• peder bey cimrilikten petekleri 45 dereceye alınca evde donmaya başladık yakında zatürre olacağız ama covid-19 zannedeceğiz.
  • ıt's okay to be smart adlı kanalda salgın hastalıklar, işleyiş süreçleri, yayılma hızları, alınan önlemlerin doğruluğu üzerine yeni ve eski veriler kullanılıp karşılaştırma yapılarak güzel bir video paylaşılmış. izlenip bu süreçte toplumdan izole bir şekilde yaşamanın ne kadar önemli olduğu görülebilir. video linki

    tanım: dünyanın içinden geçen pandemi
  • (bkz: #104025139)
  • covıd-19 ile enfekte bir hastasının operasyona ihtiyacı olduğunda ne yapmalıyız: cerrahi öncesi, cerrahi sırası ve cerrahi sonrası rehberi:

    http://cms.galenos.com.tr/…6547/turkishjcrd-0-1.pdf
  • şuan ülkemiz ve dünya için tehlikeli boyutlarda salgın boyutunu almıştır, sokağa çıkma yasağı getirilmesi için hükumet baskılanıyor.
    benim diyeceğim; bu virüs bir balondur. (balonlaştırılmıştır.)
  • istanbul'da özellikle iyice salgın boyutuna ulaşmış, hafife alınmaması gereken patojendir. son 2 haftadır işim gereği içim dışım covid oldu.. hem servislerimizin hepsi covid oldu servis hastalarını takip ediyorum hem de acilde ilk gelen covid hastalarını karşılıyorum

    takip ettiğim, entübe ettiğim, yoğun bakıma gönderdiğim o kadar çok hasta oldu ki covid hakkında bir kaç kelime söyleme hakkım olduğunu düşünüyorum.

    öncelikle hafife almayın. başta akciğeri ve kalbi tutan sonrasında böbrek, karaciğer ve bağırsak tutulumlarının da gözlendiği bir virüs. eğer akciğere inmiş ve pnömoni tablosu yapmışsa genç bile olsanız klinik gürültülü gidiyor. hastalığın ilk ve en önemli semptomu ateş. düşmeyen 42-43leri bulan bir ateş söz konusu. tomografi görüntüleri karakteristik. bilateral ( iki taraflı) yama tarzında sub plevral periferik yaygın buzlu cam yani infiltrasyonlarla karakterize. eğer 60 yaşın üzerindeyseniz veya ek hastalığınız varsa gerçekten ciddi bir pnömoni tablosuna yol açıyor.

    inanın ki covid servisinde çalışmak çok zor. hastalık damlacık ve temas yoluyla bulaştığından kendinizi korumanız hele ki entübe ederken veya sürüntü örneği alırken çok zor oluyor. son günlerde gelen neredeyse bütün hastalar yukarıda tarif ettiğim bt bulgularıyla geliyorlar ve daha sürüntü örneği bile almadan kafamızda covid tanısı koyuyoruz. bu insanlar öyle yurtdışı teması olan insanlar da değil bildiğimiz yurdum insanı. bir şekilde bulaşmış, hastalık yayılmış. virüs günlük hayatınmızın içinde artık, bir şey olmaz virüs burada yok demeyin.

    hastalığın en kötü yanı bir anda progrese olması.. daha dün btsinde ılımlı inlftrasyonları olan ve solunum sıkıntısı olmayan bir hastayı 1 gün sonra yaygın akciğerin %50sinden fazla tutulumu olan ve hipoksiye girmiş bir halde bulabiliyorsunuz. bazen bir günde prognoz öyle kötüleşiyor ki hastaları sürekli takip etmek ve progresyonları kontrol etmek gerekiyor. virüs kalbi tutmuş ve myokardit yapmışsa 5000- 6000 troponinleri görüyorsunuz. hastanın genel durumu iyice kötüleşiyor hastalar adeta elinizden kayıp gidiyor. gençlerde de ateşli ağır pnömoni tablosu yapsa da çoğunlukla prognoz iyi giyor. bu demek değil ki gençler tamamen güvendeler. onlarda da gayet agresif ve solunum sıkıntısıyla seyredebiliyor.

    evet kısmen etkili ilaçlar var. elimizde var ve kullanıyoruz. plaquenil( hidroksiklorikin) ve kaletra ( lopinavir/ritonavir) gerçekten etkili ilaçlar. klinik düzelmeye yardımcı oluyorlar. fakat elbette tamamen etkili ilaçlar değil. dolaylı yoldan etkililer.

    virüsün çok bulaşıcı olması özellikle yaşlılar açısından gerçekten çok tehlikeli. hastanelerde yataklar tükenmek üzere ve bu salgın böyle devam ederse ne yatacak yatak, ne bakacak doktor ve hemşire bulunabilir. yapacağımız küçük hatalarla sevdiklerimizi kaybedebiliriz. bu yüzden evden çıkmayın, çok zorunlu olarak çıkacaksanız da mutlaka gözlük ve cerrahi maske takın. cerrahi maskeler entübe etmek, cpr yapmak, sürüntü örneği almak gibi işlemler dışında koruyucu. gözlük takmaya dikkat edin. mutlaka gözlüğünüz de olsun.

    durum ciddi.. sağlığınızın kıymetini bilin ve evde kalın..
  • yavaş yavaş herkes yeni normale alışırken, artık belki de kendimize biraz düşünme ve yeni fikirleri, yeni bakış açılarını tartma imkanı vermenin zamanı gelmiştir. bütün dünyanın paylaştığı bu krizi takiben aklımdan geçenlerin ucu bucağı yok. bir an yayla geyik avlama esprilerine gülüyor, bir sonraki an yağmanın meşru olabileceği şartları tartıyor, akabinde qualia, subjektivite ve paylaşılan deneyimle ilgili şeyler düşünüyor, oradan travmanın oluşumuna geliyor, sonra fat tail / thin tail olasılık dağılım farklarına kayıyorum. o yüzden kendimi ekonomiyle ilgili kısmıyla sınırlayarak başlayıp bazı düşüncelerimi sektirmek istiyorum. bunlar kaçınılmaz olarak başka alanlarla kesişecek, ama oraya kadar olan kısmını soyutlamaya çalışacağım.

    bulunduğum yerde geçen haftanın başından beri mücbir ihtiyaçları sağlayan market, banka, postane eczane dışında her yer kapalı. kriz ilk anda turizm ve gastronomiyle ilgili işleri vurdu, bunlar tamamen durmuş durumda. emek yoğun sektörler oldukları için hızla işçi çıkartmaya başladılar, devlet kısa çalışma imkanı vermesine rağmen çoğu tamamen işten çıkartmayı tercih etti. garsonlar, aşçılar, otel çalışanları, temizlik görevlileri ya işsiz ya da kısa çalışmaya geçmiş durumdalar. bu hal bir ay sürecek. bunlar tahminen şehrin çalışan nüfusunun %10'u civarında. bu iş uzarsa sırada bunların biraz daha kurumsal olanları var. sonra perakende şirketleri var. benzer bir durum sanırım dünyanın her tarafında gerçekleşiyor.

    marketlerde her üründen herkese yetecek kadar var. henüz herkesin parası da var. aslında kendimizi hayatta tutabilmek için her şeyi sağlayabiliyor gibiyiz. salgın kontrol altında kaldığı sürece imalat sektörü büyük bir darbe almayacak gibi görünüyor. çin yüzünden zarar gören tedarik zincirleri var, ama çin de bir ölçüde kontrol altına aldı. zaten oradan gelen malzemeler süpermarket envanterini etkileyecek ürünler değiller. yani, hareket özgürlüğümüzü kaybetmek dışında henüz bir şey kaybetmiş değiliz sanırım. peki bir ekonomi olarak gerçekten ne kaybettik, iş gücünün %10'u işsiz kalırken bir şeyler kaybetmiş olmamız, gerekli bir şeylerin eksilmiş olması lazım gibi geliyor ama ne kaybettiğimizin adını tam olarak koyamıyorum.

    şöyle bir alt alta yazacak olsam, bütün gastronomi, perakende ve turizm sektöründeki cironun eksildiğini, bunlardan geçimini sağlayan insanların gelirinin azaldığını ya da yok olduğunu, dolayısıyla bunların harcama gücünün ortadan kalktığını bir tarafa yazarım. bunların ister istemez her sektörde ripple etkileri olacaktır, mal sağlayıcıları, kredi verenleri, çalışanların ev sahipleri hepsi bunlardan etkilenecek. bütün bunlar negatif tarafta. diğer tarafta mesela disposable income'ın buralarda harcanamamasının yarattığı tasarruf olacak. süper market, teslimat, nakliyat vs. sektörlerde ciro artışı olacak. dijital işler artacak. mesela çok akla gelecek bir şey değil ama ticari gastronominin yarattığı korkunç israfın ortadan kalkacak olması da bence olumlu tarafa yazılacak şeylerin arasında. bir restoranda hizmet edilen kişi başına, yine kişi başına ortalama bir eve kıyasla çok daha fazla ürün tüketiliyor ve çöpe atılıyor. belki karbondioksit ve karbonmonoksit emisyonlarının azalmasının çevreye faydası kadar faydalı pratik ekonomik sonuçları da vardır, belki toplum sağlığına faydaları sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaçta ciddi bir düşüşe yol açacaktır. eczacılardan duyuyorum, mevsimi olmasına rağmen basit bir grip geçiren bile yok, muhtemelen corona'yı engelleyelim derken bütün hastalıkların bulaşıcılığını engelledik. online hizmetler üzerinden dönecek ticaretin nakliyeye bağlı emisyonu düşüreceği kesin, çünkü çok daha iyi planlanabiliyor. trafiğin ortadan kalkmasının sağladığı yakıt verimi ve buna bağlı emisyon azalması var. çöpler azalıyor, atık su azalıyor. temiz su kullanımı azalıyor.

    bu sanki bir pencereden başka bir dünyaya bakmak gibi. üst katlarda oturanlar kendi pencerelerinden manzaraya bakınca, küçülen bir ekonomide hiç kimsenin para kazanması mümkün değil, yüksek risk algısı yatırımları durdurur ve her sektör bundan olumsuz etkilenir diyecekler. haklı olmaları da çok olası, ama kesin değil bence. çünkü böylesini daha önce görmedik, buna benzer bir kriz yaşamadık. bu bir üretim krizi. fakat sanki üretimin de çok çok hayati olmayan bir kısmının uğradığı bir kriz gibi. duran sektörlerden ayrılanların başka sektörlerde istihdam edilmeleri mümkün mü değil mi bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum. ama insanların açlıktan ölmeyeceğini biliyorum, bununla yüzleşirlerse kuralları değiştireceklerini de biliyorum. eğer kıtlık yaşamayacaksak, yani bir arz eksikliği yaşanmayacaksa en azından batıda kimsenin parasızlık yüzünden sefalet çekmeyeceğini tahmin ediyor, eğer çekerlerse büyük politik bedeller ödeteceklerini düşünüyorum. belki de bu kadar insanın istihdam edilmesi gerekmiyordur. eğer bu kadar sektör durur ve bu kadar insan işsiz kalırken hayatımız çok fazla değişikliğe uğramadan devam edebiliyorsa, belki de insanlara iş yaratmak için iş yaratmışızdır ve bunun evrensel temel gelir gibi bir alternatifi olabilir. belki de yaşadığımız şehirleri değiştirmemiz gerekiyordur, başka bir çağdan kalma pazar yerleri, çarşılar artık çağımızın gerçekliğiyle uyumlu değildir. nasıl streaming albüm satışlarını neredeyse ortadan kaldırıp müziğin ticari halini değiştirdiyse, nasıl dijital platformlar eğlence tüketim alışkanlıklarımızı değiştirdiyse, belki şehirlerimizin, yaşam tarzımızın, bütün tüketim alışkanlıklarımızın değişimini hızlandıracak bir sürecin başındayızdır. zira benim üst katımın üst katından bakanlar da, ekonomiyi büyüt büyüt, dünyanın kaynaklarını tüket tüket nereye kadar, kendi felaketimizi hızlandırmaktan başka bir şey yapmıyoruz diyorlar, onlar da haklılar.

    içinden geçtiğimiz süreç her haliyle bir laboratuvar deneyi gibi. hem anlayışımızı derinleştirmek, hem hayal etmek, hem de farkına varmak için.
  • ilk vakada, ilk 5,10 hadi 100 vakaya kadar “yurtdışı teması” saçmalığını anlarım da, salgın ülkenin her tarafına yayılmışken şikayet ile gelen hastaya test yapmak için “yurt dışı teması” olup olmadığı saçmalığını sormaya devam ederek ne yapmaya çalışıyoruz anlamıyorum.

    yurt dışısı mı kaldı bu işin, almanya’dan gelen birini türkiye’de bulunandan daha riskli yapan birşey kalmadı, işin en başı için geçerli olan bu durum şu an tamamen anlamsız.
  • olumcul virus. hepimiz stres altindayiz, ama ciddiyet hala yeterli duzeyde degil. bakin cok doldum, azicik uzun gibi yazacaklarim. hazir olun.

    mesela ilkokulda, gun gelir ogretmen falan derdi ki cocuklar 5 dakika bi sakin durun, sonrasinda size serbest zaman vericem, iste top oynarsiniz resim yaparsiniz ot bok. yok efendim olmazdi hic. beceremezdik sinifca. kesin birileri goygoy yapardi, gurultu patirti derken ogretmen derdi ki tamam serbest zaman yok, oturun sinifta saksi gibi. kalem acmak icin cop kutusuna giderdik, 3 kisi ayni anda gidip goygoya baslardi, sonra hoop kalem acmak yasak, neden, insanlar tasak yapiyo gidip gidip.

    bu anlattiklarim lisede universitede de oldu, nispeten daha az tabii ama ayni tavri sergilemeye devam. fark su, uzulerek dusunuyorum soyluyorum ama, az biraz insanlarin elenmis-secilmis olmasi. ama vardi tabi bir suru insan hala bu dizginlenemez simarikligi-aptalligi surduren.

    sonra 18 gun bedelli askerlik yapmaya gittim, orda olmanin kistasi erkek olman- min 25 yasinda olman ve bir miktar paran olmasi. zaten bir an once bu 3 haftayi bitirmemiz icin gozumuzun icine bakan insanlar vardi orda, derlerdi ki su an sigara icmeyin ve aranizda konusmayin, sonra size serbest zaman vericez 2 saat, gider takilirsiniz. tamam derdik, adam arkasini donerdi cat sigara yakarlardi aptal herifler. sonra hop bi gerginlik ve topluca bi cezalandirilma falan. sonrasinda serbest zaman verilirdi, tek kosul da su, lutfen kaybolmayin (oha) ve lutfen botlarinizi cikarip sereserpe yatmayin, cunku duzgun gorunmuyor disardan ve ust rutbeli insanlar mevzu yapiyor. (bi yerde mantikli). yok abi, millet direk yerlerde sere serpe buyukbas gibi yatardi. tum askerlik sistemi falani filani zaten beni bilen bilir, komple uzagim.

    sonuc olarak bizim insanimiz bu, kural tanimazlik, piskinlik hep vardi farkli farkli yerlerde. simdi bu virus konusunda da ayni konu, dinlemiyor anam insanlar, icten ice o copun yaninda sohbet edip tum sinifi boka sokan cocuk, askerdeki o botlarini cikaran, sigara icen adam, hepsi aslinda bu zihniyetin ta kendisi, ne yaparsak yapalim, kendimizi yirtalim, bu insanlarin vurdumduymazligina, utanmazligina ve cahilligine cozum bulamayiz. buyuz cunku biz. bunun icin artik uzulmeyi ve mucadele etmeyi birakmak istiyorum.

    herkes evinde kalsin, spor yapsin ve iyi beslensin olur mu?

hesabın var mı? giriş yap