şükela:  tümü | bugün
  • arthur rimbaud'dan bir alıntıyla başlıyor.

    "dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır."
  • karşıma, benden daha
    sessiz biri çıktığında, sesimi yükseltirim
    namussuz biri çıktığında, namus timsali kesilirim
    salak biri çıktığında, akıl veririm
    günahkar biri çıktığında, onu ayıplarım
    .....
    iyisi çıktığında, kaçarım
  • ya çok erkendir bunu duyduysan, ya da bir şeyler eksik kalmış.
  • --- spoiler ---

    gaza'nın yazdığı gücün gücü makalesi ve bu makalede bahsettiği spiral yönetim şeması mükemmeldir. müthiş bir demokrasi eleştirisidir.
    --- spoiler ---

    ayrıca çok rahatsız edicidir. okumadan bu başlığa gelen kişilere uyarım olsun. hakan günday, resmen sizi rahatsız etmek için uğraşmış. dayanması zor, ama dayanabilirseniz ödül büyük. 5 saatlik uçak yolculuğunda elimden bırakamadım.

    born to be wild
    raised to be civilized
    dead to be free
  • --- spoiler ---

    dünyayı defalarca uzaktan görmüştüm. belgesellerde. kapkaranlık bir uzay boşluğunun içinde, masmavi, yemyeşil, bembeyaz bir küre. kesinlikle anlaşılmıyordu üzerinde çocuk sikildiği.

    --- spoiler ---
  • sonsuz diye bir şey varsa olamaz bir zarftır.

    hiçbir şey sonsuzluk varken, daha yukarda, daha aşağıda, daha az, daha çok ve-sa-i-re olamaz.
  • bazen, bir cümlenin tüm yükünü tek başına sırtlanır da, ses etmez, daha.

    "bir gün daha geçti sessiz, renksiz, hareketsiz, neşesiz, sensiz..."
  • ozan doğulu ve yalın'ın ortak yapımı şarkı.

    eş dost hemen uyandı şu halime
    bi dolu bi boş çabamın istikbaline
    mahalle delikanlıları da destekte
    onlar bu gidişe muhalefet
    çat pat değil sular seller gibi
    okyanus oldum sen karaya deli
    dinleyenin söyleyene şu tavrı
    çok acıklı durdu maalesef
    döksem yollarına dünyaları
    gelmiş geçmiş en büyük aşkı
    canımın üstünde yerin var bekliyorum ooooof
    daha ne diyeyim aman ne diyeyim
    karşı dağların heybetinden mi gireyim
    ben ne bileyim ah ne diyeyim
    yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
    daha ne diyeyim aman ne diyeyim
    karşı dağların heybetinden mi gireyim
    ah ne diyeyim ben ne bileyim
    yakar o gülüşün kafa bırakmaz güzelim
    daha ne diyeyim aman ne diyeyim
    ah ne diyeyim ben ne bileyim
  • bitirmemek için ne kadar uğraştıysam da bitirdim kitabı. halbuki gayet güzel uyumuştum, ama olmadı, uykumdan uyandırdı beni. hakan günday, yine bize her şeyi tersten gösteriyor, insanlığımızdan utandırıyor, nefret ettiriyor, hadi bakalım yaşayın şimdi diyor. keşke demese ve iyi ki de diyor.

    ben çok seviyorum bu adamı, ergenmiş, ergenlerin tanrısıymış falan geçin bunları. adam içimizdeki karanlığı, yüzleşmekten imtina ettiğimiz şeyleri çat diye önümüze koyuyor. keşke koymasa ve iyi ki de koyuyor.

    --- spoiler ---

    en büyük zevkim, okuduğum kitaplardaki karakterlerle aramda benzerlikler bulmak, bağlantılar kurmak. ama bu sefer hiç zorlanmadım, gaza'ya ne kadar benzemiyorsam o kadar benziyorum çünkü.

    kendimi eve kapattığım günlerde bu kitabı okumuş olmam tesadüf mü, bu kitabı okuyabilmek için mi kendimi eve kapattım, yoksa kitabı okudukça mı evden çıkamaz oldum tam emin değilim. ama sonunda geldiğim nokta, sigara almak için bile dışarı çıkamamak oldu, şikayetçi değilim. gaza'nın deposu benim için önce evdeki odamdı, sonra yurt odası oldu, sonra da ev. onun üç tarafını çeviren cesetler, benim dört tarafımı çeviren duvarlar. ben de büyüdüğümde hep yalnız kalmak istemiştim, kaldım da, ama bunu isterken sonra ne yapacağımı bilmiyordum. hala da bilemiyorum, o yüzden hiçbir şey yapmıyorum.

    bundan birkaç yıl önce, elime herhangi birinin saçı değse, içten içe çığlık atabilecek kapasitedeydim. bu insanlarla temas meselesinin benim için nasıl bir sorun olduğunu kimseye anlatamadım hiçbir zaman, anlatamam da. hatırladığım veya bilincinde olduğum herhangi bir travma da geçirmedim aslında, sebeplerini bilmiyorum. ama kendi kendime yöntemler geliştirdim, doğru olduğunu iddia edemem fakat oldukça yararlı oldu benim için. neticede gaza'nın linçi varsa benim de kendi yöntemlerim var. artık tanımadığım insanları bile öpebiliyorum, kusma isteğimi kontrol etmekte de zorlanmıyorum. hatta sevdiğim insanlara istekle ve zevk alarak dokunmayı bile öğrendim. zor ve uzun bir süreç oldu ama kendimi geliştiriyorum hala, en zoru da bunu kimseye farkettirmemeye çalışmak. hem benim morfin sülfata da ihtiyacım yok, ilerde olmaz demiyorum ama etil alkol ve tütün legal uyuşturucular olarak işimi fazlasıyla görüyor.

    bunlara odaklanmaktan, kitapta görmem gereken diğer şeyleri görebildiğimden şüpheliyim, eğer kitap okurken cümlelerin altını çizme gibi bir alışkanlığım olsaydı, kitap karalamalardan geçilmezdi. neyse ki öyle bir alışkanlığım yok. kitabı da müthiş politik tespitler içeriyor diye övecek değilim, gerek yok çünkü.

    neyse işte, yine duvardan duvara vuruldum, gaza'yla birlikte cesetlerin arasına gömüldüm, gece uyuyamadım, kitabı okuduğum sürece peşimi bırakmayan baş ağrısı gözlerimi yaşarttı, ateşim düşmedi ama bütün bunlar bu kitabı en az 10 kere okumamı engelleyemez.

    sadece evden çıkıp da tekrar sosyal hayata nasıl karışacağımı ve normalmiş gibi davranacağımı hatırlamam gerek. yalnız okula giderim ama, o kadar boşvermedim henüz, o kadar da değil...

    --- spoiler ---

    bu da kitabı okuduğum sürece dinlediğim, dinlemediğim zamanlarda da kendi kendime söylediğim şarkı, alakası bence de yok ama;

    when it comes to acting up, i'm sure i could write the book.
  • daha

    ben kendime
    yalanlar soyledim

    sonra ben o kendimden
    onları dinledim

    dinledim
    dinledim

    özdemir asaf *
hesabın var mı? giriş yap