şükela:  tümü | bugün
  • karşı argüman yakalamak için karşı argüman arayan kollayan, yönelimsiz, varımsız argümantasyonu, münazarayı hobi ve meslek edinmiş kişi.

    amerika'da bunlardan mebzul miktarda var. en sevdikleri laf 'not necessarily'. bu nat nesisierili genellikle ilk sinyal, kontraryan saldırısı geliyor diyorsun, zira kelime seçiminden de belli ki, karşıt bir fikiri ve duruşu savunan bu adam karşı çıktığı yargı, görüş, bilgi ya da argümanın 'nesesiti(gereklilik)' olduğunu iddia eden birileriyle tartıştığı zannındadır. zaten hemen ardından öyle bir 'karşı argüman' gelir ki, eyvah diye kaçasınız gelir. amerika böyle bir yer, zerre iktidarı olmayan adamların karşılıklı inanmadıkları argüman yarıştırmayı entelektüelite sanan bir üst-katman'ı, onlara bakıp entelektüel işleyiş'i bu sanan bir alt-katman'ı var. türkiye'de durum biraz daha farklı. kontraryanlar yine var, ama açıktan yüzüne kontraryanlık yapmayanlar çoğunlukta. sen gittikten sonra: ''ulan bu da öyle dedi ama bilmemne desem ne diyecekti?'' gibi bir post-münazaracı çizgileri var. türkiye'de batılı anlamda kontraryanlar ise genellikle 'mühendis ekolü'nden geliyorlar. bilhassa sosyal olgulara ve bilimlere tavrı 'nat nesisıreli'nin türkçe denkliği olan 'öyle olmak zorunda değil' tavrı oluyor. nasıl olmak zorunda olduğu ile alakalı katılaşmış zoru dayatma mantığını da oradan belli ediyorlar.

    genel olarak kontraryan gördüğünde kaç, hiç bulaşma diyorum. zira kafalarındaki 'zeki ve ödün vermez kişi' pornosunu oynuyorlar. bir yerden (büyük ihtimal bir holivud filmi ya da milli tarih okuma parçasından) almışlar o oyunu, yakaladıklarına 'ters konuştu, göt etti, en beklenmedik yanıtı vermeyi bildi'' tarzı gıyabında konuşulma hayallerine harç etmiş. o tek kahramanlı biopic tarzı filmde 'cevap veremedi' kontenjanından girmeyin. kardeşi olan bütünleyici fikri ekolü de not ediyorum:

    (bkz: ninizm)
  • ing. popüler olana, en çok kabul görene karşı duran
  • her boka sırf karşı olmak için karşı olan, yorum yapan. çoğu zaman bu durumdan kendilerinin de haberi yoktur. bir zamanlar ben de böyleydim, benim de haberim yoktu.
    (bkz: contrarianism)
  • tuhaf bir insan evladı. iyi ya da kötü manada söylemiyorum. bana bunların münazaracılık ya da münakaşacılıkları süreğen değil de koşul-bağımlıymış gibi geliyor. yani sadece bazı konularda zıtlaşmacı tavır alıyorlar gördüğüm kadarıyla. genellikle en yalnız bırakıldıkları ya da en az adanmışlık gösterdikleri konularda hakim görüşe en aykırı kabul edilebilecek konuma yerleşmeyi tercih ediyorlar, muhtemelen bilinçsizce. konumlarını savunuş biçimlerinde tahammül sınırlarını zorlayacak ölçüde tutarsızlıklar ortaya çıktığı zaman insanda "lan acaba troll'lüyor mu, yoksa ilgi çekmeye mi çalışıyor" gibi bir intiba uyanıyor illa ki.

    bu kişileri, tefrikalarına dikey kesitler alarak baktığınızda tutarlı bulabilir, desteklerinizi sunabilirsiniz. fakat haftalık, aylık, senelik yatay kesitlerde baktığınızda söylemsel dalgalanmalar, tezatlıklar belirginleşmeye başlıyor. misal, bir gün, bütün insanlarla iletişim kanallarını açık tutmalısınız, onları yok saymamalısınız diyen kişi birkaç hafta sonra alnındaki damarları çatlata çatlata yok sayın, sessize alın, bloklayın diye bağırıp çağırabiliyor.

    zıtlaşmacı şahısların kanımca asıl sıkıntısı zıtlaşmacılıklarının farkında olmamaları ya da bu özelliklerini objektif, realist, rasyonalist olmak ya da ideolojinin esiri olmamak gibi olumlu özelliklerine yamamaya çalışmaları. kutunun dışında düşünebilmek, herkesin mersin'e gittiği trene atlamamak, bunlar bilgiye ulaşmada ve yorumlamada titizlik ve hijyenin emareleridir, iyidir hoştur elbette. ancak zıtlaşmacılarda bu davranışlar takıntı düzeyinde seyrediyor. sıkıştıklarını hissettikleri anda ağız ve üsluplarını bozmaları, bel altı çalışmaktan kaçınmamaları ya da soruya soruyla cevap vererek laf döndürmeye başlamaları hayra alamet değil. temizlik iyi bir özelliktir misal, ama ocd değil.

    öte yandan şeytanın avukatlığı minvalinde zıtlaşmayı metodik olarak adet edinenlerinse sahibinden kiralık/satılık ideologluğa kadar yolu var. (bkz: rasim ozan kütahyalı) (bkz: engin ardıç) (bkz: oray eğin) (bkz: reşat çalışlar) ideolojiden kaçacağım derken ideolojiye tutulan bu tipler zıtlaştıkça iticileşiyor, iticileştikçe de radikalleşiyorlar. gitgide kimsenin sallamadığı ama mide bulandıran birer at sineği haline geliyorlar. eninde sonunda kendilerini ya kullanılıp atıldıkları bir çöplüğün içinde ya da erkenden inzivaya çekilmiş durumda buluyorlar.

    kıssanın hissesi, "don't be such a tuna head" .