şükela:  tümü | bugün
  • enis rıza sakızlı'nın 1001 belgesel film festivali'nde prömiyeri yapılacak son belgeseli.
  • "film, sokakta yaşayan çocukların "insan halleri"ni, hem bize hem de onlara umut verecek bir sokak çocuğunun, oktay çetinkaya'nın hayat öyküsünü anlatıyor. oktay, dilencisinden hurdacısına, çöpçüsünden tinercisine kadar sokakta yaşayan herkesin bir karışımı. çünkü o da dilencilik yapmış, çöp toplamış, kâğıt satmış, sokakta köpeklerle koyun koyuna uyumuş. sokakta yaşanan her olayın hayatında bir yeri, hafızasında bir hikâyesi var. oktay, bu kara saçlı, kara gözlü genç adam, her şeye rağmen hayattan vazgeçmemiş. istanbul'a uzanan hayatı adana, tarsus, ortaca, kuşadası sokaklarının ve çöplüklerinin pek çok anısına tanıklık etmiş. yaşamı, istanbul'da tanıştığı öğrencilerle ve kâğıt toplarken çöpten bulduğu kitaplarla değişmiş."

    -film hakkında bir bültenden alıntıdır.
  • http://video.ntvmsnbc.com/…243179049210109251063169

    linkinden yönetmen enis rıza'nın ve filmin (anti)kahramanı oktay çetinkaya'nın ntv'ye verdiği röportaja ulaşabilirsiniz.
  • 25 şubatta odtü ulus baker sinemasında odtü sinema topluluğu aracılığıyla gösterimi yapılan belgesel. gösterime yönetmeni enis rıza sakızlı da katılmıştır. ankaraya sadece bu gösterim için gelmiştir ve gösterim çıkışında da öğrenci evlerinden birine giderek öğrencilerle beraber peynir ekmek yiyerek öğrencilerin gönlünde taht kurmuştur.
  • çöpten bulduğu kitapları satmak yerine okumaya başlayarak hayatını değiştiren bir adamın öyküsü.
  • iksv istanbul film festivali kapsamında 12 nisan saat 19.00'da beyoğlu sinemasında gösterimi yapılacak enis rıza belgeselidir.

    http://film.iksv.org/tr/film/72
  • harika bir belgesel. adana dogumlu oktayin once adanada yasadigi yoksul ve mutsuz cocukluk yillarindan baslar. arkadaslari, annesi anlatir o gunleri. ah annesi ahh turkiyenin iki disi kalmis akilli kadini, komik kadini...
    sonra istanbula gelisi istanbulda kagit toplayici oldugu yillari, bilincsizce odp olusumunda yer almasi, tinercilerle arkadasligi, kagit toplarken kitaplara merak sarmasi ve sahafliga uzanan oykusunu anlatir.
    oktay ici icine sigmayan ne zaman ne yapacagi belli olmayan bir karakter. bu kadar dramatik hayata ragmen hem oktayin kendi durusu hem de belgeselin tarzi drami ince bir espri ile ormus. hele o anne...
    oktay degme universite mezunundan daha iyi kendini, hayati ifade ediyor. tinercilerle ilgili yaptigi yorumlar degme tartisma programlarindan kat be kat daha iyi. hayata dair gozlemleri, fasit de irkci da kitap yaziyor dikkat etmek gerek demesi .. aslinda film, her konusma sekansi ile bastan sona cok etkileyici. 5 yillik emek alkis hakediyor. nezdimde festivalin simdiye kadar en iyisi
    hele o anne...
  • kaçıranlar üzülsünler çünkü çok güzel bir filmdi. umarım yeni gösterimler de olur ve daha fazla kişiye ulaşır.

    filmin ana ekseni oktay'dan ya da oktay'ın dostoyevski'den ne anladığından çok, yoksunluktan ve emekten, fırsat eşitsizliğinden oluşuyor. birkaç bilgece laf işitiyoruz oktay'dan ya da ismini şu anda hatırlayamadığım entelektüel çiftten ama bu belgeseli izleyenlerin damağında kalan tadı o sözler oluşturmuyor. o ya da bu nedenlerle kafamızı uzatıp da bakmamızın zor geldiği bir yaşanmışlığa tanıklık ediyoruz. 5 senelik emek, bize uzun ve samimi bir çay muhabbeti gibi geliyor.

    zizeki çöp tepeciklerinin yanında ahkam keserken görmek etkileyiciydi ve evet "her şey eninde sonunda çöp oluyor" bu gibi düşünceler bu filmde de var. ama eldeki malzeme tamamen farklı, ve bir şekilde dünyalar tatlısı annesiyle çocukluğundan başladığımız yolculuk, bir şekilde oktay'ın hikayesi olmaktan çıkıveriyor. gerçi filmin son bölümü için düşünülen, oktay'ın hikayesini bugüne getirerek nihayete erme düşüncesi, filmin son 20 dakikalık bölümünü yokuş aşağı sürmüş birazcık. sokaklarda yaşayanların hikayesinden, yeniden bir oktay güzellemesine dönmesi bence kötü bir tercih olmuş. bilemiyorum belki öteki türlü de havada kalabilirdi...