şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bes ressam, bir heykeltras, zeki faik izer, nurullah berk, cemal tollu, abidin dino, elif naci ve zuhtu muritoglu tarafindan 1933 yilinda temelleri atilan sanat akimi.
    neden d derseniz, bu gune kadar turk resim tarihinde osmanli ressamlar cemiyeti, sanayi-i nefise birligi ve mustakil ressamlar ve heykeltraslar birligi adiyla 3 grup kurulmus. yeni kurulan bu gruba da alfabenin 4. harfi uygun gorulmus.
    grup, turk milletinin neden sanattan anlamadigindan yola cikarak ne yapsak da bu milletin sanattan anlamasini saglasak diye kafa patlatmis, sergiler acmis.
    daha detayli bilgi icin http://www.hurriyetim.com.tr/…nat_halilberkay26.asp
  • ykb nin kazim taskent sanat galerisinde ve msu resim ve heykel muzesinde baslayan kapsamli sergi. ustelik hazirladiklari cok akillica kucuk bir oyun sayesinde sergiyi gezenler en az yarim saat iceride kaliyor, her resmi dakikalarca seyrediyor.
  • ortaya çıktıkları dönemde, bir ara "deliler grubu" diyenlerin de çıktığı (terbiyesizlik düpedüz!) ressamlar grubu.
  • d grubu; nurullah berk, zeki faik izer, elif naci, cemal tollu, abidin dino ve zühtü müridoğlu gibi isimlerin bir araya gelerek oluşturdukları sanat tarihimizin ilk grup etkinliği... güzel sanatlar birliği (osmanlı ressamlar cemiyeti), yeni ressamlar cemiyeti, müstakil ressamlar ve heykeltraşlar birliği’nden sonraki dördüncü sanat topluluğu... grup, bu nedenle simge olarak latin abecesinin dördüncü harfi “d”yi seçmiştir.

    zamanla turgut zaim, bedri rahmi eyüboğlu, eren eyüboğlu, eşref üren, arif kaptan, halil dikmen, sabri berkel, salih urallı, hakkı anlı, fahrünnisa (fahr el nissa) zeid, nusret suman ve zeki kocamemi’nin de katılımıyla grup üyelerinin sayısı artmış, léopold lévy, şeref akdik ve cemal nadir güler de yapıtlarını birer kez grupla sergilemişlerdir.

    grup, müstakil ressamlar ve heykeltraşlar birliği ile birlikte cumhuriyet'in genç sanatçı kuşağını temsil etmiş, dönemin görsel sanatlarında etkili bir rol oynamıştır. grup üyelerinin çoğu paris'te çeşitli atölyelerde çalışmış, özellikle andré lhôte'un ‘kübist’ ve ‘yapısalcı’, fernand léger'nin ‘sentetik kübist’ biçim anlayışını, ‘yaşayan sanat’ söylemiyle türk sanat ortamına sokmuştur.

    özellikle 1930’lu yıllarda devletin halkçılık ve ulusçuluk programı doğrultusunda sanata ‘yeni’ ve ‘ulusal’ bir yön verilmesine katkı sağlamıştır. chp hükümeti'nin çağdaşlaşma isteğine paralel olarak batıdaki yeni akımlardan yararlanmış, düzenlediği sergilerle ‘yeni’ sanatı halka göstermeyi amaçlamıştır. 1960 yılında düzenlenen son sergiyle birlikte yurtiçinde on altı sergi açan grup, yurtiçinde ve yurtdışında da birçok sergiye grup adı ile katılmıştır.

    bu yıllar arasındaki tartışmalar ‘ulusal sanat’, ‘yeni sanat’ ve ‘yaşayan sanat’tır.
    bu başlıkların açılımı; geçmişten/kaynaklardan yararlanma, batı öykünmeciliğinden kurtulma ve sanatı devrimin hizmetinde ideolojik bir alana dönüştürme ya da türk rönesansını gerçekleştirme isteği şeklinde belirlenebilir. türk ulusu değişen görüntüsünü ancak yeni teknikler, yeni anlayışlar/akımlar kullanarak doğru ifade edebilirdi. d grubu avrupa’da toplumsal, siyasal, kültürel değişimlerin sonucu olan “düşünce sanatı”nı savunurken, kübizmin bunu anlatmak için en uygun dil olduğuna inanıyordu. d grubu’nun etkin olduğu yıllar, grup sanatçıları arasında da zamanla bazı düşünce farklılıklarına yol açıyordu.

    sanat yazılarıyla da çağdaş türk sanatında etkin rol oynayan d grubu üyeleri, bugün hâlâ sürekli tartışılan bir yerin de sahibi olmuşlar, 1950’li yıllarda yaygınlaşmaya başlayan ‘soyut’ sanat tartışmaları içinde de yer almış, daha sonra çalışmalarını kişisel olarak sürdürmüşlerdir.
  • nurullah berk'in 5 ekim 1933 tarihli vakit gazetesinde yazdığı yazısını bir nevi manifesto olarak kabul eden grup.
    yazı şöyle:

    "san'at için san'at=d grupu.o, çığır açmıyacak.fakat sanati resmiyetten, nizamnamelerden, maddelerden, dalaverelerden, cehaletten, eblehlikten kurtaracak.o san'atin kalp işi, dimağ işi, kültür işi olduğunu göstermiye çalışacak."

    ps: alıntı, o günün türkçesine sadık kalınarak yazılmıştır.
  • cumhuriyetin ilk yıllarında düzenlenen her sergi için izleyicilerden ücret alınıyordu. d grubu bu geleneği yıkarak halka sanatı ulaştırmak için sergilerinden gezme ücreti almayarak bir ilke imza attılar. daha sonra güzel sanatlar akademisinde "hoca" olduklarında halkın gözündeki beğenileri bir kez daha arttı.
  • d grubu tıpkı ab grubu gibi izleyici pastasını oluşturan bir gruptur.
    lakin sözlükte dahi "d grubu ressamları" başlığına taşınmış/yönlendirilmiş olmaları değersiz, önemsiz görüldüklerini ortaya koymaktadır.
    kimdir bu d grubu?
    suç ve şiddet öykülerinde, trajik haberlerde adları geçmedikçe medyada görün(e)meyen, düşük gelir sahibi, sahip oldukları oy potansiyeli nedeniyle sadece seçim dönemlerinde önemsenen, seçim sonrası karar alma süreçlerinde en fazla ihmal edilen gruptur.
  • 1933 -1947 yılları arasında faaliyet göstermiş bir ressam grubudur. f. izer, a. dino, e. naci, c. tollu, n. berk isimli beş ressam ve z. müridoğlu isimli heykeltraştan oluşan bir gruptur. aralarında müstakil ressamlardan da üyeler bulunur. isimlerini berk'in önerisi ile alfabenin 4. harfinden alırlar çünkü kurulan 4. türk ressam birliğidir. genç osmanlı ressamlar derneği, sanay-i nefise, müstakiller ve 4. olarak d grubu.

    d grubu üyeleri empresyonizmi reddedmiş kübist ve konstrüktivist tarzda eserler vermişlerdir. konularını atatürk türkiyesi ve milletinden almışlardır. d grubu klasisizme değil, akademizme ve doğanın olduğu gibi taklit edilmesine karşı çıkmışlardır. burullah berk'in anlatımıyla: d grubu üyelerine göre memleketin sanatı elli yıl geridedir. bunun sebebi de 19. yy ikinci yarısından itibaren erkinlik gösteren batılı tarzda resim yapan ressamlar ve akademidir. bu süreç şeker ahmet başa ile başlamış çallı'ya kadar devam etmiş olan bir dönemdir ve akademinin yanlış eğitim politikası sebebiyle oluşmuştur. oysa ki avrupa'da kübizm, konstrüksivizm, sürrealizm gibi akımlar vardır ve atatürk inklapları sayesinde gelişen değişen ve batılılaşan ülkenin kültür sanat alanında da daha fazla vakit kaybetmeye tahammülü yoktur. grup mimoza şapkacısında bir sergi açmıştır ve bu sergi türk sanatının modern döneminin başlangıcı sayılır. peyami safa tarafından desteklenen grubun ilk sergisinin broşürü de peyami safa tarafından yazılmıştır.
  • .
  • d grubu hakkında belki de en güzel değerlendirmeleri yapanlardan peyami safa'nın* sözleri şu şekilde:

    '' d grubu manga değil. ne sağa çark, ne sola. ne de başçavuş. kendi etrafında dönen altı kafa; altı çift göz ki maddenin üstüne de, içine de bakıyor ve ölüde bile gizlenen canı arıyor gibidir. yeni resim değil bu; avrupalı yahut yerli resim de değil- resim. ne delacroix, ne cezanne, ne manet, ne monet, ne pisarro, ne picasso. hayır: abidin, cemal, nurullah, naci, zeki, zühtü. ne ekol, ne akide. kaideleri bir kelime: resim. ama öküz ve fotoğraf aynı şeyi görürler. hiçbir insan başka bir insanla aynı şeyi görmez. nazariye yapmıyorum. bilinen şeyler, d grubunun altı ayrı bakış açısı olduğunu bir kez daha söylemek istedim. bu altıgenin köşelerini birbirine bağlayan hiçbir şey yok mu? olacak. yahut bir benzerlik formülü çıkarabilirsiniz. en tabiilerini alalım: arkadaşlık. bir çağdan olmak ve ressam olmak. hatta bazı estetik bağlar da bulunabilir. fakat aman.. söze ve nazariyeye düşmeyelim ve buyurun sergiyi gezelim. eğer orada bizi görüşümüze tıpatıp uyan bir eser varsa kötüdür. çünkü aynı şeyi görme hassası, aynada, fotoğrafta ve öküzde vardır. bizim gibi görmeyen d grubunun gözlerinden öperim.''

    ilginç olan şudur ki: hem ortak bir isim altında birbirlerinden neredeyse tamamen farklı çalışmalar yapmışlar hem de yine aynı sebepten (ortak bir üsluplarının olmamasından dolayı) dağılmışlar.

    not: grubun, ankara cermodern'de 25 marta kadar sergisi vardır.