şükela:  tümü | bugün
  • dave holland quartet'in icra ettiği, gerçekten guşların doğu konferansının orta yerinde kalmışsınız gibi bir etki yaratan ve fakat "bunlar ne komplike guşlar anuna koyim?" dedirten sakin, huzurlu, süper şarkı. zaten dave holland'ın işin içinde olduğu hangi proje huzurlu değil ki, sorarım size!

    böyle kuşum olsun, 100 milyar borcum olsun. yanlış anlaşılma olmasın, kuş dediysek uçanlarından bahsediyorum... bi dakka yaa... yine olmadı di mi? neyse, siz anladınız beni.
  • multiple reedist anthony braxton'ın avrupa'dan dönüşünün ardından yanına yine tüm nefeslilerde söz payı bulunan sam rivers'ı da katıp, baterist barry altschul'un da eklenmesiyle oluşmuş quartet haliyle; dave holland'in 72'de* çıkardığı inanılmaz başarılı avant-garde jazz albümü. henüz 26'sındaki holland, yirmilerindeki braxton ve kıdemli rivers ile kimi zaman free, kimi zaman ortak birkaç armoni benzeri* çıkışta buluşan büyük ustaların vereceği mutluluğu hissedebiliyor insan. kapanışın son saniyelerinde rivers'ın doğu ezgilerinden küçücük bir parça sunmasıyla* girişteki four winds'ın patlayıcılığının korelasyonu da mükemmel olmuş. hani avant-garde jazz için prototip bir örnek gösterilmesi gerekse düşünmeden ortaya atabileceğim örneklerden biridir conference of the birds, ki albümün üçüncü şarkısıdır.

    dürüst olmak gerekirse dave holland bu albümün self-critic'inde altschul'un braxton'la uyumsuzluk uyumuyla(?!) çaldığını iddia etse de kanımca han bennink'i arıyor kulaklar. seksenlerdeki free british-dutch musik anlayışının ilk esintilerini taşıyor, anlatıyor bu nefis albüm.

    ayrıca afrika'dan amerika'ya yayılan cazın ornette coleman'ın deyimiyle "must be free" formunun avrupa'ya yayılması ve burada etkin olması konusunda da önemli yere sahip conference of the birds. her ne kadar peter brötzmann, evan parker ve han bennink 68'de machine gun*ı çıkararak bu bağlamda türün ilk örneğini ortaya koymuş olsalar da holland'ın frontman olarak kendini gösterdiği bu albüm kesinlikle her free jazz tutkunun başucunda yer alması gereken müstesna bir eser. leziz albüm kapağı konusundaki yorumları size bırakıyor, interception'ı dinleyerek entryi sonlandırıyorum.
  • tartışmasız en özgün avant-garde caz albümlerinden biri. isim parçası son yüzyılda bestelenmiş bir füg’ü andırıyorken q & a ve four winds ise caz müziğin en iyi formunun deneysel caz olduğunu doğrular nitelikte.

    baştan sona dinlemesi inanılmaz zevkli, zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün olmuyor.