şükela:  tümü | bugün
  • tanışmaktan memnun olduğum, doğum gününü kutladığım sözlükteki ilk badim.

    ayrıca modern talking'in 2000 yılındaki year of the dragon albümünden hareketli bir şarkıdır.
  • (bkz: cosmo girl)
  • no face no name no number ile beraber modern talking'in 98'deki dönüşünden geride kalan bir kaç güzel şeydendir bu şarkı.

    the heart of the ocean told me, you're the only one
    you're like a rose in the snow, and you need the sun
    and my heart is crying, when your love is dieing
    what have i got to do
    and i'm tossing and turning, my heart is burning
    we're more than two

    you're my cosmic girl, you are in my mind
    and a girl like you, is so hard to find
    you're my cosmic girl, from rainbow two
    and to hell and back, i will go for you
    oh cosmic girl come hear my heart
    i'll never try to break apart
    oh cosmic girl, give me some time
    i swear you're always on my mind

    you are like the sunshine and i kiss away the rain
    i tell you i miss you baby can't we be friends
    let's stay together, here and forever
    it's good for me, good for you
    the heart of the ocean, is always in motion
    what can i do?
  • ayşe egesoy dedi, gülgûn feyman dedim, metin milli dedi, metin ersoy dedim. bu çağrışım oyunu keçiören belediyesi'nin destekleriyle sezai aydın önderliğinde düzenlenen tontonlar ve ponponlar karşılaşmasıyla son bulacak zannedersem.
  • aynı şarkıları dinleyerek yetişmekle mi alakalı bilmiyorum ama müzik zevklerimiz ancak bu kadar aynı olabilirdi.. garip bir hikayeyle tanıdım kendisini.

    bundan 6-7 yıl kadar önce odasının duvarlarıda modern talking posterleri asıllı bir ergenken kimsenin çok da bilmediği bir modern talking şarkısı olan cosmic girl'ı o dönemlerde daha yeni yeni keşfettiğim sözlükte aratmıştım..

    bulduğum tek şey bir sözlük suser'iydi.. kimdir nedir derken bir kaç ay sonra tam da şarkıyı dinlerken vardır bir bağlantı diye hayvan ara'yla entry'lerini okumaya başladım.. o kadar sarmıştı ki yazdıkları daha sonra haftalık periyotlarla ne yazıyor ne ediyor diye takip etmeye başladım.

    aklımdan geçirir miydim günün birinde yazar olacağımı, cosmic ile tanışacağımı, arkadaş olacağımı?
    dahası.. türkçe'yi anlamak için sözlük kullanırken aklıma gelir miydi kelimeleri yan yana koymak, cümle yaratmak..

    garip bir tarafı var hayatın hakikaten..
  • şarkı olanını dinleyince *cümlenin başlangıcına bakar bir şeye benzetemez* neyse, şarkı olanını dinleyince, böyle bir funky funky dans edesim geliyor sokaklarda.. kafamda da headphone.. niyeyse öyle bir fantezi yarattım iki saniyede..
  • çok başarılı bir şarkı. yıllar önce tam bugün bestelenmiş. maşallah diyorum.
  • hani vardır ya bazı tipler.. aşık olurlar kıza/adama ama iki lafı yan yana getiremedikleri için bir türlü cesaret etmezler aklındakilerini gidip söylemeyi. mesela o tür insanlar için -seviyorsan git konuş- anlamsız cümlenin önde gidendir.

    mesela meselaaaa bazıları var.. benim gibidir.
    çat çat konuşur ama iş yazmaya-çizmeye geldi mi gerilmeye başlarlar, yazdıklarını toparlayamazlar bir türlü.

    hayatta bu ikisini kusursuz yapanlar ise büyük insanlardır bence. taktir etmek bir yana oturur alkışlarım yüzlerine baka baka.

    -brava brava.. nasıl yapıyorsunuz gençler o işi? bana da anlatsanıza ya.. hadi hadi :o

    ---

    çok mu kız işi bir entry oluyor lan bu?
    biraz daha ağır başlılık o zaman..

    ehum..

    1-2-3

    sevgili cosmic girl.. öyle senin gibi şahane yazamıyorum ama cümlenin kısa ve özünden hitap etmek istiyorum sana. sen sadece süper bir yazar değil, umutsuz bir adamı ayağa kaldırabilen çok şahane bir arkadaşsın.

    şimdi tanım isteyecekler ya benden

    aha bu da tanım olsun: başıma gelen en iyi şey.
  • dj cosmic girl diyeceğiz kendisine artık.

    (bkz: buralar hep entry dolacak)