şükela:  tümü | bugün
  • 10 mart 2020 de ilk vaka tespit edildi. güncel gelişmeleri editleyeceğim bir başlık olacak. umarım süreç kontrol altına alınbilir.

    11 mart 2020 - görülen vaka: 1
    13 mart 2020- görülen vaka: 2 , gün sonu 5 e yükseldi
    16 mart 2020- görülen vaka 18,
    17 mart 2020- 47 vaka,
    18 mart 2020- 98 vaka, gün sonunda 191 ve iki ölüm.
    19 mart 2020- 359 vaka, 4 ölüm,
    20 mart 2020 -670 vaka, 9. ölüm.
    21 mart 2020- 947 vaka, 21 ölüm.
    22 mart 2020- 1236 vaka, 30 ölüm.
    23 mart 2020- 1529 vaka, 37 ölüm.
    24 mart 2020- 1872 vaka, 44 ölüm.
    25 mart 2020 - 2433 vaka, 59 ölüm.
    26 mart 2020- 3629 vaka, 75 ölüm.
    27 mart 2020- 5698 vaka, 92 ölüm.
    28 mart 2020- 7402 vaka, 108 ölüm.
  • 11 mart 2020

    vaka sayısı: 1

    dün gece sağlık bakanı açıklama yaptığında henüz uyumamıştım. açıklamadan sonra da uyuyamadım. twitter derken, surf derken sanırım uyuduğumda saat 4'e geliyordu.

    uyumadan kısa bir süre önce acaba gün içinde market alışverişi yapsam mı diye düşündüm. yapmaya karar verdim.

    sabah uyandım. eşimi işe, çocukları okula bırakmak için evden çıktım. yol üstünde bir markette durdum, ilkokul 2. sınıfa giden oğluma şu küçük el dezenfekte eden sıvı sabunlardan aldı eşim.

    gün içinde kimle karşılaşsam konu hep virüstü. virüsün arkasında üst akıl var yada illüminati dünya nüfusunu şekillendiriyor yada virüsü yayanların amacı insanları öldürmek değil bu basit insanların gördüğü, asıl hedef ülke ekonomileri ve bunun arkasında kripto paracılar var, reel ekonomi çöktüğünde yatırımcı sanala, kripto paraya dönecek gibi pek çok komplo teorisi dinledim. sanırım yavaştan kafayı yemeye başladık.

    insanlarla temas anlamında arama mesafe koymaya çalıştım. sanıyorum bugün pek başarılı olamadım. yüz bin civarı nüfusu olan bir ilçede yaşıyorum. 2 farklı kişiden devlet hastanesi acilinin kapatıldığı söylentisini duydum. doğru değilmiş. bir kaç kez çocuklar için endişelendim. okullar eylül'e kadar bu sene kapatılsa keşke diye geçirdiğimi hatırlıyorum içimden. nerede kolonya görsem üzerine atladım. 3-4 sefer el yıkadım.

    16:30' da bilgisayarın başına geçtim. milli eğitim bakanı diğer bakanlar ile basın açıklaması yapacak yazıyordu twitterda. 17:15 gibi başladı yayın. ama milli eğitim bakanı yoktu. okulların tatili konusu da geçiştirildi. sinirim bozuldu. hiç bir şey anlatılmayan saçma sapan bir toplantı diye kızdım.

    markete gitmedim. eve dönüş yolunda marketlerin otoparkının dolu olduğunu gördüm. dolu derken bizdeki doluluktan kastım hafta içi her zamankinden farklı bir hareketlilik vardı. ama bir infial yada panik havası yoktu. umarım markete gitmediğim için pişman olmam diye kuşkudayım hala.

    evdeyim. yemek yedim, hiç bir şey anlatmayan yada günlerdir aynı şeyleri anlatan haberleri izledim. çocuğun ödevine yardım ettim.

    bulunduğum ilçede, yakın çevremde, ailemde bir sağlık sorunu yok. umarım böyle devam eder. şu havalar ısındıkça virüsün diğer soğuk algınlığı virüsleri gibi etkisini azaltacağı beklentisi umarım doğru çıkar. zamanla göreceğiz. bugünlük sanırım bu kadar.
  • devam ettirdiğim günlük. hatta ben gün gün yazam bunu

    11 mart 2020:
    sağlık bakanı gece yarısı, artık bizim de covid-19 vakamız var diye açıklama yaptı. ertesi gün herkeste bi panik. millet, okullar tatil olacak mı diye açtı kulaklarını bekliyor. neyse ki geçen hafta eve dünya kadar erzak depolamıştım. bugün migros çalışanının "bi şey kalmadı, hepsini kapıştılar" dediğini duydum. bakalım bizi neler bekliyor.

    14 mart 2020:
    oturdum, virüs hakkında bildiklerimi düzenledim, yazdım. şimdi de biraz koronavirüs ailesi hakkında okuyayım. bakarsın en verimli günlerim karantina günlerim olur.
  • 11 mart 2020 ödeme alacaktım virüsten dolayı alamadım. ödeme alacağım kişi de ne olacağı belli değil diye düşünen birinden alacağını alamamış. muhtemelen o da öyle o da öyle derken düşündüm am.na koyuyum herkes birbirinin ödemesini yapsaydı sıkıntı olmayacaktı. trafikte bütün arabalar sıkışıkıkta durduğunda, "en öndeki pezevenk bir gitse akacak bu trafik" diye düşünürüz ya ama aslında en ön diye bir kavram yoktur. öyle bir şey işte bu da sanırım. neyse ben de arada yazarım bir şeyler.

    12 mart 2020 2 gündür halsizlik var grip başlangıcı gibin. vücut tepki vermeye çalışıyor ama henüz mücadele edecek savaşçılarım uyanmış değil. umarım covid-19 la tam bağışıklığım zayıfladığı şu günlerde enfekte olmam. rezalet olur. son da olabilir benim için 2 gününü komada geçirdiğim 1 ayda atlattığım bir zatürre geçmişim de var :(.

    12 mart gecesi: amk fena halsizim lan. ateş yok öksürük yok. ama bok gibi bir halim var.

    16 mart sabahı: 2 gündür çok iyiydim ama birazdan uyuyacağım ve geniz akıntım başladı. öksürükle uyanmamayı diliyorum.
  • 12 mart 2020

    vaka sayısı:1

    dün gece 2 civarı boğazımda bir yanma oldu. hemen sıçtık dedim. eşimi kaldırdım. çocukların her gün kullandığı bee'o up propolis boğaz spreyini 2 sefer sıktı. sabah hiç bir şeyim yoktu.

    hava güneşli olunca arabayı eşime verdim. çocukları o dağıttı okullarına. ben motorsikletle çıktım.

    bugün de doğal olarak her yerde tek muhabbet virüstü. daha ağırlıklı okullar tatil olmalı üzerineydi her yerde muhabbet.

    sanırım açıklamalardan ister istemez etkileniyor insan. bugün öğle yemeğinde kelle paça içtim.

    öğleden sonra çinli bilim kurulu başkanı haziranda virüs mirüs kalmayacak demiş. 27 derece sıcaklık geyiğini bıraktı herkes hazirana odaklandı bir anda. bu açıklamadan 1-2 saat sonra bizim sağlık bakanı da 2 ay dişinizi sıkın diye twitterda açıklama yapınca ben de ikna olur gibi oldum sanırım. ya da ikna olmak istiyorum. israil, iran aşı buldum diyor. biz neden ülke olarak aşı yada ilaç üzerinde çalışmıyoruz diye 1-2 saniye düşündüğümü hatırlıyorum. sonra bilim ve ülkem, hadi len dedim kendi kendime. beton, çimento, yol.. inşallah bunlar ilaç olur yaramıza..

    markete gittim. her şey sakindi. hiç bir yoğunluk yoktu. hatta boş sayılırdı.

    az önce bulunduğum ilçede 2 şüpheli vaka olduğu haberi geldi whatsapp grubundan. doğrulamak için sağı solu aradım. dezenfeksiyon için geçici olduğunu söyledi biri. birisi de hastanede hemşire olup bugün acil nöbeti olmayan biriydi. benim haberim yok diye geçiştirdi sanırım. belki de geçiştirmedi. bilmiyorum. varsa bir gerçek ulaşma çabası sanırım bizdeki. yoksa tabiki hastalık, felaket haberi duymak istemiyorum.

    akşam saatlerinde okulların tatil haberi geldi. çok sevindim. italya'da okullarda yayıldığı haberini okumuştum bugün. şu anda bu virüs ortalıktan kalkana, adam gibi tedavi bulunana kadar okullar açılsın istemiyorum. 16-23 arası tatil ve sonraki 1 hafta evden eğitimmiş. çevremde daha bu okullar açılmaz evden eğitim devam eder, açılmasın, açılmamalı görüşü hakimdi.

    önlemler artmaya devam edecek diye düşünüyorum. dünden bugüne baya gelişme oldu. daha ne gelişmeler olacak bakalım yarını bekleyip göreceğiz..
  • 13 mart 2020

    vaka sayısı: 5

    öğretmenlerine akşamdan haber vermiştik, çocukları okula göndermedik bugün. ben evde kaldım, çocuklarla ilgilendim. iyi oldu. çocuklarla bir süredir bu kadar uzun zaman geçirmediğimi fark ettim.

    öğleden sonra eşim işten gelince ofise geçtim. o saatten sonra ne iş yapabildiysem 2 saatte yaptım işte.

    korona vakası 5 kişiye çıkmış. onu öğrendim. geçen gün için bahsettiğim acilin kapanması falan doğru çıktı. il sağlık müdürlüğü açıklama yaptı. bulunduğum ilçede bir kişi yüksek ateş ve öksürük şikayeti ile acile gidince hemen ile sevk etmişler. test yapılmış, test sonucu negatifmiş.

    herkes tabi negatif çıktı denilecek, pozitifse bile açıklanmıyor, ancak bakanın kendisi açıklayabiliyormuş diyenler oldu. galiba millet olarak pozitiften başka cevabı kabul etmeyeceğiz. iyice psikopata bağladık.

    çevremde yada sokaklarda gözlemlediğim kadarı ile insanlarımız tokalaşmamak için çaba sarfediyor ama olmuyor. bir taraf illaki elini uzatıyor diğer taraf karşılık vermese olmayacak gibi hissediyor sanırım.

    markete gittim. normal ihtiyaçlar için gitmiştim. tutamadım kendimi. lazım olanların dışında hiç gerek yokken 3 paket makarna, 2 kilo prinç, 1 kilo yeşil mercimek, 1 kilo kırmızı mercimek, 1 kilo fasulye, 1 kilo nohut, 1 paket çay, 2 kilo yoğurt aldım. psikolojik olarak 2-3 gündür şu market haberlerinden etkilendim sanırım. halbuki raflar ürünle doluydu, bir alışveriş çılgınlığı, yağmalama bir şey de yoktu. neyse olan oldu artık.

    fırında ekmek almak için durduğumda bir kadın ile erkek tartışıyordu. ekmeğini çıplak elle aldı diye en son ben çıkarken tartışmaya dahil olan bir kaç kişi neredeyse döveceklerdi adamı. adam önce alttan alırken sonradan o da yükseldi. öyle öyle kızıştı ortalık. tamam ekmek çıplak elle hiç bir zaman alınmasın, hele böyle bir zamanda hiç alınmasın ama şu bizim insanımızdaki susanı, alttan alanı daha çok ezme, abartarak ezme huyu da yemin ediyorum haksızı haklı yapar. tamam olan olmuş, tepkini göstermişsin abla, adam alttan alıyor, susuyor. daha ne terbiyesizliği kaldı, düşüncesizliği, vurdumduymazlığı kaldı. en son şerefsiz diye bağırdı arkasından. bir şeylerin bokunu çıkartmakta üstümüze yok.

    eve geldim. yemek yedik. biraz tv izleyip çocuklar uyudu. evde çocuklarla uğraşırken ben de yorulmuşum. sanırım yatacağım. bakalım yarın vaka sayısında değişklik olacak mı? bir an önce ya ilaç bulunsun yada şu lanet hastalık son bulsun..
  • 14 mart 2020

    vaka sayısı: 6

    öncelikle çok güzel bir gündü. çocuklar bahçeye çıkıp oynadı. 20-21 dereceleri buldu hava sıcaklığı.

    bulunduğum ilçede sabah, öğle, akşam her ekmek türünden onar tane yapan butik bir fırın var. unu, malzemesi hep özel getirtiyor. acele etmezsen ekmek bulamazsın. sabah erken kalkınca oraya gittim. 2 ekmek aldım. aksi, yaşlı bir sahibi var. ekmeği de o yapıyor. normalde pek konuşmam. sevmem aksi ihtiyarları. eline siyah steril eldiven geçirmiş, öyle verdi ekmekleri. sonra aynı elle parayı aldı, aynı elle ve eldivenle para üstünü uzattı. dayı dedim, sen boşuna eldiven takma, aynı elle hem ekmeği veriyorsun hem parayla uğraşıyorsun deyince mırıl mırıl söylene söylene eldiveni çıkarttı çöpe attı. bana da bir şey söylemedi yeni eldiven giymeye koyuldu. ben de uzatmadım çıktım fırından.

    güne güzel hem de çok güzel bir kahvaltı ile başladık.

    öğleden sonra arkadaşın evine mangal partisine çağırıldık. evleri bizim eve arabayla 3 dakika mesafede. haliyle 2-8 arası oradaydık. mangal derken, çay, sohbet derken zamanın nasıl geçtiğini anlamamışız. bol bol yedik içtik. bağışıklık sistemimizi ayakta tutmak için iyi beslenmeliymişiz diye söyledik yedikçe. ama sonradan fark ettim saat 6 gibi kötü oldum. çok yemişiz derken abartıyorum zannetmeyin, vallahi çatlayacaktım neredeyse.

    bugün korona üzerine en az konuştuğum gündü. normal günleri özlemişim valla yeminle.

    bu arada vaka sayısı altı oldu. yarın umreden 21.000 kişi dönüyormuş türkiye'ye. eğer bugüne kadar alınan doğru ve yerinde önlemler gibi, bu 21.000 kişi devlet zoruyla en az 14 gün karantina altında tutulmazsa sanıyorum hastalığın peak noktası bu olur. ama ben devletin gerekeni yapacağını düşünüyorum.

    altıncı vakanın umreden dönen birisi olduğu yazılıyor twitterda. umreden dönenleri ziyaret diye bir şey var, el öpme var. bu umreden dönen 6. vaka kimse tüm çevresi karantina altına alınması lazım.

    çocuklar artık televizyonda sürekli duydukları virüs hakkında daha çok sormaya başladı. şimdilik temiz olmayan insanlara bulaşan bir hastalık diyoruz. umarım hayatlarımızdan bir an evvel çıkar ve hayatlarımız normale döner. bakalım şu umreden dönenlerle ilgili doğru karar alınır. şimdilik sağlık bakanlığı ve milli eğitim bakanlığı dışında düzgün tepki veren bir bakanlık görmedik. diyanet işleri başkanı denen gereksiz makam sahibi önünde yüzlerce kişi varken kalabalıktan uzak durun dedi. şaka gibi bir ülkeyiz valla..
  • sayılar karşısında kelimelerin çaresiz kaldığı bir güncedir.

    vaka sayısı, ölü sayısı, görülen ülke sayısı... ödenemeyen borç gibi her gün katlanarak artan sayılardan oluşan, sevimsiz bir veresiye defteri tadında.

    elbette salgını kentinde, kendinde yaşayanlar, kahramanlaşan sağlık görevlileri, karantinada geçirilen zamanlar, birer rakam olarak yeküne dahil olmuşlar, önlemler, önemsemeyenler de olmalı bu günlüklerde.
  • bugün evden dışarı adımımı atmadım.
    ama yarın sabah markete gitmem gerekiyor.canım da hiç istemiyor.