şükela:  tümü | bugün soru sor
  • erdoğan'ın bbc ile röportajında yeniden akıllara gelmiş durum. akp'lilere göre erdoğan'ın ingilizce bilmemesi emperyalizme atılmış kocaman bir tokat ya da emperyalist ingilizlere verilmiş bir ders olarak da algılanılabilir.
  • konuyu kişi nezdinden çıkarıp, genel bir çerçevede değerlendirmek gerekirse bir ülkenin cumhurbaşkanı'nın normlaşmış pek çok konuya hakim olması beklenir, en azından vatandaşı olduğum ülke nezdinde bir yurttaş olarak benim beklentim bu yönde olur. ha, olur ya da olmaz; umut fakirin ekmeğidir. herhangi bir şirketin yönetici kademesinde bile ön şart olan konularla karşılaştırıldığında sokaktaki herhangi birinin cumhurbaşkanı olması beklenemez, değil mi?

    ingilizce bilmek ancak konuşmamayı tercih etmek ayrı mesele. ingilizcenin yanı sıra bilinebilecek diğer diller de bir ülke yönetimine elbette pek çok katkı, kararlar için zemin, gelecek için vizyon sağlayacaktır, halka güven verecektir. aksi durumda başkalarının söylemleri üzerinden söylem üretmekten öteye gidilemez.
  • doğru olmayan önerme (bkz: vaypici)(bkz: vanmünit)(bkz: tenkyu)
  • gayet de normal bir durum, olabilir. tarafimdan olmaması tercih edilir.
    dünya üzerindeki diplomatik teamüllerde devlet başkanları falan uluslararası toplantılarda kendi dillerinde konuşur.
    resmi ikili görüşmeler de kendi dillerinde yapılır tercüman bir nevi resmi görüşmenin tutanağıdır.

    ingilizce bilmek uluslararası toplantılarda sosyal ortam yapmaya yarar. çünkü bir çok görüşme bürokratlar aracılığıyla yapılır, netleştirilir ve kararlaştırılır devlet başkanları sadece imza ile onaylar.
    doğal olarak köklü devletlerde bu iş böyledir.
    bizim gibi tek adam rejimlerinde veya diktatörlüklerde (ki genelde ingiliz-abd devşirmesi olduğu için ingilizceyi anadilleri gibi konuşurlar) baştaki kişi kimseye güvenmediği herşeyi kendi yapmak istediği için ikili ilişkilere kendi girer, makamının altında makamlarla kendi muhatap olur ya biliyorsa ya doğrudan ingilizce konuşur bilmiyorsa da en güvendiği bakanını danışmanını maskot gibi sürekli yanında taşır.
    (bkz: ali babacan)
    (bkz: mevlüt çavuşoğlu)