şükela:  tümü | bugün
  • oha, nasıl kimse bahsetmemiş? tatilya'da vardı böyle antin kuntin birşey. korku tüneli gibi ama korkutucu atraksiyonlardan ziyade bol bol ilginçlikler siki vardı. zincirli merdivenler olsun, komikçi aynalar olsun, bir ileriye bir geriye yürüyen zemin olsun, bunlar hep okul gezisi dışında tatilya'yı göremeyen biz varoş çocukları için deyişik şeylerdi. çoğumuz alabora ya da tren'den tırstığımız için yapacak birşey bulamayıp, "bu geziye 7 milyon verdik olm, 1827364 kere curcunele entegre olmalıyım" diyerek curcunele abanırdık. o yaşta entegre olmak akşsfjakljask
  • bu gudubetin halk arasındaki adı korku tüneli idi. kimse curcunel demezdi. en sondaki labirentten çıkarken yerden bir anda hava fıssslatan bişi vardı. millet tam "oh kurtuldum" derken ödünü bokuna karıştırırdı.
  • tatilya'daki bir eğlence ünitesiydi. girişten sonra inilen merdivenlerin hemen dibinde bulunduğu için genellikle ilk hep buraya girilirdi. sonra tren vesaire... sıradan zaten... -bildiğin- karanlık bir ortam... labirentler, tek tük lazer ışınları, bastığında göçen basamaklar, beklenmedik zamanda önüne çıkan engeller, kurukafalar, atmosferik sesler... hitap ettiği kitle için bir sürü korkutucu öğe yani... kaybolanlar falan da olurdu bazen, çıkışta dalga geçilirdi bu tayfayla. en son da, çıkış kapısının aydınlığı görülürdü, "hah" denirdi, "çıkıyorum, kurtuldum artık"... derken kapı hizasında, yerdeki deliklerden gelen ani hava son sürpriz olurdu. burası ayrıca etekli kızları kesmek için iyi de bir soteydi.
  • bundan 15 sene önce tanışmıştım bu mükemmel macera alanıyla. mükemmel eğlenceliydi. terliysen parlak yeşil görünürdün içeride. aynalar vardı insanı şekilden şekile sokan. dönen minderler, kaygan zemin vs.
  • bir yerinde nedense horoz öterdi yüksek sesle. orada dönen bi zımbırtı vardı, içine girip ellerle ayaklarda çevirip eğlenirdik. neden horoz öterdi gerçekten anlam veremedim. tasarımcıya sormak lazım. horoz sesinden korkmamız mı gerekiyordu acaba?
    (bkz: tatilya)