aynı isimde "cumhuriyet (gazete)" başlığı da var
şükela:  tümü | bugün
  • bugün okuyucularına "zizek'in cumhuriyet gazetesine yazdığı özel yazı" olarak sundukları yazının aslı zizek'in newstatesman için türkiye hakkında kaleme aldığı ikinci makale. türkiye hakkındaki ilk makaleden iki hafta sonra, cb sözcüsü ibrahim kalın'ın eleştirilerine yanıt içeriyor (bkz: slavoj zizek ibrahim kalın atışması).

    cumhuriyet gazetesi bu ikinci yazıyı doğrudan türkçe'ye çevirip "zizek'ten cumhuriyet'e özel" sunumuyla ve orijinalinden farklı bir başlıkla vermiş; yalnızca yazar'a ve okuyucuya değil, yazıda gazetecilik etiği bağlamında zikredilen dündar ile gül'e de ayıp etmiş.

    edit: metnin çevirisi, onur günay tarafından aslen t24 için yapılmış. cumhuriyet'in intihalinde çevirmenin ismine de yer yok!
    (yazı arada kaynamasın, çeviri güzel: http://t24.com.tr/…kani-sozcusu-kalina-yanit,322617)
  • ulkemizde demokrasi kavramiyla kari$tirilan binlerce kavramin en ba$ta geleni . cumhuriyet, sade bir $ekilde tanimlanacak olursa eger, yonetimin babadan ogula gecmedigi, saltanatin olmadigi, dagilmi$ iktidar merkezlerine sahip bir devlet bicimidir .

    bizim ulkemiz de bir cumhuriyettir,
    fransa da bir cumhuriyettir,
    iran da bir cumhuriyettir .

    (bkz: hukuk)
  • sirtlarinda palto olmayan karni ac insanların..bencilce degil hic tanımadıkları yarınları ıcın hesapsız ve en degerli sevgiyle mucadele edip, hedıye ettıklerı en kutsal toplumsal armagan...
  • 1998 yapımı ziya öztan filmi. film bütün aşamalarıyla lozan konferansı’nın işlendiği filmde, vahdettin’in kaçışı, devrimlerin hazırlıkları, ali şükrü bey’in öldürülmesi, işgalcilerin istanbul’u boşaltması, cumhuriyet’in ilanı, ankara’nın başkent oluşu, atatürk’ün nutuk’u yazışı, medeni kanun’un kabulü, izmir suikastı, anayasa’dan ‘‘devletin dini islam’dır’’ maddesinin çıkartılması, eğitim birliği kanunu’nun kabulü, serbest fırka’nın kuruluşu, menemen olayı, halkevlerinin dil ve tarih cemiyetlerinin kurulması yer almakta ve 10. yıl kutlamaları ile son bularak atatürk devrimleri’ni ve türkiye tarihini görselleştirilmektedir. ayrıca çok daha sonraları, birtakım iddia, tartışma ve söylentilere yol açan bazı olaylar, topal osman olayı, şeyh sait isyanı, izmir suikastı, menemen olayı, serbest fırka gibi, ayrıntı olarak işlenmemiştir.
    filmdeki atatürk, çocuklarla bilye oynayan, latife hanım’ın aşrı kıskançlıklarına maruz kalıp ses çıkarmayan, yakın arkadaşları ile resmi konuşmayan, köşkün kapısında nöbet bekleyen askerlerle şakalaşan, balıkçılarla türkü söyleyip rakı içen, evlat edindiği üç kızı (afet inan, sabiha gökçen ve ülkü) ile yalnızlığını gideren bir atatürk’tür. böylelikle atatürk, tabu olmaktan çıkarılıp aynı zamanda her şeyden önce bir insan olduğu gösterilmiştir.
    filmde resmi tarih görüşünün yanı sıra çok az bilinen ve görünmeyeni görünür hale getiren pek çok ayrıntı vardır: fikriye’ nin ankara’ya gelip, mustafa kemal görmek için ziyaret etme isteği üzerine latife hanım sert bir tepki gösterip, köşke kabul edilmeyişi ve bunun için intihar etmesi; latife hanım ve mustafa kemal’in kavgaları, mustafa kemal’in rakı içmesi gibi. filmin bütünü ile bağdaşmayan bu görüntülerle yönetmen, atatürk’ün de her insan gibi özel hayatından yaşayabileceği insani sorunların olabileceğini göstermek istemiştir.
    yönetmenin bir önceki filmi kurtuluş’ ta olduğu gibi gerçek ve birebir yaratılan mekanlarda çekilen film, sinematografik değeri azdır. karakterler bir önceki filmdeki gibi tarihsel karakterler olarak kalmış ve sinemasal karaktere dönüşememiştir. atatürk’ün dini siyasete alet eden politikacılara ilişkin uyarıları ile de günümüz türkiye’sine göndermede bulunmaktadır
  • 1923-2014 yılları arasında türkiye'nin kullandığı resmi yönetim biçimi.
  • cumhuriyet rejiminin sanayi toplumlarına özgü olduğunu söylediğim zaman (bkz: #71731478) kaçınılmaz olarak karşı tezlere muhatap olmak zorunda kaldım. bunlar aslında karşıt görüş bile değiller; çoğunlukla cumhuriyet üzerine yapılan demagojilerin verdiği kafa karışıklığından doğan mesnetsiz fikirler.

    1. kadim yunan'da cumhuriyet vardı; senin, "cumhuriyet sanayi toplumu rejimidir" görüşünle çelişiyor.

    - dikkat edin, cumhuriyet atina'da vardır ama sparta bir krallıktır. zira sparta tipik bir tarım toplumudur ve feodal esaslara göre örgütlenmiştir. atina ise tüm akdenizde kolonileri bulunan ve gelirini ticaretten elde eden bir kent devletidir. evet, atina bugünün sanayi toplumunun o devirdeki muadilidir. esasen sanayi toplumu da hormonlu bir ticaret toplumundan başka bir şey değildir.

    aynı hükmü ortaçağda italyan kent devletleri için dahi verebiliriz. ceneviz, venedik, floransa gibi devletler gelirlerini büyük ölçüde ticaretten elde ettikleri için yönetim yapıları şu veya bu derece devirlerindeki tipik örgütlenme biçimi olan feodalizmden uzaklaşmıştır.

    ayrıca tarım toplumları ve feodal yapılanmalar, yeni düşünceler, felsefe, icat ve keşifler açısından verimli bir ortam sunmazlar. bu durum sanayi ve ticaret toplumlarında tam aksinedir. nitekim bu durumu net olarak gözlemleyebiliyoruz. atina, floransa, venedik gibi kentler sanatın, düşüncenin, değişik icatların neşvü nema bulduğu yerlerdir.

    bir diğer önemli nokta demokrasinin cumhuriyetin tabii bir fonksiyonu olduğu gerçeğidir. günümüzde genelde sığ bir bakış açısı ile "cumhuriyet ve demokrasi farklı kavramlardır. cumhuriyetin olduğu yerde demokrasinin olması gerekmez" görüşü savunulur. mesela suriye, k.kore cumhuriyettirler ama demokratik değillerdir denir. anlı şanlı profesörler bile bu görüşü savunurlar. halbuki bu görüş yanlıştır. tipik bir sanayi toplumunda iktidar çok sayıda çıkar grubu arasında paylaşıldığı için ister istemez özgürlükler için alan açılır. demokrasi de gerçekte budur zaten. https://isnetus.wordpress.com/…017/01/24/demokrasi/ . sözü edilen devletler sadece lafta cumhuriyettirler, fiiliyatta feodal özellikler gösterirler; çünkü geri kalmışlar ve sanayi toplumu aşamasına geçememişlerdir.

    2. roma, bir tarım toplumu ve bir cumhuriyet idi, senin söylediklerini çeliyor.

    - roma senatosu büyük toprak sahiplerinden oluşur ve bunlar asiller sınıfıdır. roma bir dönem krallık idi ve başta bir kral vardı. daha sonra bu kral devrildi ve onun yerine senato tarafından konsül adı verilen yöneticiler atandı. bunlar iki tane idi ve orduya biri bir gün, diğeri öbür gün komuta ediyordu. senato iki adet konsül atamakla, bu en üst yöneticinin günün birinde krala dönüşmesini engellemeyi amaçlamıştı.

    bu meselenin özü şudur: tüm tarım toplumlarında, büyük toprak sahipleri(bey, lord, daimyo) ile merkezi iktidar arasında bitmez tükenmez bir güç mücadelesi söz konusudur. kimi zaman büyük toprak sahipleri baskın çıkar ve merkezi iktidarı iyice güdük hale getirirler. kimi zaman da merkezi iktidar büyük toprak sahiplerini sindirir ve mutlak monarşiler doğar. genelde tarım toplumlarında bu iki kutup arasında daimi olarak bir salınım mevcuttur. işte roma'daki cumhuriyet de aslında büyük toprak sahiplerinin monarkı ezmesi ve yönetim üzerinde hegemonya kurmasından ibarettir ve sadece adı cumhuriyettir.

    son olarak şunu da belirteyim: bizdeki sened-i ittifak ve ingiltere'deki magna carta adlı sözleşmelerin hep kitaplarda iddia edildiği gibi demokratik süreçlerle bir ilgisi yoktur. bunlar merkezi iktidar ile büyük toprak sahipleri arasında yapılmış centilmenlik anlaşmalarıdır. bunlar tipik feodal toplum özellikleridir.
  • gelip de bir tanem olmaya ne hakkin var diye sorup da belli ki cevabini alamamis olan yalin'in ayni tandasta, ama cok daha sevimli yeni sarkisi.. "geldin kalbimin ortasina, hayatimin ortasina oturdun, ben baktim baktim bu durumdan hicbisi anlamadim, iyi mi kotu mu onu bile ayiramadim" diye soran, sorarken ellerini iki yana acip saskin bi ifade takinan, halinden yine de memnunlarin sarkisi, guzel sarki....
  • iyi bir belgesel film. okul tarih kitabını okurken olayların canlandırıldığı bir filmi izlemek faydalı olmuştu ama bu filme okulca gitmek işkenceydi, her sahnede alkış yapıyordu talebeler. fikriye hanım'ın intiharına bile alkış tutmuşlardı. resmi bayramlarda trt'de film seyredilebiliyor, alkış sesi işkencesi olmadan.
  • yönetimin babadan oğula geçmediği, halkın yönetimde söz sahibi olduğu, insanlık onuruna en çok yakışan yönetim biçimidir. bunun düşmanlığını yapan herkes (ister son zamanların modası osmanlıcılık arkasına, ister dini yorumlamaları arkasına, isterse başındaki çobanın ideolojisi arkasına sığınıp), en hafif tabirle onurdan yoksun zavallılardır. cumhuriyetin kurucusu ulu önder mustafa kemal atatürk ve silah arkadaşları ve arkasındaki halk bu millete onurunu iade etmiştir 90 sene önce, her ne kadar son yıllarda kaybediliyor olsa da..

    allah razı olsun! evladıma miras bayramı da şimdiden kutlu olsun.
  • tarihte en cok genc turkiyaya yakismis, ileri demokrasinin gelisiyle birlikte yerini totalitarizme birakan kavram.