şükela:  tümü | bugün
253 entry daha
  • 30 yıldır karantinada olduğumu öğretti. insanın hayatında hiçbir şey mi değiştirmez lan bir pandemi? hiç.
  • gelin size bir kitaptan bahsedeyim. isaac asimov'un güneşin tanrıları (1957) adlı kitabından.

    --- spoiler ---

    insanlık uzay konusunda ilerlemiş, toplamda 50 farklı gezegende nüfusunu arttırmış. yenilerine gitmeyi şimdilik düşünmüyor. gezengenlerin kültürleri, gelişmişlikleri, nüfusları gibi bir çok şey birbirinden farklı. teknoloji olarak en gelişmiş olan gezegen ise solaria.

    solaria gezegeni dünyadan daha büyük olsa da nüfusu 20 bin civarında. dünyanın o anki nüfusu ise 80 milyar. haliyle her bir solarialıya şehir büyüklüğünde toprak düşüyor ve her bir solarialı birbirinden izole bir şekilde bu şehir büyüklüğündeki arazilerinin üstüne inşa ettikleri devasa saraylarda kalıyorlar. kimse kimsenin arazisine girmiyor. evlilik yok. herkes tek yaşıyor kendi şehrinde.

    nüfus 20 bin seviyesinde sabit tutuluyor. insanlar zaten birbirleriyle seks yapmıyorlar* çünkü uzakta durmaya alışan insanlar, başka bir insana dokunma fikrinden bile rahatsız oluyor. nüfus azaldıkça devlet, genleri uyan iki kişiyi bi süreliğine çiftleştiriyor ve nüfusa katkı sağlıyor. o iki kişi bir daha bir araya gelmiyor. zaten bunun da başka yolları aranıyor ama bahsetmek istediğim bu kısım değil.

    bu insanlar birbirinden uzakta yaşaya yaşaya birbirlerinden tiksinmeye başlıyorlar ama bilin bakalım neye ihtiyaçları var? iletişime. peki iletişimi nasıl sağlıyorlar?

    eğer iki kişi, canları sıkılıp bir araya gelmek isterse robotlar kısa süre içinde hareketli bir düzenek kurarak karşılıklı hologram gönderimini sağlıyorlar. insanlar birbirlerinin evine hologram olarak gidiyorlar. böylece rahat rahat yakın temas kurabiliyorlar.

    bir gün gezegendeki ilk cinayetin* soruşturulması için dünya'dan bir dedektif geliyor. elijah baley. dedektif dünya'dan getirtiliyor çünkü daha önce cinayet vakası olmadığından gezegenin cinayet amirleri* bu konuda tecrübesiz. dünya'da 80 milyar insanla sıkış tıkış yaşayan baley ise bu gezegene biraz zor uyum sağlıyor.

    baley, soruşturmayı alışkın olduğu şekilde, insanların evlerine giderek ve onların gözlerinin içine bakarak yapmak istiyor. hologramı başlarda denese de ruhunu veremediği için çaresiz solarialıları bu konuda zor da olsa ikna ediyor. solaria sakinleri ise bu teklifi önce reddetse de bir şekilde kabul etmek zorunda kalıyor. baley bir eve gireceği zaman önce baştan aşağı dezenfekte ediliyor robotlar tarafından. normal bir solaria vatandaşı bunları eve gelse bile yaşamayacak çünkü bu dezenfeksiyon işleminin asıl amacı dünya'dan gelen sayısız yabancı mikroorganizmaya karşı korunmak.

    --- spoiler ---

    bugün bir arkadaş, `bakkal yanlışlıkla eline dokununca yaşadığı tiksinti`yi anlattı da ordan aklıma geldi.

    değiştik. çoğu şey eskisi gibi olmayacak.
  • ''olm bi meyhane açıcan. 5 masa 10 meze haa, daha fazla değil abi. küçük böyle, salaş. en kaliteli malzemeyi kullanıcan, fiyatın da yüksek olacak ama hacı. barzolar gelmeyecek, kalite abi elit. bi hayalimiz var bakalım''

    iki ay önce hayalini gerçekleştiren bu şahıs ski tuttu.

    ''dağ evi+netflix+sınırsız kitap+sınırsız internet ile 180 yıl yaşarım''

    diyenlere bakıyorum, şu an evde vileda sopasıyla sırıkla yüksek atlama videosu çekiyorlar. daha 6 gün oldu la.

    görevimiz tehlike'nin çekimleri durdu. görevimiz (bi yere kadar) tehlikeymiş. james bond onca teknolojik oyuncağına rağmen gala yapamadı :(

    çok yakın olmasa da çevremde komplo teorilerine bayılan, yalan yanlış bilgileri manyak gibi paylaşan insanlar varmış. 2-3 tane manyağı engelledim, kusura bakmasınlar artık.

    hapis olmak çok kötüymüş, acilen organize suç örgütümü lağvetmek lazım (reminder)

    hayat biz planlar yaparken başımıza gelenler miymiş acaba cidden, bundan çok emin değilim.
  • eskisi kadar özlemiyorum seni,
    ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
    adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
    yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
    biraz yorgunum..
    biraz kırgın..

    (bkz: özdemir asaf)
  • karanlıklarda kardım içime zıtlıkları
    hudutlarin dışında medeniyetletlerin çöküşünü gördüm
    ve hudutlu olan ülkemin biz tarafına çevirdim yüzümü
    sıcak gülüşleri gördüm
    sıcak kurulan sofralardaki buruk kahkahaları işittim
    sıcak kahkahaların ardindaki bizi gördüm
    içimi bir mavilik kapladı
    bu mavilik yeryüzünün çeperlerinden gökyüzünün çeperlerini doldurdu
    damla damla yağdı çoraklaşan insanlığa
    bu insanlık hatirladi içindeki dirilten nefesi
    bir kor düştü ciğerlere, bu kor öğretti ona
    ona fısıldadı, karanlıklarla kararsan iyiyi
    bu iyi hatırlatır sana öfkesiyle kardığı güzelliği