şükela:  tümü | bugün
  • channing tatum'un yeni dizisi değil, roman yapımı 80'lerin komünist propaganda dizisidir. channing tatum, nick offerman, joseph gordon-levitt gibi aktörlerin yer aldığı kadrosuyla ingilizce dublajlanıp remaster edilerek ironik bir şekilde yeniden piyasaya çıkmıştır. fakat bir propaganda aracı olarak tarihi değer taşıdığından arşivlere tekrardan girmesi bence gayet güzel olmuştur.

    komünistlerin amerikalıları şişko fastfood tüketicisi, kadınlarını birer fahişe gibi görmeleri, propaganda dediğimiz şeyin ne kadar iğrençleşebileceğini gözler önüne sürüyor. işin ilginç tarafı ise, günümüzde kolay kolay propaganda dediğimiz naneyi yemeyen insanlar olarak, o zamanlarda yaşayan insanların bunları afiyetle yemesi. gerçi kimi kandırıyorum, bizim millet hala havuz medyasının haberlerini, dizilerini izliyor günün 4te 1inde.. neyse.
  • 80'li yıllarda çekilmiş romanya kökenli dedektiflik dizisi. şimdilerle abd dublajıyla tekrardan yayınlamaya başlandı. bu son derece ironik olmuş. hele hele soğuk savaşı bir 10 seneye kalmadan kazanılacağını iddia eden baş dedektifle dalga geçermiş gibi olmuş. soğuk savaşı kazanmak bir yana o süre zarfında doğu blokunun domino etkisiyle çökmesineyse ne denebilir ki ?

    dizi, soğuk savaş döneminin abd propagandalarına karşı cevap niteliği taşımış. abd kapitalizmini sembolize eden birçok ögeyi dizide görmek mümkün. hamburger, pepsi, kot pantolon, monopoly, disko müzikleri bunlardan bazıları. şimdiye kadar çevrilmiş ve tamamlanmış ilk sezonda da abd kapitalizmine karşı mücadele veriliyor. dizi de davalar tamamen ideolojik.

    hakkını teslim etmek gerekir ki kaçakçılık yani denetlenemeyen gölge ekonomi sosyalist ülkelerin başını çok ağrıtmıştır ve yakmıştır. dizinin ilk sezonunun çerçevesi tamamen buna ayrılmış.

    şimdilik 6 tane bölüm çevrilmiş ve hepsini izledim. kesinlikle döneminin koşullarını da göz önünde tutarsak son derece başarılı olduğunu söylemem gerekiyor. görüntü düzeyi kesinlikle iş görecek noktada. diyaloglarsa keyif veren cinsten. özellikle baş karakter gregor anghel'in davranışları, konuşmaları ve giyimi behzat ç'ye kaynaklık etmiş olabilir.

    comrade detective, hem eğlenceli hem de eğitici bir yapım olmuş. bildiğim ve araştırdığım kadarıyla sosyalist dizi alanında çevrilmiş en önemli tek kaynak. dünyaya sosyalist perspektiften tahlil eden dedektiflerin hikayesi de haliyle pek ilgi çekici olmuş. hatta öyle ki stanley kubrick bile dizinin büyük bir hayranıymış.

    umarım diğer sezonları dublajlanıp çevrilir ve izleyiciyle buluşur. yıllardan beri kapitalizmin dizilerinden bunalmış bizler için son derece bulunmaz nimet. farklı bir bakış açısına merak edenler mutlaka izlesinler. gerçekten ufku aydınlatıyor.
  • ilk bölümünü seyredince gayrıihtiyari gelip suserler neler yazmış diye baktım. kedimiariyorumgordunuzmu'nün yazdıkları büyük ölçüde seyrederken kafamdan geçenleri yansıtıyor. aklıma ilk gelen sorulardan biri, emrah serbes'in bir şekilde haberi olup da vaktizamanında komiser yoldaş'ı seyredip seyretmediği oldu. "behzat ç. bir rumen dizisinden arakmış" geyiği pek cazip görünse de, yaratıcı insanların birbirinden habersiz olarak benzer nitelikte eserler verdiğinin pek çok örneğini hatırlamak çok daha anlamlı.

    rumen yapımcılar bir yanıyla amerikan dizilerinden kaçmışa benzeyen bir komiseri, tıpkı behzat ç. gibi olanca yerli ve milliliğiyle resmetmişler. küfürleri, haldır huldurluğu, iplemezliği ve ekibindeki tipler behzat ç. izleyenler için gayet aşina. ama komiserin televizyonda sürekli yayınlanan ve meyhanelerde tezahüratlar eşliğinde seyredilen satranç maçlarına yaptığı yorumlar, bu bitmek bilmez maçlar kadar absürt kalıyor -tıpkı sokakta bale çalışan eşofmanlı gençlere yaptığı bale hareketi gibi. klişe propaganda cümleleri kadar iğreti duran bu unsurlara rağmen yapımcılar her nasılsa gündelik hayatı, mekânları cilalayıp parlatmadan sunmuşlar. toplu konutlar bakımsızlıktan dökülüyor, dacia marka resmi araçlar hurdahaş halde de olsa çalışıyor, takım elbisenin içine yün örgü yelek giyen memurlar ortalıkta fink atıyor, vs vs. romanya'nın o zamanki rejiminin tüketim ekonomisiyle uzaktan yakından ilişkisi olmadığı için, diziyi sipariş edenlerin daha şık ve imrenilecek bir dünya sunmak gibi bir kaygısı olmadığı düşünülebilir. öte yandan yapımcılar "tarihe not düşelim, komünizm diye bize dayatıp bir de zorla bizi propagandasını alet ettikleri bu rejimin insanları ne koşullarda yaşattığını ileride bu filmi seyredenler görüp ibret alsın bari" diye düşünmüşler mi acaba diye merak ettim...

    edit: exile ve mindtraveler'ın yazdıkları üzerine zokayı nasıl yuttuğumu anladım. hiç olmazsa soğuk savaş dönemi propagandasına uymayan taraflarıyla ilgili şüphelerimin yersiz olmayışıyla da kendimi avuttum. behzat ç. konusunda durum, ilk akla gelenin tam tersi olabilir... öte yandan çağdaşlarından ne kadar farklı, zahmetli ve başarılı bir prodüksiyon olduğunu teslim etmek gerek.

    bir de sokakta gençler bale değil jimnastik yapıyormuş -- post-nadia comaneci zamanları...
  • gerçekten 80'li yıllarda çekildiğini düşünenlerin olması, dizinin başarısıdır; ama böyle bir şey yok. araştırmadan entry kasmaya hiç gerek yok.