şükela:  tümü | bugün
  • sıkça rastlanan bir durumdur, sizinle mülakatı yapacak kişinin cv'nizi mülakat esnasında ilk defa okuyor olması halidir. muhtemelen önceden cv'nizi okuyup sizi görüşmeye çağıran ile sizinle mülakat yapanın aynı kişi olmamasından kaynaklanır. yine de tuhaf bir durumdur.
  • bunu yapıp,
    "aa askerliğini yapmamışsın, niye goruşmeye geldin ki" diyen vardır bi de,
    böyle insana kafa atmanın keyfi: paha biçilemez..
  • türkiye'de insan kaynakları gerçekten de akılalmaz bir branş sevgili sözlük.

    ya hepsi geceleri bir yerlerde toplanıp bir şeyler içiyor, ya da bana hep böyleleri denk geliyor.

    cv'niz türkiye'de %98 ihtimalle mülakata girmeden aceleyle basılır ve siz anlatırken göz ucuyla incelenir.

    hadi bunu da geçtim de, mülakatı ofisindeki masasında yapmak nedir? soru sorup önündeki laptopla ilgilenmek nedir? saba tümer misin sen?

    niye beni dinlemiyorsun? dinlemeyeceksen ne s.kime çağırdın? amacın ne? nerede insanlık? nerede bu kaynaklar?
  • yeteneksiz, işine ve karşısındaki insana saygısı olmayan ve muhtemelen de ilgili görev ile yakından uzaktan ilgisi olmayan işe alım uzmanlarının gerçekleştirdiği eylem.

    efendim, böyle bir insanla karşılaşınca onu şikayet etmeyen bünyeler de, en az onun kadar suçludur. şöyle ki;

    bu arkadaşımız ne iş yapar? cv tarar, telefonda mülakat yapar, yüzyüze mülakat yapar, diğer ik süreçlerine destek olur vs. yani temel işi cv'dir. bu adamın temel işini yapmadığını görünce hemen ilgili noktalara başvurmakta fayda var. o an herhangi bir tepki ver(e)meyebilirsiniz. sadece ismini öğrenin yeter. güzelce vedalaşın ve büyük nimet linkedin'in başına oturun. ilgili şirkette çalışan birini bulun ve mümkünse 'manager' sıfatlı biri olsun bu. buradan gayet profesyonel bir dille konuyu anlatın. zamanınızın ne kadar değerli olduğunu bilsin bu dangalaklar. ne kadar önemli olduğunuzu unutmayın/unutturmayın.

    ola ki linkedin de bulamadınız. o zaman hemen ilgili şirketin web sitesine girip info'lu mail adresini arayıp bulun oraya mail gönderin. uslübunuzu hiç bozmayın. profesyonel olmaktan vazgeçmeyin. en kötü ihtimalle a@sirketwebsitesi.com gibi bir mail adresi taratın googleda. bir adres bulursanız ilgili şirketin ik müdürü/direktörü şahsın adını bulup aynı formatta mail adresini belirleyin. serzenişinizi ona gönderin.

    kim okuyacak, kim uğraşacak demeyin. gerçekten isterseniz birilerini bulabilirsiniz. ayrıca gerçekten çalışmak isteyebileceğiniz bir şirketse, bu mağrur ve ilgili tavrınızla birilerini etkileyebilirsiniz. herkes işini doğru yapsın diye tüm çabamız tabi ki.
  • dün galiba başıma gelen. ama zaten görüşmeyi yapan da satış departmanının başındaki bir hanımdı.

    yer bir tekstil firması güneşli'de. birkaç gün önceden telefonda görüşmeye çağrılıyorum. hayatımda en kötü firmalarla tanışma şansım oldu ama onlarda bile iş görüşmesi aşamasında böyle bir şey görmedim.

    ismi verilen insan geldi evet. bir baktım bir merhabadan sonra hızlı hızlı özgeçmişimi karıştırıyor. olabilir unutmuştur günde bin insanla görüşüyor diyebilirsiniz. ama devamını okuyun

    işte zaten kendinizden bahseder misiniz kısmı yalan oldu. direkt "şurdan mezun olmuşsunuz bu dili öğrenmişsiniz (nereden aklınıza geldi bu dili öğrenmek?!)

    artık ben bahsedemeyince kısa parantezler açıyordum suskun kalmamak için.

    sonra işte kaç yıllık satış tecrübeniz var ama bizim sektörde yok dedi. beğenmediğini zaten mimiklerinden ve imalarından anladım. olabilir beğenilmeyebilirim buna da saygım var. yani gelip de " işte o sektörde tecrübesi yokmuş başka sektörden gelmiş bni alsınlar diye ağlıyor" fav aşıklarına da tamam..

    ama güzel insan, ben size açık ve net bir özgeçmiş göndermişim, değil mi? yetmemiş ayrıntılı önyazı yollamışım ve eklemişim "eğer kriterlerim sizin için uygunsa " mülakata çağrılmak istediğimi not düşmüşüm.

    senin en azından buna saygı göstermen gerek iken, bir kaç gün önceden umut veriyorsun, bir gece öncesinden heyecandan uyuyamıyorum araştırma yapıyorum falan.

    hangi şartlar altında, hangi psikolojide ve zorluklar içersinde geldiğimizi zerre umursamadan böyle yapılması kanıma dokundu açıkçası.

    yani alma, gerçekten beni işe alma. anlarım da ayağına kadar getirip, ekstra bir soru sormayıp, ön yazıyı görmezden gelmişçesine çağrılıp sonra özgeçmişi görüp de "aaa olmaz ki bu" mesajını vermek ne derece insani? ne derecede kurumsal?

    hiç bir şey söyleyecek gücüm yok. inşallah ilahi adalet vardır diyorum. gerçekten vardır.

    işte bu görüşme dün de yazdığım ilk mülakatımı hatırlattı bana. zorlukla yaşam mücadelesi verirken, sağa sola koşturup " bence de hata bizde" diye sadece kendimizi yargılayacak gücümüz varken, yıllarca bileğimizin hakkıyla okumuş, kendimize,çevremize ve ülkemize fayda sağlamış olmayı hayal ederken, karşınıza bir kaç insan çıkıyor ve ümit ettiğiniz her güne küfürler ediyorsunuz.