şükela:  tümü | bugün
  • charles baudlaire ın bir şiiri. batı şiirlerinden kitabında sezai karakoç un çevirdiklerinden biri. el emeği değil copy paste ama bulmakla şanslıyız yine de.

    cythere’e yolculuk

    kalbim bir kuş gibi, hür ve şen şatır
    uçuyordu kanatlar gergin; halatlar gergin
    ve gemi kayıyordu, ışık saçan güneşin
    sarhoş ettiği melek, sularda ağır ağır.

    bu kara, bu mahzun ada hangisi?
    bu cythere, şarkıda yaşayan diyar;
    ihtiyar çocuklara eldorado ninnisi;
    halbuki zavallı bir toprak, dostlar!...

    tatlı sırlar adası ve kalp bayramlarının.
    tutmuş meşhur venüs’ün güzel, mağrur hayali
    bir koku gibi, deniz ve göğünü, anlarsın.
    aşk, bahtsızlık doldurur ruhlara onun eli.

    yeşillikler, açılmış çiçeklerin ülkesi,
    yok sana kapılmamış tek millet, tek bir kimse.
    havanda öyle uçar dindar kalplerin sesi
    gül bahçesi üstünde koku nasıl yüzerse.

    veya bitmez ötüşü vahşi bir güvercinin...
    - cythere artık pek zayıf insanların toprağı;
    artık bir çakıl çölü, çığlıklar acı, derin.
    buna rağmen var bence bir tuhaf başkalığı.

    bu bir tapınak değil, bir orman gölgesinde,
    ki bir genç rahibenin, - çiçeklerle sevişmiş –,
    gittiği yer, vücudu sır alevinde pişmiş,
    rüzgarların varlığı eteğinin sesinde...

    fakat işte sahili tâ kökünden uçuran
    kuşlarla yelkenleri birbirine katan su!
    gördük ki üç ayaklı bir darağacıydı bu,
    siyah bir selvi gibi gökten apayrı duran.

    biraz önce asılmış genç avları üstüne
    çullanmış yiyorlardı çılgın yırtıcı kuşlar.
    kâfir gagalarını can evine sokmuşlar
    her kanlı noktasından, gözleri döne döne..

    gözleri iki delik, karın kısmı boşalmış,
    kalçaları üstüne akıyor barsakları.
    cellâtlar ağza kadar iğrenç zevklere dalmış.
    iğrenç zevklere batmış gaga ve kursakları.

    ayakları altında, bin ağızlı bir sürü,
    burun havaya kalkık, fır fır dönüyorlardı.
    en büyüğü ortada, çığrışıyorlar : “yürü.”
    - bir cellat yanında binbir yardımcı vardı. –

    ey cythere’in, çok güzel bir semanın çocuğu
    bütün bu acıları sesszice çekeceksin!
    o hayasız tapınman sebebi işkencenin;
    mezardan mahrum eden, günahların soluğu.

    senin acın yazılı en duygulu yerime!
    görünce seni yavrum, o sarkık kol ve ellleri.
    yükseliyor bir kusma gibi tâ düşlerime
    eski acılarımın kabarık, uzun nehri.

    ey aziz hâtıralar şahı biçare şeytan!
    senin önünde duydum, panter ve kargaların
    kuvvet ve şiddetini, çene ve gagaların,
    didik kadar edecek kadar bana can atan.

    -sema câzibedardı, deniz bir su, yekpare;
    fakat her şey kapkara ve kanlı benim için.
    bir hüzün sisi sarmış ne yazık ki çepçevre,
    kalın bir kefen gibi, etrafını kalbimin.

    senin adanda venüs! buldum bir tek şey gerçek;
    gölgemin asıldığı hayalî bir sehpa, ah!
    tiksinmeden vücut ve kalbimi seyrederek
    kuvvet ve cesareti ver bana rahim allah!

    batı şiirlerinden –çeviriler-, sezai karakoç,
    diriliş yay., 1986

    charles baudlaire

    kaynak:
    http://www.ogretmenlersitesi.com/…yazdir.asp?id=166
  • "göl gezisi belki de , watteau'nun cythere'e yolculuk tablosunu yeniden yaşatmak için düzenlenmiş. ne var ki, çağdaş giysilerimiz görüntüye ters düşüyordu." gerard de nerval - les filles du feu (sylvie öyküsü)

    (bkz: taxidi sta kythira/@ibisile)