şükela:  tümü | bugün
  • bir düşünce kuruluşudur. ne eksik ne fazla.

    bir düşünce kuruluşu ne yapar? ister belirli bir ideoloji çevresinde, isterse de daha demokratik bir şekilde, ilgilendiği alanlar***** alanlarda konunun uzmanları ile görüşür, "düşünce" ve "bilgi" üretir, bunu raporlaştırır. bu bilgilerin bazen bir kısmını halka açabilir, bazen de o alanda faaliyet gösterecek kişi ve kurumlara bu bilgileri satabilir.

    council on foreign relations denilen oluşum da böyle bir kurumdur. yok efendim bu kurumun üyesi olanlar kritik pozisyonlarda bulunmuş ya da bulunmaktalarmış, aktif politika belirleyicilermiş. afedersiniz de başka kim olacaktı üyeleri? ben mi? adam elbette örneğin israil-filistin sorununa çalışmış ne kadar politikacı, diplomat, istihbaratçı, akademisyen vs. varsa teker teker ziyaret edip konu hakkındaki düşüncelerini soracak, anlaşabilirse kendisine üye yapıp devamlı bir kaynak haline getirecek vs. ya da dış ilişkilerle ilgilenen pek çok kişi* bu kuruma da üye olacak, sonra belki davos'a da gidecek, başka dış siyaset alanı ile ilgili ne etkinlik varsa onlardan da faydalanacak. bu durum, bu kuruma üye olan herkesin mum ve şömine ışığında ellerini ovuşturarak cfr başkanına "emredin efendim, derhal filistini yok edelim, bölgeyi israil'in emrine verelim, derhal efendim" dediği anlamına mı gelir? ama ille aksine "inananlar" varsa, dünyayı yöneten bu gizemli örgüte buradan üye olup dünyayı yönetebilirler

    fakat asıl sorun, cfr, bilderberg, skulls and bones, kamyoncular derneği vs. değil. hala birilerinin "dünyayı yöneten kişi ve kurumlar" hayalini kurması. soğuk savaş bitmiş, sovyetler çökmüş, abd dünyada 20 yıl boyunca at oynatabilir durumda. peki "tek dünya devleti hayalini kuranların elinde oyuncak olmuş" bu devletin dünyadaki durumu nedir? rusya'da diş geçiremediği bir diktatör var. mısır'da 40 yıllık abd piyonu devrilmiş, yerine israil'den ve abd'den ne kadar hoşlandığı belirsiz bir müslüman kardeşler yapılanması geçmiş. iran israil'i vurabilecek menzilde roketler geliştirip üstüne nükleer programlar geliştiriyor, israil ve abd'nin aksi yöndeki çaresiz çırpınmalarına rağmen. allahın afganistanında bile elinde alt tarafı kalaşnikof olan bir radikal grup, bırakın "gizemli grupların yönettiği abd"'yi, dünyanın en güçlü ordusu sayılabilecek nato'nun canına okuyor. çin, uzakdoğu vs ayrı bir konu...

    bakınız kardeşlerim, ortada doğal, medeniyetimizle yaşıt onbinlerce oyunculu bir satranç oyunu dönüyor her zamanki gibi. elbette tüm bu oyuncular kendilerince siyaseti, medyayı, dış ilişkileri vs.'yi kontrol etmeye çalışıyorlar. bir dönem neo-con'lar abd'de iktidara geçiyor, bambaşka bir dış ilişkiler uygulayıp dünya siyasetini etkiliyorlar. ardından savaşlardan yorulan abd halkını arkasına alıp bir demokrat başkan iktidara geçiyor, arka bahçesi sayılan mısır'a gidip çok daha ılımlı mesajlar veriyor, ama yine de mısır'ı ziyareti sırasında iktidarda oturan amerikan piyonunu arap baharından koruyamıyor. gücü dünyaya yayılmış, milyonlarca kişinin dünya görüşünü etkileyebilme gücüne sahip medya imparatoru murdoch, bir skandal sonucu ingiltere'de acınası durumlara düşebiliyor. dünya'nın belki de ülkeler üstü en büyük kurumu sayılabilecek bm, suriye konusunda ne yapacağını bilemez duruma gelebiliyor.

    benzer mücadeleler ve dönemler her ülkede ticaretten siyasete, hatta sanata kadar farklı kişiler tarafından sürekli oynanıyor, insanlar bulundukları durumdan daha iyisine yükselebilmek için birbirleriyle ve sistemle sürekli mücadele ediyor. bu mücadeleye kendi çapı dahilinde cfr da dahildir, çok uluslu şirketler de, siyasi partiler de, terör örgütleri de, gizli servisler de, medya kuruluşları da, teker teker bireyler de. hatta ben dahi kendi çıkarlarım için** yerel yönetimler üzerinde lobi faaliyetleri* yürüttüm ve yerel siyaset* üzerinde baskı oluşturmaya çalıştım*.

    ortada tek bir odak yok. ortada dünyayı yöneten gizli örgütler yok. her birey ve kurum kendi etki ve ilgi alanı içerisinde savaş veriyor. dönem dönem ittifaklar kurup, dönem dönem karşı karşıya geliyorlar. cfr da sadece böyle bir kurumdur. bilgi alır, bilgi üretir, yapabiliyorsa kurum olarak belki abd'nin dış ilişkilerini etkilemeye çalışabilir. ama fazlası değildir.

    edit: bana sakın neredeyse her isteyenin kitap yazıp site kurabildiği, hatta gazetede köşe yazarı olup saçmalayabildiği bir çağda, adı sanı duyulmamış şahısların para kazanmak için yazdıkları garip kitapları referans vermeyin.
  • council on foreign relations
    dünyadaki en ciddi karar mercilerinde kendine yer edinmiş, ipleri ellerinde bulunduran bir takım elitlerin bağlı oldukları gizli örgüt. bu insanların finans, iletişim, akademi, istihbarat, teknoloji, vs. gibi kilit alanlarında yeni dünya düzeni şekillendiriciliği yaptıkları söyleniyor.
    (bkz: bilderberg)
  • bill clinton, antony lake, al gore, george bush, warren christopher, colin powell, les aspin, james woolsey (eski cia direktörü) gibi isimlerin cfr isimli bir komisyona kayıtlı olmaları herhalde sizleri bunca bilgiden sonra şaşırtmaz. elimizdeki listeler burada yayınlanamayacak kadar fazladır. ama dünyadaki en ciddi karar mercilerine gelenlerin bağlı oldukları bir örgüt olması herhalde doğal karşılanabilir, üstelik bunların bazıları bilderberg veya skulls and bones society üyesidirler. yani hiç kimse hak ettiği ve olması gerektiği için bir pozisyonda değildir bu yeni dünya düzeni'nde. iplerin altında ne kadar iyi oynayabildiği, ne kadar sır tuttuğu ve bu örgütlere ne kadar bağlı olduğu önemlidir onlar için.

    cfr, 21 temmuz 1921'de new york'ta kurulmuştur (marrs 2000; ross 2000). daha ziyade new york ve washington dc'de yaşayan elitlerden oluşan cfr'nin bugün finans, iletişim, akademi, istihbarat, teknoloji alanlarda en etkin konumlarda bulunan 3 bin 300 üyesi mevcuttur. bu sayı bir zamanlar bin 600 ile sınırlıydı. özellikle tüm fbi, cia, dia, dea ve başka istihbarat şefleri bu örgütün de elemanıdır ve cfr'nin ilkelerinden dışarı çıkamazlar. cfr, 2. dünya savaşı'nda çok önemli bir rol oynadığı gibi, yayınladığı foreign affairs isimli dergi ile de çalışmalarını tüm dünyaya duyurur. cfr her ne kadar gizli olmayan bir görünüme sahip olsa da, bu gerçek değildir. cfr, sbs, bilderberg gibi çok gizli bir örgüttür. (komplo.com'dan)
  • dünyayı yöneten güç

    alt kuruluşları : trılaterale,bilderberg

    kendi siteleri yanıltıcıdır.türkiyede son zamanlarda hakkında yazılar,araştırmalar yayınlanmaktadır.en sağlıklı bilgi,piyasada bulunmayan dr.memduh eren'in yazdığı "üçüncü dünya devrimi" eserinde bulunmaktadır.
  • sadece abd'yi değil tüm dünyanın kontrolünü hedefleyen, franklin roosevelt döneminden beri tüm başkan adaylarının üyesi olduğu yarı gizli örgüt. dünya çapında * *olmak üzere yaklaşık olarak 3 bin üyesi olduğu bilinen cfr, siyaset, ticaret, medya, sanat, eğitim gibi pek çok alanda kilit isimlere sahiptir.

    genel bilgi için atilla akar'ın "derin dünya devleti" adlı kitabı, türkiye ayağı için ise erol bilbilik'in "dış ilişkiler konseyi: türk bilderbergleri" adlı kitabı önerilir.
  • ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar gibi abuk bir cümle kurmak istemezdim ama şu aralar direkt bizimle ilgilenmekteler. angelina ablamın gelmesi boşuna değildi.
  • bölgemizle ilgili senaryoları(diyelim) bir bir gerçekleşen örgüt.

    bölge derken geniş düşünün. fas-afganistan, ukrayna-yemen hatlarına birer çizgi çekin. al sana bölge. askeri, istihbarat açısından senaryonun her maddesine bir tik atıyorlar. bölge halklarının kültürel yozlaşması, kutuplaşması, eğitim hukuk sağlık gibi ayakların kırılması konularında da gayet başarılı gidiyorlar ki bu biraz zaman alır, normaldir.

    sağlığı sadece sağlık sektörü olarak düşünmeyelim, gıda, su, hava ve doğadaki yozlaşmayı da göz önüne alalım. şimdi diyeceksin ki "bu ne mk, temas etmedikleri şey yok, nasıl olacak bu işler!?" örümcek ağı gibi bir şemadır bu yapılar. her sektörde çeşitli yardım kuruluşları, aktivistler, gayet masum görünen stk'lar aracılığı ile işlerini yürütürler.

    mesela bir kurum vardı, adı vermeyeceğim ama siz anlayacaksınız. güya sağa sola, düşkünlere yardım ederdi filan. önce halkta salgın paniği yaratmıştı bu örgüt çeşitli basın yayın ve internet platformu aracılığı ile, sonradan da bozuk aşıları dayayıp(el altından) hem bölge halkının canına kastetmiş hem de dünyanın parasını kazanmıştı.

    ee, her ülkenin başında bir tane maşa olunca, hareket alanları artıyor tabii. örnekler çoğaltılabilir. yeter ki tembel olmayın, araştırın. global siyasi ve ekonomik dengelere hakim olun ve tarih okuyun. bir tarihi olayı mümkünse birden fazla kaynaktan okuyun, az şüpheci olun. böylelikle perdeye yansıtılan görüntüye değil perdenin arkasını görebilir anlayabilirsiniz. yani diyorum ki azıcık şu merve'nin amından götünden uzaklaşın. hayır yani sonra "dünya neden böyle!?" diye isyan ediyorsunuz. dünya böyle, çünkü merve!!

    dünya nüfusunun azaltılması, küresel elit'in 90 yıllık planları dahilindedir. ciddi bir konudur yani. not düşmüş olalım.
  • eylül ayında yapılan (bkz: council on foreign relations) türkiye konulu panelde yapılacak yaptırımları madde madde sıralayan, dünya'da en çok sözü geçen kuruluştur.

    -türk vatandaslarina seyahat kisitlamasi (vize)
    -ekonomik ve silah ambargosu
    -incirlik'ten kademeli cekilim.
    -nato uyeliginin iptali. (tr kendi isteğiyle)

    https://www.cfr.org/…llenges-us-turkey-relationship
  • arkadaşlar bu çok önemli, partiler üstü bir kuruluş, sözü dinlenir, zaten karar alma mercilerinde yer almış almakta olan veya alacak kişiler üyesidir. ancak illuminati veya ufo tarikatı gibi gizemli bir şey değil. bu kuruluşun raporları resmi tavrı tavsiyeleri abd dış politikasını belirler veya mevcut politika ile uyum içindedir.
  • merkez bankasında kağıt basıp dünyada üretilen her şeye sahip olabilen bir ülkenin sıradan bir düşünce kuruluşu olduğunu düşünen asya'cı arkadaşları ortaya çıkaran oluşum.

    abd doları'nın tüm dünyada geçerli olmadığı, bizim gibi ortadoğunun yükselen güneşi ülkelerin hükümet partilerinin programlarını yazıp liderlerine al bunu iyi çalış demedikleri güne kadar masaya vurdukları malafatın hayalperest kardeşlerimizin duymak istemediği sesi dünyanın en uzak noktasını bile titretmeye devam edecektir.