şükela:  tümü | bugün
  • oynadigimiz oyunlarda mantar bir eleman var ise oda oynasin onunda kalbi kirilmasin oda bizim canimiz dercesine verilen unvan.
  • (bkz: rotten apple)
  • atila alpöge'nin 1959 yılında yazdığı, genç oyuncular grubunun 1961'de oynadığı oyun... ilkokuldan üniversite yıllarına kadar türk gençliğinin sorunlarını aktaran muhteşem bir eserdir.. bugün bile pek çok genç tiyatro ekibi tarafından oynanmakta, -ne yazık ki- güncelliğinden hiç bir şey yitirmemiştir...

    oyuncu sayısı kadar iskemleden başka hiç bir dekora gereksinimi olmayan ve zaman-mekan bütünlüğüne sahip olmayan oyun çocukluğun ve gençliğin çeşitli dönemlerinden sunulan kesitlerden oluşur... çocukken şahit olunan psikopat olaylar, ilkokulda alay edilen çocuklar, lisedeki manyak öğretmenler, üniversitedeki manyak profesörler, karşı cinsten arkadaş edinme gibi olayları konu alan karanlık bir oyundur... herkesin okuması, daha da ziyade izlemesi gerekir...

    1999 yılında aydoğan temel tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir...
  • yazarının hakkında şöyle şöyle dediği eser:

    "çürük elma bir çığlık. genç adamın çevresinde gözlediği, günlük yaşantısında deneyimin getirdiği anlaşmazlığa, aptallıklara, kalitesizliklere ve daha da önemlisi sevgisizliğe isyan.

    yazıldığı yıllarda oyunun kısa sürede çekiciliğini yitireceğini düşünmüştüm. türkiye değişiyordu. oyunun değindiği konu da değişecekti. ama 30 yıl sonra yeniden seyrettiğim zaman görüyorum ki, seyirci hala aynı şeylere gülüyor; oyun hala aynı tepkileri yaratıyor. doğrusu bu beni irkitiyor. türkiye elbette değişti de, ama acaba bu değişim daha çok yüzeysel mi kaldı?"
  • bana ait bir eser, söz beste herşey tamam 3 dakika 32 saniye kadar, klibini de kafamda çektim, bi tek aranjesi falan kaldı işte o da yakında çıkar.

    sarhoşken alınan ses kayıtları: 12-24-2014 / varese

    yürürken öylece,
    bir sağa bir sola bakarken
    geçerken bir köprünün altından,
    ya da ay'a bakarken,
    bir benzin istasyonundan geçerken.

    geçerken kiralık daireler var,
    yaşamaya müsait.
    ve pahalı arabalar,
    her yerde yanımızdalar,
    küçük mini motorlar,
    ve benzin istasyonları,
    güzel bir noel gününün,
    içine ediyor egzosla,
    duman duman
    dumanları.

    hayat bizim için pek de karışık,
    olmasa gerek.
    bir sağa dönmemek kararı
    ve incitme kararlılığı kadar.
    yavaş ve rutin oysa ki;
    her yerde ne kadar karışık olduğuna dair,
    atıp tutan biz değil miyiz?

    ve öyle ki geçerken,
    bir tren yavaşça kapının önünden
    belki bir çin lokantasının önünden
    hiçbir şeyden habersiz bekleyen ruhlar gibi,
    ya da yeni açılmış bir manavdan alınmış,
    çürük bir elma gibi.
  • "ey adam, karnında yılan var deseydim, asla yılanı çıkartamayacaktın. bu yüzden sana zorla çürük elma yedirdim ki yılanı kolayca, farkına bile varmadan çıkart... karnında yılan olduğunu bilseydin çıkartamazdın..."

    mesnevi'den hatırladıklarım.