şükela:  tümü | bugün
  • gelmis gecmis en buyuk cevre katliaminin sebebini ve neden cevre orgutlerinin bu sebepten bahsetmedigini gozler onune seren belgesel film http://cowspiracy.com/
  • suradan seyredebileceginiz belgesel.

    --- spoiler ---

    "as eye-opening as blackfish and as inspiring as an ınconvenient truth, this shocking yet humorous documentary reveals the absolutely devastating environmental impact large-scale factory farming has on our planet, and offers a path to global sustainability for a growing population."

    --- spoiler ---

    not: youtube'den hep siliniyor, link acilmazsa yenisini bulup haber veriniz hehe.

    edit: parali oldugu icin siliniyormus; ben de illuminati sanmistim hehe.
    http://www.cowspiracy.com/
  • dün netflix'ten izlediğim belgesel. bayağı greenpeace adama arka çıkmadı, hatta kapıdan kovdular resmen.

    sonra orda burda destek ararlar. komplenizin de komplonuzun da amına koyim iki yüzlü şerefsizler. çevrecilik mevrecilik yalan hep, hepsi para tuzağı, bunlara para kaptıran, para veren, destek olanın aklından zoru vardır, kesin.

    çevrecileri göt eden belgesel.
  • dun netflixten izledigim belgesel. zaten vejeteryanligin sinirlarinda geziyordum, bu belgesel tuzu biberi oldu. tebrikler nurtopu gibi yeni bir kimligim oldu :)
  • enerji sistemleri bölümünden mezun olmuş biri olarak bunca zaman fosil yakıtlar vs.diye uyutulmuş olduğumuzu sonuna kadar hissettiğim belgeseldir.

    ve aynı zamanda, bunca zaman kendim neden araştırmadım diye söylenerek belgeseli bitirdiğim,muhteşem yapıt.

    şimdi bölüm hocama konu ile ilgili bir e-posta da göndereceğim,benim için çok değerli olan hocamın konu ile ilgili görüşlerini görmek için sabırsızlanıyorum.

    edit: gelen cevap çok kısa ve net olmuştur bir düşünceye nasıl yaklaşılmalı nelere dikkat edilmeli kısmı vurgulanmadan "fosil yakıt lobisi" çalışmasıdır deyip konuyu kapamıştır. yazmış olduğu yanıt doğru bile olsa yaklaşım tarzı tarafımın hoşuna gitmemiştir.
  • nedendir bilimez netflix disinda hayli zor bulunan goz acan, beyinde firtinalar koparan, sandalyeden dusuren belgesel.

    arayin, alin, bulun izleyin, izletin.
  • geri dönüşüme atıp kendimi iyi hissedeceğim diye evdeki ambalaj atıklarını biriktirirken, aslında beslenme alışkanlığımla atmosferin içine ettiğimi öğrendiğim belgesel. bi' yemek yerken suçlu hissetmediğim kalmıştı gerçekten.

    ayrıca, böylesine önemli bir yapımın bu denli az ilgi görmesi de oldukça şaşırtıcı.
  • oldukça göz açıcı, çevreci organizasyonların küresel ısınmada neden gıda sektörünün etkileri üzerinde durmadığını sorgulayan güzel bir belgesel. belgesel kesin olarak şunu öğretiyor: beslenme şeklimiz, dünya'nın kaldırabileceği şekilde kesinlikle değil.

    bu tarz belgesellerin ortak noktası tek bir nokta üzerinden biraz objektifliğini kaybederek ilerlemesi. öncelikle belgeselin çıkış noktası 2009 world watch'un ilgili raporunda hayvancılığın sera gazı salınımındaki payının 51% olarak belirlenmesi.

    ama bu pay yayınlanan raporlarda 8% ila 51% arasında değişiyor. çoğu raporda ise 8% ila 15% arasında.

    örneğin fao raporu bu rakamı 14.5% olarak belirtiyor. (bu arada bu seviye hala daha sera gazı salınımında gıda sektörünü 1. sırada tutuyor, çünkü global ulaşım 13%)

    fark çok fazla ve bu rakamın hesaplanması konusunda tartışmalar mevcut. bu rakam nasıl hesaplanmalı, nelere dikkat edilmeli, hangi kaynağın datası doğru sonuç veriyor gibi bir çok araştırma mevcut:

    örneğin bu makalede world watch'un raporunda yıllar arasındaki hayvancılık faaliyeti artışının, sera gazı salınımındaki artışına orantılı bir şekilde yansıtıldığından bahsediliyor. ancak avrupa birliği ve danimarkanın ilgili yıllarda yayınlanan raporlarından, hayvancılıkta efficiency'nin arttırıldığından ve sera gazı salınımının önemli ölçüde düşürüldüğünden söz ediliyor.

    world watch raporunu destekleyen, doğru rakamı bulma konusunda başka tartışmalar da var:

    http://www.philly.com/…mbers-are-more-credible.html

    ancak bu rakam ne olursa olsun, şuanki et tüketimi seviyesinin yenilenebilir olmadığı bir gerçek. ayrıca bu raporlar üzerinde et sektörünün etkisi var mı yok mu bilmiyoruz. belki de gerçek rakam 51% ve diğer raporlar et sektörü tarafından destekleniyor, kim bilir...

    cowspiracy çözümün hayvansal gıda tüketiminin durdurulması noktasına yüklenirken, hayvancılıkta efficiency'nin arttırılması noktasına hiç değinmiyor. halbuki bu noktada da atılacak bir çok adım mevcut. bu konuda da eksik kalmış ya da objektifliğini yitirmiş.

    ayrıca bu belgeselin de yapımcıları arasında yer alan leonardo di caprio'nun diğer belgeseli before the flood'un da oldukça başarılı. keşke bu adam gibi, toplum üzerinde etki sahibi başka insanlar da bu konuya yüklense.
  • bu tarz belgeselleri izledikçe hayattan nefret ediyorum. belgeselin içeriğine girmeden önce;

    devlet ve paralı adamlar tarafından sarılmış durumdayız. sadece türkiye değil tüm dünya böyle. düşünsenize; devletin bir arazisi var, devlete dolayısıyla halka ait. bir gün seçtiğiniz adamlar, paralı adamlardan para yiyerek o toprakları peşkeş çekiyorlar. paralılar daha da fazla kazanıyor, böylece daha fazla saçacak paraları oluyor, daha fazla insan satın alıyorlar, bu böyle gidiyor. iş adamı için de siyasetçi için de ahlaklı olmak demek, büyüyememek, tutunamamak demek, resmen bir sonu yok, kısır döngü.

    belgeseli ele alalım, hayvan yetiştiricileri derneği gibi adı olan bir yere gidiyor belgeseli yapan eleman. röportajı veren yetkili bir abla var, kurumun ceosu da orada ama görüntüde yok, resmen söylenecek şeyleri kontrol için orada bulunuyor.

    eleman, birkaç kolay geçiştirilecek soru sorduktan sonra, lap diye " greenpeace bizi görmek istemedi, onlara bağışta bulunuyor musunuz? " diye soruyor. bakın o kadının suratındaki afallama, köşeye sıkışmışlık hissi, az önce tepe noktasında olan neşenin kaybolması falan, tüm soruların cevabı oluyor.

    burdan greenpeace'e geliyoruz. çevre katliamıyla ilgili belgesel yapan adamla görüşmüyorlar bile, salağa yatıyorlar, ilgilenmiyorlar.

    şimdi, greenpeace veya belgeseldeki diğer kurumlarım başındaki, yönetim kadrosundaki insanların, para babaları tarafından mamalanmadıklar ne malum? keza burada da belgesel cevabı veriyor, brezilyada kaç tane aktivistin öldürüldüğünü açıklıyor. yani, para almayanlar zaten ortadan kaldırıldı, alanlar ise kukla olarak sivil toplum kuruluşlarının başında.

    belgesel beni çok etkiledi, ufacık hissettim, sinirlendim vs. hem bu yalanlara hem de vizdansızlığa sinirlendim lakin belgeselin etrafından dolandığı bir durum daha mevcut. nüfus.

    evet hayvan üretimi bu bahsettikleri tüm zararı verebilir ama sonuç olarak asıl sorun talebin artması. 7 milyar değil de 2 milyar olsak aynı bu oranda bir azalma olacaktır talepte. benim görüşüm hayvancılık veya çevre katliamının bir sebep değil, sonuç olduğu yönünde. kapital bakış açısı ve kontrolsüz nüfus artımı buraya gelmemizi sağlayan nokta, doğanın kendisini döndürmesine izin vermiyoruz. yine bana göre, tüm dünyayı et alışkanlığından vazgeçirmekten daha kolay nüfusu azalmak ancak bunun için öncelikle " maksimum kar oranı " kafasından sıyrılmamız lazım.