şükela:  tümü | bugün
  • su andaki arjantin devlet baskani nestor kirchner´in esi, buenos aires senatoru ve temmuz basi itibari ile ekimdeki baskanlik secimlerine adayligi aciklanmis siyasetci. meslegi avukat, zaten bu ulkede okumus insanlari neredeyse cogu avukat! ozellikle devlet baskanlari, politikaci vs neredeyse hepsi avukat.

    cristina'nin adayligi kismen bir hillary clinton vakasi gibi gorunse de gercekte durum biraz daha farkli. aslinda cristina kirchner 70´lerden beri siyasetin icinde siyaset agzi ile konusursak. 90lardan beri de santa cruz eyaletinden senator ve temsiciler meclisi uyesi olarak kongreye girmis, bu eyalet esinin de baskan secilmeden once valisi oldugu patagonya'da pek de kimsenin yasamadigi kirsal ve turistik bir vilayet aslinda. 2003´de ise cristina 2002 krizi ertesi kisa bir donem devlet baskani olan yine peronist eduardo duhalde´nin karisi ile cok daha prestijli buenos aires vilayeti senatorlugu icin yaristi ve kazandi.

    simdi ise buyuk ihtimalle kendisi de aday olsa kazanacagi asikar olan kocasi esini aday gosterdi. muhtemel plan su: 4 sene cristina devlet baskani olacak, secilirse, ondan sonraki secimlerde de nestor kirchner tekrar aday olacak. boylece uzun bir sure iktidari elde tutabilecekler, bu da cok mumkun. yani herhalde her durumda kazanacaklari bu secime daha zayif aday olan karisini gosterip 4 sene sonra kendisi yarisacak.

    peronist parti 2003'de tek aday cikaramadigindan uc peronist aday yarismis, sonucunda da kirchner kazanmisti. bu secime de frente para victoria adli, icinde envai cesit sol ve merkez sol (komunist parti ve eski rakipleri radikal parti de dahil olmak uzere) partisi olan bir secim ittifaki ile girmisti. basini peroncularin cektigi bu ittifak hala suruyor.

    peronist partinin tarihi ise cok cok kabaca soyle ozetlenebilir:

    juan peron'un kurdugu, 1945-55 arasi sendikalar ve isci sinifi destegi ile arjantin tarihinin en kritik donemine imza atan bu parti, sonra taa 73'e kadar yasakli kalir, bu sure icinde ise parti aslinda daha cok isci sinifinin ta kendisidir, isci sinifi hareketi partinin kurumsal islevlerini de ustlenmis gibidir, haliyle radikallesir, militanlasir kimi kanatlari. sonunda peron doner, dondugunde ise, ulkeye geri donmesi icin ugrasan, gerektiginde siddete de basvuran devrimci peronist genclere de (montoneros gibi) sirtini doner. zaten iki seneye kalmaz olur, ertesinde o zamanki karisi isabel peron zaten krizde olan bir ulkenin basina getirilir ama altindan kalkamaz. sonrasi da 6 yil suren kirli savas, devlet teroru, otuz bin kayip. peroncular 89-99 arasi menem ile tekrar iktidara gelir ancak menem butun bu peronist gelenegi tepetaklak eden islere imza atar. devir degismistir. ancak 2003 secimi ertesi kirchner ile parti yeniden bir degisim surecine girer, haliyle hic bir sey peron'un devrinde oldugu gibi degil. kirchner'in politikasi daha cok yeni kalkinmacilik olarak tanimlaniyor. simdiki solculuklari iktisadi olmaktan cok insan haklari vesaire gibi konularda daha belirgin aslinda, bu konularda anlamli seyler yapiyolar gercekten. yoksa temelde 90'larda yasanandan cok da farkli bir sey oldugu yok, yani zaten satilan satilmis; patagonya'daki benetton'a giden binlerce hektar topraktan, meksika'nin milyaderine giden buenos aires hayvanat bahcesine kadar. giden gitmis. tabi ekonomi daha iyi durumda son dort yildir, o var insanlari halki genel olarak durumdan memnun kilan.

    cristina kirchner ile ilgili isin magazin kismina gelirsek, kendisi ust seviyede olan kadin siyasetci imajinin haylice disinda, bildigin feminen bir kadin. bu da kendisinin oldugundan daha da genc gostermesine neden oluyor, ki 54´ünde. yalniz biraz soguk bir tavri var, cok ciddi en azindan konusurken. adayliginin ilan edildigi gun sehri susleyen afislere oyle bir resmini koymuslar ki gorseniz turkan soray'in falan sanirsiniz, kivir kivir kirpikler, dalga dalga saclar. sadece adi kullanilmis: bu da ilginc, bizde mesela bir siyasetciye ismiyle ancak onu asagilamak icin hitap edilir oysa bu kadina butun basin dahil ismiyle hitap ediyor, (ben de o sebepten kullandim yani) ama hor gormek icin degil, 'bizim kiz cristina' havasinda bir samimiyet. oyle gorunuyor ki cristina ekim ayinda bu ipi gogusler, kendisinin kocasindan en azindan dunya basininda daha cok haber olacagina dair bir his var icimde. bakalim.
  • iki bin yedi seçileri ardından arjantin devlet başkanı olan hoş bağyan.
    http://www.ntvmsnbc.com/news/424496.asp
  • cristina fernandez ve nestor kirchner 21 eylül 1974 gecesi, 'ilkbaharı karşılama partisi'nde tanışmışlar. gece sonlanıp da cristina eve döndüğünde saçı başı dağınık, '68 mayısından çıkmış fransız kızlar gibi' görünüyormuş.

    “babam neredeyse kalp krizi geçirecekti” diyor.

    o günlerde adalet partisi içindeki devrimci eğilim çevresinin üyesi olan cristina fernandez ile, dönemin peronist gençlik militanlarından nestor kirchher o geceden bugüne hâlâ birlikteler.

    arada arjantin'de askerî darbe oluyor, öğrencilik günlerini geçirdikleri la plata kentinden ayrılarak, kirchner ailesinin yaşadığı santa cruz eyaletine taşınıyorlar.

    baskı dönemi, kirchner'in tutukluluk günleri, demokrasinin dönüşü, seçimler, meclis üyelikleri, valilikler derken 2003 yılı geliyor. nestor kirchner arjantin'e başkan oluyor.

    2007 seçimlerindeyse bu defa, cristina fernandez adaylığını koyuyor ve kazanıyor.

    şili başkanı michelle bachelet, abd senato üyesi hillary clinton gibi isimlere yakınlığıyla bilinen ve geçtiğimiz dönem senatör olan cristina fernandez, arjantin'in, isabel peron'dan sonraki ikinci kadın cumhurbaşkanı oluyor böylece.

    aynı zamanda arjantin'de halk oyuyla seçilen ilk, güney amerika'daysa, michelle bachelet'den sonraki ikinci kadın cumhurbaşkanı.

    sessiz seçimler, büyük zafer

    cristina fernandez, eşi nestor kirchner'den hayli farklı koşullarda oturacak başkanlık koltuğuna.

    nestor kirchner ülke tarihindeki en büyük ekonomik krizin, başkanlık koltuğuna iki haftada beş ayrı kişinin oturduğu günlerin hemen sonrasında gelmişti iktidara.

    seçimlerin ilk turunda yüzde yirminin biraz üzerinde bir oy oranıyla ikinci sıraya yerleşmiş, ilk turda en çok oy alan aday olan carlos menem'in yarıştan seçilmesiyle kendisini bir anda başkanlık sarayında bulunmuştu. fazla tanınmayan, ülkeyi nasıl yöneteceği pek de bilinmeyen bir isimdi.

    cristina fernandez ise hem hayli istikrarlı bir dönemde, hem de halk tarafından onaylanmış politikaları sürdürmek üzere çıkıyor 'casa rosada'ya.

    kimsenin fazla ilgi göstermediği, kimin kazanacağının önceden bilindiği seçimlerin galibi cristina fernandez, ilk turda aldığı yüksek oy sayesinde muhaliflerini de susturmuşa benziyor.

    sağ kanat muhalifleri tarafından kiliseye saygı göstermemek, silahlı kuvvetleri aşağılayıp durmak, diktatörlük dönemi sorumlularının yeniden yargılanması için mahkemelere baskı yapmak suretiyle kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlâl etmek, toplumu birbirine düşman kamplara bölmekle suçlanan kirchner yönetimi, bu seçimlerde aklanmış gibi görünüyor.

    botoks peronizmi

    nestor kirchner'i eleştirenler onun yalnızca yüzde 20'lik bir seçmen desteğiyle işbaşına geldiğini anımsatıyorlar.

    geçtiğimiz dönem politikalarının aynen devam edeceğini bildiren fernandez ise, ilk turda yüzde kırkın üzerinde oy aldı.

    ancak, sağ kanat muhaliflerin eleştirileri en azından şimdilik kesilmişe benziyorsa da, kendisinden daha solda kalanlar hâlâ da cristina fernandez'e ikna olmuş değiller. fernandez, sahicilikten uzak bir imaj yaratmakla, kirchner'in ikiyüzlü söylemini sürdürmekle suçlanıyor.

    tabii bir de, giderek yaygınlaşan bir deyişle, 'botoks peronizmi' temsilcisi olmakla.

    bu ifadeyi, radikal sol eleştirmenlerin ve gazetecilerin yanı sıra, merkezdeki siyasetçilerden elisa carrio da kullanmıştı. cristina fernandez'in eva peron'la kıyaslanamayacağını belirten carrio, “eva gerçek bir kraliçeydi” diyor, “botoks kraliçesi değil”.

    botoks etkisi kaybolursa

    cristina fernandez bir yandan, seçimle gelen ilk kadın cumhurbaşkanı. ancak başka bir açıdan bakıldığında, eşininkinden bağımsız bir kariyeri olduğunu söylemek pek kolay değil. bir yanıyla modern ve ilerici bir kadın, diğer yandansa kürtaj karşıtı açıklamalarıyla dikkat çekiyor.

    bir yanda neo liberal ekonomi politikalarını eleştirirken, diğer yandaysa arjantin'in yabancı yatırımcılar için sunduğu fırsatlardan bahsediyor.

    'plaza de mayo anneleri'yle yakın ilişkileri bulunmasına karşın, diktatörlük yıllarında hiçbir şey yapmamış olduğu belirtiliyor. değişime vurgu yapan radikal söylemine karşın, aslında hâlâ aynı eski arjantin'i devam ettirmeye çabaladığı da soldaki muhaliflerinin başlıca eleştirileri arasında.

    cristina fernandez, kimbilir belki de, söylendiği üzere sahiden de bir botoks etkisine borçludur, seçim zaferini.

    bunu görebilmek içinse, herhalde bir süre beklemek gerekecek
    http://www.bbc.co.uk/…1/071105_fooc_argentina.shtml
  • miamili bir savcinin iddialarina gore, cristina fernández'in secim kampanyasina 800,000 dolar nakit para dolu bir bavulcuk, hugo chávez hukumeti tarafindan isadami guido antonini wilson araciligiyla 2007 agustos'unda gonderilmis; fakat havaalaninda buenos aires gumrugune takilmis. parasina el konan ama serbest birakilan antonini daha sonra miami'ye geri donmus. burada antonini ile temasa gecen dort venezuealili ve bir uruguayli kisi bu olayin iceriginin ortbas edilmesi icin kendisine cazip tekliflerde bulunmuslar. fbi ile isbirligi yapan antonini, bu adamlarla ve venezuela gizli servisi ile yaptigi konusmalari banta kaydetmis.

    arjantinli yetkililer olayin bir cia fabrikasyonu oldugunu ileri surmusler, bayan kirchner de abd hukumetini suclamis.

    not: antonini'yi caracas'dan buenos aires'e tasiyan ucakta néstor kirchner'in ozel caracas sefiri claudio uberti ve venezuela'nin milli petrol sirketi pdvsa'den bazi gorevliler de bulunuyormus. bu olaylarin kokusu arjantin gazetelerinde cikinca uberti gorevinden kovulmus. uberti'nin eski sekreteri bir arjantin mahkemesine yaptigi aciklamada antonini'yi havaalanindaki olaydan iki gun sonra baskanlik sarayindaki bir resepsiyonda gordugunu soylemis.

    http://www.economist.com/…ory.cfm?story_id=10438525
  • halkına seks hayatları konusunda öğütler veren arjantin başbakanı. domuz eti tavsiye etmiş ki sanki domuz yetiştiricilerini gazlıyormuş hissiyatı yaratıyor.

    http://www.milliyet.com.tr/…2253/default.htm?ver=12
  • müteveffa kocası gibi kendisi de alman asıllıdır anne tarafından.
  • arjantinin ilk kadın devlet başkanıdır.

    aslında kim olduğu zerre sikimde değil. bu kadına gelene kadar 'kadınların başarıları' başlığı altına yazılabilecek o kadar çok şey var ki, geri zekalı kadın karşıtı zihinler ağlar durur. değineceğim nokta bu değil.

    bu zat-ı muheterem memleketi ziyaret etmiş. 'size 8 milyon dolarlık et ihracatı yapmak istiyoruz, anlaşma da yapılmak üzere' falan demiş. bak 8den emin değilim ama milyon dolarlar konusunda çok ciddiyim. kadın kalkmış sultanahmeti kızı ile beraber başı kapalı gezmiş, mozoleye çelenk bırakmış bilmem ne.

    bundan sonra haber neye dönüyor dersiniz? bir dakika yukarıdaki paragrafı özet geçip, üç dakika kadın devlet başkanının kıyafetini yorumluyor. yok kocası ölmüş de matemdeymiş, siyah giyinmiş. birader sence sikimde mi? yok yani elbette herkesin acısı kutsaldır, ama mevzu bu değil.

    bu kadın, kendi devleti adına büyük adımlar attı burada. ihracat için büyük bir atılım yaptı. ve ülkesi için benim gözümde bir kahraman oldu. bak diyor ki: ''nüfusun yaşam kalitesini yükseltmek için, hükümetlerin yapmaları gereken sorumlulukları vardır. bunlar, derin dönüşümlerin yaşandığı zamanlardır. 2008 krizinden sonra, şu an türkiye ve arjantin gibi ekonomisi yükselen ülkeler için bir fırsat vaktidir. g20’ye üye iki ülke olmamızın yanında, bu değişimler zamanı ve değişimler dünyasının habercisidir. diğerlerinin söylemeyi sevdiği gibi, ben de kriz zamanları yaşıyoruz demektense değişimler yaşıyoruz demek isterim. çünkü bunlar, daha önce dünya sahnesinde söz sahibi olma şansı bulunmamış ülkeler için fırsattır. insanlar temsilcilerine alınan sonuçları soruyor ve biz de yaşam kalitelerini arttırmak için onlara sorularının cevaplarını vermeliyiz.''

    şimdi bunu ele alan adam eğer: 'oo aga başını da kapatmış, ataya da gitmiş, oo bak bize de saygı göstermiş' derse, sikeyim onun anasını avradını.

    ulan gerzek; bu kadın dinine, atana saygısızlık etse, nerde kalır sekiz milyon dolarlık et ihracatı? nerede kalır ezilmiş ülkelerin yükselme süreci? kadın açık açık diyor ki 'sen böyle ibne puşt politikalar izlersen, benim gibi ikinci sınıf ülkeler bile seni pazar olarak kullanacaktır'. resmen meali bu birader.

    ya abi bak, sen orta kuşak iklimi ülkesisin. zaten gezegende etiydi otuydu beslenme konusunda müthiş bir piyasa mevcut. adam ananası bile konserveleyip satıyor, ki sen karadenizde bile kiraz çıkarabilen bir coğrafyadasın, boru petrolü siktir et, adam gibi deniz, toprak ve hayvan ürünlerine yatırım yapıp hakkını versen, dünya ekonomisinin anasını sikersin. ama elin kadını gelip sana ayar veriyor işte. gelip de iki çelenk üç baş örtme muhabbetine alkış alıyor, medyan da bu konuda sadece ama sadece 'kıyafeti de iyiydi' demek ile yetiniyor. sonra da 'hükümet de pek müslüman' anasının amı birader. bu ülke bile et ithal edecekse, sikerler öyle gezegeni. bak elektrik, petrol filan değil derdim. benim annem bile inek gütmüş insan lan. annem dediğim insan tıp bilimleri öğretmeni. neyin sıkıntısındasın sen? arjantin nere lan? bu devlet başkanının da hiç bir yamuğu yok bu mevzuda. memleketi için doğru olanı yapıyor, kalkıp 'bizi kullanmışlar ya' demek gibi bi hakkın yok senin. şöyle bir coğrafyada sen tutar da et ithal edersen, seni it köpek yerine koymaları da normaldir. badem bıyık da yandan gülerek poz veriyor 'ehehe' triplerinde. sikeyim ifadeni. orospu çocukları, satmadığınız değer kalmadı lan. binlerce yıllık topraklar bugüne kadar et ithal etmiş değil, kebabı da dondurup getirin arjantinden bari.

    alırsın ayarı g20 diye sonra. sen böyle domalırsan arjantin bile geçirir. senin isviçreye bile inek satman gerekiyor, elindeki pot o derece güçlü ama oyunu oynaması için beceriksiz adamları seçmişsin, hep de bu böyle olmuş, biri diğerinden üstündür demiyorum ben. sen, birey olarak bu gidişe son vermelisin. gerekirse sokağa ineceksin, ama ithal inek yemeyeceksin. emeğin sömürülüyor. gerekirse öleceksin. ama 'durun' diyeceksin. yoksa linşestayn bile siker ebeni, o çok dalga geçtiğin.

    haydi selametle.
  • ikinci kez arjantin devlet başkanlığına seçilerek latin amerika'da bunu başaran ilk kadın olarak tarihe geçmiştir. güzel ülke dört yıl daha ona emanet.