şükela:  tümü | bugün
  • tam adı "cypherpunks: freedom and the future of the internet" olan julian assange'ın hukuki ve yaşamsal masraflarını karşılamak için yayınladığı kitabının ismi.

    http://www.orbooks.com/catalog/cypherpunks/
  • metis yayınları'nın dumanı üstünde henüz yeni çıkmış, türkiye'de yayımladığı kitap.
  • türkçeye "şifrepunk" adıyla çevrilen julian assange ,jacob appelbaum, andy müller-maguhn ve jeremie zimmermann'ın "özgürlük ve internetin geleceği üzerine" aralarında yaptıkları tartışamadan derlenen kitap.

    şifrepunk, "toplumsal ve siyasal değişimin araçları olan şifreyazım (kriptografı) ve benzer yöntemler kullanmayı savunan kişi" olarak tanımlanıyor.

    işte bu yukarıda adı geçen adamlar bunlardan. istiyorlar ki internette özgürce takılalım, devletler, hükümetler, iktidarlar, kısaca "muktedirler", bizim internette nereye tıkladığımızı, ne yaptığımızı bilmesinler, bu bilgileri toplayıp saklamasınlar.

    sadece internette tıkladığın yer değil kontrol altında tuttukları. bugün kredi kartı ile yaptığın her alışveriş de takip altında.

    herşey kayıtlı. dev bir veri deposu.

    sadece gözetlenmekle de kalmıyoruz, internette gördüğümüz bir yazı, bir haber, muktedirlerin eliyle komple silinebilir de. silindiğine, kaldırıldığına dair herhangi bir tekzip vb olmadan üstelik. bu bir yerden tanıdık geliyor. george orwell'in 1984'ü. (bkz: nineteen eighty-four) orada mesela iktidar olmak isteyenler oy için çeşitli vaatlerde bulunuyorlar. iktidar olunca da o vaatlerin olduğu gazeteleri ve yayınları, sanki hiç var olmamış gibi ortadan kaldırıyorlar. geçmişini, tarihini siliyorlar.

    hiçbir şey gizli kalmıyor.

    zaten biz de mal gibi bazı şeyleri ifşa ediyoruz kendi arzumuzla. facebook'ta yedi ceddimizi göstermiyor muyuz? "işte annem, babam, dayımgiller, ilkokulum, liseyi burada okudum, şurada tatildeyim"

    ya da foursquare'de anbean nerede olduğumuzu paylaşıyoruz.

    beynimize çip takmalarına ne hacet. gönüllü paylaşıyoruz zaten bunları.

    işte bu adamlar da diyor ki, biz sabilerin iyi niyetli yaptığı bu paylaşımlar kötüye kullanılmasın. bu bilgiler bir yerlerde biriktirilmesin.

    "internet insan uygarlığı için bir tehdit arz ediyor. bu dönüşüm sessiz sedasız gerçekleşiyor, zira olup bitenden haberdar olan kişiler küresel gözetim endüstrisinde istihdam edilmiş oldukları için, gerçekleri dile getirmek çıkarlarına ters düşüyor. kendi gidişatına bırakılacak olursa birkaç yıl içinde dünya uygarlığı izlemeye, gözetlemeye dayalı postmodern bir kara ütopyaya dönüşecek, ve internet konusunda olağanüstü hünerli bireyler dışında kimsenin bundan kaçması mümkün olmayacak. aslına bakılırsa işler çoktan bu raddeye varmış olabilir."

    şeklindeki girişiyle "tehlikenin farkında mısınız?" diye soruyor adamlar.

    http://birazkitap.blogspot.com/…3/04/sifrepunk.html
  • çevirmenlerin ingilizce bilmesi gerektiği kadar türkçe de bilmesi gerektiğini gösteren kitaptır.

    bir defa kitapta en çok kullanılan kelime olan cryptographyşifreyazım olarak kullanmak inanılmaz hata. bu işin içinde olan türklere biraz danışılsaymış iyiymiş. illaki türkçe kelime uydurmak zorunda değiliz herşeye.

    diğer öldürücü örnekler ;

    "internetin maddi muhtevasi, onun fikirlere ve bilgi akışına dayalı platonik niteliğine halel getirmektedir"
    "şifrepunk'ı genel okuyu kitlesi için sarih kılmak adına..."
    "ademimerkeziyetçi uygulamalar.."
    "hüsnü tabir.."
    "mukayese yapmak.."
    "birileri biraz daha ekâbir davranıp."

    çevirmen: (bkz: ayşe deniz temiz)

    yormayın abi türkçe'yi bu kadar, içine etmişsiniz kitabın.
    hangi genç, bu kitabı sonuna kadar okur ?
    kimse okumasın diye kasti mi yapılıyor bu işler ?

    edit: yeni kelime ilavesi
  • hakkında bilim ve gelecek'te ve karşı kültür'de yayınlanmış bir yazı. okunması için bir neden daha olan gıyabında julian assange kitabı. metis'ten çıkma.
  • türkçe çevirisi, özellikle bilişim terimlerinde dehşet saçan kitap.

    hadi zor geldi, bilişim konularından anlayan bir uzmana danışmaya üşendiniz ve sözcüklerin karşınıza çıkan ilk sözlükteki karşılıklarını yazdınız diyelim. 30 küsür yıllık "özgür yazılım" kavramını, "serbest yazılım" diye çevirecek ne vardı?

    iyi ki "bilgisayar" sözcüğü yaygınlık kazanmış durumda. öyle olmasaydı, büyük olasılıkla kitapta geçen her "computer" sözcüğünün, "hesaplayıcı" diye çevrildiğini görecektik.
  • blockchain ve cryptocurrency 'yi yaratan güruhun adı. kendi kabul etmese de genel görüş bitcoin yaratıcısının hal finney ya da nick szabo olduğudur.
  • gücü merkezi otoritelerin ve aracıların elinden alıp bireylere vermeye çalışan 80-90 lı yıllarda kurulmuş, şimdiki blockchain sisteminin fikir temellerini atan ve satoshi nakamoto lakaplı bitcoin yaratıcısının e mail listesinde içlerinden birkaç kişinin de olduğu radikal aktivistlerden oluşan (çoğu at kuyruklu yazılımcılar) topluluk.

    bitcoin öyle kriz sonrası laps diye ortaya çıkan bişey değil arkadaşlar. bitcoinden önce tıpkı bu topluluktaki elemanlar gibi birileri dijital para sistemini düşündü. hatta yapmaya çalıştı. ama bi yerlerde sorun çıktı ve başarıya ulaşamadı.

    bu cypherpunks larla aynı dünya görüşüne sahip wei dai 90 lı yılların sonunda b-para yı piyasaya sürdü. bitcoinde olduğu gibi b-para da dikkati kişiden kişiye anonim transferlere çekiyordu ve burada da ağda her bir katılımcı ile paylaşılan bir kayıt sistemi bu transfetlerin izini takip ediyordu.

    o aralar yine cypherpunks dan olan adam back e-postaları gönderenlerin kimliklerinin gizli kalmasını dağlayan anonim e-posta cevaplama programı yaptı. ironik bir şekilde bu yaptığı programlar nedeniyle kendisinin de arasında olduğu birçok kullanıcı spam mailler almaya başladı. bunun üzerine adam back spam mail atmayı zorlaştıracak hashcash adlı bir proof of work geliştirdi.

    yine bitcoinden önce o zamanlar cypherpunk ların taptığı bi isim olan david chaum amsterdam' da digicash şitketini kurdu. bu arada chaum uluslararası kriptolıjik araştıtmalar enstitüsünün de kurucusu. neyse. bu eleman digicash i kurdu ama cypherpunk ların kriptografiyi kişisel mahremiyeti geliştirmek ve gücü büyük ve merkezi olan kurumlardan bireylere kaydırmak amacına ters düşen işler yaptı. kurduğu sistemi gidip bankalara ve hükümete satmaya çalıştı. yani araya yine 3. taraf birilerini sokmaya çalıştı kendi sisteminde ve tabiki tutmadı proje.

    ve bammm. 31 ekim 2008 de hem b-paradan hem de adam back in pow undan etkilenen satoshi nakamoto lakaplı, muhtemelen eskiden kriptografiyle uğraşan ve cypherpınk larla aynı düşüncelere sahip aktivist bitcoin adında bir elektronik nakit sistemi üzerinde çalıştığını açıkladı. tabi kimliğini gizleyerek...
  • cyberpunk ile karıştırılmaması gerekir. 80'lerden sonra blockchain'in çıkış felsefesini hazırlayan genelde bilgisayar programcılarından oluşan gruptur. kriptografi kullanarak kişisel bilgilerin güvenliğini ve gizliliğini sağlamanın insanlığı kurtaracağı görüşü hakimdir.

    cypherpunklar der ki bizler kişisel bilgilerimizi saklaması için devletlere ve büyük şirketlere güvenemeyiz. eğer hak iddia ediyorsak haklarımızı korumalıyız! (biraz da hacker olmalarının verdiği korkuyla bu işe atılmışlar sanırım). bitcoin işte bu düşüncelerin eseridir. bitcoin'in gibi kripto paralarda kişinin bilgileri tek bir kaynakta saklanmaz bu yüzden de tek bir kurum ya da kişinin erişimine/hakimiyetine açık değildir. para transfer etmek istediğinizde banka gibi aracı kurumları ortadan kaldıran bir teknolojidir. tam cypher-punk'ların dediği şeyleri yapar, gizliliği korur ve insanları özgürleştirir (aracılardan bir nev-i kurtararak).

    biraz liberal, biraz anarşist biraz da hacker bir felsefe diye özetlenebilir sanırım.