şükela:  tümü | bugün
  • bugünden itibaren medya tarafından kullanılan ifade. daha önce kullanılan imralı süreciydi apo ile görüşme diyemediklerinden.
    dün otobüs yakanlarla ne görüşmesiyse artık.
  • akp ile kürtlerin bir şeyleri abdullah öcalan üzerinden çözme çabaları. türkleri ise denkleme dahil etmeme konusunda hemfikirler. türklerle pek muhattap olmadan bir şeyleri çözmeye çalışıyorlar.

    pkk militanlarının sınır dışına çıkarılması söz konusu şu günlerde. herkes militanların kandil'e geri döneceğini düşünüyor. nedense kimse bu militanların pyd'nin meşruiyet kazanmaya çalıştığı kuzey suriye'ye gidebileceğini dillendirmiyor. ben olsam o militanları kuzey ırak'a değil, kuzey suriye'ye gönderirdim. sonra pirincin taşlarını türkiye'ye ayıklatırdım.

    gerçi uzaktan bakınca her şey iyi hoş. oo barış geliyor falan da, militanların sınır dışına çıkarılması için öne sürülen istekler de yine medyamız tarafından kerizi uyandırmamak adına pek yüksek sesle telafuz edilmiyor. her şeyden önce pkk, türkiye'yi güneydoğu'da ve doğu'da işgalci olarak görüyor. tsk'nın bölgeden ayrılmasını ve pkk güçlerinin orada jandarma gibi konuşlanmasını istiyorlar. bu "pat" diye olacak bir şey değil elbette. yavaş yavaş bunun altyapısını hazırlayacak gelişmeler olmadığı müddetçe pkk bu sürece olumlu yaklaşmayacaktır. ne şekilde olumlu yaklaşabilir diye düşünecek olursak; ileride doğu ve güneydoğu'daki türkiye varlığını silmelerine yardımcı olacak adımlar ile diyebiliriz. mesela türklük kavramını değiştirmek, içini boşaltmak, toptan anayasadan çıkartmak, kürtçe eğitim üzerinden yapay sınırları kağıt üzerine dökmek bunlardan ilk aklıma gelenleri.

    rte'nin kafasında fazla taviz vermeden, türklerin tepkisini üzerine çekmeden işi ilerletmek olduğunu tahmin ediyorum. bu sefer de öcalan duvarına toslayacaktır. fazla taviz vermeden öcalan'ı aşabilirlerse o zaman işler değişebilir. pkk istediklerini elde edemeden taviz vermek zorunda kalırsa, bu sefer örgütte öcalancılar ve diğerleri şeklinde bir bölünme de olabilir.

    öyle veya böyle, olur da bu işi bir şekilde anayasa referandumuna kadar getirebilirlerse -ki şimdilik zor görünüyor-; "anayasaya evet demeyen hayvandır, katildir, savaş yanlısı bir bozkır yaratığıdır" propagandasıyla çok karşılaşacağız. anayasaya evet diyenler ise "barışsever, demokratik, ilerici" olarak etiketlenecek elbette. şimdiden bazı köşe yazarları bunun çalışmalarını yapmaya başladılar bile.
  • nam-ı diğer imralı görüşmeleri.
  • "çözümün adı öcalan çözümü olmuştur, imralı çözümü olmuştur. imralı türk milletini, anayasasını tarif etmektedir, akp de onun istek ve arzularını millete hazmettirme gayretindedir. utanç verici bir tablodur.
    'baldıran zehri bile içerim'. bu cümle devleti, bu milleti suçluluk kompleksine sokmaktan başka anlam ifade etmiyor. aslında millete baldıran zehrini içtiriyor. pkk'nın tehdidiyle içiriyor. 'bu olmazsa kan dökülmeye devam eder' diyerek, pkk'nın kullandığı silahı kullanıyor. bu tehdit suçudur.
    maalesef akp hidayet verip delalet satın alma noktasına gelmiştir. bir taraftan milli kimliğimizi, dilimizi, egemenliğimizi, üniter yapımızı, bütün bu hidayet noktalarını verip kendi ve pkk'nın siyasi emellerini hazırlama gayretine düştüler"
    oktay vural

    http://cumhuriyet.com.tr/?hn=401392&kn=6&ka=4&kb=6
  • imralı tutanaklarında öcalan diyor ki; "komisyonlar kurulacak. hakikat komisyonu da kurulacak. akil adamlar denetiminde olacak. çekilme o zaman olacak. köylere geri dönüş olacak. bunları yapmazlarsa geri çekilme olmaz. çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. suriye var, iran var. şu an suriye’de 50 bin, kandil’de 10 bin, iran’da 40 bin var."

    "gerillayı büyüteceğiz" mentalitesiyle yaklaşıyor öcalan duruma. "taktiksel olarak çekileceğiz, sonra daha güçlü bir şekilde dönmemize imkan sağlayacağız" hesabı...

    bununla birlikte "istediklerimizi alamazsak 50 bin kişilik halk ordumuzla savaşırız" diyor.

    "çözüm" sürecinin ilerleyiş şekli gerçekten çok iç açıcı.

    işte bunlar hep barış.
  • bu süreçte akp'nin milliyetçi damara hitap eden bazı sesi yüksek gazetecileri süreç ve sürecin geleceği ile ilgili bilgilendirdiği ve bu şekilde onları süreci desteklemeye yönelttiği anlaşılıyor. akp, milliyetçilere hitap eden gazetecilerin desteğini alarak sürece engel olabilecek milliyetçiler üzerindeki propagandasını da etkili bir şekilde yapmış oluyor. bu fikrin en bariz örneği fatih altaylı'nın bugünki yazısı.

    fatih altaylı sürecin başından beri süreci destekliyor zaten. yeni bir şey değil. şimdiye kadar açık olarak desteğini belirtmişti. bugün ise, sürecin önündeki en büyük engel olarak görülen milliyetçileri ikna etmeye çalışmış. tipik milliyetçilerin pek seveceği "toprak büyütmek"ten girmiş konuya (bkz: bop). "süreci desteklerseniz türkiye daha da büyüyecek; güçlü, korkulan, sözü geçen bir devlete dönüşecek. avrupa önümüzde tir tir titreyecek, o şanlı günlerimize geri döneceğiz" mesajı iletiliyor bir nevi. bizim halkın çok seveceği türden bir mesaj. milliyetçilerin süreci desteklemesini sağlamak için daha iyi bir şey düşünülemezdi sanırım. kuzey ırak petrolüyle zam üzerine zam yapılan benzin fiyatlarının düşürüleceği bilgisi de yakında "sızdırıldığında", milliyetçilerin büyük bölümü ekarte olacaktır. belki de benzine gelen zamların bir'den fazla sebebi vardır.

    konuya dönersek, şimdi bu muhteremler "bölünmeyeceğiz; aksine, büyüyeceğiz!" diyorlar ya, çok büyük yalan söylüyorlar. gerçekten "yalanın en tehlikelisi doğruya en yakın olanıdır" diye boşuna dememişler. kuzey ırak ve suriye ile birleşildiğinde ülke büyümüş oluyor mu? oluyor. doğru. ancak, halihazırda kuzey ırak zaten özerk. türkiye'ye vilayet olarak bağlanacak halleri yok. türkiye sınırlarına "özerk" olarak bir kürt bölgesi katıldıktan sonra, kürtlerin hak iddia ettikleri her bölgede özerk bir yönetim olması ve birleşmeleri kaçınılmaz. babalarının hayrına türkiye'ye katılacak halleri yok. peki şimdi biz kuzey ırak ve suriye'yi topraklarımıza katarak ve onlara özerkliklerini verip birleşmelerini sağlayarak kürdistan sınırlarını ellerimizle çizmiş oluyor muyuz? oluyoruz. toprak hırsıyla devlet içinde devlet yaptığımız kürdistan'ın bağımsızlık savaşı bu noktadan sonra yokuş aşağı bir ivme kazanıyor mu? kazanıyor. siz o toprakları ülkenize kattıktan sonra isterseniz cihan harbi ilan edin, bölünmeye engel olamazsınız. ülkesinin sınırlarını kendi elleriyle bölen bir ülke olma yolunda hızla ilerliyoruz. rte "diyarbakır, bop için önemli bir başkent olacak" derken kürdistan'ın başkentinden bahsediyor olsa gerek.

    "yabancı güçler süreci destekliyor olamaz"mış. "çünkü türkiye'nin büyümesini istemezler"miş.

    bu da başka bir yalan. işin aslı şu ki, normal koşullarda kürdistan kurmak için savaş ilan edilmesi gerekirken, süreç yoluyla kıllarını kıpırdatmadan kürdistan sınırlarını türklere çizdirebilecekler. kalanını da kürtler halledecek. e o zaman neden süreci desteklemesinler?

    daha önceleri belirtmiştim (bkz: #31868074), amerika'nın itemelesiyle bir kürdistan kurulmaya çalışıyor. sebebi ise amerika'nın kuzey ırak petrollerine amerikan karşıtı araplarla ve şiilerle uğraşmadan kolayca ulaşmak istemesi. amerika, kürtlere devletlerini kuruyor, kürtler de orada amerikan karşıtı araplara ve şiilere karşı amerikan petrol şirketlerine kalkan vazifesi görüyor. anlayacağınız alan razı veren razı. "türkiye bu denklemin neresinde?" derseniz, aslında hiçbir yerinde. sadece amerikan askerleri ırak'tan çekildikten sonra araplara ve şiilere karşı savunmasız kalan kuzey ırak'a kalkan vazifesi görüyor. sebebi bop. birileri türkiye'yi gelecekte büyüyeceği konusunda kandırmış, türkiye de bu fikre yüzyıllardır aşık ve aç olduğundan hemen inanmış.
  • alakalı olarak (bkz: imralı görüşme tutanakları)
  • “kürtlerin iktidar ortağı olacağı yeni bir türkiye yapılanması bu. şu anda bunu tabana söylemek çok sakıncalı.

    basına baskı devam edemez. türkleri susturup kürtleri nasıl özgürleştireceksin ki? başbakan'ın tek adam olarak herkesi kısıtladığı bir ortamda çözüm süreci yürümez. sansür bitmek zorunda”
    cengiz çandar

    http://www.gazeteport.com.tr/…calan-serbest-kalacak
  • eli kana bulaşmış apoyu, sivil masumları da öldüren bir örgütü kurup yönetme suçundan değil de, düşünce suçundan idam cezası almış filozof bir halk önderi gibi gösteren süreçtir.

    abd'nin büyük ortadoğu projesi için kritiktir. bu süreç ırak kürdistanıyla birleşerek bir abd maşası kürt devleti kurulmasının önemli bir aşamasıdır.

    ve bu görev aşağıdaki konuşmasında da söylediği gibi başbakan tarafından yerine getirilmektedir.

    (bkz: http://www.youtube.com/watch?v=ic2ac9hl_ai&t=53s)