şükela:  tümü | bugün
  • bu harika dizinin "advanced dungeons and dragons" adlı harika bir bölümü var. meşhur çalışma grubunun karakterleri neil adlı şişman bir gencin intiharın eşiğinde olduğunu fark ederler ve ona yardımcı olmak için bir dungeons & dragons oyunu oynamaya karar verirler. pierce elbette buradaki hassasiyeti göremeyecek kadar yüzeysel ve anlayışsız olduğu için davet edilmez ancak bunun acısını oyuna zorla kendini dahil edip neil'e özellikle şişmanlığı yüzünden zorbalık yaparak çıkarır. çünkü onun "şişmanlığı" da dışlanma korkusudur, kendini gösterme isteğidir.

    neil kendisine destek olan diğer çalışma grubu karakterlerinin de yardımıyla hayatta her zaman bu zorbalarla karşılaşacağını, ancak asıl zavallının onlar olduğunu öğrenir. bu tecrübeden güçlenerek çıkar, kendine güveni artar, intihardan vazgeçer. bu bölüm hem neil'in daha sonraki bölümlerdeki özgüvenli ve mutlu halini anlamlandırır hem de pierce'ın dizideki hikayesi açısından önemlidir. aynı zamanda community'nin de en iyi bölümlerinden biridir.

    community'ye yıllar yıllar sonra tekrar netflix'te başladığımda bu bölümün eksik olduğunu fark ettim. nedir ne değildir diye araştırdığımda sansürlendiğini öğrendim. sebebi ise bölümün başında chang adlı sosyal olarak sorunlu karakterin "dark elf" olmak isterken yanlışlıkla blackface yapması ve bunun yüzüne vurulması. 2-3 dakika falan var ya da yok chang'in bu sahnesi. ve sırf buna yönelik "duyarlılık" nedeniyle böyle özel ve anlamlı bir bölüm sansürleniyor. netflix dışındaki stream platformlarında da aynı durum var.

    yüzeyselliğe ve anlayışsızlığa bundan daha iyi bir örnek olabilir mi? bu kendini gösterme isteği, dışlanma korkusu değildir de nedir? sosyal adalet savaşçılarına, politik doğruculara karşı durduğumda "sen ezilen dışlanan insanlara yardım etmeye mi karşısın" deniyor ya? değil işte, ben içeriğiyle ezilen, dışlanan insanlara gerçekten yardım edecek bir şeyin tamamen şov için yüzeyselce engellenmesindeki o dangalaklığa karşıyım.
  • dunya uzerindeki en underrated dizi.

    her karakteri ayri bir epic, her bolumu ayri bir guzel. ne yapip ne edip izlemeye baslayin. pisman olan yok ve olmayacak da.
  • emmy ödüllerine aday gösterilmemesinin nedeni bazı şartları yerine getiremiyor oluşu sanırım. gerizekâlılara hitap etmek gibi meselâ...
  • --- spoiler sezon 1 bölüm 10 ---

    community başkanı elinde mikrofonla ortama dalar:

    -bu hafta, greendale üniversitesi olarak daha güzel daha yeşil bir dünya yaratmak
    için çalışacağımızdan adımızı "envirodale"
    olarak değiştiriyoruz!

    - fakat zaten adımız "green" dale!

    (arkasındaki öğrenciye dönerek)

    - tamam, bunları baştan yapacağız(envirodale afişlerini).

    - ama 5000 tane bastık.

    - o zaman 5000 tane daha basın! burada gezegeni kurtarmaya çalışıyorum(?!).

    --- spoiler sezon 1 bölüm 10 ---

    manyak diyaloglara ve sinyor chang'e sahip dizi. fx yerine cnbc-e yayınlasa takipçi sayısı 100 kat artar..
  • şu dizi dururken the big bang theory falan göklere çıkarılıyor ya onu da ben anlamıyorum. community'nin sadece paintball bölümleri the big bang theory'nin hepsine bedeldir.

    değeri bilinmeyen efsane dizi.
  • --- spoiler ---

    s02e22'de abed'le troy arasında şu diyalog geçiyor;

    abed: i delivered a baby. earlier this year. in the back of a suv.
    troy: what? where was i when that happened?
    abed: i don’t know. off in the background.

    burda s02e03'te arka planda abed'in bebek doğurtmasına gönderme yapılıyor. ki dikkatli izlenmeyince gözden kaçan bi ayrıntı bu doğurtma olayı.

    s02e08'de britta jeff'in boxer'ıyla alakalı "don't you usually wear the stripey turqoise beetlejuice numbers?" diye soruyor, abed'in "what does she mean "usually"?" sorusu geçiştiriliyor ama s02e21'de jeff'le britta'nın secret sex vakası ortaya çıkıyor.

    bayılıyorum bu dizinin böyle ayrıntılarına, ayrıntılara dikkat etmesine.

    bir de ian duncan'ın liverpool'lu olması harika.

    --- spoiler ---
  • sezon3bölüm17'nin sonundan bayağı bi işkillenmiştim. niye böyle oldu diye bi araştırma yaptım ve çok ilginç bulgulara ulaştım şansal.*

    --- bölümle ilgili az spoiler içeriyor ---

    araştırma yapmak: google'a "is star-burns really dead" yazmak.
    bulgulara ulaşmak: arama sonucunda çıkan ilk 3 linke tıklamak.

    şimdi öncelikle bu star-burns karakteriyle ilgili bikaç bilgi verelim. ben de yeni öğrendim tabii. star-burns'ü canlandıran dino stamatopoulos, aslen senarist ve prodüktör. geçmişte late show with david letterman, late night with conan o'brien programlarında uzun dönem yazar olarak çalışmış, başka yapımlarda prodüktörlük yapmış, community'de de danışman prodüktör(senaryo ekibine de katkısı varmış) olarak görev almaktaymış. hâlihazırda kendi yazıp, yapımcılığını üstlendiği başka bir projesi de yayın hayatına devam etmekteymiş. neyse işte dizinin ilk çekim zamanlarında sınıfta kalabalık oluşturmak amacıyla adam seçiyorlarmış. rolü bir aktöre oynatmak masraflı olacağı için dino'dan star-burns'ü oynamasını istemişler, o da kabul etmiş.

    gel zaman, git zaman dino bıkmış. star-burns'ü artık canlandırmak istemediğini, bu yüzden karakterin öldürülmesini istediğini söylemiş. asıl mesleği aktörlük olmadığından, 2 kelimelik replik söylecek diye saatlerce sette beklemesine, replikleri ezberlemekte zorlanmasına, makyaja, joel mchale'in(ki kendisi gerçek hayatta dizidekinden bin beşyüz kat daha piç bi insandır) kendisiyle sözlü olarak uğraşmasına artık katlanamadığı için star-burns karakterini ahrete postalatmış.

    hâl mesele böyle şansalcım. böylesine hayatî bi bilgiyi senle paylaştığım için de kendime soru işaretiyle bakıyorum şu an...

    edit: sezon3bölüm22 sonunda star-burns'ü görüp de bana sardıracaklar için söylüyorum: hiç bana bakmayın olm... ben de haberlerde gördüğümü aktardım. ulan amerikan medyası çok yavşaktır derlerdi de inanmazdım. ta ebesinin amından itibarımı zedelediler...

    --- bölümle ilgili az spoiler içeriyor ---
  • birinci sezon 6. bölümden bir dialog:

    --- spoiler ---

    jeff: i'm saying you're a football player. it's in your blood!

    troy: that's racist!

    jeff: your soul!

    troy: that's racist

    jeff: your eyes?

    troy: that's gay.

    jeff: that's homophobic.

    troy: that's black.

    jeff: that's racist!

    troy: damn!

    --- spoiler ---
  • sezon2bölüm14'ü izledikten sonra bu dizinin bir entriyi hak ettiğine karar verdim.

    dizinin muhteviyatı şu şekilde:

    1 adet düzenbaz, yalancı, yakışıklı, alfa erkeği, sınıfın popüler çocuğu, beyaz, agnostik jeff.
    1 adet aktivist, doğrucu, muhalif, feminist, güzel, beyaz, ateist britta.
    1 adet hafif sıyırık, film delisi, biraz safçana, arap, müslüman abed.
    1 adet kocası tarafından aldatılmış, gayet dindar, siyah, hıristiyan shirley.
    1 adet eski bağımlı, titiz, çalışkan ahmet, beyaz, yahudi annie.
    1 adet mankafa, eski futbol yıldızı, temiz kâlpli, siyah, yehova şahidi troy.
    1 adet duyarsız, ırkçı, empati yoksunu, dibine kadar "politically incorrect", beyaz, yeniakım budist(scientology'e giydirme var burada) pierce.

    bunları bir araya getirdiğini düşün. çok yaşamazlar değil mi? ama işte dizinin yaratıcısı dan harmon, (bu kısmı wikipedia'dan alıyorum) kendi yaşamında tecrübe ettiği devlet okulu deneyimi ve burada birbirleriyle hiçbir ortak yönü bulunmayan insanlarla kurduğu ispanyolca çalışma grubunun hikâyesini televizyona çok güzel uyarlamış.

    açıkçası bu cümleyi herhangi bir dizi için kuracağımı hiç sanmazdım. hattâ şimdi bile biraz çekiniyorum: ilk sezonundan yer yer arrested development tadı aldım. hattâ bazı noktalarda bayağı ileri gitmişler. meselâ, dekan bildiğin buster'ın bir versiyonu. ikinci sezon biraz başka yola kaydı ama aynı çizgide devam etmek zor tabii. dizide öyle espriler, öyle durumlar var ki, gülmekten kırıp geçiriyor. her biri farklı dünya görüşüne, farklı dine ve inanışa sahip, ırk olarak geniş bir yelpazede takılan, devlet okulu öğrencisi 7 kişilik çalışma grubunun başından geçenleri anlatan dizi temelde politik doğruculuğun ağzına sıçma amacı güdüyor. bununla beraber insan ilişkileri, kişisel sorunlar, sosyal çevre konusunda havadan, sudan takılırken eğlendiriyor. her karakterin komik bir yönü var. grubun mantıklı sesi britta bile zaman zaman tuhaflık sınırında geziyor. sözün özü, sıkılmadan kendini izletiyor.

    geçen sezon efsane bir paintball bölümüne imza atmıştı. bu sezon da önce stop motion çekilen christmas bölümüyle fark yarattı. sonra da 14. bölümle dungeons & dragons'a, frp'ye, dışlananın hüznüne çok sağlam değindi. bittim açıkçası ve bu entriyi yazmaya karar verdim. güzel dizi, güzel...
  • noel temalı ve tamamen stop-motion olan 2. sezon 11. bölümüyle, sanırım tüm diziler arasında en sıradışı ve en başarılı noel bölümüne imza atan dizidir.

hesabın var mı? giriş yap