şükela:  tümü | bugün
  • utup yorumcularinin da dedigi gibi, yuz senelik zaman dilimi tesadufen secilmis olamaz, bu malum sahislarca yurutulen fenerbahceyi karalama kampanyasinin bir devamidir. cumhuriyetin, fenerbahce cumhuriyetine saldirisidir. halbuki bu iki rejim ne guzel yuzyillardir baris icinde yasamakta, birbirine kiz alip vermekteydi, birileri icimize nifak sokana kadar.

    acaba mayistan sonra gencler "sariiii..laciveeert" diye bogurup, birbirlerini coskuyla bicaklayabilecekler mi?

    zaman-mekan disindan gelen: ah be sozluk, ah be.
  • "reklamda çocuk sömürüsü"nden sonra şimdi de "reklamda atatürk sömürüsü" akımını ortaya atmış filmdir.
    1881-2007 ha!! bu ne kör bir totemciliktir! 1881'de doğan o adam, sen sert bir reklam yaparken oraya 1923 tarihini koymayı akıl edesin diye düşündü, konuştu, yazdı, yaptı; sen onun gösterdiği yer yerine parmak ucuna bakasın diye değil.
  • önceki reklam*dan bu yana bir harf devrimi geçirmiştir.

    cumhuriyet gazetesindeki bu çağdaşlaşma eğilimi devam ederse, bir sonraki reklam filmini takvim devriminden sonra çekebilir; cumhuriyetin kuruluşunu 1923 alarak çağdaş uygarlıkların kullandığı takvime geçebilir.
  • ucuz bir darbe çığırtkanlığından başka bir şey değildir.

    iyi bir alternatif önermiyorsun ki kardeşim? sen daha tehlikelisin.

    ayrıca bu kadar saygın yazarı bünyesinde barındırmış ve barındıran bu yaşta bir gazetenin, bu hale getirilmesi çok tatsız. bu kadar da taraf olunur mu be abi? bu nasıl gazetecilik?
  • acaba hep beraber "farkındayız" desek ne olur diye merak ettiğim bir slogana sahip reklam filmidir. evet hepimiz farkındayız tehlikenin. ne olacak şimdi? ne yapalım? seçimleri mi sabote edelim, akp'ye oy vermesi muhtemel kitleyi meydanlarda mı yakalım yoksa hızlı bir darbe planıyla yönetime el mi koyalım (konulsun)? ne yapalım?

    cumhuriyet'e sahip çıkın derken bu sistemin mümkün kıldığı ve yine aynı sistem içerisinde var olan seçim sisteminin olanaklarıyla tek başına iktidar olmuş ve yine benzer haklara dayanarak cumhurbaşkanını kendi içerisinden çıkartacak olan bir partiyi saf dışı etmeye çalışmak ve bunu cumhuriyetinize sahip çıkın diyerek onulmaz mantık hatalarıyla yapmak beni sadece güldürüyor. üstelik sadece gülmekle kalsam iyi, günün birinde çıkıp "kağıtlar heba ediliyor ormanlarınıza sahip çıkın" deme hakkını da bana veriyor.

    türkiye'yi perperişan eden başa gelen liyakatsizler değil, halkın iradesini manipüle etmeyi kendilerinde bir hak olarak görenlerdir. akp başa geldi diye cumhuriyet elden gitmez, ama "cumhuriyete sahip çık" diye insanları gütmekten bugün elimizde kalanlar ortada.
  • "16 mayısta saatler 100 yıl geri alınıyor. tehlikenin farkında mısınız? cumhuriyetinize sahip çıkın"

    cumhuriyete bakarsak, tehlikenin farkına varalım, eyvallah vardık diyelim, ne yapabiliriz acaba 16 mayısta saatleri 100 yıl geri aldırmamak için? sonuçları istediğimiz gibi olmayacaksa seçim yaptırmayalım. iyi de ben gariban bir sade vatandaşım. herhangi bir kuvvetim var mı? yok. dolayısıyla bana değil bu uyarı. kuvvetli olanlara.

    bu reklamın hedef kitlesi yanlış. brifing şeklinde olmalı idi.

    tarih verince çağrışım yaptı
    (bkz: 12 mart)
    (bkz: 12 eylül)
    (bkz: 27 mayıs)
  • cumhuriyet gazetesi, memleketin sahiplerinin yani milletin, meşru yollarla seçtiği meclisin, meşru yollarla ve anayasanın buyurduğu gibi seçeceği cumhurbaşkanının ülkeyi yüz sene geri götüreceğini düşünüyor.

    bu; cumhuriyetin eli kolu olan parlamento üzerinden iradesini tecelli ettiren milletin iradesine karşı bir tavırdır. milletin meşru yollarla tecelli eden iradesinin memleketi yüz sene geriye götüreceğini, memleketi batıracağını, cehennemin kapılarını açacağını söylemektir. cumhuriyet gazetesi bunları diyorsa, artık millet ile bir ilişkisi kalmamış demektir, cumhuriyet için artık millet yoktur, o milletle hukukunu bitirmiştir.

    bu halde, milletsiz kalan cumhuriyet, gazetelerini kime satmaya çalışmaktadır?
  • birkaç saat içinde bu kadar enrty girilmesine neden olduğuna göre etkili bir reklam filmidir.
  • kanimca iyi bir fikrin* sakiz gibi uzatilmis ve tadi kacirilmis devam filmleridir. tehlikenin farkinda misiniz ilk ciktiginda iyi dusunulmustu, belki verdigi mesaj yeni filmlerle ortusuyordu ama tabiri caizse ince gormustu, daha ustaca tasarlanmisti. yeni reklamlar ise bu incelikten cok uzak, belki de rte'nin cumhurbaskanligina cok rahatca ulasiyor olmasinin verdigi bir caresizligin yarattigi agresifligin izlerini tasiyorlar. tayyip erdogan'in cumhurbaskani olacak olmasi beni de cok endiselendiriyor ve rahatsiz ediyor, ama cumhuriyet'in yeni reklamlari da benzer bir rahatsizlik verdi. reklamda malesef boluculuk de var hedef gosterme de, bir bilinc olusturmaktansa yaygara koparmak kaygisi tasiyor sanki. ha turkiye'de yaygara koparmayana da meme vermiyorlar tabi, orasi apayri...
  • tehlikenin farkında olmayanların, cahilliklerini ortaya vurmalarını sağlayan reklamdır. cumhuriyet gazetesi uzun bir süredir bu tehlikeden bahsedip duruyor. demek ki, bir yere saplanıp kalmış da deseniz, hala bilmeyenler var; araştırmak öğrenmek ellerinde.

    şimdi 2. konu: e ne yapabiliriz? kimse sana çık da taşını sopanı al, ankara'ya yürü demiyor. belki cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın bir etkisi yok ama (uyanın!) yakın zamanda genel seçimler var. hala bir ışık belirmedi mi kafanızda? oy kullanmayan kaç insan vardı geçen seçimlerde? insanların oy kullanmaması kime yaradı en çok?

    diyor ki "uyanın ey insanlar, bakın tehlike!". parmağımın ucuna bakmayın ama, diye de eklemesi gerekiyordu herhalde.