şükela:  tümü | bugün
  • karşısındakini çok ciddi bir ifade ile sorgulayan, ama -istediği cevabı bulamasa bile- ayrılırken "thank you for your time*" diye sempatik bir gülümseme atan teneke adam.
  • --- spoiler ---
    terminator the sarah connor chroniclesın birinci sezonunun son bölümünde kester adında bir fbi ajanı kılığında orada burada john connor'ı ararken fbi tarafından yeri tespit edilen ve fbi ajanı james ellison liderliğinde 20 kişilik bir ekip tarafından yakalanmak üzere operasyon yapılan robottur. operasyon tabii ki cromartie'nin galibiyetiyle sonlanmıştır. üzerine gelen 20 ajanı feci biçimde harcamış, fakat kendisinden beklenmeyen bir hareketle james ellison'ı öldürmemiştir.

    --- spoiler ---
  • bu isimde evlere şenlik bir lise de vardır.
    (bkz: cromartie high school)
  • terminator the sarah connor chronicles dizisinde yer alan, bana teoman'ı anımsatan kötü terminatör.
  • gönüllerde bir yara olan terminator the sarah connor chronicles da t 8xx'ler arasındaki en cana yakın(!) ve en sevilesi terminator.

    bu abimizin fiziksel ve başka birçok açıdan cameron'dan yediği dayağın haddi hesabı yoktur. işi fiziksel üstünlüğe vuracak olursak aslında cameron'ı parçalarına ayırmayı bırak , çarpanlarına ayırması gerekir. ama iş kafadaki çipi kullanmaya geldiğinde gönlümüzün cyborg'u cameron olabilmesi için daha 40 fırın ekmek yemesi gerektiğini anlarız.

    şöyle ki ; dizinin "the mousetrap" isimli 2. sezon 3. bölümünde bizim sinsi t 888 cromartie john'u kekleyip halka açık bir yerdeki rıhtıma çeker ve hiç dikkat çekmeden(!) john'u beklemeye koyulur. ardından malum olan gerçekleşir ve kovalamaca başlar.
    bizim john baktı postu deldirecek. atar kendini denizin sularına bizim cromartie durur mu? atlar o da peşinden ama bir sorun vardır ; kendisi kantar da en az yarım ton çektiği için suların karanlık derinliklerine doğru batmaya başlar. ve batarken de kırmızı korkunçlu gözleriyle john'a sert bakışlar atar. john yüzeye çıkar ve yukarıda rıhtımdan kendisine bakan cameron'ı görür , bir anlık duraksamanın ardından şu kısa diyalog yaşanır.

    john — (sitemkar bir şekilde) yardım etmeyi düşünmüyormusun ?
    cameron — hayır.. ben yüzemem.

    ah! cromartie ahh! sen böyle değildin de , ne olduysa kafan koptuktan sonra oldu.