şükela:  tümü | bugün soru sor
  • songs ohia'nın the lioness albümünden tigress ve lioness kadar güzel bir parça . . . fazla söze ve anlatmaya gerek yok . . . coxcomb red ise dişi aslandan da dişi kaplandan da daha tehlikeli . . . aslında tigress de, lioness de, coxcomb red de bir(i) . . . 0102 . . .

    coxcomb red

    and i wanted that heat so bad
    i could taste the fire on your breath
    and i wanted in your storm so bad
    i could taste the lightning on your breath
    i watched you hold the son in your arms while he bled to death
    he grew so pale next to you
    the world is so pale next to you
    your hair is coxcomb red your eyes are viper black
    you said every road is a good road
    between the next road and your last road
    every love is your best love and every love is your last love
    and every kiss is a goodbye
    i watched you hold the son in your arms while he bled to death
    he grew so pale next to you
    the world is so pale next to you
    your hair is coxcomb red your eyes are viper black
  • girişindeki gitar sesiyle "dakka bir gol bir " seklinde gonul teline dokunan, "the world is so pale next to you" dizesiyle "gercekten" acıtıcı olabilen agıt. cok guzel. cok cok guzel.
  • kıpkızıl bir gercek kesit bolumudur.

    "bilge bilgin 19 yasındaydı. coxcomb red'i arkadas tavsiyesiyle, bir arkadas ortamında dinlemişti. dinledigi andan itibaren beyninden ve kalbinden adeta vurulmuş, keder, hüzün denizinde yüzmeye baslamıştı. her gecen gun sarkıya biraz daha baglanıyor, banyoda, duşta, yolda, tuvalette, her yerde bu sarkıyla yatıp kalkıyordu."

    mahalleden arkadası esma: bilge'yi tanıyamaz olmuştuk. bizimle beraber otururken bir anda kalkıp gidiyor saatlerce gelmiyordu. boyle olacagını bilemezdik, keske bu durumdan ailesine bahsetseymişiz diyorum simdi.

    "günler boyle gecip giderken bilge hayatında cılgın bir degisiklik yapmaya karar vermişti. kumral saclarını kızıla boyatacak boylece hikayedeki kızıla bir adım daha yakın olacaktı. en son kızıl denemesi 3 sene önceydi ve basarısızlıkla sonuclanmıştı."

    okuldan arkadası mehmet: onu en son 3 sene önce kızıl saclarla görmüştüm. gercekten götüme benziyordu.

    "acı son gercekleşti. bilge ruhunu ele geciren kızıl askıyla saclarını kızıla teslim etti. gorunumunde bir adet kızıl olsa da artık insan icine cıkamaz olmuştu. cunku gercek kızıl o değildi ve bilmiyordu ki taklitler sadece asıllarını yasatırdı. tum sarkının buyusu bozulmuş, sadece bir gitar melodisine donusmustu"

    "bilge su anda 20 yasında ve mos kuafor'de sarı sac için sıra bekliyor. artık hiç coxcomb red dinlemiyor"

    bir baska hikayesi ise soyleydi bu gercek kesit bolumunun.

    "fuad 20 yasında parlak sayılabilecek bir gençti. arkadasları arasında gayet populer, sevilen, sayılan bir arkadaş olmasının yanında kızlar tarafından da takdir edilen, mahallede delikanlılıgı ile adından soz ettiren iyi huylu bir genç idi. her şey internet üzerinden bir kız ile tanısmasıyla baslamıştı. kız'ın "sana bir sarkı yollayacagım" demesiyle buna kanan genç fuad ya da arkadaşlarının deyimiyle "cié" kanarak bu sarkıyı kabul etti. keske etmeseydi.."

    hergun durakta rastlaştıgı universite ogrencisi erdem: fuad'ı 2 senedir her sabah bu durakta gorurdum, okullarımıza giderken sabahları laflar, güncel olaylardan bahsederdik. cié bana bir sabah "abi bir sarkı dinledim hayatım değişti" demişti bense pek aldırmamıştım. simdi dusunuyorum da.. keske aldırsaymısım. cié artık sabahları uyanamaz olmuştu. onu durakta goremiyordum. öğlenleri ekmek almaya cıktıgında onu görenler gözlerinden uyku problemi yasadıgını anlamakta zorluk cekmemişlerdi.

    "fuad kız arkadasından ayrılalı epey bir sure olmuştu. sancılı bir unutma dönemi yasıyordu. kız arkadası engerek siyahi gözlere sahipti ve aynı siyahlıkta saclarıyla tabiri caizse bir kleopatra gorunumundeydi. kimi zamanlar fuad sevgilisinin yuzune dalar, bu siyah kontrastını huzurdan ölesiye dek seyrederdi. bunları hatırladıkca fuad sarkıyı tekrar tekrar dinliyor ve kendisine işkence cektirmeye devam ediyordu. tek sarkıyı, 90'lık kasete ard arda cektirmiş, loop'a almış, tüm zamanların en cok dinlenen sarkısı unvanına layık görmüştü"

    eski kız arkadas: böyle cıldıracagını bilsem boyatmazdım.. gercekten..

    "fuad nasıl oluyor da bu siyahlıkla bu kızıllıgı bağdaştırıyordu? gelin buna bakalım simdi de.. ayrılmalarından sadece 2 ay önce cié'nin sevgilisi saclarını kızıla boyatmış ve cié'ye nasıl olmuş diye sordugunda duyabilecegi en ruhsuz ses tonunda "hoş" cevabını almıştı. sarkıda gecen "coxcomb red" mısralarını fuad duydukca deliye donuyor, kafasını duvarlara vuruyordu. oyle ki kafası köşeli bir hal almaya başlamış idi. fuad sinir krizine girdigi bir gun kararını vermişti.. yapacaktı.. eline aldıgı makasla emin adımlarla eski sevgilinin evine dogru gitti. kapıyı caldı, acılmasıyla ayakkabılarını cıkardı ve usulca yanına sokuldu.. "özledim seni" dedi.. kız tepkisizce onu izliyordu kızıl sacların dip boyasının geldiğini farkeden fuad bunu söylemek bahanesiyle engerek siyahi sevgilisinin saclarına dokundu ve de sadece bir goz kırpısında tum kızılları elindeki makasla yok etti"

    eski kız arkadas: o an anlam veremesem de su anda ona hak veriyorum. dısarı cıkamıyorum, saclarımın uzamasını bekliyorum. bir de.. cok kotu kesmiş. zaten hep beceriksizdi.

    "fuad su anda hala 20 yasında. odasında otururken 1134. kez dinledigi coxcomb red sarkısının altına acısını alsın diye petek dinçöz'den foolish casanova'yı koydu. az sonra fuad'ın 1135. dinleyişi olacak"

    özetle: bu sarkıyı dinlemeyin.
  • adamin aklini alir goturur, geri getirmez turden bir parca*
  • (adina duzulen methiyelerle basa cikamayacagim ama):

    bu sarkiyi sevmeyecek, dinledikten sonra da bir gun bikacak insan evladi, kuafore kosmayacak hatun, sevgilisine/esine "sacini kizila boyatsana hayatim" demeyecek erkek tanimiyorum.

    cok sevilen, kendinden usandirmayan, tabiri caizse, loopa alinacak sarkilardan.*
  • ince bir çekiç müdahalesi.
  • post modern bir ağıttır. ilk dinlediğim zamanlarda "ulan ecnebiler de ağıt yakabiliyormuş" demişliğim vardır...
  • içten içe acıtır, kırar insanı. kıpkırmızı bir görüntü gelir insanın gözünün önüne, yaralardan kanlar akar. bir benzeri olan the blower's daughter ile dinlendiğinde aşırı düzeyde alkol alma isteği uyandırır, tehlikelidir.
  • ruhu etten kemikten sıyıran..
    acıtan..
    üşüten, ürperten..
    dünyanın canlı renlerini soluklaştıran..
    ah be! ağlatan..
    ...
    ağıt..