şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • faydali olmak acisindan, toplasin d vitamini hakkinda bildiklerimi anlatayim.

    hersey 2017'da basladi. 2017 ocak-subat-mart. spor yapiyorum, fakat kilo aliyorum. cok acaip gunler geciriyorum. omrumde hic dis curugu yasamamis olan adamim, bir anda 2-3 dis curugu peyda oldu. saclarim seyreklesiyor, ailemde kel adam yok, epil epil sacla gezeriz hem baba tarafi hem anne tarafi. kellesme yok ama bilirsiiz iste, seyreklesme, teller inceliyor vs.

    is artik oyle bir raddeye geldi ki, spor yapmama ve yediklerime dikkat etmeme ragmen hayatimda gorebildigim maksimum kiloyu gordum. lan ne oluyor?

    doktorlara gitseniz "psikolojik" deyip geciyorlar herseye. tamam, stresli bir hayat yasiyoruz, is vs. psikolojik oldugu muhakkak, da, insani bazen makina gibi ele almak lazim gelir, psikolojik kokenli bu makinanin nresi bozulmus bulalim da tamir edelim?

    butun herseyi saclarimin cok hizli yaglanmasindan fark ettim. ulan sabahina banyo yapiyoruz aksamina full yaglanyior ne ayak?

    ufak tefek arastirmalar derken, bu olayin stres kaynakli olabilecegini fark ettim (you don't say?) cok hizli yaglanan sac derisinin kortizol hormonu ile dogrudan iliskisi var.

    simdi gelelim kortizol'a.... bu tam bir rrrrossspu cocugu olan hormona.

    normalde, oldukca faydali evrimsel acidan. olayi nedir? bir stres, tehlike aninda vucut tarafindan pompalanip, enerji seviyesini anlik yukseltip, "savas ya da kac" denkleminde kacacacaksaniz da savasacaksaniz da anlik destek atan bir hormon. yikin abicim tum glikozlari, topla topla topla, vur enerjiye abicim hadi abicim" diye calisan cok agresif vardiya amiri gibi dusunun.

    oyle de, bir kotu ozelligi var bu serefsizin. "ben varsam baska bir sey dolasmasin kaninda bebeyim modunda takilir. yanibir "olagan ustu hal" amiridir. hormonun olmasi gereken sekli, yani, cok kisa sure salgilanip, hizla tepki verdirip, bu olaganustu hali cozup, (aslani mi disleyeceksin, bizonu mu devireceksin artik ne yapacaksan) kabuguna cekilmek ama bu surede baska hic bir hormonun isine karismamasindan emin olmak. (bunu da nasil yaptigini anlatacagiz...)

    sorun gunumuzde basliyor. gunumuzdeki hic bir vaka, 2 miylon yil oncesinin anlik tepkisi degil yani aslan gordum (stres) gachayim. tamam tehlike gecti gibi degil. beynimizin yarattigi sorunlar, yahut algiladigimiz sorunlar, gecip gitmiyor. ofisteki tirrek berkecan, evdeki kaynana, yahut borclariniz, yahut bitmek uzere olan iliskiniz vs. hep varlar , bir sabit , bir constant olarak hayatinizdalar. savanada aslan gordum. ya olurum/kavga ederim ya da kacarim. butun olay en fazla 1 saat icinde olur biter. modern dunya oyle degil, ayni stres etkeni, kortizolu salgilatan sorun, aylarca, yillarca hayatinizda kalabilir.

    demistik ya , kortizol kanda iken diger hormonlara cok izin vermez, (testosteron'u da bloklar mesela.) cunku "skerim simdi seksini de goygoyunu da ha, beyindeki noronlar sorun tespit etti, ciddi bir sorun tespit etti, abi beni salgila dedi, ben de salgilandim, kosacaksin aslanim, yardir ha bebegime" seklinde takilan bir amir oldugundan bahsetmistik.

    iste bu kortizol ile, d vitamini de, vucutta ayni reseptorlere baglaniyor. yani kortizol kanda uretiliyor, beyine geri bildirim yapiyor, "ben kandayim, reseptorlere tutundum, cunku noronlarin sorun algiliyor, beni salgilamaya devam ediyorsun."

    bu durumda kandaki d vitamini sentezlenemiyor cunku tutunabilecek reseptorler kortizol tarafindan bloke edilmis durumda, kan getiriyor d vitaminini beynin ilgili bolgesine, "abi yer yok?" "selaminaleykum abi? ben d vitamini abi, gunesten damitildim, herseyin yolunda oldugunu, havanin guzel oldugunu, gorus mesafesinin ilik gibi, sicim gibi, mis gibi oldugunu anlatan yegane birimim... fakat kamyon parkedecek diye siz reseptore kortizol eklemissiniz abi? sanirim ben gunesten sentezlendim ama, yani, goremedigim bi durum var aslandan falan kacacaksiniz, ben bolmiyim abi, ben buradan en temizi bobrege gideyim, beyine rapor vermeden atilayim abi. hurmetler abi. yengeye selamlar" diyip gidiyor.

    yani stres, derler ya, stresi besleyen bir surec. dongu soyle isliyor:

    -vaka olusur, noronlar, goz, el, ten, koku ile (goz kismian dikkat onu da anlatacagim) bir tehdit oldugu yargisina varirlar,
    -kac/savas denklminde kortizol pompalanir.
    -kortizol gerekli ayarlamali yapar. reseptorleri doldurur.
    -tehdidin gecmesi lazim ffakat noronlar, tehdit algisini surdurur (modern dunya)
    -kortizol salgilanmaya devam eder, d vitaminleri hala baglanacak serbest reseptor bulamaz.
    -vucut kandaki hormonal durumla artik "gunessiz, karanlik, post-apokaliptik nukleer savas sonrasi bir ortamdaymis" gibi bir sekle donusmustur.
    -survival kanallarini acar, "ulan magarya mi dustuk ne oluyor mk? hic d vitamini geri bildirimi alamiyorum, demek ki gunes yok. gunes yoksa besin de yoktur, fotosentez yapan bitkiler de yoktur. bitmeyen kis. sifir gunes. abi ben buldugumu depolayayim, kandaki glikoz miktari kanalini yardir abi. ne bulursan karbonhidrat namina su ile birlestir yaga donustur depola, belli ki soguk/karanlik bi ortamdayiz ki d vitamini yok. lazim olacak. kemikler? skerim kemikleri (d vitamini magnezyum/kalsiyum'un kemiklere ulasmasni da saglar bu arada, dedigimiz gibi, d vitamini = gunes, gunes =saglik, mutluluk, guclu kaslar, gelismek, kemik guclenmesi, gurbuzluk, sihhat) su an tek derdimiz lop bir et /yag torbasi olarak sag kalmakta.

    sonuc: dislerde curume, kilo alimi , saclarda seyreklesme...

    doktora kan testi yaptirip olcturdugumde d vitaminim resmen yok cikmisti kanda. 3.1 ng/ml (normal minimal deger 19-20 dir. 30-40 dahi istenir) . adam ohannas amk diyerek 50,000 lik tablet verdi. bildigin kafam kadar d vitamini. dirke gunesi isirdim bi donem.

    sonuc: d vitamini takviyesi ile, 2 ayda 10 kilo veris, saclarin geri gelmesi, dislerdeki /ne yazik ki/ bu elim vakanin bir hatirasi olarak 2 dolgu.

    ozet: d vitamini eksikligi stres kaynakli (kortizol" olabilecegi gibi, genetik olarak da olabilir.
    d vitamini hayat vitaminidir.

    en dogrusu hali ile evvela stres kaynaklarini yok etmek, sonucta, takviye d vitamini adeta bir bombardiman ile, kortizoller arasindan siyrilma ile amaclanan bir durum, yani 10 tane elek var, 9'u kortizol doldurmus, 1 serbest. oyle bir d vitamini yigiyorsunuz ki , yeni kortizoller baglanmadan kanda hayvan gibi yuklenmis d vitaminin baglanma olasiligi artiyor, hesap bu.

    yoksa stres varsa d vitamini takvieysi kesin cozum degil / kanirtarak cozmek aslinda. fakat yine cozmek... acil durumlarda ise yarar.

    d vitamini yoksa hayat da yok, yoklugu uzun vadede kansere dahi sebep olabiliyor.
    (abiler 10 yildir d vitamini yok, gunes yok, sanirim dunya bitti, iyi bari biz de kaynak tuketmeyelim , hucreler, kontrolsuz bolunun abi, rna/dna onaracak durumumuz yok)

    ikincil sonuc: mutlak surette kendinizin doktoru olmaniz lazim. elbette su girimde binlerce cahilane yorumum oldu ama kendime teshis koymaya ugrasmasam, "lan benim kafam neden bu kadar yaglaniyor" demesem, doktora gidip, ya hocam bi kan testi yapabilir miyiz rica etsem? dislerimde de curume var? hic olmus sey degil? demesem, 10 kilo aldim zbam diye ne is? demesem, bunlar olmayacakti ki, gittigim doktor kilo icin mesela "tabii yani ofis isi yaptiginzi icin heheheheh" diye hemen konusmaya basladi.. bilader 45 dakika hiit yapiyorum, barfiks, sinav ne varsa yapiyorum, gunde 1500 kalori aliyorum sen neyin kafasi? kismini saygili sekilde dile getirdikten sorna "iyi bari d vitaminine de bakalim " diyebildi ancak.

    dip not: spor da bu arada stresin bu yuzden bas dusmanidir, "tamam abi fiziksel bi aktivite oldu, sanirim kacildi tehlikeden" mesaji verir noronlara. kortizolu bu yuzden dusurur.

    en dip not: goz demistik ya. goz tamamen yalan bir organ. beyniniz hayati tamamen kandaki hormonlar/vitaminler araciligi ile algiliyor. ana algilama bicimi bu. goz/kulak/burun aslinadacok guvenilmeyen 2. veri saglama araclari. onlara cok guvendigi soylenemez, yani gunesten gozunuz yaniyor olsa da, kandaki d vitamini beyin reseptorlerine ulasamiyorsa beyin icin karanlik, post apokaliptik bir dunyada yasiyorsunuz. ona gore ayarlamalarini yapiyor. aslinda hakli. milyar yillik evrimde goz cok sonradan gelisen bir tanimlama araci. ilk arac , vucut sivilari.

    o yuzden vucut sivilarinizdaki hormonlara/vitaminlere dikkat gencler.
  • prof dr. ahmet aydın'ın hakkında şunları dediği vitamin.
    "d vitamininin bircok gribal durumda başarılı olduğunu gösteren çok önemli çalışmalar oldu, ama nedense ön plana çıkmıyor. çünkü 3-4 aylık d vitamini ihtiyacınızı karşılayan d vitamini ampulu 150 krş. kar getirmiyor."
  • anksiyete ve depresyonun bir numarali dusmani. tesaduf eseri yaptirdigim tahlilde d vitamini seviyemin 14 cikmasi sonucu 2 doz devit kullandim. oncesinde cilgin kas segirmelerine sahiptim. insanin karin kasi segirir mi arkadas ya ? benimki goz segirmesi gibi segiriyordu iste. yel girmesi denen olay yuzunden iki buklum oluyordum falan. ortada hic bir problem yokken sinir bombasi gibi patliyor durduk yere heycanlaniyordum (bkz: anksiyete). ustune bir de sabahlari mutsuz uyaniyor hayatima lanet ediyordum. iste boyle pis mikrop bi durumdayken devitle tanistim. ilk dozda hicbir degisim olmadi. 4 hafta sonra 2. dozu aldim ve onun da ustunden 2 hafta gecti. farkettim ki 2 haftadir turp gibiyim. internette durumu arattim ve bir cok 'vitamin d cured my anxiety' topici ile karsilastim. bunun uzerine her psikiyatristin antidepresan yazmadan once d vitamini testi istemesi gerektigini farkettim. tabi donen ilac ranti ne kadar musade ederse... devit denen seyin fiyati 2 lira. bir gun cikip anksiyeteden 2 liraya kurtulcaksin deseler dunyada inanmazdim..
  • d vitamini ve kolesterol ilginç bir ilişki içindedir. d vitamini hücre içinde yapılır. normal şartlarda, d vitamini oluşumu için güneş ışığı mutlaka gereklidir. ayrıca hücre içinde, d vitaminini oluşturacak temel moleküllerin yeterli miktarda olması gereklidir. temel steroid molekülü hücre içinde zaman içinde azalırsa d vitamini eksikliği ortaya çıkar. yani insanda kolestrol düşük olursa d vitamini yapımı sıkıntıya girer. çünkü hücre içinde d vitamini sadece kolesterol molekülünden yapılır!

    d vitamini düşük olanların kalp krizi geçirme riski, diğerlerine göre üç kat fazla olduğuna göre hesabı siz yapın, kolesterol hakkında söylenen yalanlara hemen kanmayın.
  • harcımı kararken her şeyden bol bol koyan rabbim, bana d vitamini koymayı unutmuş asdfghgfgdfs

    şaka bir yana, d vitamini eksikliği çekiyormuşum. sokakta görsen bu vitamin eksikliği çekiyor demezsin. su aygırı gibi insanım. güneş desen allahın günü odamda. evden çıkmadan bronzlaşan tek insan benimdir heralde. buna rağmen d vitamini 7 civarı çıktı. 10dan düşük çıkması demek çok ciddi eksiklik demekmiş. ki arkadaş kış da değil, ağustos ayındayız. herhalde tahlili kışın versem, iyice yerlerde sürünecek.

    oramın buramın parkinsonlular gibi titreyip seğirmesi, esnerken gıdıma bile kramp girmesi gibi acayip durumların hepsini bu d vitamini yokluğuna bağladık. hatta kilo vermede sıkıntı da çıkarıyormuş bu eksik olma hali. zaten bir tane kilo verdiren hastalığım olsa şaşarım. tirişin geçsin diye sokaktan kedi boku toplayasım var. evde de kedi var her gün topluyoruz gerçi ama evdeki sağlam maşallah paraziti maraziti yok.

    d vitamini diyordum kedi bokuna ne ara geldik biz? heh. bu eksiklik kötü şey dostlar. yıllardır kendimi nelerle besliyorum yani vitamin minaral açıdan bi eksiğimin olması çok koydu bana. doktor ilaca da başlamadı. ogtt de çıksın hepsine birden ilaç başlarız dedi. iyi dedim ben de. bayramdan sonraya kaldık yani. ogtt çıkar, böbrek için ultrason çekilir. x olur y olur derken benim semptomlar hızla ilerliyor. doktor acil bişey yok dedi ama, gelsin o çürüyen dişlerime, çekilen diş etlerime, kramptan kıvrılan muhtelif organlarıma anlatsın acelesi yoku. ay sinir oldum!
  • canan efendigil karatay'in da uyesi oldugu uluslararasi d vitamini konseyine gore fazlasinin toksik olduguna dair bilimsel bir kanit yoktur. var diyen doktora kanit gostermesini soyleyin. ancak su var ki, d vitamini mineral emilimini arttirdigi icin k2 vitamini de alarak bu mineralleri kemik ve dislerinize yonlendirmeniz gerekiyor.

    su kitapta goreceginiz uzere gunluk 100000 uniteye kadar cikmis yazarin biri ve mucize etkilerini gormus. ha bu kadari abarti olabilir ama onemini buradan anlayabilirsiniz.

    yine ayni konseye gore d vitaminimiz en az 80-100 arasinda olmali, 100'un ustunde olunca bagisikligi guclendirici ve koruyucu bir hal aliyor. 20-30'a yeter diyen doktorlar kendini gelistirmeyen tembel ve ise yaramaz doktorlardir, hemen o doktoru degistirin. ornegin benim kepek problemimde gittigim doktor d vitamini ile alakali hicbir sey soylemedi ancak simdi arastirinca goruyorum ki d vitamini her turlu egzama ve cilt hastaliginin gecmesinde kilit bir role sahip. hakikaten de kepek problemim gunesli gunlerde oldukca azalirken kisin cok kotu hale geliyordu. simdi d vitamini kullanmaya basladim, bakalim ne olacak?

    bu arada asagidaki bakinizdaki verdigim ilaci en iyi sekilde igneyle alin, bunu yapamiyorsaniz zeytinyagi ile karistirarak icin. cunku d vitamini yagda erir, ekmekle icmek zararlidir.

    (bkz: devit-3)

    edit: link yenilendi.
  • konunun turistiyim, ama siz niye daha iyi tanitmiyorsunuz d vitaminini noktasindayim, ve diyecegim: insani at yapiyor. bildiginiz beygir. bir hanimefendiye yakisiyor mu'yu bir kenara birakirsak, iki gunde bir aliyorum, on saat araliksiz ders, toplanti, proje, bana misin demiyor, eve gelince de ustune uc gobecik atiyorum, oooh degmeyin keyfime. burasi yalan, da bunun fazlasi vucuttan atilamiyor, o acidan kac gunde bir alayim kestiremedigimden simdilik en dusuk dozunu iki gunde bir ama, size sacta, tirnakta, deride yarattigi farki anlatamam. nivea krem kullan ama d vitamini al, oylesi. siddetle tavsiye.
  • laboratuvar imkanlarının bu kadar geniş olmadığı eski zamanlarda bir besindeki d vitamini miktarını anlamak için farelere sadece o besinden oluşan bir diyet uygular, daha sonra fareleri öldürüp kemiklerindeki kalsiyum yoğunluğunu ölçerlermiş.
  • d vitaminin eksik!!! güneşe çık, güneşe...

    gelin bugün d vitaminini inceleyelim.

    kanserden giribe, diyabetten otoimmün hastalıklarına, obeziteden depresyona kadar etkilemediği yerin kalmadığı, diğer vitaminlerden bazı yönlerden ayrılan, eşsiz bir vitamindir. ecnebiler bunu “the sunshine vitamin” olarak da adlandırırlar.

    dünya popülasyonunun neredeyse %50’si d vitamini eksikliği yaşamaktadır. bununla ilgili herkese fazladan veriliyor diye zamanında birçok haber de çıkmıştı lakin rakamlar da bir bakıma bu tüketimin fazla verilmesinden ziyade gerçekten eksiklik olduğunu doğrular nitelikte.

    eksikliğinde genel olarak size verilen formları literatürde d2 ve d3 olarak geçmektedir ve güncel araştırmalar kronik hastalıklarla savaşta, ihtiyaç olan dozdan daha fazlasını tavsiye eder niteliktedir.

    d vitamini az önce de bahsettiğimiz gibi diğer vitaminlere nazaran eşsizdir çünkü üretimi için gün ışığı olmazsa olmazdır. bunun yanı sıra, esmer tenli insanların ciltlerinde bulunan melanin'den dolayı uvb emilimi daha fazladır ve bu nedenle aynı miktarda d vitamini üretebilmek için beyaz tenli insanların 3 ila 5 katı daha fazla gün ışığına ihtiyaçları vardır. bu arada gün ışığında fazla durmanız d vitamini aşırı dozuna neden olmaz, aşırı dozun tek sorumlusu dışarıdan alınan takviyelerdir bu da not olarak kenarda dursun.

    d vitamininin d2 ve d3 olmak üzere aktif 2 formu vardır. dışarıdan destek olarak aldıklarımızda d2 ya da d3'tür(küçük bilgi: somon, uskumru gibi yağ açısından zengin balıkların çoğu d3 vitamini içerirken margarin ve kahvaltılık tahıllar d2 vitamini içerir). farkı ne derseniz şuradan faydalanabilirsiniz. bu iki formuda vücut kullanabilmesi için daha farklı yapılara dönüştürmesi gerekir ve d3, d2'ye göre bu dönüşümü %500 daha hızlı yapar. d2'nin proteinlere bağlanması daha zayıftır bu da ömrünün kısa olmasına neden olur.

    d vitamini olmadan kalsiyum'un sadece %10-15’i, fosfor’un %60’ı emilir. yeterli seviyede bulunmasında ise kalsiyum emilimi %30-40, fosfor emilimi ise %80 oranında artmaktadır.

    belki de en çok kafa karıştırıcı durumlardan biri de "güneş kremi d vitamini sentezini etkiler mi?" ikilemidir. evet arkadaşım etkiler, hem de olumsuz. misal olarak 30 faktörlü güneş kremi, d vitamini sentezini %95 oranında azaltır.

    yaşlandıkça da cildin d vitamini sentezleme gücü azalır bu yüzden yaşlıların daha fazla gün ışığına çıkması gerekmektedir. bunun yanında d vitamini yağda çözünen bir vitamin olup steroid hormon olarak davranmaktadır. deride üretilen d vitamini ise kanda üretilenin yaklaşık 2 katı kadardır.

    aktive olabilmek için ise vücutta 2 hidroksilasyon'a uğrar. bunlar calcitriol(yarılanma ömrü 15 saat) ve calcidiol(yarılanma ömrü 15 gün).

    bir de hastalıklarla olan ilişkisine göz atalım.

    kanser; d vitamini önemli bir anti-inflamatuar etkiye sahiptir. günümüzde birçok araştırma düşük d vitamini seviyesinin kanser riskini arttırdığını göstermiştir.

    şu araştırmadaki kanser haritası baya yol gösterici bu konuda. şu, şu ve şunun gibi birçok araştırma mevcut. kanserin birçok çeşidi ve farklı parametreleri olduğun dolayı çok detaylı girmiyorum.

    saç; kemoterapi sonrasında dökülen saçlarla ilgili olarak birçok araştırma yapılmış zamanında. mesela şu araştırmada farelere kıllarını döken bir kimyasal verip fareleri 2 gruba ayırıyorlar ve bir gruba topikal olarak calcitriol veriyorlar. dökülmeyi engelleme de herhangi bir rolü olmuyor fakat dökülenlerin geri çıkmasında şöyle bir sonuç ortaya çıkıyor(33 günün ardından).

    sedef; çok lanet bir hastalıktır kendileri, annemden biliyorum. birçok değişken var etkileyen ancak d vitamini analoglarının bu konuda başarısını da buraya yazmazsam ayıp olurdu.

    şuradaki araştırma sedef üzerine yapılan çalışmaları özetleyen bir çalışma detaylı bakmak için atıfları takip edebilirsiniz. kısaca bahsedecek olursak; kortikosteroid başarısı %72,7 iken calcitriol başarıları farklı çalışmalarda farklı sonuçlar olmak üzere %75 civarlarındadır(topikal). 2009 yılında dafda onayı almıştır, doktorlarınızı bu konuda aydınlatın size kortikosteroid yazıp yollamalarına izin vermeyin, tek kurtuluş o değil. şurada da fda onayı alırken yapılan çalışmalar var bakmakta fayda var efendim.

    ayrıca sedef için (bkz: #61184106)

    hipertansiyon ve kalp hastalıkları ; birçok araştırma hipertansiyon ile d vitamini arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermektedir. yapılan bir çalışmada düşük d vitamini seviyesi olan insanların kalp hastalığına yakalanma ihtimali %60'tan daha yüksek çıkmıştır. bir başka çalışmada kadın ve erkeklerden oluşan bir gözlem grubu 4 sene boyunca takip ediliyor ve çalışma sonucunda d vitamini eksikliği yaşayanların, d vitamini fazla olanlara göre hipertansiyona yakalanma oranları 3 kat fazla olarak tespit edilmiştir.

    obezite; d vitamini seviyeleriyle bel çevresi ve vücut yağ oranı ters orantılıdır.

    6 ila 18 yaşlarındaki çocuklarda yapılan araştırmada d vitamini eksikliğinin obez ve aşırı kilolu çocuklarda görülme olasılığı oldukça fazla bulunmuştur. yine d vitamini eksikliğiyle obeziteyi doğru korelasyonda bulan bir başka araştırma.buradaki araştırmada ise hem d vitamini-kanser hem de obezite-d vitamini ilişkisni irdeleyen birçok araştırma bulunmaktadır. daha çok bilgi edinmek isteyen o araştırmalardan da faydalanabilir.

    depresyon; norveç’te yapılan bir çalışmada yüksek doz d vitamini(20.000-40.000 iu) alanların; placebo'ya oranla, 1 yıl sonunda depresif belirtilerinde anlamlı bir düzelme olmuştur.
    d vitamini eksikliği depresyon ihtimalini %8-14 arttırırken intihar girişimini de %50 oranında arttırdığı görülmüştür.

    kognitif bozukluk; italya’da yaşlı insanlar üzerinde yapılan 6 yıllık bir araştırmada düşük d vitamini seviyeleri az olanlarda önemli ölçüde bilişsel azalma görülmüştür.

    otoimmün; yapılan bir çalışmada yüksek seviyede d vitamini olan kişilerin ms'e yakalanma oranları düşük seviyede oranlara göre %62 daha az olduğu tespit edilmiştir.
    doğuştan bebekleri takip eden bir fin çalışmasında, d vitamini takviyesi alan çocukların tip 1 diyabete yakalanma riski %90 daha az olduğu görülmüştür.

    grip; japonya’da yapılan bir çalışmada d vitamini takviyesi alan çocuklar(1200 iu) %40 oranında gribe daha az yakalanmışlardır.

    escp, tıbbi gözetim olmaksızın aşılmaması gereken d vitamininin bakım toleranslı üst sınırlarının;

    6 aya kadar olan bebekler için 1000 iu/gün,
    6 aydan 1 yıla kadar olan bebekler için 1500 iu/gün,
    1-3 yaş arası çocuklar için en az 2500 iu/gün,
    3-8 yaş arası çocuklar için 3000 iu/gün,
    8 yaş üzeri herkes için 4000 iu/gün olarak,

    gözetim altında ise;

    çocuklarda 0-1 yaş arası 2000 iu/gün,
    1-18 yaş arası çocuklar için 4000 iu/gün
    19 yaş ve üstü çocuklar ve yetişkinler için 10000 iu/güne kadar çıkılabileceği tavsiyesinde bulunmuştur.

    son olarak ilaç etkileşimlerine gelecek olursak, kortikosteroid'ler kalsiyum emilimini azalttığı için d vitamini metabolizmasının bozulmasına sebep olur. bunun dışında orlistat, kolestiramin, fenobarbital, fenitoin ile kullanımlarında dikkat etmek gerekli.
  • d vitamini seviyesi dibe vuran bana alanında çok başarılı bi nörolog hanımefendi (diğer tüm doktorlar gibi) devit ampül ekmeğe kır ye demişti. geçenlerde bir eczanete devit ampül almaya gittiğimde eczacı şeytan görmüş gibi sağlık bakanlığından devit ampülün yasaklandığına ilişkin yazı geldiğini zira söz konusu ampül içerisinde aşırı dozda d vitamini olduğunu ve bunu bir anda almanın böbrekler üzerinde korkunç bir etki yarattığını, kendisinin yıllardır aynı şeyi savunmasına rağmen iplenmediğini, işte şimdi sağlık bakanlığının aklının başına geldiğini vs. söyledi. d vitamini eksikliği olan günlük küçük dozajlarda almalıymış. devit ampül ancak raşitizm hastalığı gibi acil vakalarda kullanılabilirmiş. insan gerçekten hayret ediyor madem böyle bir lethal dose durumu söz konusu ne diye uzman doktorlar dahi millete devit ampülü ekmeğe kırın yiyin diye akıl veriyor? bu yeni keşfedilmiş bir element mi sanki? türkiyede yaşamak gerçekten yorucu.