şükela:  tümü | bugün
  • çevreye uyma davranisi. hakkinda yapilmis ve halen yapilagelen binlerce deneyle, arastirmayla sosyal psikolojinin en hareketli alanlarindan biri.
    asch'in 1950'lerde yaptigi deney bu konuda bir mihenk tasi olmustur: asch labarotuvar ortaminda bir grup insana üzerinde degisik uzunlukta üç çizgi olan bir kart göstermis, sonra gösterdigi baska bir karttaki çizginin önceki üç çizgiden hangisiyle ayni uzunlukta oldugunu sormustur. fiziksel gerçek açiktir, nettir. filhakika, aslinda gruptakilerden sadece biri gerçek denektir, digerleri asch'in asistanlaridir. tahmin edilecegi üzere bu asistanlar yanlis çizgiyi dogru diye söylemektedirler. çikan sonuç odur ki, gerçegin gün kadar bariz oldugu bu ortamda deneklerin yüzde 35'i gruba uyarak yanlis çizgiye dogru demislerdir.
    üçe ayrilir conformity genelde: itaat (compliance), özdeslesme (identification) ve benimseme (internalization). eger ortamda güç faktörü varsa itaat*; sevme, çekici bulma gibi faktörler varsa özdeslesme; eger ki inanma, güvenme gibi faktörler varsa benimseme seklinde gelisir psikolojik mekanizmalar.
    bu arada non-conformity'le anti-conformity'i karistirmamak gerekir, anti-conformist birey bir seye sirf karsi çikmak olsun diye karsi çikmaktadir, bu baglamda grubu, grubun normlarini içten içe takmaktadir. non-conformist her seye uymayan insan degil, kendine uymayan seylere uymayan insandir.
  • karar alma sureclerinde, devlet baskanlari, belirli bir husus uzerinde farkli goruslere sahip olan mesai arkadaslarina cogunlugun dusuncelerini benimsetmek icin turlu psikolojik dalaverelere basvururlar. muhalif kisilerin toplanti salonundaki oturma plani bile bu taktikler arasinda yer alabilmektedir.
  • olu ozanlar dernegi'nde robin williams'in canlandirdigi ogretmen tipinin ogrencileri uzerindeki etkisini azaltmak icin ugrastigi olgu.
  • asch'in konuyla ilgili calismasini gosteren resimleri animsiyorum da, gruptaki diger kisilerin bariz bi sekilde yanlis secenegi secmeleri sonucu conform edip etmemek arasinda bocalayan kisinin yuzundeki ifade hakikaten cok gulunctu. panik ve dehset icerisinde soruyu ve secenekleri inceliyor, gozlerini ovusturmak ve soyle bi silkinmek gibi seyler yapmak istiyordu muhtemelen. ote yandan ilginc bi sekilde, esas conformer gibi gozukenler, bilincli bi sekilde yanlis secenegi gosteren asistanlar ordusuydu.
  • egitim sistemi de aslinda bu olgu uzerine kuruludur. bagimsiz birakilmak yerine birlikte egitilen bireylerin her birinin, topluluktaki cogunluga benzeyecekleri sanilmistir. ancak sosyolojideki can egrisi modeli nedeniyle, aslinda tam tersine, ortamda muhalif yoksa bile ortaya cikma egiliminde oldugu gercegi yeni yeni anlasilmis, bu yuzden yeni yontem arayislarina gidilmistir. denenen ilk yontem, muhalif-uysal vs gibi dengeleri, can egrisindeki ideal oranda tutup yeni istenmeyenlerin olusumunu engellemek ve varolanlari da pasifize etmektir. ancak gunumuzde, birlesik devletler okullarinda daha manyak sistemler de hayata gecirilmistir. bu sistemde onceki metodun normal okullarda uygulanmasinin yanisira, baska bir okul turunde istenmeyenler toplu halde ayni yere tikilir ve iclerinde ayni dengenin olusmasi beklenerek, bu yolla buyuk bolumu tasfiye edilmeye calisilir. burdan anlayacagimiz sonuc sudur... conformity, genel toplum anlayislarina olan egilim konusunda, icinde bulunulan ortam icin oldugundan daha fazla gecerlilik gosteren bir kavramdir.
  • (bkz: uyum)
  • bir amerikan başkanından beklenmeyecek tavırla "özgürlüğün hapsedicisi ve kalkınmanın düşmanı" diye tanımlanmıştır john f kennedy tarafından, iyi edilmiştir..
  • şeceresiz yaşamaktan geçer.
    (bkz: living in conformity)
  • (bkz: nonconformist)