyle ve muharebedeki kahramanlıkları ile çok büyük bir şöhret kazanmışlardı.fakat bugün germanialılar gibi, ihtiyaç,fakirlik, ve güçlük içinde yaşadıkları için aynı çeşit gıdayı ve beden terbiyesini kabul etmişlerdi.roma ile yakınlıkları ve deniz aşırı malların bilinmesinden zaruri ihtiyaçlar ve lüks eşyanın kullanımı yaygınlaşmıştı.bunun için yavaş yavaş mağlubiyete alışmışlardı, birçok muharebede yenildikten sonra germanialılar ile boy ölçüşemez duruma gelmişlerdi.

    i.ö.53 yılının sonunda gallia’nın yatışmış olduğunu gören caesar kararlaştırdığı üzere, politik ve idari işleri halletmek üzere tekrar gallia cisalpina’ya doğru yola çıktı.italya’ya vardığı zaman crassus’un öldürüldüğü haberini aldı.politik kariyerinin roma’da ki bütün dava ve duruşmalarda rüşvet önemli bir rol oynuyordu.clodius ile milo arasındaki çatışmalar ve 53 yılı seçimlerinin yaza kadar ertelenmesi gibi olaylar caesar’ın ren’i 2.kez geçmeye karar verdiği zamanlarda oluyordu. i.ö.52 yıllarının başlarında roma’da siyasi durum çok daha kötüye gidiyordu.kargaşa giderek artmış,seçimler bir kez daha ertelenmişti.clodius öldürülmüş, milo ise yargılanması onun sürülmesiyle noktalandı.pompeius kontrolü ele almak için diktatörlük istedi.senatonun pompeius’u diktatörlüğe eş yetkiler verdi.

    bu sırada caesar’ın roma’da ki karşıklıklar yüzünden meşgul olduğu ve orduya gelemeyeceğini düşünen gallialılar daha da serbestçe savaş hazırlıkları yapma başladılar. kabile reisleri bir araya gelerek gizli planlar yapmaya ve tüm kabilelerden adam toplamaya başladılar.arvernlerin başında bulunan vergingetorix (zamanında babası gallia’nın reiliğini elde temiş ve krallıkta gözü olduğu için kendi devleti tarafından öldürülmüştü) bir çete toplayarak her tarafa heyetler göndermeye ve kabileleri kendisine sadık kalmaya zorladı. herkesin bu kararlara katılmasıyla kendisine başkomutanlık verildi.lejyonların dağılmış bir vaziyette olmasından dolayı caesar bu olayları haber aldıktan sonra orduya nasıl yetişeceğini düşünerek endişelendi.olaylar çok hızlı gelişmeye başlamıştı.tüm aquitania kavimleri bu genel başkaldırıya katılmışlardı.caesar gallia transalpina’dan aceleyle yola çıkarak ordusunun başına geçmek için yola çıktı.i.ö.52 yılının baharı yaklaştığında caesar zorlu bir yolculuktan sonra nihayet ordusuna ulaştı.vergingetorix caesar’ın tedarik edebileceği tüm erzak kaynağı olan tarlaları yakmaya başladı.caesar germanialı bir kavim olan ubilere eriştikten sonra avaricum’a vardı.ordugahını şehrin yakınlarında kurdu.erzak meselesini ise aedular ve boiler’den sağlamaya çalışıyorlardı.fakat aedular’ın hevesli olmamaları ve boiler’in fakirliği yüzünden erzak meselesi zamanında halledilemiyor ve böylelikle ordu büyük tehlikeyle karşı karşıya kalmıştı.buna rağmen ordudan tek bir şikayet bile gelmesi.öyle ki caesar eğer kıtlığa dayanmak çok güç geliyorsa savaştan vazgeçebileceğini söyledi.askerler ise ondan bunu yapmamasını,yıllardır onun komutası altında hizmet etmiş olmalarına rağmen hiçbir şerefsizliğe uğramadıklarını ve hiçbiryerden başarısız olarak ayrılmadıklarını söylediler ve eğer savaştan vazgeçerlerse bunu kendileri için bir şerefsizlik sayarlardı.

    caesar 25 gün içinde 330 kadem genişliğinde ve 80 kadem yüksekliğinde bir taraça yaptırdı. 27 gün sonra ümitsizce savunulan şehre girdi.hem kenabum’da öldürülen askerlerin acısından hem de savaş için katlanılan şartların ağırlığından dolayı kızmış olan askerler ne kadınlara ne de çocuklara acıdılar.tüm halk kılıçtan geçirildi.en sonunda 40bin kişi kadar olan bütün nüfustan yalnızca 800 kişi kurtularak vergingetorix’in ordugahına vardılar.

    avaricum’un alınmasından ve ordunun ihtiyaç duyduğı erzak meselesinin çözülmesinden sonra gallia isyanının merkezine georgiva kasabasına doğru hareket etti.5 günlük bir yürüyüşten sonra gallialı süvarileri georgiva kasabasının dışında yakaladı.onları geri attıktan sonra :caesar arazi üzerinde biraz keşif yaptırdıktan sonra vergingetorix’in çok iyi konuşlandığını anladı.yalnızca tek bir tepe,kasabanınkarşısında ve tam dağın eteğinde bulunan bir tepe bardı ki burası eğer romalı askerler tarafından kuşatılacak olursa düşmanın su ve yiyecek tedarikini engelleyebileceklerini sanıyordu.bunun için caesar geceleyin 2 lejyonla birlikte ordugahtan çıkarak tepeyi ele geçirdiler.georgiva’yı kuşatma planı, aeduların isyanı ile kesildi.caesar bir kez daha bu isyanla uğraşmak için ordugahı terk etti.

    döndüğünde gallialıların büyük bir kısmının kamplarından bir hayli yüksekte bulunan bir tepe üzerinde toplanmış ve kamplarını savunmasız bırakmış olduklarını gördüğü bir sırada aniden bir saldırı yaptı.az sayıdaki askerleri mağlup ettikten sonra caesar geri çekilme emrini verdi.fakat askerler ya bu emri duymadıklarından yada önemsenmediğinden romalılar georgiva duvarlarına saldırmaya başladılar.caesar’ın takdiği şle camplarından ayrılan gallialıların tamamı bu olayları görünce kente vardılar.romalılar sayılarının azlığından dolayı geri atıldılar.askerlerinbu düşüncesizlikleri yüzünden 46 bölük komutanı öldürüldü. gallialıların saldırıları 10.lejyon tarafından biraz önlendi.romalılar o gün 700 kadar adam kaybettiler.caesar askerlerinin emirlerine itaat etmemelerine kızarak onlarla konuştu.ertesi gün hafif bir süvari savaşını da kazanan caesar, aeduların topraklarına yürüdü.

    bu sırada labienus parisiler ve senonlar ile meşguldü.aynı zamanda caesar’ın gergovia’dan çekildiği,aeduların ayaklandığı haberleri gallia’da yankılanıyordu.aedular vergingetorix’ten yurtlarına gelmesini ve savaşın idaresini almasını istediler.15bin süvariyi emrine verdiler.roma kuvvetleri labienus’un kilerle birleşmişti. caesar germanialılardan ek kuvvetler istedi.vergingetorix ile caesar sequanların arazisi yakınında divio’da (bugünkü dijon) karşılaştılar.(i.ö. 52)caesar germanialı süvarilerinin yardımıyla gallialıları geri püskürttü ve birçokları öldürüldü.diğerleri de kuşatılmaktan korkarak geri çekildiler.aeduların ileri gelenleri esir olarak caesar’a getirildiler.

    bütün atlıları bozguna uğratılınca vergingetorix mendubiler’in bir kasabası olan ve gallia’nın kalbi sayılabilecek bir merkeze, alesia’ya doğru yola çıktı.kuvvetlerinin en güvendikleri kısmı olan süvarilerinin yenildiklerini gören düşmanlar alesia kalesi içine sığınmışlar ve tam teçhizatlı kalede caesar’ın gelişini bekliyorlardı.

    alesia muharebesi ( i.ö 52 eylül )

    alesia gayet yüksek bir tepe üzerinde kurulmuştu ve kuşatmadan başka bir yolla alınması mümkün gözükmüyordu. vergingetorix 80bin kadar askere sahipti.romalılar ordugahlarını kurmadan önce bütün atlılarını kaleden dışarı gönderdi ve onlara memleketlerinden asker ve erzak toplamalarını emretti.caesar gallialılar’ın en fazla 30 günlük erzağa sahip olduklarını biliyor.pek geniş bir sahayı siperlerle çevirmek zorunda idi.bu yüzden bütün alesia platosunu hendekle çavirmeye karar verdi.yirmi kadem genişliğinde yanları dik bir hendek kazdırdı.bütün diğer siper ve hendek arasında 400 kademlik bir mesafe bıraktı.böylelikle amacı düşmanın baskınlarının önüne geçmekti.yine bu hendeklerin arkasına başka bir hendek kazdırıp nehirden çevirttiği suyla doldurttu.hendeklerin arkasına 12 kadem yüksekliğinde bir taraça yaptırdı. düşmanın yukarı çıkmasına engel olmak için de sivri kazıklar çaktırdı.bütün tahkimatın etrafına da 80 kadem aralıklarla kuleler yaptırdı.caesar aynı tahkimata benzer tedbirleri dışarıdan gelebilecek düşmanlar içinde yaptırdı.

    alesia da bunlar olurken galler vergingetorix’in emrettiği gibi diğer kabileler asker toplamaya başlamışlardı.8bin atlı ve toplam 250bin kadar yaya asker alesia’ya doğru yola çıktı.yardım kuvvetlerinin gelmesiyle heyecanlanan alesia’dakiler kuvvetlerini dışarı çıkararak savaş hazırlıklıları yaptılar.ordular çarpışmaya başladılar.o gün şidderli çarpışmalardan sonra bir sonuç alınamadı.gallialılar’ın ağır silahlarına karşın caesar’ın yaptığı tahkimatın büyük faydası oldu.iki kez büyük kayıplarla geri atılan gallialılar ertesi günde daha büyük saldırılara başladılar .o gün romalılar tarafından korkunç bir imha harbi başladı.düşmanlar kaçmaya başladı.eğer roma ordusu tahkimat ve ya sıkışan kuvvetlerin yardımına koşmak için fazlasıyla efor sarfetmemiş olsalardı, o gün bütün düşman askerleri neredeyse yok olacaktı.bu yenilginin üzerine vergingetorix teslim oldu. bu haberleri alan senato caesar adına 20 günlük şükran töreni yaptı.

    bu savaştan sonra gallia’da olaylar yatışmış sayılabilirdi fakat gallialılar’ın bazıları hala silh altındaydılar fakat alesia’da olduğu gibi ulusal bir amaç altında toplanmıyorlardı.caesar bu devletlerle kişiselolarak uğraşmak zorundaydı.önce eski müttefiki olan aedular’a gitti ve onlarla tekrar dostane ilişkiler kurdu.bunlardan başka karnutlar, bellovaklar, armorik kabilesi, treverler gibi devletlerin isyanları bastırıldı.bütün devletlere iyi muamele ederek, zaten savaşlarla bitkin düşmüş olduklarından yeni vergiler yüklemekten çekindi. itaat şartlarını daha kolay bir hale getirerek yatışmalarını sağladı.amacı italya’ya doğru yol alırken yeniden isyanların ortaya çıkmasını engellemekti.8 yıl süren bir sefer ve sayısız mücadeleden sonra gallia savaşları son bulmuştu.caesar yalnızca üstün bir komutan olarak değil, aynı zamanda savaş tarihinin en üstün taktiklerini uygulamakla da zekasını kanıtlamıştı. 350bin millik bir alanı fethetmiş, 1 milyonun üzerinde gallialı’yı öldürmüş, bir o kadarını da köle yapmıştı.ren nehrini 2 kez geçmiş,britannia’ya 2 büyük sefer yapmıştı.bütünbunları gerçekleştiren tek komutan olarak caesar ayrıca adına düzenlenen ve birisi 15 diğeri ise 20 gün süren şükran törenlerinin onuruna da sahip olmuştu.birçok ganimet ve köle roma’ya gelmiş ve gallia o günden itibaren büyüyen imparatorluğun bir eyaleti konumuna gelmişti.

    corrigendum@: bu alıntısı fazla olan bir değerlendirmedir; ya birkaç eserden damıtılmış ya da ders notlarından. tümden bana ait olmadığını bilin.
  • aslen sekiz ciltten oluşan bu eserin ilk yedi cildi caesarın kendisi tarafından, son cildi ise, caesarın öldürülmesinden sonra i.ö. 43 yılında vibius pansa* ve o tarihte konsül olan aulus hirtius tarafından yazılmıştır. sözü edilen her iki kişi de, aynı yıl içerisinde marcus antoniusa karşı çarpışırken mutina savaşında (21 nisan 43iö) ölmüşlerdir.

    caesar, kitabı genellikle üçüncü kişinin ağzından yazmış olsa da, kendisinden "ben" diye bahsettiği yerlere de sıkça rastlanmaktadır.

    rome dizisini takip edenler için not: gerek lucius vorenus gerek titus pullo, bu kitapta adı geçen kişiler arasındadır. ön yüzbaşı rütbesiyle görev yaptıkları belirtilen bu iki asker arasında ciddi bir rekabet bulunmaktadır. bununla birlikte bir çatışmada kahramanca çarpışarak birbirlerinin hayatını kurtarırlar.
  • medeniyetin temellerinin ancak kan ve yayılmacılıkla atılabildiğininin tarihi ispatlarındandır bu kitap. başta politika olmak üzere, insana dair pek çok şeyin binlerce yıldır zerre kadar değişmediğini göstermesinden de mütevellit dehşet verici ve fakat okunması bir o kadar zevklidir. caesar, askerî zaferlerini ve kendisini överken bunun temelinin roma devletinin üstün kültür ve çalışkanlığı olduğunu da vurgulamayı ihmal etmez. yeterince başarılı olmayan -zira asla "başarısız" olmamıştır- manevralarını ise öyle bir güzel çevirip anlatır ki senato ona gidişattan not vermek zorunda kalmıştır. hiç bir mesneti olmayan* britanya çıkartması'nın anlatıldığı bölümde gözler "roma devleti'ne karşı kimyasal silah tehdidi" diye bir ibare arar ancak bu saçmalığın teknolojisinin henüz icat olunmadığı hemen hatırlanır (bunun yerine "galya'daki kavimlere takviye kuvvetler tehdidi" der).

    julius caesar bugün dirilse rahat rahat devlet yönetirdi şüphesiz.
  • julius caesar, 5. kitabının 44. bölümünde, 11.lejyonda görev yapmakta olan lucius vorenus ve titus pullo'dan bahsetmiştir.