şükela:  tümü | bugün
  • ne yazık ki bizleri, ülkemizi, hatta tüm dünyayı bekleyen tehlikedir.

    bütün felaketler bir bir oluyor ve biz sadece izliyoruz, bunu bari izlemeyelim ve önlemler alalım.

    son yıllardaki berbat tarım politikaları nedeniyle ülkemiz tarım ürünlerind dışa bağımlı bir hale geldi. 126 ülkeden tarım ürünleri ithal ediyoruz.
    (bkz: hangi tarım ürünü nereden geliyor/#80518784)

    hayvancılıkta da tarımdan pek farklı değiliz.
    ülkemiz 24 ülkeden büyükbaş, 8 ülkeden de küçükbaş hayvan ithal ediyor.
    (bkz: türkiye'nin canlı hayvan ithalatı yaptığı ülkeler/#80710808)

    ve bugün corona salgını tüm dünyayı vurduğu gibi ülkemizi de vurdu.
    her ne kadar bu salgının sosyo-ekonomik yansımalarını şu an yaşıyor olsak da, bu yaşadıklarımız, ileride yaşayacaklarımızın yanında hiçbir şey.

    bakınız şu an itibariyle tarımda ekim-dikim dönemindeyiz.
    pek çok tarım ürününün ekimi yapılması lazım ki, hasat zamanı toplanabilsin ve kış döneminde insanlar hazırlıklı olabilsinler.

    bu binlerce yıldır işleyen bir süreç.
    bu sürecin tıkandığı dönemlerde ise insanoğlunun kapısını felaketler çalıyor.

    görünen o ki küresel bir ekonomik yıkım daha da önemlisi gıda kıtlığı geliyor.

    yarın bir gün, tarım ürünü ithal ettiğimiz ülkelerden bu ithal ettiğimiz ürünleri bulamayabiliriz.

    şimdi bu ekim-dikim döneminde tarım bakanlığının ufukta beliren gıda kıtlığını önlemek, minimize etmek ile ilgili bir çalışması var mı?

    bakanlığın sitelerini, haber kaynaklarını tarıyorum herhangi bir uyarı veya önlemle karşılaşmadım.
    oysa ki böyle durumlar için olağanüstü tedbirler alınmalıydı. tarım konusunda çiftçi ile birlikte hareket edilip çalışmalar başlatılmalıydı.

    tahıl ekimleri, hububat ekimleri ne alemde.
    herhangi bir azalma var mı?
    bu ürünleri dahi ithal etmeye başladık ya, yarın bir gün ithal edecek ürün bulamadığımızda yerli üretimimiz halkımızın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yapıldı mı?

    bakınız 2 tane post paylaşıyorum;
    https://i.ibb.co/vmqqgl6/dr.jpg

    bu gönderilerden biri bir çiftçimize ait. ekim yapabileceğini lakin tohum ve gübrenin pahalı olması nedeniyle ekim yapamadığını haykırıyor.

    tarım bakanlığı yaklaşan olağanüstü kıtlığa karşı çiftçimize tohum desteği, gübre ve mazot desteği yaptı mı?
    el cevap: hayır.

    bir diğer post çok daha sıkıntılı.
    ekimi-dikimi yapılması gereken 1.5 milyar fide henüz alınmamış, alınıp dikilmeyi bekliyor.

    peki bu 1.5 milyar fidenin dikimi yapılmazsa o fidelerden elde edilmesi beklenen onbinlerce ton ürün ile ilgili tarım bakanlığı alternatif bir çalışmaya gitmiş mi?

    hayır...

    tarım bakanlığının corona salgını ile ilgili yapmış olduğu tek icraat park ve mesire yerlerinde mangal yakmayı yasaklamak oldu şimdiye kadar.

    tarım bakanı; "gıda stoklarımız yeterli" açıklaması yaptı, ama ekim ve dikim ile ilgili herhangi bir önlemden bahsetmedi. muhtemelen kendisinin de haberi yok.
    https://www.sabah.com.tr/…da-stogu-aciklamasi-video

    bakınız şurada da ziraat odalarının yapmış olduğu uyarı var.
    https://www.sozcu.com.tr/…ticiyi-vurabilir-5702700/

    umarım şu salgını bir an önce atlatırız, yoksa önümüzde daha büyük sorunlar olacak.

    tehlikenin farkında mısınız?

    edit: birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü (bkz: fao)'nun bu konudaki uyarısı;
    http://www.fao.org/…ws/story/en/item/1268059/icode/
  • hastalığa karşı en güçlü koz yakalanmamak olduğuna göre, kıtlığa karşı en güçlü kozumuz, aç kalmamaktır.

    her vatandaş, kendi ohali kapsamında evinde balkona domates, biber, buğday eksin. ekmeyen de ekime kadar.

    devletimiz her açıklamasında kalan sağlar bizimdir dediği için, nüfus azalacağından dolayı sıkıntı olmaz.

    çok mu sert oldu, tecavüzcüler götümüzü siksin diye haftaya salınması görüşülecek.
  • dw haberi;
    "kırsalda üretim durursa, şehirde sorun büyür"

    yıldırım’a göre, tarım ve orman bakanlığı’nın en kısa zamanda bilimsel bir komite oluşturması ve ilçe bazında, köy köy üretimin nasıl sürdürüleceğini planlaması gerekiyor. şehirlerde 65 yaş ve üzeri için çıkarılan sokağa çıkma yasağının kırsalda yaşayan aileler için uygulanmasının doğru olmadığını dile getiren yıldırım, "kırsalda eğer vatandaş dışarı çıkmazsa, tarlasına, ahırına gitmezse tarımsal üretim yapılamaz ve şehirler için ciddi bir gıda sorunu ortaya çıkabilir" diyor.

    salgın boyunca tarımsal üretim ve hayvancılığın sürdürülebilmesinin sadece köyde yaşayanların sorunu olmadığının altını çizen yıldırım, "kırsalda üretim durursa, bu en çok şehirlerde yaşayanların sorunu olacak" diye konuşuyor.

    salgına rağmen üreticilerin günde en az iki kez ineğini sağmak zorunda olduğuna işaret eden yıldırım, şunları söylüyor:

    "fabrikaları kapatabilirsiniz, avm’leri kapatabilirsiniz ama ineğin memesini kapatamazsınız. üretici mutlaka sağdığı sütü ya kooperatife ya alıcıya teslim ederek soğuk zincire katmak zorunda. dolayısıyla kırsalda özellikle 65 yaş üzerindekiler için sütünü satabilecek ortamın sağlanması gerekiyor. eğer bu başarılamazsa, marketlerde süt ile birlikte sütten imal edilen peynir, tereyağ, yoğurt, ayran gibi ürünleri göremeyeceğiz. türkiye tarımsal üretimin devamını sağlayabilirse yalnızca kendisi için değil, ihtiyacı olan diğer ülkeler için bile üretim yapabilir."

    bu arada;
    (bkz: rektörün yerli tohum merkezine kepçeyle dalması)
  • "paramız var ki ithal ediyoruz" kafasında tarım ülkesini tarım ithalatçısı yapanlar ve onları her koşulda alkışlayanları düşündürmeyen durum.

    parası olan gıdasını bulur da aç kalacak tayfa bellidir. artık oh olsun mu dersiniz acı mısınız aynı gemideyiz mavrasınımı okursunuz bilemem.
  • sezonluk göçmen işçiler olmayınca avrupa birazcık sıkıntıya girecek gibi ancak türkiye'ye pek birşey olacağını zannetmiyorum.
  • türkiye pirinçten domates konservesine, sarımsaktan zencefile kadar çin'den binlerce ton tarım ürünü ithal ediyordu.

    buna istinaden hayvancılık da bitti tarım da.

    yine birilerinin aldığı saçma sapan kararları halk çekiyor ve hatta alamadıkları aklı selim kararları da.
  • reis'imizin bir an önce onlem alması gereken sorun. yerli uretim sıkıntı, ithal edilecek yerlerde de sıkıntı var.
  • açıkçası alınacak en doğru önlem artık cumhurbaşkanının her şeye müdahele etmemesi olacaktır. her şeyi tek bir kişi biliyor kafası ile ülke yönetmek tüm bakanları emir kulu haline getirdi. devlet için değil tek bir kişi için hizmet veriliyor gibi oldu. bu yüzden kıtlık da görürüz. kriz de görürüz. sağlık alanında sorun da görürüz.