şükela:  tümü | bugün
  • 6 gün önce yayınlanan rapordur. yorumsuz olarak paylaşacağım çünkü yorum yaparsam iş kötü noktalara doğru gidecek..

    raporda, türkiye ile ilgili rakamlar, tl’deki değer kaybının, son 6 yılın kredi odaklı büyüme politikasının ve tarihsel bakımdan düşük büyüme oranlarının refah ve servet düzeyine vurduğu darbeyi ortaya çıkardı. hazırsanız başlayalım…

    2015’ten 2016 ortasına kadar yapılan hesaplamaya göre, tl dolar karşısında yüzde 6.8 değer kaybederken, türkiye’de hanehalkının toplam serveti dolar bazında yüzde 5.5, yetişkin başına düşen servet yüzde 7.1 eridi. borsanın toplam piyasa değeri dolar bazında yüzde 12.2 düştü. tek yükseliş -ama ne yükseliş- yüzde 18.4 değer kazancıyla emlak fiyat endeksi’nde oluştu.

    türkiye’de 2016’da toplam servet 1 trilyon 63 milyar dolar, toplam yetişkin sayısı 54 milyon 8 bin kişi. yani yetişkin başına düşen servet tutarı (ybst) 19 bin 685 dolar. bu rakam ;

    a) 2016’daki yetişkin başına düşen milli gelirin (20 bin 807 dolar) altında kaldı.
    b) 2015’teki 21 bin 196 dolarlık tutara göre 1511 dolar eridi.
    c) yetişkin başına servet tutarında 13 yıllık birikimi sildi. (rakam 2003’te 16.483, 2004’te 21.102 dolardı.)
    d) küresel krizin vurduğu 2009 yılının ybst olan 21 bin 351’in altında kaldı.
    e) 2012 yılından bu yana ybst’de dört yıl art arda düşüş anlamına geldi.

    bu arada ülkenin toplam servetinin dünya serveti içindeki payı yüzde 0.4. bu pay ile türkiye düşük orta gelirli ülke kategorisinde… bu, geçen 16 yılda hiç değişmedi.

    türkiye’de yetişkin başına servet tutarı erirken, borç tutarındaki yükseliş tedirgin edici boyutlara ulaştı. credit suisse verilerine göre, yetişkin başına borç tutarı 2016’da 6 bin 89 dolarla, yükselen dolar kuruna karşın 2013’teki zirvesine oynadı. 16 yıllık rakamlara toplu bakıldığında, son 6 yılın kredi genişlemesine dayalı büyüme modelinin ortaya çıkardığı yüksek borçlanma tutarı net şekilde görülebiliyor. 2010’da 1475 dolar olan yetişkin başına borç tutarı 2011’de 4848 dolara zıpladıktan sonra durdurulamadı. geçen yıl alınan kredi önlemleriyle 6 bin doların altına inen rakam, bu yıl yeniden zirveye oynadı.

    gelelim servet sahiplerinin nüfusa göre dağılımına… 2016 verilerine göre, yetişkin nüfusun yüzde 72.6’ının servet tutarı 10 bin doların altında. yetişkinlerin yüzde 25.4’ü 10 bin – 100 bin dolar arasında, yüzde 1.8’i 100 bin – 1 milyon dolar arasında servete sahip. 1 milyon dolar ve üstü servete sahip kişilerin yetişkinler içindeki payı yüzde 0.1.

    rapora göre 2016 yılında türkiye’de yetişkinlerin ortalama serveti 13 yıl geriye giderken, küresel top yüzde 10 servet sahibi listesinde yer alan kişi sayısı da eridi. “görece zenginler” fena kaybetti…türkiye “top yüzde 10¨da en fazla yetişkin kaybeden ülkeler sıralamasına 8. sıradan girdi. 2015’te küresel top yüzde 10 içinde 1 milyon 653 bin servet sahibi bulunurken, 2016’da bu rakam 82 bin kişi azalarak 1 milyon 571 bine indi.

    raporda türkiye’deki servet zenginlerinin sayısına ve dünyadaki paylarına da yer verildi. buna göre 100 bin dolar üstünde servet sahibi 1 milyon 72 bin yetişkin bulunuyor ve bu kişilerin kendi kategorisinde dünyadaki payı yüzde 0.3. serveti 1 milyon doların üzerinde bulunan kişi sayısı ise 77 bin ve dünyadaki payları yüzde 0.2.
    bu yetişkinlerden 485’inin serveti 50-100 milyon dolar, 338’inin serveti 100-500 milyon dolar, 35’inin serveti 500 milyon-1 milyar dolar arasında. 29 kişinin serveti 1 milyar doların üzerinde bulunuyor.

    kaynak : [http://www.paraanaliz.com/…i-borclar-katlandi-5319/ http://www.paraanaliz.com/…i-borclar-katlandi-5319/]

    credit suisse'in resmi sayfası

    detaylı veriler için
  • veri yapısı nedeniyle ülkeler açısından açıklanan sonuçlara ihtiyatla yaklaşılması gereken rapordur.

    ülkeler arasında analiz yapmak verilerin mevcudiyeti ve karşılaştırılabilirliği meseleleri yüzünden oldukça zordur. eğer avrupa birliği üyesi ülkeler arasında bir araştırma yürütecek olursanız karşılaştırılabilir verilere ulaşmanız mümkün. bir çok veriyi uyumlaştırmaya yönelik ciddi çabaları var. ancak türkiye ve diğer gelişmekte olan ülkelerin dahil olduğu bir araştırma için veri yapısı ulaşılan sonuçlar açısından oldukça önemli oluyor. örneğin araştırmadaki verilerin kaynağı nedir diye incelediğimizde hanehalkı ve finansal bilançoların unicredit'ten alındığını görmekteyiz. halbuki eğer bu veri ülke genelini yansıtacak şekilde resmi bir kurumdan alınabilseydi bence sonuçlar oldukça farklı çıkacaktı. dolayısıyla açıklanan sonuçların ülkemizi çok yansıtmadığını ancak genel sonuçları itibariyle dikkate değer bir çalışma olduğunu düşünüyorum.