şükela:  tümü | bugün
  • 1900 - 1960 lı yıllar arasındaki önemli sanatçıları ve az bilinen, gölgede kalmış sanatçıları, olayları, ilişkileri gerçeklere bağlı kalmakla birlikte biraz hikayeleştirerek anlatmayı planlıyorum.

    cumhuriyet dönemi sanatçılarının ekserisi istanbulda yaşıyordu haliyle çoğu birbiriyle etkileşim halindeydiler. bu sanatçıların yaşamları, ilişkileri, hayata bakış açıları cumhuriyet dönemi sanat tarihini aydınlatmak açısından önemli. ben bir akademisyen, tarihçi, sanatçı, edebiyatçı değilim. beni sanata, tarihe, edebiyata ilgi duyan sıradan bir anlatıcı olarak görmenizi isterim. cumhuriyet dönemi sanat tarihi diyince sıkıcı şeyler geliyor aklınıza biliyorum, çünkü o döneme ait çok az şey biliyorsunuz. öğrenmek isteyenler, merak edenler için bildiklerimi, akıcı bir üslupla aktarmaya gayret edeceğim.

    kısaca, hikayemizdeki karakterlerden biraz bahsedelim

    baş rolde ressam - fikret mualla saygı var

    cumhurbaşkanı, mareşal - mustafa kemal atatürk

    şair ve müzisyen - neyzen tevfik

    şair - nazım hikmet ran

    opera sanatçısı, soprano - semiha berksoy

    ressam - abidin dino

    ressam - mihri müşfik hanım

    ressam, heykeltraş - ismail hakkı oygar

    ressam - hale asaf

    ressam - pablo picasso

    ressam - bedri rahmi eyüboğlu

    ord. prof. dr. - mazhar osman usman

    ve daha adını sayamayacağım, bir çok cumhuriyet dönemi sanatçısı ve bu sanatçıların hayatını etkilemiş önemli şahsiyetler var. hikayemizin baş kahramanı fikret mualla, cumhuriyet dönemi sanat cemiyetinin tam ortasında ama hepsinden uzakta olan kilit adam. yaşadığı zor ve çetrefilli hayat hikayesinin heppinizi çok etkileyeceğine eminim. uzatmadan anlatmaya başlayalım.

    fikret mualla, 1903'te kadıköy, moda'da doğdu. babası duyun-u umumiye müdürü ekrem bey, annesi emine nevber hanım idi. çocukluğu kadıköydeki bahariye muhitinde geçti. dayısı ise ünlü bir futbolcudur. galatasarayda iki yıl boyunca oynamış aynı zamanda ressam olan dayısı hikmet topuzer, fenerbahçe futbol takımının günümüzde hala kullanılmakta olan amblemini çizmiş/tasarlamıştır. fikret, futbolcu dayısının etkisinde kalarak top oynamaya başlar. futbola olan ilgisi yüzünden derslerinden baya geri kalır. futbol tutkusu derslerine engel olunca saint joseph lisesinden alınıp galatasaray lisesine verilir.

    galatasaray lisesinde eğitim görmeye devam eden fikret, okulda yaptığı bir futbol maçında feci bir kaza sonucunda ayağından sakatlanarak topal kalır.

    dayısı gibi ünlü bir futbolcu olup ileride galatasaray futbol takımında müthiş bir forvet olmayı hayal eden, henüz lise öğrencisi olan fikret, sakatlanmasıyla birlikte büyük bir hayal kırıklığına uğradı. bir ayağı ötekinden çok azda olsa kısa kalan fikret, hayatı boyunca aksayarak yürüyecekti. topallamanın verdiği eksiklik hissiyatı, ilerde aşağılık kompleksine dönüşecek, fikreti utangaç ve içine kapanık biri haline getirecekti. bu henüz geçirdiği ilk travmaydı, bütün yaşamına etki eden bu sakatlıktan sonra fikret, ikinci bir travma daha yaşadı...

    birinci dünya savaşının bitmesinin en önemli etkenlerinden biriside, dünya çapında etkili olan bir salgındı. hakkında pek az şey bilinen bu salgına ispanyol gribi deniyordu. günümüzdeki domuz gribiyle benzerlik gösteren bu salgına ispanyol gribi denmesinin sebebi, salgının ispanyadan yayılması değil, salgınla ilgili ilk teşhisleri, tartışmaları ispanyanın başlatmasıydı. ingiltere, hindistan, türkiye, almanya, filipinler bu salgında en çok kayıp veren ülkelerin başında geliyor. milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan bu hastalıktan kurtulmak kolay değildi. ünlü filozof ve sosyolog max weberde ispanyol gribi nedeniyle hayatını kaybedenler arasında. mustafa kemal atatürk, samsuna çıkmadan hemen önce bu hastalığa yakalanmış fakat tedavi olup iyileşmişti.

    fikret mualla, galatasaray lisesinde okuduğu sıralarda bu illete yakalanır, daha sonra bu hastalık fikretten annesine ve anneannesine bulaşır. kısa bir süre sonra annesi ve anneannesi ispanyol gribinden hayatını kaybeder.

    ispanyol gribi, çocukların ve yaşlıların kolay atlatabildiği, erişkinlerin ise yenik düştüğü bir hastalıktı. özellikle annesinin ölümü fikret muallayı derinden etkiledi. hayatı boyunca annesinin ve anneannesinin ölümünden her zaman kendisini sorumlu tuttu. bu suçluluk duygusu hayatı boyunca peşini bırakmadı.

    bütün bunlar yetmezmiş gibi babası, annesinin ölümünden kısa bir süre sonra genç bir kızla evlendi. fikret mualla, bu durumdan son derece rahatsız oldu ve babasıyla arası açıldı. babasının evliliğini bir türlü sindiremeyen fikret, uyumsuz ve sinirli birine dönüştü. ilerleyen zamanlarda süregelen tartışmalarda babasıyla kavga edecek kadar ileri gitti. bu olaydan sonra ise babası kendisini mühendislik okuması için isviçreye gönderdi. fikret mualla ise bunu evden atalması olarak yorumladı.

    isviçre'de zamanla, resmin mühendislikten daha çok ilgisini çektiğini fark etti. savaş yıllarına rastlayan isviçre'deki öğrencilik döneminde parasız kalmıştı. dönemin konsolosunun (rıza bey) desteği sayesinde resim eğitimi almak için almanya'ya geçti. münih güzel sanatlar akademisi'nde afiş ve desinatörlük, ardından berlin güzel sanatlar akademisi'nde resim eğitimi aldı. akademide hale asaf ile birlikte arthur kampf’ın öğrencisi oldu.

    hikayenin bundan sonraki kısmını, fikretin hayatına dahil olan önemli karakterleri anlatarak devam edeceğim. sırada fikret muallanın karşılıksız aşkı hale asaf var.