şükela:  tümü | bugün
  • konu ile ilgili güzel bir video için şurdan.
  • aslında çok üzerinde durulmaması gereken bir konu, nasıl olsa geberiyoruz işte, çürüyüp gitmek yerine, donmak ve çok küçükde olsa bir umutla geleceğe adım atma şansımızın bulunması, gerçek bir nimettir, umarım önümüzde ki 30-40 yıl içerisinde dahada geliştirirlerde, bende kendimi güvenceye alırım.
  • fazla hollywood aslında en güzeli bollywood salsınlar cesedi ganja öyle sonsuzluğa gitsin.
  • -5 derecenin altına soğutulduğunda insan bedeni ve dolayısıyla hücrelerdeki sıvı(su) donmaya başlar. donma sonrasında oluşan kristal yapının özkütlesi sıvı haldeki yapıya oranla daha az olduğu için hücre içinde oluşan bu kristal yapı hücre duvarlarını zorlayarak hücrelere zarar verir. işte cryonics olayının gerçekleşmemesine neden olabilecek en önemli sorunlardan biri olarak hücrelerin soğutulma sonucunda çok fazla yıpranma ihtimali gösteriliyor.

    ancak insanlığın son 500-600 yıldaki gelişimini göz önüne aldığımızda bu saatten sonra hayal edilen her şeyin neredeyse tamamı gerçekleştirilebilir gibi duruyor.
  • konu hakkinda oldukca bilgilendiri cok guzel bir yazi buldum.
    yaziyi yazan arkadas da yillar once fikri cok sacma bulsa da kendini dondurmaya karar vermis yaptigi arastirmalardan sonra.

    aslinda en onemli sorun fikir kulaga cocukca ve aptalca geldigi icin insanlarin pek de bir sey bilmeden elestirmeye kalkismasi. mesela bircok kisi suyun kati halinin sivi halinden daha cok yer kapladigini ve bunun hucre zarlarina zarar verecegini soyluyor. hatta yukarida bir yazar da aynisini soylemis. e bunun farkindalar herhalde bu insanlar. bu yuzden de suyun buyuk bir kismini alip farkli bir sivi koyuyorlar vucudunuza ve bu sivinin kati hali cam gibi kristalize olmadan donuyor zarari minimuma indiriyor ya da yok ediyor.

    bircok sebep var yapmamak icin. bir suru kotu sey gercekten de olabilir. savas cikabilir, sizi diriltecek insan kalmayabilir ama butun bunlara ragmen olmeme umudu icin yapiyor bircok insan. sahsen ben de uzun vadede amerika'ya yerlesebilirsem kesinlikle kaydolmayi planliyorum. fiyatlar fazla gozukebilir ancak bunu odemesi icin bir hayat sigortasi yaptirabiliyor ve ayda yuz-ikiyuz dolara parayi biriktirebiliyormussunuz.

    eger olur da donmus halinizde bedeninize bir sey olmazsa, ya da daha onemlisi beyninize, teknoloji mutlaka ama mutlaka insanlari diriltip yeni bedenler saglayabilecegimiz bir noktaya gelecek. ve ilk insan diriltilip iyilestirildiginde bircok kisi kalanlari da diriltmek isteyecek, ahlaki acidan yanlis gozukecek donuk halde birakmak. hatta bir sure sonra bu dondurma islemi yayginlasabilir. mesela siz onumuzdeki 50 yili atlamak istiyorsaniz kendinizi 50 yilligina dondurup geri getirebileceksiniz.
  • dondurulan 99 bedene ev sahipliği yapan bir merkeze yönelik bir kısa film.
    https://vimeo.com/86519824
  • nedense benim pek kafama yatmayan yöntem.

    dondurulunca acı çekecekmi?
    çözülürken acı çekecekmi? (ki bu kısma illaki evet diyorum)
    peki bir hastalığın çaresi bulunana kadar diye kendini donduranların çaresi hiç bulunamazsa?
    tekrar hayata döndürme zamanına kim karar verecek?
    tekrar döndürülmesi unutulursa (ki kendimi dondursam nolur diye düşündüğüm anda ya beni çözmeyi unuturlarsa sorusu geldi aklıma)
    bide yani ölmemek için bu kadar kasmaya gerek varmı? tekrar çözülünce yine hastalanacak yine ölümle yüzyüze gelecekler. ha bir daha dondur bir daha dondur mu diyecekler? buna hayat denirmi ne anlamı var?

    ayrıca dondurulduktan 100 sene sonra hayata dönen biri, o hayata uyum sağlayabilecekmi? iki veya üç kuşak öncesinden dedenizin dedesi gelse, hiç araba görmemiş hiç uçak görmemiş ki bunlar en basitleri. teknolojiye belki kısmen alışırda insanlardaki dejenerasyon onu ciddi bunalıma sokar.

    kısacası insanın sevdikleriyle geçirdiği zamandır önemli olan. ölümsüz olsak ne olacakki?
  • james bedford abimizin 1967 yılında kendini soğutmaya aldırdığı yöntem. o zamandan bu yana dirilmeyi bekliyor, aradan geçen 50 yılda bilim bu konuda bir ilerleme kaydedemedi. bundan sonra ne olur bilemiyorum ama 50 yıl sonra hala yaşıyor ve yazabiliyorsam editlerim.
  • konu ile ilgili wait but why'da "cryonics neden mantıklı?" başlıklı makalede temel olarak kaybedecek bir şey olmadığından bahsediliyor. yazının ilk paragrafının türkçesi aşağı yukarı şöyle:

    "bir uçaktasın ve birden yüksek bir ses duyuyorsun, ardından şiddetli bir sarsıntı başlıyor. bir dakika sonra, kaptanın sesi hoparlörlerde çınlıyor:
    "motorda bir patlama oldu ve uçağımız 15 dakika içinde düşecek. hayatta kalma şansımız yok. tek potansiyel kurtuluş yolu uçakta bulunan paraşütler. fakat sizi uyarmalıyım; paraşütlerimiz tamamen deneysel ve henüz test edilmedi. çalışacakları konusunda garanti yok. ayrıca aşağı inseniz bile ne ile karşılaşacağınızı bilemiyoruz. eğer paraşüt almak istiyorsanız lütfen koridorda sıraya giriniz, kabin ekibi size birer tane verecek ve sizi atlayabileceğiniz acil çıkış kapısına yönlendirecekler. eğer paraşüt istemiyorsanız lütfen yerinizde oturun. her şey çabuk ve acısız olacak."

    ne yaparsın?"
  • şuanki fiyatı 28 bin dolarmış. aslında inanılmaz pahalı bir şey değil.

    işlem sanıldığı gibi vücudun dondurulması değil de soğutulması aslında. vücuttaki suyun %60'ı bir tür anti-freeze ile değiştiriliyor. yavaş yavaş dokulara minimum zarar gelecek şekilde bireyler -163 dereceye soğutulup bir tank içinde saklanıyor.

    gelecekte, şuanda tedavi edilemediği hastalığı neyse tedavi edilebilceği zaman bireyi geri ısıtıp iyileştirmeyi amaçlıyor. denemeye değer aslında. hiç olmadı azraili trolleriz bir süre.