şükela:  tümü | bugün
  • evet daha önce demo ile ilgili görüşlerimizi şurada belirtmiştik (bkz: #27334433). şimdi 3 günlük deneyimim sonunda oyunu inceleyelim. her zamanki gibi artılar ve eksiler ile yaklaşacağım konuya:

    artılar

    +şimdiye kadar çıkan bütün paradox oyunları içerisinde çıktığı versiyonu en az bug ve saçmalık barındıran oyun. bu nasıl artı demeyin, bilen bilir paradox oyunları çıkarttıktan sonra üç beş patch çıkartmadan oyun oynanmaz halde oluyor ki bu da sizin oyundan 2-3 ay uzak kalmanıza yol açıyor. bu bir artı.

    +sadece harita üzerinde oynanan bir oyun olmasına rağmen grafikler ve texture'lar acayip tatlı. insanın kendisini o devirlerde hissetmesine yol açıyor.

    +serinin ilk oyununu acayip derecede geliştirmişler. özellikle karakterlerin hayatların boyunca bir amaçlarının olması (kral olmak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, birini öldürmek, zengin olmak vs...) ve bu amaç uğruna çalışması oyunu sadece toprak kazanıp, seferlere çıkmaktan çıkarmış. bir nevi yan görev eklemiş, eğlenceli olmuş ki bu yan görevlerden özellikle birilerini öldürme görevleri çoğu zaman oyunun asıl amacına hizmet ediyor.

    +sarayımızda ya da divanımızda bulunan devlet adamlarına çeşitli görevler verebilme özelliği de güzel düşünülmüş bir ayrıntı. mikroyönetim denilen olguyu biraz arttırsa da oyunu zevklendirdiği aşikar. mesela bir ülke ile ilişkilerinizi yükseltmek için bir çok hediye gönderip birden en sevilen adam olabiliyordunuz. bu sefer ise diplomatınızın özelliklerine göre her ay belli bir oranda ilişki yükseltme şansınız var. oyunu 50 yılda dünya hükümdarı olarak bitirmenin önüne geçilmiş güzel bir özellik, bence bir artı.

    +her eyalette 7 tane yapılabilecek slot olması ve bu slotlara kale, şehir, ya da kilise gibi binalar kurararak yeni şehirler inşa etmek. önceden size bağlı olan düklük, kontluk, baronluk sayısını arttırmanın tek yolu savaş iken artık kendi eyaletlerinizde 7ye kadar baronluk kurabiliyorsunuz. isterseniz kendinize alabilir, isterseniz ailenizdeki fertlere dağıtıp onları vassal yapabilirsiniz. en sevdiğim özellik bu oldu ki küçük kontluk ve düklüklerle oynarken diğer ülkelerle savaşıp toprak kolay olmuyordu. şimdi kendi topraklarınızda gelişip öyle saldırma gibi bir şansınız var.

    +paralı askerler. kesinlikle hayat kurtaran bir eklenti. göt kadar topraklarınızda adam olmadığı için 3k lık ordu çıkarttığınızda karşınızda bulduğunuz 10klık orduya artık hiçbir şey yapmadan durmayacaksınız. paranız varsa basacaksınız paralı askerleri, alacaksınız düşmanın kellesini. tabi bu askerlerin hakikatten cep yaktığını söylememe gerek yok sanırım. sağlam bir ekonominiz olması şart ama yine de güzel bir artı.

    +her şehir,kale,kilise toprakları için ayrı ayrı geliştirilecek onlarca bina. her binanın sağladığı maddi ve askeri avantajlar ile size sunulan özgür seçenekler. bu ne demek, yine eski oyunla kıyaslayacak olursak bir eyalette kurulacak binalar oldukça sınırlı ve getirileri de azdı. dolayısıyla oyun belli bir noktadan sonra sadece toprak kazan, toprak kazana dönüyordu. bu oyunda ise yapacak o kadar çok şey var ki. yeterli miktarda paranız olduğunda acaba atlı birliklerin sayısını mı arttırsam, okçuların mı sayısını arttırsam, yoksa parayı tarıma yatırıp aylık kazancı mı arttırsam gibi bir çok seçeneğiniz var. ucu açık bir oyun resmen.

    daha aklıma gelmeyen onlarca artı var ama biraz da eksilerinden bahsedelim.

    -ilk göze çarpan en önemli eksik "claim title" özelliğinin artık olmaması. bu nedir derseniz, önceki seride yeterli miktarda prestij ve paranız olduğu vakit, ahanda bu topraklar bana ait ulan diyerek istediğini kontluk, düklük, krallığa savaş açabiliyordunuz. şimdi bunu kaldırmışlar, bunun yerine o toprağa diplomatınızı gönderip bu topraklar bana ait diye bir nevi propaganda yapmanız gerekiyor. mantık olarak güzel, ama çok uzun süre alan bir adım. 10 yıl bir eyalet için propaganda yaptığımı bilirim. hayır oyunu zorlaştırmak adına güzel bir çözüm ama oyunu diğer adımlarla da öyle zorlaştırmışlar ki zaten buna gerek yoktu diye düşünüyordum. kısacası ülkeyi genişletmek bana bayağı bir zor geldi.

    -imparatorlukların gücü aşırı derece fazla. yani ortada bir kutsal roma imparatorluğu gerçeği var ki anlatılmaz yaşanır. ben de imparatorluğun bir parçası olarak oynadığım oyunlarda imparator kah fransaya kah papaya kah isveçe zırt pırt savaş açıp genişledikçe genişliyor. kendine bağlı vassalların vergilerini arttırıyor ama buna rağmen bütün vassallar deli gibi imparatoru sevmeye devam ediyor. bence bir bug ve düzeltilecektir ama şimdilik büyük bir eksi. arkadaş bir sene de evinde otur, bütün dünyayı fethettin amk da diyemiyorsunuz koca imparatora. tepenize biniyor sonra.

    -barış antlaşmaları o kadar kısıtlanmış ki yuh artık dedim. eu ya da victoria serilerindeki diplomasi seçeneklerinden sonra paradoxun antlaşmaları bu denli sınırlaması çok saçma geldi. yani diyelim bir ülkeye sadece bir toprak için savaş açtınız. barış antlaşması sırasında sadece 3 seçenek var. birincisi savaşı kazandıysanız o toprağı size veriyorlar, yanında da prestij. ikincisi savaştan bişi olmadıysa beyaz bayrak ve eski durumlara geri dönmek. üçüncüsü kaybettiyseniz büyük prestij kaybı. bu kadar. yani isterseniz gidip ülkenin tamamını ele geçirin, orduları yok edin, taş üstünde taş koymayın savaşı başlatırkenki amacınız neyse sadece onu alabiliyorsunuz. hani nerde benim vergiye bağlama seçeneğim, vassalları bırak seçeneğim, vassalım ol seçeneğim. çok çok çok büyük bir eksi.

    neyse şimdi son olarak da oyunda ufak bir hikayemi paylaşmak istiyorum. bohemya düklüğü ile başladığım oyunda dükümün özellikleri muazzamdı ve 30 senelik hükümranlığı boyunca önce moravia dükü ilan ettim kendimi, sonra da bohemia krallığını kurdum. prestij tavanda, hazine ağzına kadar dolu. tahtın varisi kardeşimin de özellikleri iyi. bir sonraki hükümranlık için onu da geliştiriyorum, güzel gelin buluyorum orduların başına geçiriyorum, toprak veriyorum ki prestiji parası artsın falan. herşey tıkırında yani. sonra bizim kral (yani benim oynadığım karakrer) 58 yaşında falan birden bunaklığa yakalanıyor. üç gün sonra da kardeşim ölüyor, yeni varis küçük kardeş. piii ama öyle bir kardeş ki özellikler 3-4 arası, toprakları yok, karısı cadı falan tam bir sünepe yani böyle varis olmaz olsun. bir aya kalmıyor bizim kral ölüyor ve bu sünepe 50 yaşında tahta geçiyor ama ne geçiş. yer yerinden oynuyor amk. bütün vassalların krallıkla olan ilişkileri eksiye düşüyor, böyle kral olmaz olsunlar başlıyor. sarayda entrikalar cirit atıyor. yeni kralın özelliklerinden aylık gelirimiz düşüyor, askerlerin morali düşüyor, herşey boka sarıyor yani. tam bu sırada da kralın yeğenleri, yani eski kralın oğulları bir bir isyana başlıyorlar. asıl kral benim, hayır benim, hayır benim diye bir bir isyanlar başlıyor. 30 yıllık krallık 3 ayda parçalanmanın eşiğine geliyor bu sünepe yüzünden. tam çıldırıp yeni oyuna başlayacakken dur diyorum devam edelim bakalım ne olacak. topluyorum orduları gidiyorum ilk yeğenin üzerine. ilk savaşta bunu esir alıyorum, anında kellesini vuruyorum. bunun hazinesindeki paralar bana kalıyor tabi. sağlam hazinesi de varmış hemen paralı askerleri topluyorum dört bir koldan bütün isyanlara girişiyorum. her kazandığım savaşta benim hakkımda kötü düşünen vassallar yüce kralım çok yaşa moduna doğru adım adım yaklaşıyorlar. son isyanı da bastırınca bana karşı düzgün savaşanları serbest bırakıp, arkamdan entrika çevirenlerin kellesini kesiyorum ve "just" yani adil ünvanını alıyorum. ülkede barış sağlanıyor ve bundan sonra geçen günlerde bir bir bütün kötü sıfatlarım -ki içlerinde şizofren, dengesiz, homoseksüel, zalim, yeteneksiz- bir bir yok oluyor, karakterin özellikleri yavaş yavaş artıyor. gerçi yaşı 70'e dayandı bir ayağı çukurda ama fena kral olmadı sünepe.

    kısacası diyeceğim şudur ki sıradaki her varisinize toprak verin ki özellikleri kral olana kadar gelişsin. bir de bu oyunda ne oldum değil ne olacağım diyin, her an herşey değişebiliyor çünkü.

    sonuna kadar okumayı başaranlar için ise diyorum ki ne duruyorsunuz gidip alın ve oynayın.
  • strateji değil sanki sims amk.

    yok efendim yeğenim abaza kalmış. karı isterim dermiş. yok efendim kardeşim mareşal olmak istermiş de şu an mareşallik yapan godoşmuş. yok efendim vasallarıma bağlı birlikleri çok uzun süre sefere çıkarmışım da kendi memleketlerini özlerlermiş. sikerün lan. kral değil miyim ben? ne dersem o olacak ipneler! koskoca kralı izdivaç programı sunucusuna döndürdüler. william the conqueror'dan william the ibiş olduk elinizde.

    yok arkadaş aileyle iş yapılmaz bu devirde.
  • hain, vicdansız, allahsız bir oyun.

    öyle dev imparatorluklarda gözüm yok. küçük olsun bizim olsun dedim, aradım taradım buldum ufak bir beylik. hazar denizi'nin doğusunda, selçuklulara bağlı ama cumanlar ile sınırdaş tek parça bir beyliğim oldu.

    ilk yıllar cumanlar ile selçuklular arasında takas edildim mal gibi. ama memnundum hayatımdan. iki oğlum oldu, büyük olanı cuman hakimiyeti döneminde kağana yolladım. çocuğunu yolla da biz eğitek dedi. zaten kafir kalıyordum sünni halimle şamanistlerin arasında, hayır diyemedim tabi.

    ulan yıllar sonra kıllı kırtıklı bir adam geldi kalenin önüne.

    benim oğlum türk'tü yolladığımda, gitmiş onlara özenmiş. zibidi gibi dolaşıyor "baba yea bi köy ver de yönetek" diyor. amın oğluna bak. nereden bileyim lan senin benim oğlum olduğunu? ben yolladığımda efendi bir türk çocuğuydu, geri yolladıkları rus ergeni.

    neyse, yapacak birşey yok. tabi bu sürede git gel, en sonunda selçuklularda kaldık kesin olarak. iyi dedim, en azından artık kafir değiliz. kızları millete peşkeş çekip, müttefiklerle sınırları genişlettim. 3 parça toprağım oldu. ama hiç ortaya kendi askerimi sürmedim. memleket yanıyor, ben desti izdivaç çeviriyorum kendi çapımda. bunun siki büyükmüş, bunun götü küçükmüş, e hadi evlensinler o zaman. allah vermeye, kendimi de bir arap şeyhinin yatağında bulabilirdim her an. verilmiş sadakam varmış. bir ara sadaka vermiştim çünkü, oradan biliyorum.

    bizim bu rus özentisi yavşak, adı süleyman, ben öldükten sonra beyliğin başına geçti. hemen gittim, bir selçüklü prensesi ile everdim. hatun baya bereketli çıktı. senede iki kere doğuruyor.

    en büyük oğlana, beyliklerden birini henüz ufakken verdim ki, bu işler nedir öğrensin. tabi ben buna beyliği verince hanesinin başı oldu pezevenk, götü kalktı. gel seni everek diyorum, yok diyor. aradan yıllar geçti, bu büyüdü. bir baktım ki evlenmiş. nereden bulduysa pislik, yeteneksiz, melün bir peasant karıyla evlenmiş. hem de kafir. oğlum senin anan koskoca selçuklu prensesi, senin bu şıllıkla ne işin var diyemiyorsun tabi, karıyı öldürmek için plan kurmaya başladım. bizim mallar planı anında açık etti, bizim oğlan küstü. ilk göz ağrısı sonuçta, kıyamıyorsun ama.

    yıllar içinde hazar'ın doğusunda kendi çapımda hakimiyet kurdum. arada benim selçuklulara everdiğim kızdan doğan ufaklık sultan olmuş. dede dedi, gel sen merv beylerbeyi ol. dede yüreği işte, kıramadım torunumu beylerbeyi oldum.

    ulan sonra bir baktım, selçuklulardan evlilik teklifi geldi. diyorlar ki, kızınızı sultanımızla evlendirmek istiyoruz. tam hay hay efendime basıcaktım ki, dur hele kimmiş bu kızım bir bakayım dedim. kız dedikleri 36 yaşında, rahmetli sultanın hanımı. herhalde eski eşinin kardeşiyle filan evlendirmeye çalışıyorlar diye düşündüm ilk başta. sonra bir baktım ki amına koyayım, anayı oğluyla evlendirmeye çalışıyorlar. tövbe estağfurullah bi siktir git tuşu aradım bulamadım. sokarım böyle ittifaka diyip bağımsızlık hareketi için lobiciliğe giriştik topluca. amaç benim selçuklu hanımdan doğan köylü karı meraklısı oğlanı, khiva sultanı ilan ettirmek. neyse adam topladık, dilekçemizi sunduk. (bağımsızlık mücadelesine bak, devlet dairesinde bi çay içtik bitti amk) zaten ortalık isyancı dolu elleri mahkum verdiler bağımsızlığı bizim oğlana. sıçtığım bok benim amirim oldu bir anda.

    tam herşey güllük gülistanlık giderken, bizim sultan oğlanın veliahtının ne bok yediğini merak ettim. babasının yıllar önce yediği bokun aynısını yemiş. koskoca sultanlığa talip adam gitmiş beş para etmez bir şırfıntı ile evlenmiş, bir de üstüne gayrimeşru çocuk peydahlamış.

    haydaa. kolları sıvayıp haşhaşinleri hazırladım, o kaltağın üremesine izin vermeden mezara soktum. bizim oğlan bunu duymuş.

    uğruna koskoca selçuklu imparatarluğuna gider yaptığım, saçımı süpürge ettiğim, yemeyip yedirdiğim götü boklu tonyukuk'un emriyle idam edildim. ne istedin de vermedim ulan?

    hain köpek :(
  • oyun gerçekten güzel. ilk gözüme çarpan diplomasi olayı çok kısıtlı olması. casus belli seçeneklerinin sınırlandırılması ise yerinde olmuş. 50000 kişilik ordunuz da olsa, kıçınızdan casus belli oluşturup savaş ilan edemiyorsunuz. bu güzel. benim en çok zorlandığım şey ise vasallarım aramı iyi tutmak oldu. 5-6 şehire kadar genişleyince topraklar kesin bir isyan gelir arkasından. insan evladı gibi de davranıyorum vassallarıma. illa piç kral mı olalım yani nedir.

    (bkz: vasalların efendi kral yerine piç kral tercih etmesi)
  • uzun bir zamandan sonra tekrar oynamaya başlağım, yeni patch'ler ve dlc'ler ile iyice delibozuk bir hale geldiğini düşündüğüm oyun.

    rus romanlarına dönen olaylar silsilesi şöyle gelişmiştir:

    1066: cornwall kontesi olarak oyuna başladım. karakteri yaratırken "attractive", "deceiver", "master schemer", "lustful", "wounded" ve "ambitious" traitlerini aldım ve focus olarak "seduction" seçtim.
    1066-67: ilk sene iskoçya kralının ikinci oğlu ile evlendim, bir yandan da dehaubarth kralı (şimdiki galler) ve ingiltere kralı ile ilişkilerimi geliştirdim (adultry). "wounded" trait'im yerini "scarred" trait'ine bıraktı; yüzümün yarısında kocaman bir çizikle dolaşır oldum. ama sanırım bu ortaçağ avrupasında çok sevilen bir şeydi.
    1067-72: her sene hamile kalarak, 4 kız bir erkek çocuk dünyaya getirdim ve hiçbiri kocamdan değildi. her hamile kalışımda benden şüphelendi ve çocuğun kimden olduğunu sordu, ben de her seferinde çocukların ona ait olduğunu söyledim. fakat 71'de tek erkek çocuğum william dünyaya geldiğinde, artık paranoyakça sorularına ve kavgalarımıza dayanamayıp william'ın ingiltere kralından olduğunu itiraf ettim. ortalık karıştı. ne ingiltere kralı ne de kocam çocuğun kendilerinden olduğunu kabul etti. ben de kiliseye bir miktar para vererek çocuğun kendi ünvanım ile anılmasında bir beis olmadığını bildirdim, çocuk "legitimized bastard" oldu. bu arada çok güzel kızıl saçlı bir karısı olan somerset dükü'nün benim court'umdan bir şıllıkla takıldığını öğrendim, şantaj yaparak 27 altın aldım. sonra somerset dükünün bu zaaflarından yararlanıp, kendime aşık ettim (adultry).
    1072 baharı: ingiltere kralı viking akınlarına karşı savaşırken öldü, yerine en büyük oğlu geçti. düzenlediği bir kır yemeğinde, onu nehir kenarında beklediğimi bildiren bir not gönderdim, geldi; seviştik (adultry). ingiltere kralı devon county'i bana verdi. ben de buna karşılık breton'luktan vazgeçip anglo-saxon olduğumu ilan ettim. bir sabah spymaster'ım geldi, ingiltere kralının kocamı öldürmek istediğini öğrenmiş, "ne yapalım düşesim?" diye sordu, "bi' dur genç zaten başım kalabalık" dedim, "stressed" trait'i geldi.
    1073: viking saldırılarının durduğu sıralarda, iskoç kralı ingiltere kralına savaş ilan etti. bir gece kocam olacak deyyus ile "council"imde görev yapan steward bozuntusu şerefsizi beraber yakaladım, aman dilediler; "benim için sorun değil ama tebam gerçekleri bilmeli" dedim. böylece cornwall dükalığı halkı bunların sodomized ilişkişini öğrenmiş oldu. kocam "depressed" oldu. bununla yetinmedim ingiltere kralının yaptığı assasination plot'a ortak oldum, böylece iskoçya prensi kocam, bir akşam içki içmek için gittiği hanın patlaması sonucu hayata gözlerini yumdu.
    1074: york dükü ingiltere kralına karşı ayaklandı. bilinen ingilterenin yarısını ele geçirdi. boş durmadım, gidip york dükü ile tanıştım, evliydi, olsundu (adultry). bu yıl günah çıkarırken cornwall'daki bodmin şehiri valisi olan rahip bey gözüme çok atraktif göründü "gel" dedim, "sana hiç tatmadığın şeyler yaşatayım", "olur" dedi (adultry). bu sene kralım, yahudileri ingiltere'den kovdu. chancellor'ıma göre yahudi tüccarlardan 300 altın borç almış, sonunda bu borcu ödeyemeyeceğini anladığında da onları ingiltere'den sürmek daha kolay gelmiş. "keşke siz de borç alsaydınız hanımım" dedi, "yavrucum ben sana middlesex'te sarayda ne konuşulursa bana haber uçur demedim mi? şimdi niye kertenkele gibi sırıtarak keşke siz de alsaydınız hanımım diyorsun? nöbetçiler alın bu iti karşımdan." deyip gönderdim bunu. sonra kendime yeni bir chancellor atadım, bunun ilk işbaşı yaptığı gün de bu olayı council toplantısında herkesin duyacağı şekilde anlattım ki akıllı olsunlar.
    1075: şerefsiz ve sodomized steward'ım cornwall'da vergi toplarken halkın galeyana gelmesiyle linç edilerek öldürüldü, ölüsünü almaya gitmedim.
    1077: bir gün şömine başında otururken aklıma geldi, benim spymaster'a haber uçurdum yanıma gelsin diye, geldi bu; "sen bilirsin, scholar adamsın, yıldızları inceliyorsun, bilgilisin, benim welsh kraliçesi olmak gibi bir hayalim var. sence olur mu bu iş, yapabilir miyiz?" dedim. "sen benim gönlümün kraliçesisin" dedi, "welsh tacı ayaklarına atmayan şerefsizdir" dedi (adultry).
    1078: hala dul olduğum ve welsh kraliçesi olmak gibi bir planım olduğu için; ilk elden, daha önce adultry ile aklını aldığım dehaubarth kralına "nişanlanalım mı?" dedim. "hemmen!" dediğinde 65 yaşındaydı ve fakat ispanya prensesinin de kralda gözü varmış, "rival" olduk. kral, olur da evlenmek için ispanya prensesini seçerse diye en büyük oğlu (6 yaşında) ile benim en büyük kızı (5 yaşında) nişanladık.
    1079-82: prensesin öldürülmesi için çok uğraştığım bu yıllarda, court'undaki birçok kişiyle yakın ilişkiler kurmam gerekti (adultry).
    1083: ingiltere kralı york dükü tarafından öldürüldü, york dükü ingiltere kralı ilan edildi.
    1084, 27 mart: kapımda nöbet bekleyen muhafız tarafından öldürüldüm.

    edit: imla.
  • öncelikle az evvel 1453'e gelen osmanlı hanedanı ile kapadığım oyunun resmini paylaşayım...

    http://i.hizliresim.com/aq6nlr.png

    oyunla ilgili kendimce önemli gördüğüm ayrıntıları yazmam gerekirse...

    1) asla ve asla ne kadar çok toprak elde tutarsam o kadar güçlü olurum diye düşünmeyin. elde tutulan çok toprak daha çok vassal, daha çok vassal daha çok entrika, daha çok entrika daha güçsüz bir yönetim demek. mümkün mertebe topraklarınızı baronlara, baronlarınızı beyliklere, beyliklerinizi dükalıklara, dükalıklarınızı da krallara üleştirin. koskoca coğrafyalarda sadece kral sizin vassalınız olsun. alttaki tüm pisliklerle o uğraşsın. kralla aranızın iyi olması, o koca bölgeyi elde tutmanıza yeter..

    2) çocuk eğitimine, özellikle kendi hanedanınızda büyük önem verin. kız erkek ayırmayın. hatta hastalık derecesinde eğitime önem verin. planlayın uzun uzun. hanedanlıkları evlilik yoluyla düzenleyerek "succession" yoluyla toprak kazanmak için uğraşmak yerine çocuk eğitimine önem verin. güzel traiti olan adamlara yollayın. sonra o traiti alınca başkalarına yollayın. 20 - 25 arası skill yetenekleri süperdir, oyun sonunda 50 - 60 olan hanedan mensupları bilirim. dolayısıyla bu sizin hediye verirken daha çok opinion arttırma ya da suikast yaparken çok daha başarılı olma şansınızı arttıracaktır.

    3) hanedanınızdaki gereksiz elemanları temizleyin. bir çocuk kız erkek farketmez, doğuştan sıkıntılı bir trait ile doğmuşsa hiç üzerine düşmeyin. daha bebeyken bir suikasta kurban götürün. doğal seleksiyon, hanedanınızın ari bir biçimde gelişmesine olanak tanıyacaktır! aynı şekilde court'unuzda yer alan adamların da traitlerine tek tek bakın. güzel traitleri evlendirin, diğerlerini saraydan uzaklaştırın.

    4) toprak atarken devamlı kendi sarayınızdan, davet ettiğiniz noble ya da holy men'leri evlendirerek toprak verme yoluna gidin. hanedanları küçük olacağından ilk etapta birbirleri ile savaşmayacaklardır. daha da önemlisi size atar yapmak için epeyce süre geçirmeleri gerekecektir.

    5) bir yerde dükalık ya da krallık kuracakken hemen o krallığın crown otoritesini arttırın. mümkünse yaşlı kralınız ölene yakın arttırın. yerine geçen varisiniz olgun yaşa gelince bir daha arttırın. mümkünse mutlak seviyeye çıkarın. çatlak sesler, ayaklanma tehditleri olacaktır. siz de önceden belirlediğiniz bir kral adayını krallığı kurarken boş bıraktığınız toprakları ve dükalıkları hemen kendisine vererek çatlak sesleri kesebilirsiniz. daha doğrusu sizi hiç sevmeyen bir sürü bey ve baronluk olacaktır, ancak kendisine birden yüklü miktarda toprak, dükalık ve krallık verdiğiniz sizi çok seven bir kralları olcağından ayaklanmaları söz konusu olmayacaktır. sizin de mutlak crown otoriteniz ve bir plotun içerisinde yer alsa bile sizi çok sevdiğinden "end plot" dediğinizde "hemen abi" diyecek ve bolca asker sağlayacak bir kralınız olacaktır.

    6) anlaşıldığı üzre asla ve asla kimseye plansız toprak vermeyin. birbirlerinin yerinde gözü olan insanlara aynı anda toprak vermeyin. ambitious piçlere toprak vermeyin. hanedanı büyümüş olanları takip edin. ufak ufak erkek varisleri kazaya kurban götürün. olası bir isyan halinde tek bir varis öldürerek ilgili toprağın tekrar varisi durumuna kolay geçebilesiniz. size geri gelen toprağı da yine aynı şekilde bir başkasına verin. bu böyle sürüp gidebilir.

    7) şehre yeni binalar yapmak yerine o şehirde yapılmamış şehir kutularını mutlaka doldurun. ben genelde kale yapıyorum. daha çok asker veriyor sanki. ne tip yapacağınız size kalmış.

    8) meclisinizdeki elemanları asla boş bırakmayın. din ile ilgili elemanınızı mutlaka farklı dinlerden olan bölgeleri convert için gönderin. hem daha fazla asker alır, hem de isyan riskini azaltmış olursunuz.

    9) hristiyansanız sorun yok, lakn müslümansanız karakterinizin ilk 10 yılı 4 kadın almayın. 1 kadın alın. maxsimum iki. ikinci erkeği doğruduktan sonra boşayın. prestij kaybedeceksiniz. olsun. yoksa en az 10-15 çocuğunuz 7-8 erkek şehzadeniz oluyor. büyüdüklerinde toprak vermezseniz hanedan içi huzursuzluklar başınızı çok daha fazla yakıyor. 2 şehzade ile yaşlanın. baktınız çocuk olmuyor, 50- 60 yaşında evlenirsiniz. yoksa valla o hanedan göçer. olan 2 taneye de toprak vermeyin. yaşlılığa yakın kötü olanı götürün. o da siz ölünce toprak alsın. öldüğünüzde aynı işlemi ona da uygulayın. çocukları temizleyip karıları aza indirin. unutmayın. ne kadar çok karı düşkünlüğü o kadar kötü bir devlet yönetimi, ne kadar çok politika, o kadar iyi devlet yönetimi.

    10) courttan karılar olsun, çocuklarınızın karıları olsun sizle fingirdeyeceklerdir. prim vermeyin. piç çocuk doğurmayın. hanedanınızdaki huzuru bozmayın.

    11) hediye mekanizmasını ve award honorary title'lar hayat kurtarır. bolca kullanın.

    12) plotları sık takip edin. savaş esirlerinin kafasını gerekmedikçe vurmayın. salınca vassallarınızın sze karşı olan düşünceleri +10 artar. plot olanı uyarın. hapse sokmayın. mzallah sokamazsanız koskoca bir krallık imparatorluğunuzdan kopuverir. başka bir savaştaysanız ve diğer krallıkların askerlerini de gereinden fazla çağırmış olursanız mazallah bir isyan dalgası, tek bir beylikle kalırsınız diğer krallar taytıllarınızı usurp usurp ederken..

    13) dediğim gibi beş dakika önce koskoca bir imp. sahibiyken, bir ilkkhanate olsun, bir golden horde olsun, bir timurtaş olsun, bir aztec imp. olsun... kuşa çevirirler alimallah 2 dakika içinde. sakin olun. ilk dalgayı hayatta yenemezsiniz. askerinizi boşuna yormayın. savaşmayın. alacakları yeri alsınlar. bir 20 - 30 yıl içerisinde zayıflıyor, tutunamıyorlar. kaybettiğiniz yerleri çatır çatır geri alırsınız. sadece bu esnada başkalarıyla savaşmamayı, vassalları pohpohlamayı ihmal etmeyin.

    14) bence kızlarınızı başka krallıklarla ya da vassallarınızla evlendirmeyin. daha doğrusu boktan traitleri olanları stratejik düşmanlarla evlendirin, alliedlar kazanın. sağlam traitleri olanları da mesela kuzenleri kuzenlerle evlendirin. traitlerin planlı bir şekilde sonraki kuşağa aktarılmasına özen gösterin. "ambitious", "genius" , "strong", "just", "patient" , dilligent", "duelist" vs önemli traitleri tek bir karakterde biriktirmeye, o karakteri de iktidara getirmeye çalışın.

    15) hayvan gibi bir imparatorluk kuracağım derken iş, sosyal ve aşk hayatınızı boka sardırtmayın. tadında bırakın

    16) ha unuttum! uzak mesafeye asker yollayacakken gemi kullanın :) bir krallıktan kaldırdığınız 180k'lık asker, hedefe vardığında 35k kalmasın...
  • tanrisal bir ai'a sahip oldugunu dusundugum oyun. hem de oyle npc ulkeler, karakterler icin falan degil, oyunun kendi engine'ini yuruten mantik tanrisal, omnipotent falan.

    nereden cikti lan simdi bu diyeceksiniz tabii ama bekleyin bir anlatayim hele.

    oyundaki son hukumdarim "ebenhan" isimli bir tataristan padisahi. karisi da fistik gibi macar prensesi, sectim de aldim guzelinden. neyse bizimkisi tahta gecti o savas sesin bu vassal benim takiliyor. yanliz yavastan yas gecmeye basladi bizimkinde hala cocuk yok. lan dedim herhalde milliyetci damari kabardi macar hatuna ellesmiyor, gittim bi tane ilik gibi turk cariye buldum bizimkine. neyse gene 3-5 sene gecti, lan gene tik yok. kafayi yiyecegim. bu arada kardesleri de savaslarda oldu kala kala varis bi tane uyuz kuzen kaldi. bunu da basta aciyip suriye krali yapmistim. varis oldu ya haspam hemen bi tavirlar beni tepelemek icin komplolar falan. delirecegim varisim kuyumu kaziyor, soyum kurumak uzere, vassalllar huzursuzlaniyor...

    derken mujdeli haber "karin hamile", bende bir sevinc bir sevinc bekliyorum dokuz ayin gecmesini gercekten cocugum olacakmis gibi... neyse sonunda cocuk dogdu ve bir oglan! yasasin artik bir varisim var.

    neyse konumuza donelim neden ai tanrisal diyorduk;

    siki durun doksan kusur random ismin arasindan, oyunun dortgozle bekledigim varisim icin sectigi isim: tanrivermis!

    iste deus ex, iste tanrisal oyun motoru!

    tabii tamamen rastlanti ama gercekten gordugumde koltuktan dusurdu beni bu isim secimi.
  • kötü bildiler beni. kötü bildiler soyumu, neslimi.

    - sırf şımarıklığından "prensle evlenecem ben" diyen prenses kızlarımı bana iyi hizmet edecek yetenekli soysuzlarla evlendirdim. pezevenk kral dediler.
    - elalemin gazına gelip tahtıma sulanan kardeşlerimi öldürdüm kardeş katili kral dediler.
    - lüzumsuz kardeşlerimin aptal çocuklarını vekil harçlarının davranışlarından sorumlu tutup öldürdüm çocuk katili kral dediler.
    - daha kendi ülkesini düzende tutamayan müttefiğimin yaşadığı iç karışıklığı fırsat bilip üç beş toprak kopardım çıkarcı kral dediler.
    - kendi hırsları için ülkeyi karışıklığa sokmaya hazır derebeylerime suikast düzenledim sinsi kral dediler.
    - isyan eden derebeyleri savaş meydanında yenip idam ettim acımasız kral dediler.

    dediler. peki yaptım mı bunları? evet ağlayarak yaptım. ben de istemezdim kendi annemi öldürtmeyi, zihinsel engelli oğlumu ölsün diye az sayıda askerle savaşa sürmeyi. mutlu değilim ama yapmak zorundaydım.

    soyumun 300-400 yıl boyunca yaptığım itlikler, şerefsizlik, pezevenklikler sayesinde büyük britanya imparatorluğunu kurabildim. artık kimse kimsenin arkasından iş çeviremiyor. yüzbinlerce ingiliz, iskoç, irandalı gencin kanları güneyin ovalarını, kuzeyin dağlarını kırmızıya boyamıyor. ufak tefek krallıklar, düklükler "aldım verdim ben seni yendim" oynar gibi insanların canlarıyla oynayamıyor. artık biriz! evet ben kötü olayım. imparatorluk varolsun!
  • öncelikle, defalarca söylenmiş, biz de söyleyelim, kolay bir oyun değildir, herkese uymaz. bu bir aşağılama asla değildir, sadece ayrıştırmadır, kaynak toplayıp asker basmak herkese uymadığı gibi, bu oyun da uymaz.

    oyunun temellerini anlamak* benim yaklaşık 20-25 saatlik oyun saatimi* aldı. eğer bu süreyi sabrederek geçirirseniz, oyunda kendi stratejilerinizi geliştirmeye başladığınızı fark ediyorsunuz.

    iş bu sebeple, orta seviyede* kendi tavsiyelerimizi içeren mini bir kullanım kılavuzu hazırlayalım;

    --veraset ve hanedan--

    oyun tam olarak bir "veraset" ve "hanedan" oyunudur. amacınız doğru veraset haklarını içeren bir hanedan oluşturmak olmalı. hanedanınızı oluşturmak; yapıcı ve yıkıcı iki farklı unsuru kullanarak bir heykel ortaya çıkarmaya benziyor; yapıcı unsurlar; evlilikler ve doğumlar iken, yıkıcı unsurlar; suikastler, hapse atmalar*, ve *psikoposluk atmaları denilebilir. bunların detayına girersek;

    evlilikler veraset üzerinde* öyle etkili ki, bir noktadan sonra ailenizde evlilik yaşına gelen genç kızlar ve erkekler, en etkili ordularınız olabiliyor! tabi her istediğinizle evlenemezsiniz, benim gözlemlediğim kadarıyla, eğer aranızda ciddi bir ihtilaf yok ise, kendinizin bir üst hiyerarşisindeki bir aile ile evlilik bağı kurabilirsiniz, örneğin siz bir dük iseniz, düklüğün bir üst kademesi olan kral'ın kızı ile oğlunuzu evlendirme teklifiniz genelde kabul ediliyor, ama örneğin siz basit bir kont parçası iken, ne kadar beğenirseniz beğenin, imparator'un kızına talip olmanız muhtemelen imparator'u kahkaya boğar! o yüzden mutlu yuva hayallerinizi kurarken çapınızı biliniz! :)

    peki doğru bir evlilik ne işe yarayacak? örneğin vassalı olduğunuz kralın kızı ile evlendiniz diyelim, bu durumda kralın başka çocuğu yok ise, şanslısınız demektir, kral öldükten** veraset kanunlarına bağlı olarak eşiniz ya da oğlunuz krallığın başına geçebilir.

    gelelim yıkıcı etkilere, bunların en sık kullanılanı suikastler**. bu şekilde veraset hakkı bulunan rakiplerinizi ortadan kaldırabilirsiniz. bir başka strateji, eğer ülekniz sınırları içindelerse, rakiplerinizi hapse tıkmak. ardından onları idam edebilir, sürgüne gönderebilir, ya da hapisteki sağlıksız koşullara güvenip** orada çürümeye terk etmek. ama birini sebepsiz yere hapse atmak tek başına size tiranlık* özelliği katıp pek çok kişinin size bakışını çok olumsuz etkilerken, ek olarak idam ya da sürgüne göndermek ayrıca bu olumsuzluğu pekiştirir. ama hapiste* olan bir rakip taht varisinin* destekçilerinin birleşip bu kişiyi tahta geçirmek için isyan etmeleri de olasıdır... son yıkıcı etki, topraksız bir varisi piskopos* yapmak. bu nadiren kullanılan ve başarısı tartışmalı bir seçenek. eğer oğullarınızdan birine toprak kalmasını istemiyorsanız, bir bölgenizde* yeni bir kilise* mülkü* inşa ederek****, bu bölgeyi oğullarınızdan birine verebilirsiniz. bu sayede o oğlunuzu verasetten mahrum bırakırsınız. ama birincisi, bu şekilde ilk varisi* atayamıyorsunuz, ikincisi, bu kesin bir çözüm değil. bu şekilde ana karakterimin bir oğlunu piskopos yaptım, ana karakterim ölüp başka bir oğlu tahta geçtiğinde, vassalar ayaklanıp bu piskopos kardeşi tahta geçirmeye çalıştılar*

    son olarak tüm bu etkileri bizzat oyunlarımdan biri ile anlatırsam, herhalde hanedanın gücünü daha iyi gösterebilirim;

    oyunlarımdan birinde, bugünkü portekiz sınırlarında basit bir kont olarak başladım, şansıma oyunun hemen başında portekiz dükünün* kızı ile evliydim. artık başına be geldiyse(!), bizim portekiz dükü kayınbirader zehirli bir yılan tarafından ısırılarak öldü, yerine de bizim hanım geçti! böylece eşi portekiz düşesi olan, dahası eşinin vassalı olan basit bir kont olarak oynuma devam ettim. eşimi önce bağımsızlık savaşında, sonra güneydeki müslümanlarla yaptığı savaşlarda desteklerken, oğlumu da evlendirecek uygun bir gelin aramaya başladım, ve gözümü hemen doğu komşum olan kastilya krallığına çevirdim.

    evliliğin başarısı için önce kastilya'nın mevcut hanedanının basit bir soy ağacını çıkayım;

    mevcut kralın* iki adet oğlu vardı; onlara prens 1 ve prens 2 kodlarını takalım. prens 2'nin de evliliğe uygun bir kızı vardı, ona da prenses 1 kodunu takalım. bu durumda kral 1 öldükten sonra en büyük oğul olan prens 1 tahta geçecek, taht onun muhtemel çocukları üzerinden devam edecekti, hali hazırda evlenebilecek bir kızı da yoktu. ben oğlumu prens 2'nin kızı olan prenses 1 ile evlendirdim, hiçbir ünvanı olmayan bu prens, benim gibi en azından kont olan biri ile dünür olmayı reddetmedi tabi. hemen ardından prens 1'i bir suikastle ortadan kaldırdım. böylece benim dünürüm olan prens 2, kastilya krallığının varisi oldu, kral 1 öldükten sonra o kral olacaktı. yaşı da ileri olduğundan başka çocuk sahibi olamazdı, böylece gelinim olan prenses 1 ile oğlumun evliliğinden doğacak çocuk otomatikman kastilya krallığının varisi idi. tabi böyle bir çocuk doğar doğmaz önce prens 2, sonra kral 1 benim çabalarım sonucu hayatlarını kaybetti! (not: dikkat edilirse, tahtaki krala suikast en son seçenek olarak kullanılıyor, varisler önce öldürülüyor, çünkü tahta geçmiş birini öldürmek her zaman daha zordur, önce kral 1'e suikast işlesem, prens 2 tahta geçecek ve yeni kral olacak, bu sefer ona suikast tekrar bir krala suikast işlemek anlamına geleceğinden zorlaşacak)(not 2: prens 1'i öldürmeden kral 1'i öldürmek, tahta prens 1'in geçmesi demektir, hele bir de erkek çocukları varsa, ayıkla pirincin taşını, o yüzden prens 1'in ölmesinden sonra krala suikast işlemek, tahtın prens 2 ve ailesine* geçmesi anlamına gelir)

    tüm bu karışık paragraftan bir şey anlayabildiyseniz, hiç asker kullanmadan, bir evlilik ve bir kaç suikast ile koca kastilya krallığını nasıl ele geçirdiğimi az çok anlatabilmişimdir. sonu ne mi oldu, plan başarılı oldu, hatta o kadar başarılı oldu ki, oyuna ilk başlarken kullandığım ana karakter hala hayatta, ama ana karakter öldükten sonra oynarım diye yetiştirdiğim oğlumun da ötesinde bizzat torunum daha 5 yaşında kastilya kralı oldu. hanedan beklediğimden hızlı gelişti, benim yetişebileceğimden de hızlı...
  • normalde oyunların türkçe versiyonlarını sevmem ama şu oyunu türkçe oynamanın vereceği keyfe karşı koyamıyorum.

    düşünün "york düşesi mathilda (dünürünün eltisi)" falan yazacak karakter profillerinde. evet kesin yapılmalı...