şükela:  tümü | bugün
  • insanlar, " ömür dediğin bir gündür; o da bugündür*"ü öğrendiler. her günü ya yarın olmazsa diye yaşıyorlar. buna karşılık, son derece kontrolsüz, umursamaz haldeler. yarın olmazsa, kendileri yüzünden olmayacak.
    uzun bir aradan sonra saçımı kestirmek istedim. söylendiğine göre benden başka tek müşteri olacaktı. içeri girdiğimde, evet, tek müşteri vardı, fakat maskesiz. çaprazımda, 1,5 metre uzakta,-daha az bile olabilir- ve telefonla konuşuyor. öyle bir koltuğa oturmuş ki, mekanı ortalamış, nereye otursam daha uzağa düşemiyorum. çalışanlar maskeli fakat maske hepsinde ağzın yarısına kadar inmiş. aynı anda ikisi başımda çalışıyor ve ikisi de konuşuyor.
    düşündüm ki, eğer biri virüs taşıyorsa, kurtulmanın imkanı yok.
    albert camus'nün , öngörüleriyle günümüze ışık tuttuğu veba'sında, kahramanlarından tarrou, "namuslu insan başkalarına hastalık bulaştırmayan, mümkün olduğu kadar az dalgın olandır" der.
    biliyorum, çoğumuza göre pandemi bitti. önlem alanlar akıl hastası.

    sanatı güçlü kılan şeylerden biri geleceği bir kehanet misali, insanlığın gözleri önüne sermektir. camus, veba'da bugüne dair yazmıştır denebilir;
    "alçak gönüllü olmayı ihmal etmişlerdi. her şeyi kendileri için mümkün, felaketlerin imkansız olduğunu düşünüyor, kendilerine has fikirler besliyorlardı. işler çevirmeye devam ediyor, yolculuklara hazırlanıyorlardı. geleceği, gidiş gelişleri, tartışmaları yok eden bir veba salgınını nereden akıllarına getirebilirlerdi. kendilerini hür sayıyorlardı. halbuki felaketler var oldukça kimse hür olamaz. "

    salgın süreci içinde insanlar çeşitli aşamalardan geçerler. önce redderler, sonra suçlu ararlar, en kötü zamanda barlara koşarlar.. bulaşma ihtimalinin yüksekliğine rağmen tıklım tıklım tramvaylarda gidip gelirler. ölüm sıradanlaşmıştır.
    biz de her şeyi olduğu gibi pandemiyi de çabucak tükettik, geçtik, kabullenmeye mi geldik? yoksa, yaşanan bir reddediş mi? her gün ölenler, artan yoğun bakım sayıları sayı mı sadece? kim bu ölenler, neden kendi yakınları değilse acı duymuyor insanlar?
    yine veba'da yazar, "gazeteler ve resmi makamlar sanki vebayla oyun oynuyorlar. 130'un 900' den daha ufak bir sayı olmasının sanki vebanın kuvvetini azaltacağını sanıyorlar." der. şu anda da yapılan bu değil mi?

    bu arada, veba bu yıl örneğin, italya'da yok satmış; herkes okumuş. bizde en çok okunanlara baktım, içler acısı. bu yüzden, öğrenemez bu toplum.

    "dünyada her kötülük neredeyse daima cehaletten gelir. "**
    hadi devam edeyim, bu paragrafın finali de şahanedir; ...".en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir."
  • bir nefesin bile şükür sebebi olabileceği.
  • oturdukça kilo alıyorsun, oturma!
  • hicbir seydir. her gün aynı minvalinde başlık açmaya bikmadiniz mı? ne meraklisiniz edebiyat yapmaya. sanki yüz milyonlarca kişinin öldüğü bir pandemi, kıtlık veya savaş halindeyiz gibi millet ne tripler yaşıyor ya?
  • amerika hayallerimin ülkesi değilmiş. avrupa'ya gitsem de aynı bela. terfi etmiş olsam işsiz bir müdür olacaktım. çok param olsa da denize giremeyecek, paramı har vurup harman savuramayacak mışım. demek ki neymiş? olmaya cihanda bir nefes sıhhat gibi.
  • 1- yolda insan gibi yürümek (önceden insanın üzerine üzerine yürüyorlardı).
    2- gereksiz tokalaşma seremonilerinin yapılmasa da olabileceği.
  • tahmin ettiğimden daha fazla mal insan varmış.
  • amk pasaklıları yıl olmuş 2020 sıçtıktan sonra el yıkamayı insanlar yeni öğreniyor.
  • evde ve vücut ağırlığıyla da oldukça verimli spor yapılabileceği. üst düzey antrenman yapanlar ve vücut geliştirme kasanlar hariç spor salonlarına boşuna para verildiği.

    bakalım devamı gelir inşallah.
  • insanoğlu çok salak hiçbir şey öğrenmemiştir. sadece öğrenmiş gibi yapar.