şükela:  tümü | bugün
  • bir salgın filmi. dustin hoffman ve cuba gooding jr'ın oynadığı '95 yılı yapımı outbreak filmini seyretmiş iseniz bu türe aşinasınız demektir.
    bu girizgahtan sonra spoiler kısmı gelsin:

    --- spoiler ---

    film bir influenza salgınını anlatıyor. daha önce bilinmeyen bir influenza subtipi uzakdoğu gezisini yapan bir kadına bulaşıyor. akciğer ve beyinde ciddi bir iltihabi tabloya yol açan bu virüs hızla dağılıyor ve bulaş sonrası oldukça yüksek ölüm oranları oluşturuyor. dünya üzerindeki her 100 insandan 1'inin öleceği bir salgından söz ediyoruz.
    film dikkatli izleyemeyen seyirciye kopuk gelebilir ancak aslında oldukça iyi bir tümleşik yapıya sahip. böylesi bir küresel salgını her yönü ile ele almış:
    1- tıbbi dedektifler: cdc ve who geriye doğru iz sürerek salgının kaynağına ulaşmaya çalışıyor. kate winslet ve marion cotillard bu konuda ön plana çıkan isimler oluyor. winslet'in hastalık hali makyajı ve oyunculuğu her türlü övgünün üzerinde. diğer taraftan bugün insanlık carlo urbani isimli bir kahramana çok şey borçludur. onu da saygı ile analım.
    2- ülkede salgını durdurmaya çalışan ekipler: fishburne tarafından canlandırılan karakter, şu soruların yanıtını tartışıyor. eğer böylesi bir salgında yetkili bir konumda olsaydınız, sevdiklerinizi ve kendinizi korumak için herkesten saklı tutulan bilgileri kullanır, olanaklardan faydalanır mıydınız? ya da yarın ülkede devalüasyon yapılacağını bilseniz, tüm trl mevduatınızı dolara çevirir ve sonra n'apsaydım yani der miydiniz?
    3- aşı geliştiricileri: salgın filmlerinin kilit isimleri. aslında, bu karakter diğer filmlerde başrol oyuncusu iken (outbreak, i am legend vs) bu filmde kısa süre gördüğümüz pek de ön planda olmayan bir karakter olarak karşılaşıyoruz. ancak asıl önemli vurgu şuna yapılıyor: outbreak filminde maymunu ele geçirip dakikalar içinde serum yapmışlar ve ertesi güne kadar litrelerce üretmişlerdi ki bu bir rasyonalite hatasıdır. oysa ki böylesi bir aşı geliştirme işi aylarla ölçülen bir zaman alacaktır. üretildikten sonra tüm dünya populasyonuna dağıtacak miktarda üretmek ise yıl(lar) zarfında olabilir.
    4- salgınla yüz yüze / ailesini salgına kurban veren insanlar. matt damon aile babası rolleri oynuyorsa, artık yaşlanmışız demektir. ama oyunculuğuna laf etmek, çarpılmakla sonuçlanır.
    5- medya. klasik olarak war in the gulf kıvamında programlar ve jude law'ın canlandırdığı paniği tetikleyen bir tip ile gerektiği gibi ele alınmış.

    işte bu katmanlar devamlı tarzda ve rasyonel biçimde üst üste bindiriliyor.

    --- spoiler ---

    seyredin, seyretmeyin, yarısında çıkın gibi ekşici ukalalıklarından yapmayacağım. salgın filmleri meraklıları için seyredilesi bir film. imax'te seyretmek, itunes, amazon * üzerinden seyretmek ya da cam / ts / ppv xvid'ini indirip seyretmek size kalmış.

    ***

    son olarak bir inci'ci spoilerediti:

    --- spoiler ---

    yemeği beğendim dur aşçıyla tanışayım tebrik edeyim gibi entel kuntel işlere girersen ölürsün.

    --- spoiler ---
  • eyup sabri tuncerle beraber virüsün ender kazananlarindan.
  • her an gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek bir olayı anlatan korku ütopyası filmi. izlemezseniz bir şey kaçırmazsınız ama bu güzel kadronun bir araya gelmiş olması bence vaktinizi iyi geçirmenizi sağlayacaktır.

    bundan sonrası filmin sonunu da içermektedir, filmi izlemediyseniz okumayınız.

    --- spoiler ---

    filmin başında "day 2" ile konuya giriş yaparak "day 1" konusunda merakı sürekli yüksek tuttular. filmin sonunda ise day 1'da her şeyin tamamen tesadüfler zinciri ile bu virüsün oluştuğunu görüyoruz. domuz gribi, kuş gribi vb. gibi yakın çağda karşımıza çıkan salgınlar nedeniyle bu tip bir senaryoda her şeyi normal karşılıyoruz ancak sanki sondaki "tesadüfler zinciri", biraz ısmarlama gibi geldi. ya da içimiz çok fesat olmuş..

    bir an için ilaç üreticilerinin gözünden bakın olaya: her salgında "ilaç - aşı satabilmek için bu mikroplar bilerek piyasaya sürülüyor" konulu komplo teorilerine maruz kalırsınız. ama ilaç üreticileri aslında durumun hiçbir zaman böyle olmadığını savunurlar tabi. jude law'un canlandırdığı karakter de sanki bu söylentileri yayan "kötü adam"ı temsilen konulmuş gibi; birileri de jude law'a paralar akıtıyor, ama adamın aslında yalan söylediği ortaya çıkıyor. "aşıyı kendi üzerinde deneyebilecek kadar fedakar" sağlık görevlileri sayesinde de her şey çözülüyor.

    bunun dışında "aşıyı kendine yapmayan lawrence fishburn'ün akıbeti ne oldu", "doğal yollarla bağışıklık kazanan matt damon'u kimse niye incelemeye almadı", "jude law'ın olayı neydi, arkasında gerçekte kimler vardı" gibi soruları da akıllarda bırakmıştır.

    --- spoiler ---
  • cok buyuk para harcanmis bir house bolumudur..
  • "bir salgın olmuş (zombiler veya uzaylılar da olabilir), insanlık bitme noktasında, dünyaya kaos hakim."

    bu tarzda sürüyle film çekilmiştir, izlemişizdir. bazıları iyidir, bazıları klişeden öteye geçemez.

    bu film öyle bir film değil!

    eksik olan süreci anlatan bir film contagion.

    --- spoiler ---

    "salgın nasıl başladı, nasıl ilerledi, o kaos ortamına nasıl gelindi?"

    --- spoiler ---

    bu yönüyle izlenmeyi hak eden bir film.

    ayrıca;

    --- spoiler ---

    film, salgının 2. günü başlıyor. farklı ülkelerden hastalanan insanları görüyoruz. "sıfırıncı hasta"yı filmin ilerleyişi içinde öğreniyoruz ama hastalığın nasıl çıktığını filmin sonuna dek bilemiyoruz. filmin son sahnesinde, salgının sebebi virüsün içinde bulunan yarasa ve domuz dna'larının ne şekilde bir araya geldiğini görüyoruz. doğal yaşam alanı (orman) insanoğlu tarafından yok edilen bir yarasa, bir domuz ağılına düşüp domuz yemi oluyor ve daha sonra bu domuzdan hazırlanan yemek salgının başlangıcı oluyor. yani hastalığın sebebini insanoğlunun doğaya verdiği zarara bağlıyor! sırf bu bakımdan bile izlenebilir.

    --- spoiler ---

    --- spoilerli edit ---

    citosumdan taso cikmadi uyardı sağolsun, domuz yemi olan yarasa değil, yarasanın ağzından düşen muzmuş.

    --- spoilerli edit ---
  • çin'deki coronavirüs salgını takip edenler filmin salgın konusunu ne kadar gerçekçi bir şekilde ele aldığını fark ederek hayrete düşeceklerdir. ilk sayfalara bakarsanız film yavan bulunmuş, oysa ki aşama aşama olayları ne kadar ciddi bir şekilde ele aldığı son olayların ışığında daha iyi anlaşılıyor. tek fark filmde dünya çapında 24 milyon insan ölmüştü, umarım şu anki olaylar o seviyeye asla gelmez.
  • imdb notu 6.8 bence gerçeği yansıtmıyor.

    28 days later veya children of men gibi izlersen olmaz tabi.

    birkere filmde bir dokümanter-belgesel havası hakim. bu unsurlar, filmin katastrofik kurgusu ile çok etkileyici gitgeller yaşıyor bana kalırsa. soluksuz izledim ben. çok da hoşuma gitti puanına falan bakmayın izleyin derim.

    böylesi bir salgın durumunda ne yapmak gerektiğin bile az çok öğrendik be, daha ne olsun.
  • bu filmde yanlış anlaşılmış bi nokta var. sanırım, hikâyenin çok fazla karakter üzerinden ilerlemesi yüzünden...

    --- spoiler ---

    jude law'ın canlandırdığı blogger arkadaş hasta değil. hasta numarası yapıyor ve takipçilerine forsythia adlı ilacın işe yaradığı konusunda yalan söylüyor. insanların ilaca talebini arttırıyor. bunun da sebebi, ilaç firmasından 4,5 milyon dolar rüşvet alması. yakalanmadan önce, devletin geliştirdiği aşının işe yaramadığı konusunda söylenti başlatabileceğini bile söylüyor. yani, eleman doğruları arayan acar gazeteci değil. kendi menfaati peşinde, halkı yanlış yönlendiren bi ibnetor. bu bağlamda filmde ilaç firmaları da cici olarak gösterilmiyor. hattâ diğer kurumlar da. zaten aşı da tamamen adanmış bir birey sayesinde bulunuyor.

    film vasat civarı. soderbergh daha neyin ekmeğini yiyecek, merak ediyorum. sex, lies and videotape'inki tükeneli çok oldu çünkü.

    --- spoiler ---
  • jude law'ın takma diş ile çirkinleştirilme çabasının altında yatan sebep, "böyle yakışıklı, deli vahşet etkiliyici bir gülüşe sahip insandan blogger olmaz hocam" düşüncesi olabilir...
  • "blogging is not writing. it's just graffiti with punctuation" adli muthis soze evsahipligi yapan film